T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/601
KARAR NO : 2025/725
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/11/2019
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili------26.12.2016 tarihinden
bu yana, ---- unvanı ile ----- Mersis numrası ile, ----- Vergi Dairesi'ne ----- Vergi numarasıyla bağlı olarak, Ticaret Sicilinin ------- sicil numarasıyla, gerçek kişilere ait ticari işletme olarak, faaliyet gösteren şahıs şirketi olan tacir olduğunu, müvekkilinin ---- ---- dünyanın en prestijli ----yazılımlarından -------Distribütörlüğü yaptığını, davalıların müvekkilinin üretiği yazılımın (-------) lisan satışından sonra müşterinin bu yazılımın yeteneklerinden faydalanması için entegre edilmesi ve uyum sağlaması için hizmet verdiğini, bu hizmetin f no.lu davalı ve dolayısıyla ortağı ve tek hissedarı yani %100 hisselerinin sahibi olduğu 2 no.lu davalı ------- alındığını, davalıların, bu güvenle başlayan ilişkiye haddinden fazla ihanet ettiğini yeni ıttıla ettiğini ve öğrendiğini, 1. No.lu davalının bizzat ------ (Distribütörlüğü yapılan yazılım) yazı yazıp, ------ partner olma ile ilgili arkadaşını överek tavsiye ettiğini, burada arkadaşına başka bir distribütörlük almak istediğini ve bunu da müvekkilinin şirketinin ne ortağı ne de yönetir olmamasına rağmen ortağı ve yöneticisi unvanını kullanarak yetkilisi gibi davranarak buna yönelik unvanlar kullanarak yaptığını, yalan beyan sahte unvanlarla bu mesajı yazmakta bir beys görmediğini, bu pazarların müvekkili şirketin ilgi alanlarında olan pazarlar olduğunu, bu olayın ------ gelen bilgi ile öğrenildiğini ve doğrulandığını, 1 no.lu davalı davalının müvekkilinin şirketten işlerini sonlandırma aşmasında eleman ayarttığını ve 2 no.lu şirkette işe başlattığını, yine bu şekilde ayarttığı bir elemanın işten ayrılma sürecinde içerden yani ----- kayıtlarından elde ettiğini "Müşterilerin" ------ sistem şifrelerini izinsiz, haksız hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak kendine e-posta ile attığını ve haksız rekabetin olabildiğince etikten uzak örneğini sergilediğini, 1 Nolu davalının sürekli ------ yazarak temasta bulunduğunu ve hem müvekkilini kötülediğini ve hem de partnerlik (Distribütörlük) isteminin söz konusu olduğunu, davalının müvekkilinin müşterilerine yazarak paralel teklif verdiğini, davalıların hem TTK hükümlerini hemde sözleşmeyi de ihlal ettiğini beyanla; Davalıların gerçekleştirdiği haksız rekabet dolayısı ile müvekkilimizin uğradığı maddi zararın tazmini için HMK 107 gereği şimdilik 3.000.-TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalılarca müştereken ve müteselsilen müvekkilime ödenmesine, davalıların gerçekleştirdiği haksız rekabet fiili sebebiyle müvekkilimin manevi şahsına yapılan saldırı ve sahip olduğu ticari itibarı zedelenmesi nedeniyle 25.000.-TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılarca müşterek ve müteselsilen müvekkilime ödenmesine, Taraflar arasında münakit Uyarlama Hizmetleri Sözleşmesi'nin 4.1.2 ve 4.1.3 maddesinin ihlali nedeniyle 7 maddesi gereği 50.000.-USD tazminatın HMK 109 gereği fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.-USD'nin faizi ile birlikte müvekkilime ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava harcının eksik yatırıldığını, eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, Zira söz konusu davada davacının dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin ilgili maddesinde cezai şartın ne kadar olduğu açıkça yazılı olmasına rağmen karşı tarafın 33.720,00TL üzerinden dava açtığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının dayandığı sözleşmedeki cezai şartın miktarı 50.000USD olup, dava değerinin buna göre güncellenerek eksik kalan harcın ikmalinin gerektiğini, Karşı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürmüş olduğu iddiaların tamamı afaki olduğunu, kül halinde reddettiklerini, zira karşı tarafın işbu iddialarının hiçbirinin, gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişki, 