T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/334
KARAR NO : 2025/709
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin; ------- Müdürlüğü hizmet sahasında,"------" adresinde 14.07.2020 tarihinde, davalı -------
tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında şirketlerine ait fiberoptik kablolar ile alt yapı tesislerine
hasarlar verildiği, hasarın müvekkil şirket teknik elemanlarınca hasar durumunun tutanakla tespit edilerek
akabinde kamu hizmeti niteliğinde olan iletişim hizmetinin aksamaması için ivedilikle hasarın giderilmesi adına
gerekli çalışmalar yapıldığı, hasar nedeniyle oluşan zararımızın ödenmesi adına yapılan Arabuluculuk
görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığı, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın tahsili için işbu davanın
açıldığı beyan edilmekle,------ Kesişimi -----" adresi için----icra Müdürlüğü'nün ------ dosyası üzerinden, 2 yıllık süre geçmeden ilamsız icra takibi
başlatıldığı, davalı tarafın borcun tamamına aslına ve ferilerine itiraz ettiği, davalının yetkiye, alacağın aslına
ve ferilerine yönelik tüm itirazlarının haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davalının itirazının
iptalinin gerektiği,
alacak likit alacak olduğundan ve belgeleriyle birlikte davalı/borçluya bildirildiği halde, haksız itirazı ile takibin
durmasına neden olan davalıdan ayrıca % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, dava dilekçesinde üç ayrı adresteki tesislerine hasar verildiğini belirterek idare aleyhine icra takibi başlatmış ve icra takiplerine yapılan itiraz üzerine iş bu dava ikame edilmiş ise de, hasarın olduğu adreslerde yapılan incelemede davalı idarece bir çalışma yapılmadığı, dava konusu haksız eylem ile müvekkil idarenin her ne kadar bir ilgisi yok ise de bir an için bu eylemin müvekkil idareden kaynaklandığı kabul edilecek olunsa bile, bu durumda iş bu davanın görev nedeniyle reddedilmesi gerektiği, davanın görüleceği yer, adli yargı değil, idari yargı olması gerektiği, sonuç olarak idari yargının görev alanına giren tam bir yargı davası olduğu sarih olmakla, usul ve yasaya aykırı olarak müvekkili idare aleyhine, adli yargıda açılan işbu davanın, öncelikle görev yönünden reddini talep ettikleri, dava konusu hasar olduğu iddia edilen adreste ------proje numaralı ------- Bölgesi Abone İşleri Daire Başkanlığı İçmesuyu ve Atıksu Hatları Yapım, Bakım ve Onarım İşi (2)" işi kapsamında bahse konu adreste çalışma yapıldığı tespit edildiği, işinin yapılması amacıyla bir istisna akdi yaptıkları, sözleşme gereği müteahhit şirket, kendi hesabına ve müvekkili idareden bağımsız olarak bu işi yapmayı üstlendiği, hasar verilmişse; bu durum, o yerde iş yapan müteahhidin kusur ve sorumluluğunu gerektireceği, müvekkili idarenin bu işi müteahhit firmaya ihale ettikten sonra müteahhit firma çalışanlarını seçme ve kontrol etme ve onlara talimat verme yetkisi bulunmadığını beyanla, önceliklegörev ve husumet yönünden işbu davanın reddine, husumet itirazları kabul edilmediği takdirde; davanın esastan reddine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, ----- İcra Dairesinin ------- Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz nedeni ile açılan itirazın iptali davası olduğu, 14/07/2020 tarihinde gerçekleşen hasarın davalı şirket tarafından yapılıp yapılmadığı, yapılması durumunda hasarın miktarına ilişkindir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,-----. İcra Müdürlüğü'nün------. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. -----. İcra Dairesinin ------- Esas sayılı dosyası celp edilmiş, tanık beyanı alınmıştır.
Mahkememiz 28/11/2024 tarihli celsede dinlenilen tanık ------ beyanında; "davacı firmada işlem şefi olarak çalışmaktayım, arıza kaydının açılması üzerine olay yerine gittik, davalı ------ait ekip kazı çalışması yapıyordu, bizim beton içerisinde bulunan kablolarımıza zarar verilmişti, buna ilişkin tutanak tuttuk, tutanak altındaki imza bana aittir " şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "Davacı -----14.07.2020 tarihinde, -----
------- adresinde davacı şirketin mevcut yer altı güzergahında bulunan kabloların,
davalı ------- İdaresi tarafından yapılan çalışmalar sırasında hasara uğratıldığı,
davacı şirketin alacağı başlığında; dava konusu kablo hasarı onarım bedeli 16.329,20 TL (KDV hariç) olarak hesaplanmış olup Davacı------ bu bedeli davalı ------- İdaresinden talep edebileceği,
dava konusu talep, davacının tesislerine zarar verilmesi olgusuna dayandığından hasar tarihinde yani 14.07.2020
tarihinde temerrüt oluştuğu, taraflar tacir olduklarından avans faizinin işletilmesi gerektiğinden 16.329,20 TL’ye
14.07.2020 tarihinden 18.12.2020 tarihine kadar geçen süre için yıllık %10
19.12.2020 tarihinden 30.12.2021 tarihine kadar geçen süre için yıllık %16,75;
31.12.2021 tarihinden takip tarihine kadar geçen süre için yıllık %15,75 oranında avans faizinin işletilmesi gerektiği" şeklinde rapor sunulmuştur.
Somut olayda davacı taraf davalının yapmış olduğu kazı çalışmaları sebebiyle kablo ve tesislerinin zarar gördüğünü iddia etmektedir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davalının davacının kablolarına kazı çalışmaları neticesinde zarar verdiği ve davacının zararının 16.329,19 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan teknik inceleme ve hesaplama dosya içeriğine ve hadiseye uygun bulunduğundan mahkememizce de hükme esas alınarak itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddi ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:( gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;)
DAVANIN KABULÜ ile
1----- İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın 16.329,19 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin devamına,
2-İcra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 1.115,44 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 687,84-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 -TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 855,20- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 607,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.607-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 16.329,19 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.