T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/574
KARAR NO : 2025/768
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 15/08/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----/ Esas -----Karar sayılı dosyada tüm olaylar
detaylıca beyan edildiği, bahsi geçen dosyanın iş bu dosya içerisine celbini talep ettikleri, taraflar arasında --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- esas ------ karar sayılı
dosyasındaki 22/12/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre ----- Şirketi'nin kaza
tarihinde geçerli olan ZMSS azami poliçe teminat limitinin 57.500,00 TL olduğu, mahkeme kararı ile
21.000,00 TL ye hükmedildiği için; bakiye kalan 36.500,00TL destekten yoksun kalma tazminatının olay
tarihi olan 29/12/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya
verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
DAVALI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava da zaman aşımı söz konusu olduğu, kazanın 08/08/2006 yılında meydana geldiği, usulden davanın reddinin gerektiği, mahkemenin aksi kanaate olması halinde müvekkili şirketin kalan poliçe limiti 20.631,23-tl olduğu ve kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil şirketin sorumluluğu bakiye poliçe limiti kadar olabileceği, ----- ATM ------ Esas sayılı dosyasında verilen kararda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 15.868,77-TL tazminatın temerrüt tarihi olan 29.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği ve karar doğrultusunda ---. İcra Müdürlüğü ----. Sayılı dosyaya ödeme yapıldığı, dava dilekçesi ekinde de sunulan bilirkişi raporunda, bozma kararı sonrası yerel mahkemece tanzim edilen
05.09.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; ----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı
dosyasında yapılan ödemenin güncellenmesi sonucunda davacının maddi zararının 316.642,01-TL olduğu,
müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun 57.500,00-TL olduğu, sigorta şirketi tarafından yapılan
15.868,77-TL'lik ödemenin mahsubunun ardından bakiye teminat limitinin 41.631,23-TL olduğu
belirtilmiş, davanın reddine karar verilmesi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi beyan edilmiştir.
DELİLLER:
-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- Esas----Karar sayılı dosyası, davalı sigortadan 29/12/2006 tarihli kazaya ilişkin poliçe ve hasar dosyası celp edilmiş, sosyal ekonomik durum araştırmaları yapılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, kaza sonucunda vefatı nedeniyle uğranılan destek zararının talebinin davalılardan tahsiline yöneliktir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava, taraflar arasında bulunan ----Asliye ticaret mahkemesinin ---- esas sayılı ----- karar sayılı ilamında zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçe limitinin aşmasın nedeniyle davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talep edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmıştır.
---- ATM ---- esas ----- karar sayılı ilamının ilgili mahkemeden celp edilmiş, dosya içerisinde bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.Mahkememizce alınan 30/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda, dosyada mevcut belgeler ve geçmiş yargılamalarda alınan bilirkişi raporlarının incelenmesiyle; davalı Sigorta Şirketi
tarafından kaza tarihinde ZMMS poliçesi ile teminat altında olan ---- plakalı araç sürücüsü ------ asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiği ve yargıtay kararları dahil işbu kusur durumunda taraflar
arasında herhangi bir itilafın bulunmadığı görülmekle, sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu
olduğunun, araç içinde yolcu konumunda bulunan müteveffa bebek ----- kusurunun
bulunmadığının kabulü ile hesaplama yapılmış olsa da elbette 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi
kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği
(asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti hakim yetkisinde olabileceği, destekten yoksun kalmaya yönünde, müteveffa kız çocuğunun kaza tarihi itibariyle 9 Ay 6 Günlük ve ------ ili ikametgâh/nüfus kayıtlı olduğu
bilgisine dayanarak olay tarihi olan 2006 Yılı ---- İli ----- istatistiklerine göre Muhtemel Evlenme
Yaşının 23,84 olduğu ve Muhtemel Evlenme Tarihinin 06.09.2029 ’e denk geldiği, 06.09.2031 ’de 1. çocuk
(Kız) sahibi olacağı, 06.09.2033 ’de 2. Çocuk (Erkek) sahibi olacağı varsayılarak,
tek paydaş olan baba ------ açısından; kendisinin olay tarihi esas alınarak TRH-2010 yaşam
tablosuna göre hesaplanan bakiye ömür sonuna kadar,
muhtemel eş açısından; müteveffanın olay tarihi esas alınarak TRH-2010 yaşam tablosuna göre
hesaplanan bakiye ömür sonuna kadar,
muhtemel erkek çocuk açısından 18 Yaşına kadar, Muhtemel kız çocuk açısından 22 Yaşına kadar,
davacı baba için olay tarihinde cari TBK m. 53/3 uyarınca destekten
yoksun kalma tazminatı hesaplanmış ve raporda tablo şeklinde gösterilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde davacı baba ve annenin kaza tarihi itibariyle
çalışmasına dair herhangi bir belge tespit edilemediğinden, Yargıtay Kararlarına istinaden sadece baba yönünden Asgari Ücret Düzeyinde geliri olduğu varsayılarak Yetiştirme Gideri hesaplanacaktır.