01.01.2015 tarihli "Uyarlama Hizmetleri Sözleşmesi" ile başladığını, taraflar arasında imzalanan 01.01.2015 tarihli "Uyarlama Hizmetleri Sözleşmesi" her ne kadar ------ adına düzenlenmiş gibi görünse de, aslında işbu sözleşmenin ------- ile müvekkili arasında yapılmış ve hiçbir şekilde ---- işbu sözleşmenin tarafı olmadığını, taraflar arasında imzalanan işbu sözleşmenin her ne kadar 1 yıl süreli yapılmış ise de, işbu sözleşme sadece 6 ay devam edildiğini, Haziran 2015 tarihinde feshedilmiş ve taraflar arasında yeni bir sözleşme yapıldığını, taraflar arasında imzalanan ilk anlaşmaya (01.01.2015 tarihli) göre, tarafların proje bazlı çalıştıklarını, İşbu çerçevede karşı tarafın aldığı projelerin bir kısmını müvekkiline ücret mukabilinde yaptırması yani proje bazlı çalışması, tabiri caizse karşı tarafın aldığı bazı projeleri müvekkilime fason olarak yaptırmasını oluşturduğunu, karşı tarafın aldığı proje sayısının artması, işlerin büyümesi, bu işlerin fason yoluyla yapılmasının ihtiyacı karşılayamaması, müvekkiline proje bazlı değil de tam zamanlı olarak ihtiyaç duyulması nedeniyle taraflar arasında imzalanan 01.01.2015 tarihli sözleşme karşılıklı olarak feshedilerek iptal edildiğini ve taraflar arasında yeni bir atipik sözleşmenin akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen 2. Sözleşmenin, 16 Haziran 2015 tarihinde yapıldığını, İşbu 2. Sözleşmeyle; müvekkilim, karşı tarafla proje bazlı değil, tam zamanlı olarak fason hizmeti vermeye başladığını, bu anlaşmaya göre karşı tarafın, müvekkiline, aylık 4.000,00TL+ KDV + masraflar + prim şeklinde hakkediş (bedel) ödemeyi (ki, Prim; proje uygulama primi + satış primi şeklinde olup, satış primi ise lisans satış primi + proje hizmet satış primi şeklinde belli oranları içermektedir); Müvekkilinin de, artık proje bazlı değil, tam zamanlı olarak karşı tarafa hizmet vermeyi, bir-iki istisna hariç başka firmalara hizmet vermemeyi ve tüm fason çalışmalarını karşı tarafa ayırmayı yükümlendiğini, taraflar arasındaki işbu sözleşmenin prim yüzdeleri, daha sonra Temmuz 2016 yılında taraflarca değiştirildiğini, buna göre, müvekkilinin lisans primini bu tarihten itibaren almayacağını, ancak satış priminin oranlarının artırıldığını, taraflar arasında imzalanan 01.01.2015 tarihli uyarlama anlaşmasının, sadece 6 ay sürdüğünü ve daha sonra taraflarca karşılıklı olarak feshedilerek iptal edildiğini, dolayısıyla taraflarca karşılıklı olarak feshedilerek iptal edilmiş bir sözleşmeye dayanılarak haksız rekabetten bahsedilemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen 15.06.2015 tarihli yeni anlaşmaya göre karşı tarafın böyle bir dava açma hakkının veya böyle bir iddiada bulunma hakkı olmadığını, böyle bir hususun, taraflar arasında akdedilen ikinci sözleşmede düzenlenmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için 01.01.2015 tarihli sözleşmenin iptal edilmediğini ve devam ettiğini varsayılsa bile, müvekkilinin işbu sözleşmeye aykırı bir davranışı olmadığı gibi, karşı tarafın işbu iddia ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Karşı tarafın, müvekkilini karalamaya ve müvekkilinden haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, iptal edilmiş bir sözleşmenin maddelerini çarpıtmak ve sözleşmede olmayan hususları sözleşmeye eklemek suretiyle de gösterdiğini, dava dilekçesi ile iptal edilen sözleşmenin ilgili maddeleri karşılaştırıldığında bu hususun ortaya çıkacağını beyanla; fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile, davanın usulden reddine, zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, cevap ve itirazlarının kabulü ile davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan sözleşme kapsamında haksız rekabet yapıldığı iddiası ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve oluşan maddi ve manevi zararın tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
