T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/604
KARAR NO : 2025/771
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/08/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, lastik sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirket, davalı firmaya mal ve hizmet sattığı ancak davalı, müvekkili şirkete ödemesi gereken bedelleri ve sair borçlarını ödemeyerek
temerrüde düştüğü, toplam 93.660,00-TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla ----- İcra Müdürlüğü’nün ------ sayılı dosyasından ödeme emri tebliğ edildiği,
davalının haksız itirazı ile icra takibi durdurulduğu, davalı borçlu, satın aldığı malların ve
hizmetlerin bedellerini edemediğini, 2023 ve 2024 tarihli faturalardan ve cari hesap
dökümünden anlaşılacağı gibi davalı cari hesaptaki borcunu ödemediği, davalı adına
düzenlenen faturalara davalı tarafça bir itiraz da edilmediği, takip tarihi itibariyle ödenmemiş
93.660,00-TL tutarındaki cari hesap bakiyesinin tahsili için icra takibi başlatıldığı-------İcra Müdürlüğü ------- Esas sayılı takip dosyasına yönelik haksız
itirazın iptaline ve takibin devamına, itirazında haksız olan davalının, İİK.’nun 67/II. maddesi
uyarınca hükmolunacak meblağın %20 (yüzde yirmi)’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr
tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa
yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, ------İcra Müdürlüğünün ------. Sayılı dosyası ile alacağın tahsili amacıyla müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlattığı, müvekkili şirketin takibe konu edilen şekilde ve talep edilen miktarda borcunun olmaması nedeniyle haklı olarak itiraz
edildiği, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve süregelen bir ticari ve cari hesap ilişki
bulunmamasına karşın mesnedi belirsiz alacak kalemleri çıkarılarak alacaklı olduğu iddiasına
itibar edilemeyeceği, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine taraflar arasında alacak / borç
durumu söz konusu olmadığı, iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar
mutabakat da bulunmadığı, davacı tarafından müvekkili firma adına fatura düzenlenmiş
olması taraflar arasında ticari ilişkiyi ispatlamak için yeterli olmadığını, davaya dayanak yapılan
faturalardaki hizmetin ifa edildiği de davacı tarafından ispatlanamadığını, borcun varlığını kabul
anlamına gelmemek kaydıyla, dosya kapsamında davacı-alacaklının davalı müvekkili şirketi
takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair ihtarname veya başkaca bir belge
bulunmadığından temerrüdün, takip tarihi itibariyle gerçekleştiği kabul edilebileceği,
temerrüt gerçekleşmeden faiz talep edilemeyeceğinden cihetle davacının işlemiş faiz talebinin
reddinin gerektiği, TTK'nın 1530. maddesinde yer alan düzenlemeler, tedarik
sözleşmelerine ilişkin olduğundan somut olayda taraflar arasında tedarik sözleşmesi
bulunduğuna dair iddia ve belge sunulmadığından, davalının temerrüt tarihinin bu yasal
düzenlemeye göre belirlenmesi mümkün olmadığı, davanın haksız ve mesnetsiz olarak açıldığından bahisle, davanın esastan reddine, kötü niyetli alacaklı hakkında %20'den aşağı
olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin
davacı yana yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:
-----. İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı icra dosyası celp edilmiş, Gelir idaresine müzekkereler yazılmış, şirketlerin ticaret sicil kayıtları ve davacıya ait BA-BS formaları celp edilmiş, ------ Asliye Ticaret Mahkemesine defter incelemesi yönünden talimat yazıldığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz nedeni ile açılan itirazın iptali davası olduğu uyuşmazlığın temelde taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklı alacak bulunup bulunmadığı bulunması halinde miktarı noktalarında toplanmıştır.-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Talimatı ile davacı defteri üzerinde incelemeler yapılmış, bilirkişinin 28/02/2025 tarihli raporunda özetle; Dava konusu -----. İcra Dairesinin ------ Esas dosyasında ilamsız takipte
ödeme emri ile 30.06.2024 tarihinde davalı aleyhine 93.660,00 TL asıl alacak üzerinden fatura
ve cari hesap alacağı üzerinden, yıllık reeskont avans faiz talebiyle icra takibini başlattığı, davalı vekili tarafın, davaya konu icra dosyasına sunmuş olduğu 05.08.2024 tarihli itiraz
dilekçesinde; müvekkili şirketin alacaklıya borcu bulunmadığından bahisle, borcun tamamına ve
fer’ilerine icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğu görülmekle,
davacı şirketin incelemeye ibraz edilen 2023 ve 2024 mali dönemlerine ait ticari defteriyle ilgili
olarak; Davacının ticari defterlerinin e-defter olduğu, defter tasdikleri bakımından, 6102 sayılı
TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin açılış ve kapanış
tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, defter kayıtlarının ve bu kayıtlara dayanak
belgelerin birbirini doğruladığı, bu itibarla incelemeye sunulan ticari defterler bakımından HMK
222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince delile dayanan taraf bakımından ticari
defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu değerlendirildiği, Davacı tarafın ticari defter kayıtlarında, davalı --------kod numarası ile Alıcılar hesabı altında takip ettiği, inceleme dönemlerine ait
cari hesap hareketlerini gösterir döküm yıllar itibari ile bilirkişi raporunda tablo ile gösterildiği görülmüştür. Bilirkişi raporunun sonuç kısmında; Davacı tarafın incelemeye ibraz edilen 2023 ve 2024 mali dönemlerine ait ticari
defterlerinin ait olduğu yılda yürürlükte olan T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre
tutulduğu, ticari defterinin yasal süreleri içerisinde açılış ve kapanış tasdiğinin yapılmış
olduğu, defter kayıtlarının ve bu kayıtlara dayanak belgelerin birbirini doğruladığı, bu
itibarla incelemeye sunulan ticari defterler bakımından HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK
64/3 md. gereğince delile dayanan taraf bakımından ticari defterlerinin lehine delil
niteliğinin bulunduğu değerlendirilmiş olup, nihai takdir sayın mahkemenin olduğu,
davaya konu ---İcra Müdürlüğünün -------. Sayılı dosyasında
davacı tarafın 93.600,00 TL asıl alacağı fatura ve cari hesap alacağına dayalı, yıllık
reeskont avans faiz talebiyle başlatmış olduğu,
davacı tarafın ticari defter kayıtlarında, İcra takip ve Dava tarihi itibari ile davalı taraftan
93.600,00 TL alacaklı olduğu, celp edilen davalı 2024 BA formaları
incelenmiş olup, icra takibine konu faturaların e- fatura olduğu, taraflarca beyan
zorunlunun bulunmadığı, Sayın Mahkemece dava dosyası kapsamına celp olunan davacı
taraf vergi dairesince gönderilen 2024 yılına ait BS formu kapsamında 4 adet fatura
karşılığı KDV hariç 76.250,00 TL fatura beyanda yer aldığı, Ancak davalı taraf vergi
dairesince gönderilen 2024 BA formu kapsamında davacı tarafa ait herhangi bir
faturanın BA formunda yer almadığına ilişkin rapor sunulmuştur.Davalı tarafa her ne kadar defter incelemesi için gün verilmiş ise de, belirlenen günde defterlerini sunmadığına ilişkin tutanak tutulduğu görülmüştür.
Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 96.660,00 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak bilirkişi raporu da hükme esas alınarak 96.660,00 TL asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının -----. İcra Müdürlüğünün -------- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına,
2-Alacak likit olduğundan takipteki alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gereken karar harcı 6.397,91-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.131,18-TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 5.266,73-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 1.131,18 -TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 1.558,78-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 388,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.388,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.