T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/85
KARAR NO : 2025/751
DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/02/2024
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 06.11.2018 tarihli protokol yapıldığını, protokol gereğince müvekkilinin, ------ tüm hisselerini kızı ------ devrettiğini, bunun karşılığında ise protokolün 2., 3. Ve 4.maddelerindeki iklerin davalı firma tarafından üstlendiğini, davalın; müvekkili ...'e ölünceye kadar aylık (her yıl Ocak ve Temmuz aylarında SGK maaş artış oranı uygulanmak suretiyle), araç tahsisi ve araç için yakıt tahsis edilmesi olduğunu, davalı firmanın üstlenmiş olduğu yükümlülükleri 2023 yılı Ocak ayından itibaren aksatmaya başladığını, Kasım ayından itibaren müvekkiline maaş ödemesi yapılmadığını, 2023 yılı Ağustos ayından itibaren ise araç ve yakıt tahsisinin yapılmadığını, eksik ödenen yani yapılmayan maaş zam farkı toplamı 35.000 TL ve ödenmeyen Kasım ayı maaşı 15.000 TL, araç yakıt yardımı toplamı 30.000 TL ve ödenmeyen 4 aylık (Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları) kiralık araç ücreti toplamı 60.000 TL'nin ödenmesi için davalı firmaya defalarca sözlü olarak uyarmasına rağmen sonuç alamayınca ---- İcra Müdürlüğü'nün ------ sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirtmiş olup, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; Davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, haksız yapılan itiraz üzerine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibine dayanak olan alacak kalemlerinin, taraflar arasında 06.11.2018 tarihinde akdedilmiş olan protokole dayandığını, işbu protokolün, profesyonel şekilde hazırlanmayan aile bireyleri arasında tamamen karşılıklı güven ilişkisine dayalı, ölünceye kadar sorumluluk yükleyen, iyi niyetle yürütülmesi gereken bir protokol olduğunu, tamamıyla karşılıklı güven üzerine kurulu olan bir sözleşmenin ifası sırasında taraflardan birinin bu iyi niyet ve karşılıklı güvene aykırı davranması halinde, sözleşmenin diğer tarafının bu sözleşmeye devam etmesinin beklenemeyeceğini, Protokolün düzenlenmesi sonrasında müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve bu hiçbir borcunun ifasını geciktirmediğini, ancak davacının, protokolden kaynaklanan ihlal ettiğini, kendisine ihlale ilişkin açıklama yapması için uygun süre verilmesine rağmen hiçbir açıklama yapmayarak ihlalini sürdürdüğünü, haksız ve mesnetsiz olarak müvekkili şirkete karşı icra takibi başlattığını, nihayetinde de müvekkili tarafından protokolün feshedildiğini ve fesih bildiriminin de davacıya usulüne uygun olarak iletildiğini, davacının iddia ettiği alacak kalemlerinden olan Kasım ayı maaşının, davacının Ekim ayında protokolden kaynaklanan yükümlülüğüne aykırı davranması hasebiyle ödenmediğini, davacının protokolden kaynaklanan ve ihlal etmiş olduğu yükümlülüğünün, karşılıklı güvene dayalı protokolün ruhuna aykırı olduğu kadar protokolün 4.maddesine de aykırı olduğunu, ilgili maddenin; -------- adlı firmalardan bizzat ...'in aldığı yeni siparişlerden şirketin hakkettiği net kar payının %30'u ...'e verilecektir.” Maddesi ile tarafların, şirketteki tüm hissesini devredecek olan ...'in bilgi, birikim, tecrübe ve çeşitli şirketlerle var olan gelişmiş ilişkisinden kopmamak, belirli düzeylerde faydalanmak amacıyla ama daha da çok iyi niyet esasına dayalı olarak ...'in sınırlandırılmış olarak 4 adet firmayla iş ilişkisinde olmasını düzenlediklerini, maddenin yalnızca ilgili firmalara ilişkin siparişlerden şirketin hakkettiği kar payının %30'unun ...'e verilmesini değil; netice itibarıyla ...'in yalnızca ilgili 4 firmayla iş ilişkisi içinde olabileceğini ifade eden bir çalışma sınırını belirlediğini ve bir “yapmama” borcunu doğurduğunu, diğer yandan, ...'in, 11.10.2023 tarihinde müvekkili şirketten izin almadan, çalışma ilişkisinin ve taraflar