05.10.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; " Niza konusu olayda Haksız Rekabette Yanlış ve Yanıltıcı Beyanlarda Bulunmak haricindeki haksız rekabet hallerine ilişkin unsurların dosyadaki mevcut verilerle tespit edilemediği, bu bakımdan taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan rekabet etmeme yükümlülüğüne dair iş şartının ihlali de tespit edilemediğinden, taraflar arasındaki sözleşmede bu ihlale bağlanan cezai şartın da tahakkuk etmeyeceği, haksız rekabette yanlış veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak bakımından, dosyaya sunulan 26 Eylül 2018 Tarihli mail yazışmalarına bakıldığında, ------- ile davalının yazışmalarında davalının, yönetici ortak sıfatını kullandığı, mailin atıldığı tarihte tarafları arasındaki, ilişkinin devam edip etmediğine dair dosya içerisinde bir veri olmadığı, mevcut durumda; davalı tarafından mailin atıldığı 26.09.2018 tarihinde taraflar arasındaki ilişkinin devam etmesi halinde, davalının maildeki unvanı kullanmasının haksız rekabet hali oluşturmayacağı, davalı tarafından mailin atıldığı 26.09.2018 tarihinde taraflar arasındaki ilişkinin sona ermesi halinde ise davalının maillerinde davacıya ait şirketin yönetici ortağı sıfatını kullanmasının haksız rekabet oluşturacağı, bu durumda davacının ilgili sıfatın davalı tarafından kullanılmasının önlenmesini talep edebileceği gibi bu sebeple bir zararı oluşmuşsa onu da davalıdan talep edebileceği, dosya içerisinde bu ihlalin oluşturduğu zarara ya da bu ihlal sebebiyle davalının elde ettiği menfaate dair bir veri olmadığından bir zarar hesabının yapılamadığı," şeklinde rapor sunulmuştur.02.03.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "Davalıların haksız rekabete yol açacak düzeyde dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda bulunduğu konusunda bu aşamada yeterli kanaate ulaşılamadığı gibi; aynı zamanda üçüncü kişiler hakkında beyanda bulunmak ve kötülemek (TTK madde 55/1-a.1); yanlış veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak (TTK madde 55/1-a.2); sözleşmeyi ihlale ve görevi kötüye kullanmaya sevk (TTK madde 55/1-b); Üretim ve İş Sırlarını İfşa Etme (TTK madde 55/1-b.3-d); İş şartlarına riayet (TTK madde 55/1-e) şeklinde Kanunda açıklanan özel haksız rekabet hallerinin somut olayımızda gerçekleştiği hususunda bu aşamada yeterli kanaate ulaşılamadığı; taraflar arasında imzalanan 01.01.2015 tarihli uyarlama hizmetleri sözleşmesinde sözleşmenin kendiliğinden uzayacağına dair bir hüküm bulunmadığından sözleşmenin sona erme tarihi olan 01.01.2016 tarihinden itibaren 3 yıl sonra 01.01.2019 tarihinde “rekabet etmeme yasağının” sona erdiği ve bu tarihler arasında davalıların sözleşmeyi ihlal olarak nitelendirilebilecek bir davranış veya eyleminin davacı tarafından ortaya konamadığı;" şeklinde rapor sunulmuştur.
22.06.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Davalıların haksız rekabete yol açacak düzeyde dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda bulunduğu konusunda yeterli kanaate ulaşılamadığı gibi; aynı zamanda üçüncü kişiler hakkında beyanda bulunmak ve kötülemek (TTK madde 55/1-a.1); yanlış veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak (TTK madde 55/1-a.2); sözleşmeyi ihlale ve görevi kötüye kullanmaya sevk (TTK madde 55/1-b); üretim ve iş sırlarını ifşa etme (TTK madde 55/1-b.3-d); İş şartlarına riayet (TTK madde 55/1-e) şeklinde Kanunda açıklanan özel haksız rekabet hallerinin somut olayımızda gerçekleştiği yeterli kanaate ulaşılamadığı; Taraflar arasında imzalanan 01.01.2015 tarihli uyarlama hizmetleri sözleşmesinde sözleşmenin kendiliğinden uzayacağına dair bir hüküm bulunmadığından sözleşmenin sona erme tarihi olan 01.01.2016 tarihinden itibaren 3 yıl sonra 01.01.2019 tarihinde “rekabet etmeme yasağının” sona erdiği ve bu tarihler arasında davalıların sözleşmeyi ihlal olarak nitelendirilebilecek bir davranış veya eyleminin davacı tarafından ortaya konamadığı;" şeklinde rapor sunulmuştur.Taraflar tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir.
