T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/180
KARAR NO : 2025/733
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/03/2023
KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; menfi tespit davalarının Arabulucuya tabi olmadığı birçok Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihadı ile sabit olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden ---- tarafından----- sayılı dosyası ile, 20.000.000,00 TL tutarında bonoya dayanarak müvekkili şirket hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını, işbu karar----İcra Müdürlüğü'nün ----- Sayılı dosyası ile icraya konulduğunu ve müvekkili şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlığına, araçlarına, tüm banka hesaplarına haciz talep ve tatbik edildiğini, söz konusu ihtiyati haciz kararına karşı yasal süresi içinde ------.Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde itiraz edildiğini ancak itirazları yerel mahkeme tarafından reddedildiğini ve kararın henüz kesinleşmediğini, ihtiyati haciz kararının tatbiki ile birlikte esas takibe de geçildiğinden ----İcra Hukuk Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası ile borca ve imzaya itiraz konulu dava açıldığını ve halen yargılama devam etmekte olduğunu, takibin dayanağı olarak gösterilen belgenin, kıymetli evrak niteliğini haiz olmadığını ve üzerindeki imza müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, takibin dayanağı olan bononun, A4 kağıdı üzerine bilgisayar çıktısı olarak düzenlenmiş bir evrak olduğunu, kıymetli evrakın unsurlarını taşımamakta olduğunu, bono üzerinde müvekkili şirket yetkilisi ------ el yazısı ile yazılmış tek bir kelime ve/veya sayı, tarih mevcut olmadığını, müvekkili şirket, alacaklı olarak görünen ------ hiçbir surette bono imzalayarak vermediğini, ------- tatbik imzası ile bono üzerindeki imza arasında çıplak gözle dahi fark edilebilecek bariz farklılıklar bulunmakta olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden ------, müvekkili şirket yetkilisi ----- kardeşi olup, şirkette çalıştığını, bu çalışma döneminde müvekkili şirket yetkilisinin imzaladığı birçok belge, alacaklı olarak görülen şahsa aile ve güven ilişkisine bağlı olarak teslim edildiğini, yakın geçmişte, ------bu işyerinden ayrıldığını, ------- elde ettiği bu belgeleri kötü niyetli olarak ve sahtecilik eylemine başvurarak kullanmış olması kuvvetli ihtimal olduğunu, müvekkili şirketin --- herhangi bir borcu bulunmadığını, başlatılan takibin tümüyle haksız ve kötü niyetli olduğunu, -----, müvekkili şirketin ticari hayatını sona erdirmek, mal varlıklarına el koymak maksadı ve bu maksada yönelten hırsı ile hukuka aykırı şekilde senet düzenleyerek ihtiyati haciz kararı aldığını, bu hususta hakkında, sahtecilik iddiası ile savcılık şikayetine başvurulduğunu tüm bu nedenlerle müvekkilinin -----. İcra Müdürlüğü'nün ------sayılı takibine konu borç yönünden borçlu olmadığının tespitine, ---- İcra Müdürlüğü'nün ------ sayılı takibinin iptaline, icra dosyasında para tahsilatı yapılması halinde, tahsil edilen kısım yönünden davanın istirdat davasına dönüştürülmesine, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan ve müvekkili şirketi zarara uğratan alacaklı aleyhinde, takibe konu asıl alacağın %20' sinden az olmayacak şekilde, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan ve müvekkilinin şirketi zarara uğratan alacaklı aleyhinde takibe konu asıl alacağın %10'undan az olmayacak şekilde para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı/ alacaklıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı (borçlu) şirket kötüniyetli biçimde ----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra takibine dayanak teşkil eden, davaya konu; 28.01.2022 düzenleme tarihli, 20.08.2022 vade tarihli, 20.000.000,00 TL bedelli bononun kıymetli evrak niteliğine haiz olmadığını iddia etmekte olduğunu, davacı (borçlu) şirketin iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu bono incelendiğinde, bononun tüm kurucu unsurlarının mevcut olduğu görüleceğini, bu yönüyle davacı (borçlu) şirketin hukuki dayanaktan yoksun iddialarına itiraz ettiklerini, davacı (borçlu) bono üzerindeki keşideci imzasının borçlu şirket yetkilisinin el ürünü olmadığını iddia etmekte olduğunu, bu yönüyle de davacı (borçlu) şirketin iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bono üzerindeki keşideci imzası davacı (borçlu) şirket yetkilisinin el ürünü olduğunu----. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dava dosyasında görülmekte olan imza itirazı konulu davaya sunulmak üzere hazırlanan 06 Mart 2023 tarihli Bilimsel Mütalaa'da da davaya konu bonodaki keşideci imzasının davacı (borçlu) şirket yetkilisine ait olduğu tespit edildiğini, mahkemeniz nezdinde yaptırılacak bilirkişi incelemesinde de bono üzerindeki imzanın keşideci şirket yetkilisi el ürünü olduğu hususu tespit edileceğini, davacı (borçlu) şirketin takibe konu bonodan kaynaklı olarak borçlu olmadığı iddiası kötüniyetli olduğunu, davacı (borçlu) şirket 28.01.2022 düzenleme tarihli, 20.08.2022 vade tarihli, 20.000.