arası güven ilişkisinin dışına çıkarak yetki alanı dışında bulunan “------” ile müvekkili şirkete ait çok değerli bir projeye ilişkin görüşme gerçekleştirdiğini, akabinde ziyaret raporu gönderdiğini, ziyaret raporu incelendiğinde, müvekkili şirketin iştigal alanıyla ilgili şirket kuracağı, sipariş alacağı, gerekli yerel üretimleri yaparak servis hizmeti vereceğine ilişkin taahhütlerde bulunduğunun görüleceğini, protokolü açıkça ihlal eden ve ticari ahlak dışı bu davranış sebebiyle davacıya; yazılı izahat vermesi, iş ve eylemlerini sonlandırması, farklı firmalarla iletişim içerisindeyse açıklaması gibi hususlara iliş----.Noterliği aracılığıyla 31.10.2023 tarihinde ------- yevmiye no.lu ihtarname gönderilmişse de davacının hiçbir izahat vermediğini, bu sebeple, anlaşmanın, müvekkili şirket tarafından haklı ve tek taraflı olarak feshedildiğini davacıya yapılan maaş ödemelerinin 01.11.2023 tarihi itibariyle durdurulduğunu ve fesih bildiriminin de ----.Noterliği aracılığıyla 27.11.2023 tarihinde ------ yevmiye no.lu ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davacının iddia ettiği Kasım ayı maaş ödemesi ve bundan sonraki maaş ödemelerinin, davacının yükümlülüğünü ihlal etmesi ile öncelikle ödemezlik defi, akabinde ise karşı tarafın kusuru sebebiyle protokolün feshi sebebiyle söz konusu olamayacağını, davacının davasına ve icra takibine dayanak alacak kalemlerinin diğerlerinin ise 60.000,00 TL olduğu ileri sürülen kiralık araç ücreti ve 30.000,00 TL olduğu ileri sürülen ödenmeyen araç yakıt yardımı olduğunu, davacın tarafın kusurlu hareketleri ile protokolün haklı nedenle feshi ve bu sürece ilişkin tüm hususlar ve açıklamaların bu alacak kalemi için de geçerli olduğunu, bunlara ilaveten davacı ile müvekkili şirketin her ne kadar davacıya araç tahsis edilmesi, aracın aylık kira ve makul sayılacak ölçüde yakıt giderlerinin müvekkili şirket tarafından ödenmesi gibi hususları protokolde düzenlemişse de süregelen zaman içerisinde davacının iş performansının düşüklüğü, ticari net pozisyonunun ekside olması gibi sebeplerle bu hususlar üzerindeki anlaşmaların çeşitli hallere evrildiğini, öncelikle 2018 tarihinde davacının da birçok mailde kabul ettiği üzere makul mazot kullanım hakkı, yılda maksimum 24 depo olarak belirlendiğini, 2019 yılı boyunca müşteri ziyaretleri için araç kullanımı 21 gün, 2020 yılı boyunca 2 gün, 2021 yılı boyunca ise 7 gün olduğunu, bu yıllarda davacının aldığı siparişler için müvekkili şirketin net kazancının, davacının maaşı ile iş ve özel yaşama ilişkin yakıt masraflarına göre ticari net kazancının, davacının maaşı ile iş ve özel yaşama ilişkin yakıt masraflarına göre ticari net pozisyon olarak ekside kaldığını, bu sebeple 2022 yılında davacıya bildirildiği, davacının da gönderdiği mail ile kabul ettiği üzere yakıt kullanımının, iş seyahatiyle sınırlandırıldığını, davacının 2023 yılı boyunca hiçbir müşteri ziyareti gerçekleştirmemesi ve artık bir ticari performans alınamayacağının anlaşılması sebebiyle son kez yapılan | yıllık araç kiralamasının bitişi itibariyle 01.09.2023 tarihinde davacıya yazılı olarak bundan sonraki araç ihtiyaç karşılamalarının yalnızca iş için yapacağı seyahatlerle sınırlandırılacağının bildirildiğini ve günlük araç kiralama yoluna geçildiğini, davacının da bu duruma karşı çıkmadığını, 2023 yılında yeni siparişlerle ticari net pozisyon olarak artıya geçeceğini inandığını belirttiğini ve bu şekilde mutabık kalındığını, Davacının dava ve icra takibine dayanak alacak kalemlerinden bir diğerinin ise 35.000 TL maaş zam farkı olduğunu, davacı tarafın kusurlu hareketleri ile protokolün haklı nedenle feshi ve bu sürece ilişkin tüm hususlar ve açıklamaların bu alacak kalemi için de geçerli olduğunu, bunlara ilaveten, davacıya maaşlarının tüm artışlarıyla beraber 2023 Kasım ayına kadar ödenmiş olup, davacının bu hususta