09.01.2024 tarihli duruşmada tanık ------- beyanında; " Ben davacının şirketine 2018 den beri çözüm danışmanı olarak çalışıyorum, davalı ------ yönetici ortak idi, benim çalıştığım proje ekibinin de yöneticisi ------- bir gün şirkette ayrılacağına ilişkin bize bir ayrılık konuşması yaptı, o güne kadar ben davalının şirketten ayrılacağını bilmiyordum, o gün öğrendim, davalı şirketten ayrıldıktan sonra ------- ile çalışmaya başladığını çevreden duydum, bizzat şahit olmadım, davalı projelerde müşterilerle bizzat ilişki kurmakta idi, dolayısı ile müşteri bilgelerine ve çevresine hakimdi, davalı şirketten ayrıldıktan sonra ------ bizimle çalışmaya devam etti ancak davalının da sosyal medyadaki profillerinden bireysel olarak ----- hizmet verdiği görülmektedir, çevremizden de bunu duyuyoruz, biz ------- resmi partneri olduğumuz için -------- ile iş akışımızda bir azalma olmadı artış olmaktadır, ben proje kısmında çalıştığım için müşteriler ile ilgili çok bilgi sahibi değilim, davalının ------ ile iletişime geçmesinden sonra giden müşterilerimiz de olmuş olabilir, davalı şirketten ayrıldıktan sonra proje ekibinden iki kişi, satış ekibinden de bir kişi ayrılarak davalı ----- çalışmaya başladı, davalının şirketteki resmi görevini bilmiyorum ancak kendisi imzalarının yanında yönetici ortak yazmakta idi, proje ekibinde ben onun alt ekibinde yer almakta idim kendisi bizim proje yöneticimizdi dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ------ Beyanında; " Ben davacının yanında müşteri ilişkileri departmanında çalışmaktayım, şirkete gelen müşteriler ilk benimle iletişime geçmektedir ve benden fiyat teklifi istemektedirler, ben onlara fiyat teklifi verdiğimde ------ beyin şirketinin daha uygun fiyat verdiğini söylemekte idiler, davalının ----ile iletişime geçtiğine dair bir bilgim yoktur, davalı şirket ortağı idi, dolayası ile müşteri çevresine hakimdi, müşterilerin hepsi ile iletişime geçmedi, nadiren gelen müşterilerden kendilerine davalının da teklif verdiğini duydum, bizimle çalışan firmalardan ayrılanlar oldu, bizimle çalışmayı bırakın firmaların davalı ile çalışıp çalışmadığını bilmiyorum, davalı ayrıldıktan sonra şirketin zarara uğrayıp uğramadığını bütçe kısmı ile ilgilenmediğim için bilmiyorum, ben davacı ile davalı arasındaki ilişkinin resmi boyutunu bilmiyorum, biz şu an da ----- ile çalışmaya devam ediyoruz, davalı ayrıldıktan sonra da ------- ile olan ilişkimizde bir değişiklik olmadı, davalı ayrıldıktan sonra proje ekibinden iki kişi satış ekibinden bir kişi bizden ayrılıp davalı ile çalışmaya başladı, emin olmamakla birlikte sonradan bir kişinin daha ayrıldığını hatırlıyorum, ama bunların kendi isteği ile ayrılıp ayrılmadığını, ------ Beyin davet edip etmediği bilmiyorum, iki kişi direkt olarak şirketten ayrılıp davalının yanında çalışmaya başladı, bir kişi daha sonra davalı ile çalışmaya başladı, arada başka bir firma ile çalışıp çalışmadığını bilmiyorum dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
26.03.2024 tarihli duruşmada tanık ------ beyanında; " Ben davacının yanında yazılım mühendisi olarak çalışmakta idim, 2021 yılında davacının yanından ayrıldım, olayların yaşandığı zaman davacı ile birlikte çalışmakta idim, hatırladığım kadarı ile davacı ve davalı ------- ortak olarak çalışmakta idiler, aralarında bir anlaşmazlık olmuş ve ayrılmışlar, detaylarını bilmiyorum, ben teknik bir departmanda çalışmakta idim, dolayısı ile davalı şirketten ayrıldıktan sonra bir müşteri kaybı bulunup bulunmadığını bilemiyorum, bu durumu satış departmanı bilebilir dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
14.05.2024 tarihli duruşmada tanık ------ beyanında; " Ben her iki tarafı da tanımaktayım, kendileri ile birlikte çalıştık, 2015-2018 yılları arasında davacı ve davalının birlikte çalıştığı dönemde kendileri ile çalıştım, biz davacı ve davalı ------ beyi ortak olarak biliyorduk, ben ----- stajeri olarak görev yapmakta idim, ------- ayrıldığı için ve benim Üniversite stajım ------- olduğu için bende ayrılıp ---- bey ile çalışmaya devam ettim, stajım bittikten sonra da ------- beyin yanından ayrıldım, her iki tarafın ayrı müşteri çevresi bulunmakta idi, birbirlerinin müşteri çevrelerine müdahaleleri yoktu, ben geliştirici olarak çalışmakta idim, müşteriler ile doğrudan irtibat kurmakta idim, benim bildiğim kadarı ile başarısız teslim edilen bir iş yoktu, davalının ------ çalışan ayartmaya çalıştığına şahit olmadım dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
YARGITAY ------. Hukuk Dairesi'nin 03.12.2021tarihli ve ----- Esas------- sayılı içtihadında;" TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağına, ----- Bölge Adliye Mahkemesi’nin----- ve --- Hukuk Daireleri ile --- ve----- Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 03/12/2021 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi gereğince (gerekçe yönünden çoğunlukla) sonuç itibarıyla oybirliğiyle kesin olarak karar verildi...." gerekçeleri ile rekabet yasağının ihlalinden kaynaklanan bu tür davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiği dikkate alınarak mahkememizce dosyanın esasına girilerek yargılama yapılmıştır.Haksız rekabet, TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/1 maddesinde haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş; 54/2'de ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde ise haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır. Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
TTK'nın 56. maddesinde ise, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.