Kaza tarihinde 18 yaşından küçük ve üniversite öğrencisi olmadığı sabit olan müteveffa destek kız çocuğu
----için kazanç elde etmeye başlayacağı varsayılan 18 yaşını ikame edeceği 03.11.2023 tarihine
kadar babanın dönem kazançlarına oranla %5 yetiştirme gideri düşünmesi ilkesi esas alınarak Yetiştirme
Gideri hesabı yapıldığı görülmüştür. Sigorta Mevzuatına ilişkin yapılan değerlendirmede, dava konusu, haksız fiil nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda 3 şahsın vefatı nedeniyle kalan
bakiye destekten yoksun kalma tazminat talebidir. Uyuşmazlık; taraflar arasında bulunan -----. Asliye
Ticaret Mahkemesinin ---- esas sayılı ----- karar sayılı ilamında zorunlu mali mesuliyet sigorta
poliçe limitinin aşması nedeniyle davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talep edilip edilmeyeceği
noktalarında toplandığı, 08/08/2006 tarihinde davacının eşi --- ve kızı ----ile
birlikte dava dışı ------ sevk ve idaresindeki---- plakalı araçla ---- istikametinden --- ---- istikametine yolculuk yaptıkları sırada geçirdikleri trafik kazası neticesinde davacının eşi --- ile
kızı ----- hayatını kaybettiği, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ------ %100
oranında kusurlu olduğu, davacının davalıdan destekten yoksun kalma tazminat talebinde bulunduğu, kaza
tarihindeki geçerli olan ZMMS azami poliçe teminatı limiti kapsamında sorumlu olduğu miktarın 57.500,00 TL
olduğu, davacının --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- esas ------- karar sayılı dosyasındaki
22/12/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre ----- Şirketi'nin kaza tarihinde geçerli olan ZMSS azami poliçe teminat limitinin 57.500,00 TL olduğu, mahkeme Kararı ile 21.000,00 TL ye hükmedildiği
için; bakiye kalan 36.500,00TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29/12/2006 tarihinden
itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep ettiği anlaşıldığı belirtilmiştir. Raporun sonuç kısmında;
TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı,
Müteveffanın, muhtemel eş ve çocukların payının hesaplanarak devre dışı bırakıldığı,
Paydaş baba ----- yapılan ödemelerin güncellenerek ve yetiştirme giderinin tenzili sonrası
hesaplanan bakiye Destekten Yoksun Kalma zararının 1.008.127,46 TL olduğu, Poliçeden kalan kişi başına vefat teminat limiti 20.631,23 TL olduğu mütala edilmiştir.
2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (------). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün kaybı veya azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Öte yandan ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır, Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Yasasında sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır, Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, ------ sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve ------ sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu"hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve ------- sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır kî, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur, Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.05.2011 gün ve ------. sayılı ilamı). Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Eş, çocuk, anne–baba her halükarda destek tarafından destekleneceği kabul edildiğinden bu kişilerin desteklendiklerini ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerinde gelirden varsayımsal bir pay değil de daha yüksek bir pay aldığını iddia ediyorlarsa bunu ispat etmeleri gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Davaya konu kazada davacının, müteveffanın babası olduğu 08/08/2006 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının kızı ----- vefat etmiş olup davacı adına destek tazminatı talepli açılan ve ---- yine davalı olduğu ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- kararında dosyasının kararında bakiye zarar tutarını talep ettiği mahkememizce bilirkişiden rapor alındığı usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak rapor uyarınca 20.631,23 TL nin bakiye poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla 08/04/2024 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-20.631,23 TL nin bakiye poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla 08/04/2024 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 1.409,31 TL harçtan peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 981,71 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya iadesine,
5- Davacı tarafından yapılan 74,00 TL tebligat posta gideri ve 14.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam, 14.074,00 TL yargılama giderinden kabul ve redde göre hesap olunan 7.955,17 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tayin olunan 20.631,53 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tayin olunan 15.868,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul ve red oranına göre hesap olunan 2.034,86 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, geri kalan 1.565,14 TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.