hiçbir zaman itirazda bulunmadığını, davacının son dönem maaş artış oranının da performans düşüklüğü neticesinde güncellendiğini ve davacının bu güncellemeye itiraz etmediğini, performansını yükselteceği gayesi içerisinde bulunduğunu beyanla; davacının itirazın iptali talebinin reddine, kötü niyetle ikame edilmiş davada, karşı taraf hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafından karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ------ İcra Müdürlüğünün ------- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğünün ------- esas dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda ," Davalı Defterler Bakımından, Davalı şirketin 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, ticari defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, sözleşme bakımından, taraflar arasındaki sözleşmenin pay devir sözleşmesi olduğu, sözleşmedeki edimlere bakıldığında, tarafların devir alma ve devir etme taahhütlerinin işlemin borçlandırıcı kısmını, davacının payı devretmesi davalının ise sürekli borç ilişkisi doğuran edim yükümlülüklerinin ise işlemin tasarruf kısmını oluşturduğu, sözleşmede karşılıklı bu edim yükümlülükleri haricinde, devredenin müşterilerle ilgili sözleşmede sayılan müşteriler haricinde görüşme yapmayacağına dair yan edim yükümlülüğüne ya da bozucu koşula dair bir kayda rastlanılmadığı, sona erme bakımından, davalının ------.Noterliği” nin 27.11.2023 tarih ve ------- yevmiye numaralı ihtarnamesinde belirttiği davacının dava dışı ------ firması ile görüşmesinin, sözleşmede kararlaştırılan edim yükümlülüklerini ihlal etmeyeceği, buna binaen davalının sürekli edim borcu doğuran edimlerini ifa etmekten kaçınamayacağı, bu durumda davalının -----Noterliğinin 31.10.2023 tarih, ------- yevmiye numaralı sözleşmedeki dönme beyanının haksız olacağından davacının borçlu temerrüdü hükümlerine binaen seçimlik haklarına binaen aynen ifa talebinde bulunabileceği, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise tek taraflı olarak tasarruf işleminden dönülemeyeceğinden, borçlanma işlemini de içerecek şekilde pay devrinin tamamından dönülebileceği, bu durumda davalının dönme tarihi itibarıyla edim yükümlülüğü sona ereceğinden davacıya sözleşme kapsamında borçlu olmayacağı, tarafların karşılıklı olarak daha önceden birbirlerine vermiş olduklarını da sebepsiz zenginleşme hükümlerine binaen iade alabileceği düşünülmektedir. alacak talepleri bakımından :ödenmeyen Kasım 2023 dönemi maaşı talebi kasım 2023 dönemi maaş talep edebileceği, ödenmeyen maaş zam farkı talebi yönünden: davacının 35.000,00 TL tutarlı Ocak 2023- Ekim 2023 dahil dönemleri maaş zam farkı talep edebileceği, ödenmeyen kiralık araç bedeli talebi yönünden: davacının 2023 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında talep edilen aylık 15.000,00 TL'lik tutarın makul olduğu ve 4 aylık toplam 60.000,00 TL'lik talep edebileceği, Mahkemenin bilirkişi görüşünün aksini düşünmesi halinde sektör uzmanı bilirkişi ataması yaparak bu yönde hesaplama yapabileceği, ödenmeyen araç yakıt gideri talebi yönünden: davacının araç yakıt gideri talep edemeyeceği, alacak miktarı bakımından, mahkemece davalının sürekli edim borcu doğuran edimlerini ifa etmekten kaçınamayacağı ve dönme beyanının haksız olduğuna kanaat edilmesi durumunda, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 110.000,00TL asıl alacaklı olacağı, "maaş, 15.000,00 TL, maaş farkı, 35.000,00 TL, Kiralık araç, 60.000,00 TL ,olmak üzere 110.000,00 TL " faiz bakımından, davacı/alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirmenin yapılmadığı, Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.1/1 kapsamında adi kanuni faiz talebinin yerinde olduğu, icra inkâr tazminatı ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaatlerine ulaşılmıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.
