T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/469
KARAR NO : 2025/688
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/07/2024
KARAR TARİHİ : 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil çeşitli yemekhanelere, okul kantinlerine ve kurumlara faaliyet alanı içinde et- tavuk- yumurta- donmuş gıda gibi ürünler temin etmekte olup toptan gıda dağıtımı yaptığını. Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında süregelen bir ticari ilişki söz konusu olduğunu, Bu kapsamda taraflar arasında pek çok kez alım-satım ilişkisi doğduğunu,
Taraflar arasındaki teslimat süreci karşılıklı kontrol esasına dayanmasına rağmen müvekkil şirket tarafından teslimatı yapılan son siparişte ürünlerin alacak konusunu oluşturan kısmının davalı tarafından teslimattan 4 gün sonra bozuk olduğu iddia edilmiş ve ödeme yapılmayacağı kesilen iade fatura ile müvekkile bildirildiğini, Ancak işbu durumun kabulüne imkan bulunmadığını, zira davacı tarafın dağıtımını yaptığı ürünler ( et- tavuk) öncelikli olarak ana firmanın kontrolünden geçip müvekkile gelmekte, müvekkil şirket tarafından kontrolü sağlanarak teslim alınmakta ve satışa sunulmakta olup son olarak alıcı firma (davalı) çalışanları tarafından kontrolü sağlanarak teslimi yapıldığını, Teslimat sırasında hiçbir suretle gündeme gelmeyen, tamamı teslim alınan ürünlerin 4 gün sonra bozuk olduğunun iddia edilmesi açıkça kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, Söz konusu ürünlerin teslimat anında bozuk olduğuna ilişkin hiçbir veri yoktur aksine ürünlerin kontrol edilip alındığına dair fatura ve tutanaklar mevcut olduğunu, müvekkil şirket aynı tarihte başkaca firmalara da onlarca kilo mal teslimatı yapmış olup davalı dışında başkaca hiçbir müşterisinden böyle bir şikayet almadığını, davalı tarafından sipariş tesliminden 4 gün sonra ürünlerin bozuk olduğu iddia edilerek müvekkilin alacağına kavuşmasının engellenmesinin hiçbir izahı bulunmadığını, tüm bu nedenlerle --- İcra Müdürlüğü’ nün------ sayılı dosyasına yapılmış olan haksız, usul ve yasaya aykırı itirazın iptaline, icra takibinin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalının, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı her ne kadar -----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Sayılı icra dosyasına yaptığımız itirazın haksız olduğunu zira müvekkil şirketten ------ nolu ve 19.03.2024 tarihli faturadan kaynaklanan cari hesap bakiye alacağının olduğunu iddia etse de; taraflarınca ticari satışa konu ürünler ayıplı olduğundan ------ nolu 15.05.2024 tarihli iade faturası düzenlendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye göre; müvekkil şirket tarafından verilen sipariş üzerine davacı şirket tarafından dava konusu ürünler hazırlanıp yine davacı şirketin kendi araçları ile teslimi sağlanmışsa da; teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu müvekkil şirket çalışanları tarafından fark edilmiş olup hukuka uygun bir şekilde davacı şirkete bildirildiğini, davacı tarafın da dava dilekçesinde defaatle belirttiği üzere; söz konusu ürünlerin bozuk olduğunun anlaşıldığı tarafımızca 4 gün sonra satıcıya mail yoluyla bildirildiğini, dava konusu ürünlerin son kullanma tarihinin geçmemesi ve görünüşlerinde bozuk olduklarına ilişkin herhangi bir emare olmamasıyla birlikte, ürünlerin hijyen kuralları gereği hava geçirmez bir ambalaja sahip olması sebebiyle kokusunun teslim sırasında fark edilmesi mümkün olmadığını, bu bağlamda bahsi geçen unsurların göze önünde bulundurulması halinde huzura konu ayıbın gizli ayıp teşkil ettiği aşikar olduğunu, müvekkil şirket tarafından gönderilen maillerde; davacı taraf, ürünlerin kontrolü için müvekkil şirket iş yerine davet edilmişse de davacı tarafından ürünlerin kontrolü sağlanmadığını Akabinde kokma tespit edilen söz konusu ürünler 26.03.2024 tarihinde imha edildiğini, davacının iddialarının aksine konu ürünler, müvekkil şirket bünyesinde bulunduğu süre zarfında mal kabul aşamasından depolanmaya kadar uygun koşullarda muhafaza edilmiş olup diğer markaların bu tarz ürünlerin de hiçbir sıkıntı yaşamadığı sabit olduğunu, müvekkilinin, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmişse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----- İcra Müdürlüğünün------ sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Dava konusu ürünlerin -18C de donuk olması nedeniyle ürünlerin SKT lerinin de geçmediği yönündeki tespiti ile bu sıcaklık seviyesinde davalı depolarında 4günlük zaman diliminde ürünlerin bozulmasının beklenemeyeceği. 