TTK'nın 55/1-a,1 maddesinde, "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", TTK’nın 55/1-b maddesinde, "Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;" haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir.
Haksız rekabet konusunda açılacak olan davaların TTK 60. maddesi kapsamında, dava hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halükarda bu hakların doğumundan itibaren üç yıl içinde açılması zorunludur aksi halde haksız rekabete ilişkin talepler zamanaşımına uğrar. Eldeki davanın 06/11/2019 tarihinde açıldığı, dava açılmadan örce de 23/05/2019 -14/06/2019 tarihleri arasında arabuluculuk sürecinin işletildiği, haksız rekabete konu olduğu iddia edilen eylemlerin ise 2018 ve 2019 yıllarında muhtelif tarihlerde olduğu ve zamanaşımı süresinin bu olayları davacının öğrendiği tarihten itibaren başladığı, dolayısıyla eldeki davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı anlaşıldığından davalıların zamanaşımı itirazları yerinde görülmemiştir.
Somut olayda dava dışı -------- ile davalı tüzel kişilik arasında 01.01.2015 tarihli uyarlama
hizmetleri sözleşmesinin 12 inci maddesi uyarınca sözleşmenin davacı tarafından devir alındığı, sözleşmenin 4.1.2 maddesinde sözleşme süresi boyunca ve sözleşmenin sona ermesinden itibaren üç sene boyunca, davalının -------- müşterileri için doğrudan rakip olamayacağı belirlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. Maddesine göre sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu , sözleşmenin
resen uzayacağına dair bir hüküm bulunmadığı, sözleşmenin sona erme tarihi olan 01.01.2016
tarihinden itibaren 3 yıl sonra 01.01.2019 tarihinde rekabet yasağının sona erdiği anlaşılmıştır. Bu durumda 01.01.2016-01.01.2019 tarihleri arasında davalının davacılarla rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığının tespiti gerekmektedir. Davacının iddialarının değerlendirilmesi için dava dışı ------- olayla ilgili görgü ve bilgisini almak için istinabe yoluyla ------- makamlarına yazı gönderilmiş ise de ------ tarafından mahkemenin mektuplarına cevap vermemiş, davacının -------- konusundaki iddiaları soyut beyan olarak kalmıştır. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalıların davacıyı karalama ve kötülemeye yönelik bir beyanının bulunmadığı, davalının davacının müşteri portföyü bilgisine sahip ise de davacının müşterilerini azaltıp kendi müşterilerini bu sayede artırdığına ilişkin somut delil olmadığı gibi tanık anlatımları da bu durumu desteklediği ve ------ ile davacının çalışmaya devam ettiği, müşteri çevresinde azalma olmadığı hususlarını da tanık anlatımlarında yer aldığı, davalının davacı çalışanlarına ------- üzerinden mesaj atarak iş teklifinde bulunduğu iddiası karşısında da davalının dava dışı çalışanları gerçeğe aykırı beyanlarla yanılttığına ilişkin de delil bulunmadığı, davalının haksız rekabete yol açacak davranışlarda bulunduğu ve davacının bu sebeple zarara uğradığı iddiasının ispata muhtaç olduğu kanaati ile davanın reddi yolunda aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 575,86-TL harcın mahsubu ile artan 39,54-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı -------- tarafından yapılan 240,00 TL tebligat ve müzekkere gideri yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı ------ verilmesine,
5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 33.720,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.