İtirazlar doğrultusunda kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine araç kiralama sektör bilirkişisi eklenerek rapor tanzimi istenilmiştir.Alınan bilirkişi heyeti raporda özetle, " kök rapordaki görüş ve değerlendirmelerle bağlı kalındığı, Yapılan teknik incelemede araç kiralama bedelinin KDV hariç 54.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, KDV dahil bu tutarın 63.720,00 TL” ye tekabül ettiği, bununla beraber davacı takipte daha az talepte bulunduğundan taleple bağlı olarak araç kiralama bedeli bakımından 60.000,00 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, mahkemece davalının sürekli edim borcu doğuran edimlerini ifa etmekten kaçınamayacağı ve dönme beyanının haksız olduğuna kanaat edilmesi durumunda, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 110.000,00TL asıl alacaklı olacağı," şeklinde rapor sunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Taraflar arasında 06/11/2018 tarihinde davalı limited şirketin hisselerinin dava dışı davacının kızı olan ------- devrine ilişkin sözleşmesi yapıldığı, sözleşmeye göre, davacının hisselerini, kendisine sözleşmede kararlaştırıldığı
şekilde aylık olarak maaş verilmesi, kendine araç tahsis edilmesi, aracın makul sayılacak yakıt
giderlerinin ödenmesi karşılığında dava dışı ------- devrettiği anlaşılmıştır. Davacı yan protokole göre yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını; davalı ise davacının protokole aykırı davranarak müşterilerle görüştüğünü, protokoldeki yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle protokolün feshedildiğini beyan etmiştir.
06/11/2018 tarihli protokolde karşılıklı edim yükümlülükleri dışında devreden davacının müşterilerle
görüşmeyeceğine, sözleşmede sayılan müşteriler haricinde görüşme yapmayacağına dair yan edim
yükümlülüğüne ya da bozucu koşula dair bir kayıt olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalının iddia ettiği şekilde davacının dava dışı ----- firması ile görüşmesinin sözleşmede kararlaştırılan edim yükümlülüklerini ihlal etmeyeceği, buna binaen davalının sürekli edim
borcu doğuran edimlerini ifa etmekten kaçınamayacağı, davalının ------.Noterliğinin 31.10.2023 tarih, ------- yevmiye numaralı sözleşmeden dönme beyanının haksız
olduğu, davacının borçlu temerrüdü hükümleri doğrultusunda seçimlik haklarından aynen ifa
talebinde bulunabileceği kanaati ile yakıt bedelleri dışındaki talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından 26/09/2022 tarihli mail içeriğinde yakıt ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılanacağına ilişkin beyanları ve kabulü sebebiyle yakıt giderine yönelik talebi yerinde görülmemiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının -----İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 60.000 TL kiralık araç ücreti, 35.000 TL maaş farkı, 15.000 TL maaş olmak üzere toplam 110.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 7.514,10-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.690,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.204,95-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 1.690,85-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 2.118,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 204,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 15.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.704,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 12.338,86-TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.828,57-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 771,43-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.