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı olarak müvekkiline borçlu olduğunu, davacı (borçlu) tarafın icra takibine konu bonodan kaynaklı olarak borçlu olmadığı iddiası bir takım soyut beyanlara dayanmakta olduğunu oysa ki HMK'nın 200/1. Maddesi uyarınca; davacının (borçlunun) hukuki dayanaktan yoksun, soyut borç inkarına yönelik iddialarının, ancak yazılı belge ile ispat edileceği hususu izahtan vareste olduğunu, davacı (borçlu) taraf dava dilekçesindeki mesnetsiz iddialardan da anlaşılacağı üzere, tamamen soyut ve gerçeğe aykırı beyanlarla borçlu olmadığını iddia etmekte ve borcun ifasını bilinçli olarak geciktirmeye çalıştırmakta olduğunu tüm bu nedenlerle davacı borçlunun hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli davasının reddine, takibin devamına, davacı borçlu aleyhine ----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyasındaki takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, davacı borçlu aleyhine -----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasındaki takip tutarının %10'u oranında para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce; tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, ----- İcra Dairesi'nden ----Esas ve ---- Esas sayılı dosyaları, -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----. Sayılı dosyası, -----İcra Hukuk Mahkemesi'nden ------ Esas ve ----- Esas sayılı dosyaları, ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan ----- Soruşturma sayılı dosyası, -----. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- esas sayılı dosyası UYAP üzerinden ayrı ayrı celp edilerek incelenmiş, ---- İcra Dairesi'nden ------ icra sayılı dosyası içerisinde bulunan 28.01.2022 düzenleme tarihli, 20.08.2022 vade tarihli 20.000.000,00 TL bedelli senet aslı getirtilmiş, ------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden ...'nin ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, ilgili kurumlardan davacı ... yetkilisi ----- ıslak imzalarının bulunduğu evrak asılları toplanmış, Adli Tıp Kurumu'ndan dava konusu senet üzerinde davacı şirket yetkilisine atfen atılan imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş, davalı tarafın itirazları doğrultusunda Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği anlaşılan İcra Hukuk Mahkemesinde hükme esas alınan raporlar ile, mahkememize ibraz edilen ATK raporu arasında çelişki bulunduğu görülerek dosya ATK Fizik İhtisas Dairesinin Genişletilmiş Kuruluna gönderilmiş, dava konusu senet ile ilgili hem soruşturma dosyasında alınan, hem icra hukuk mahkemesi dosyasında alınan raporlar hemde taraflarca sunulan uzman görüşü ile mahkememiz dosyasına sunulu ATK raporu hep birlikte değerlendirilmek ve raporlar arasındaki çelişki giderilmek sureti ile yeni bir ayrıntılı inceleme içeren usul ve fenne uygun denetime elverişli rapor düzenlenmesi istenilmiş, ATK Fizik İhtisas Dairesinin Genişletilmiş Kurulunun hazırladığı 27/08/2025 tarihli rapor taraflara tebliğ edilmiştir.Dava hukuki niteliği itibariyle, İİK'nın 72.maddesi uyarınca, icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır.Menfi tespit davaları İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiş olup borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere tabidir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalıdadır. Fakat davacı (borçlu), davalının mevcut olduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi sadece inkâr ediyor ise, hukuki ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürerse, hukuki ilişkinin varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunun iddia edilmesi, alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunun ileri sürülmesi durumunda, ispat yükü davacı borçluya düşer.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK.nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.İİK.nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2. 3. ve 4. fıkraları ve 310. 311. ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanunun 211.maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve------ sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve----- sayılı kararı)
Öte yandan, her hangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafoloji ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Dairemizin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır (HGK.nun 06/06/2001 tarih ve ------sayılı kararı).Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Davacı tarafça öncelikle, dava ve takibe konu 28.01.2022 düzenleme tarihli, 20.08.2022 vade tarihli 20.000.000,00 TL bedelli senet üzerindeki imzanın, davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddia edilmiş olmakla;
Kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir. (HGK'nun 24.06.2020 tarih, -----Karar) Taraflar arasında görülmüş olan ---. İcra hukuk mahkemesi ---- Esas, ------ Karar sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş; bu dosyada alınan 14/04/2023 tarihli üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapora göre senet üzerinde bulunan imzaların davacı şirket yetkilisi ----- ait olup olmadığının tespit edilemediği, aynı dosyada alınan 04/07/2023 tarihli üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapora göre senetteki imzanın davacı şirket yetkilisi ------- ait olduğu; yine aynı dosyada alınan 12/10/2023 tarihli üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapora göre de senetteki imzanın davacı şirket yetkilisi ------- ait olduğunun belirtildiği; kambiyo senedine mahsus icra takibinde imzaya itiraz davası olarak görülen bu davada mahkemece ".. 04/07/2023 tarihli ve 12/10/2023 tarihli bilirkişi heyet raporları yeterli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış ve asıl ve birleşen dosyada imzaya itiraz davasının reddine karar verilmiştir..." gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği, kararın ---- BAM------ HD'nin ------Karar sayılı ilamı ile ve Yargıtay ------- HD'nin ------Sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği; aynı senet nedeni ile------CBS'nin ------- soruşturma sayılı dosyasında Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal laboratuvarından da rapor alınmış olup, 06/08/2024 tarihli heyet raporuna göre davaya konu senette bulunan imzaların davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği bilirtilmiştir. Mahkememizce takibe ve davaya dayanak senet aslı celp edilerek incelenmiş, davacı şirket yetkilisinin imza örnekleri alınmış, davacının mukayeseye esas bir çok ıslak imzası bulunan evrak asılları celp edilerek, ----- Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmıştır. ------ Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi 28/01/2025 tarihli heyet raporunda, dava konusu senette bulunan imzanın davacı şirket yetkilisi ------- eli ürünü olmadığı yolunda tespitte bulunmuştur. Davalı tarafın işbu rapora itirazları üzerine, Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği anlaşılan İcra Hukuk Mahkemesinde hükme esas alınan raporlar ile mahkememize ibraz edilen ATK raporu arasındaki çelişki nedeniyle bu kez dosya ATK Fizik İhtisas Dairesinin Genişletilmiş Kuruluna gönderilmiş, dava konusu senet ile ilgili hem soruşturma dosyasında alınan, hem icra hukuk mahkemesi dosyasında alınan raporlar hemde taraflarca sunulan uzman görüşü ile mahkememiz dosyasına sunulu ATK raporu hep birlikte değerlendirilmek ve raporlar arasındaki çelişki giderilmek sureti ile yeni bir ayrıntılı inceleme içeren usul ve fenne uygun denetime elverişli rapor düzenlenmesi istenilmiş, ATK Fizik İhtisas Dairesinin Genişletilmiş Kurulunun hazırladığı 27/08/2025 tarihli raporda da dava konusu senette bulunan imzanın davacı şirket yetkilisi ------- eli ürünü olmadığı yolunda tespitte bulunulmuştur.Her ne kadar davalı tarafça başkaca bir kurumdan rapor alınması talep edilmiş ise de; ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 27/08/2025 tarihli raporda; genişletilmiş uzmanlar kurulunca yapılan incelemede inceleme konusu senette borçluya atfen atılı basit tersimli imza ile------- mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ------ eli ürünü olmadığı yolunda görüş bildirildiği, ATK raporlarının ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi denetime de elverişli olduğu, hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; icra mahkemeleri dar yetkili mahkeme olup, burada yapılan bilirkişi incelemesinin genel yetkili mahkemelerde kesin delil olarak kabul edilemeyeceği, (Emsal Yargıtay ------.HD'nin -----,Yargıtay ----.HD'nin ------sayılı kararları); ispat külfeti üzerinde bulunan davalı tarafın imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğu hususunu ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine varılmakla, takibe ve davaya konu senette bulunan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile -----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı icra takibine konu borç yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve yasal şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı ve para cezası taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-)Davanın kabulü ile -----. İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı icra takibine konu borç yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline,
2-)Şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı ve para cezası taleplerinin reddine,
3-)Alınması gereken 1.456.735,86 TL nisbi harçtan başlangıçta alınan peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.092.551,89 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 364.389,47 TL dava açılış masrafı ile 718,00 TL müzekkere gideri ile 14.300,00 TL ATK rapor gideri olmak üzere toplam 379.407,47 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-)Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-)Kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 821.253,68 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-)Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair; davacı vekileri ile davalı vekillerinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.