1 ve 2 numaralı kısımlarda açıklanan bozulmalar meydana gelmiş olsaydı davalının mal kabul esnasında fiziki muayene ile bu bozulma emarelerinin rahatlıkla tespit edilebileceği. Ancak davalının mal kabul esnasında ürünlerin bozulmuş olduğuna dair bir tespit yapmadığından davacı tarafında ürünlerin sorunsuz teslim edilmiş olduğu kanaatine varılmış olunup, Bozulmanın -18C deki ürünlerin soğuk zincirin kırılmasınından ötürü meydana gelmiş olabileceği. Bu nedenle ürünlerin bozulmasına davalı kontrolündeki süre zarfında soğuk zincir kırılmasından ötürü meydana gelmiş olabileceği, Davacı Şirketin 2022- 2023 -2024 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirketten borç/alacak bakiyesinin olmadığı, Davalı Şirketin 2022-2023 -2024 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacı şirketten Teknik bilirkişini tespiti göz önünde bulundurulduğunda Davacı şirket'in Davalı şirket'ten 19.03.2024 tarihli ----- no'lu 252.263,05 TL tutarındaki faturadan kaynaklı, dava konusu 117.966,47 TL tutarındaki kısmi alacak talebinin yerinde olduğu ve TTK1530 göre 6.050,23 TL işlemiş faiz talep edebileceği hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi tarafından alınan ek rapor da özetle; Ambalaj Özellikleri Açısından: Ürünlerin streç film ve PE torba ile ambalajlandığı, bu tip ambalajların gaz ve koku geçirgenliğine sahip olduğu, dolayısıyla ürün ile dış ortam arasında sıcaklık farkı oluştuğunda (özellikle taşıma ve teslimat sürecinde), ürün kokusunun dış ortama geçerek tespit edilebilir hale gelebileceği, Bu bağlamda, ambalajın geçirgenlik yapısı ürün kokusunun teslim anında fark edilmesine olanak tanıyacak nitelikte olduğu, bu nedenle, ambalaj faktörü göz önüne alındığında da davalı tarafın mal kabul sırasında ürünlerdeki bozulma emarelerini tespit etmesinin teknik olarak mümkün olduğu Kök raporda yer alan, ürünlerin -18*C'de donuk halde bulunduğu ve son kullanma tarihlerinin henüz geçmediği yönündeki tespit ile, bu sıcaklık seviyesinde davalı depolarında geçen 4 günlük süre zarfında ürünlerde bozulma meydana gelmesinin beklenemeyeceği. 1. ve 2. numaralı kısımlarda detaylı şekilde açıklandığı üzere, eğer ürünlerde bozulma meydana gelmiş olsaydı, bu durum davalı tarafından ürünlerin mal kabulü esnasında yapılan fiziksel muayene ile rahatlıkla tespit edilebilirdi. Ancak dosya kapsamında, davalının mal kabul sırasında ürünlerde herhangi bir bozulma emaresi tespit ettiğine veya bu yönde bir şerh koyduğuna dair bir kayıt veya belge bulunmadığı, Dolayısıyla, ürünlerin davacı tarafından sorunsuz şekilde teslim edildiği, bozulmanın ise ürünlerin davalı kontrolündeki süreçte özellikle soğuk zincirin kırılması sonucunda meydana gelmiş olabileceği yönündeki kök raporda ifade edilen görüş ve kanaatimizde herhangi bir değişiklik bulunmadığı hususları beyan ve rapor edilmiştir.
Duruşma da dinlenilen tanık ----- beyanında; Ben davaya konu ürünleri soğuk zincir vasıtasıyla teslim ettim, öncelikle ürünler şirketten çıkmadan veteriner hekim tarafından kontrol edilmektedir ayrıca ürünler davalıdan teslim alınmadan önce araç çalıştırılarak soğuk zincir korunmakla akabinde ürünleri davalının yaklaşık üç dört kişiden oluşan ekibine teslim ettim, gelen ekip ürünlerin son kullanma tarihini rengine kokusuna ve dokusuna baktı ürünlerde herhangi bir bozulma yada ayıp olmadığından teslim alındı davalının imhaya yönelik itirazı ürünlerin teslim ettikten sonra yaklaşık 3-4 gün sonra oldu öncelikle ürünün teslim almaya geldiklerinde davalı ürünleri kontrol ederken herhangi bir şekilde soğuk zinciri sağlamadı ben imza sürecini beklerken davalılar ürünleri kendilerine ait depoda soğuk zinciri sağlamadan kontrol ettiler bu süre yaklaşık 20-25 dakika sürdü eğer ürünleri soğuk depolara kaldırmayı ihmal etmişler ise yaz günü olması nedeniyle kendi ihmallerinden kaynaklı bozulma yaşanmış olabilir ayrıca aynı gün davalı teslimatından sonra kandıra ceza evine aynı emtiaları teslim ettim teslim edilen ürünlerde herhangi bir itiraz yaşanmadı kaldı ki ceza evi ürünleri teslim almadan önce ürünlere teste yapmıştı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Duruşma da dinlenilen tanık ----- Beyanında : Ben davalı firmada kasap olarak çalışmaktayım davaya konu ürünleri biz teslim aldık ürünleri teslim alırken SKT ye ve kokuya bakıyoruz ürünleri teslim aldığımız kısımda soğuk zinciri davalı sağlamaktadır, ürünleri aldığımız gün koku yoktu ürünleri aldıktan yaklaşık 1 veya 2 gün sonra koku oluşmaya başladı bu nedenle imhalar yapıldı ürünlerin tarafımızca saklandığı sürede herhangi bir soğuk zincir ihmali yaşanmadı zira bizim cihazlarımızda data logır mevcuttur bu cihaz sayesinde dolapların günlük raporları tutulmaktadır herhangi bir şekilde cihazlarda kapanma yada sıcaklık yükselmesi yaşanmadı akabinde durumu davacıya bildirdik davacıdan iki kişi geldi emtiadaki bozukluğun kendilerinden kaynaklanmadığını bildirdiler akabinde imha gerçekleşti aynı dolaplarda başka firmalara ait tavuklarda mevcuttu onlarda herhangi bir bozukluk yaşanmadı ürünler davacının soğuk zincirde iken indirilerek tahminen 3 veya 4 dakika içerisinde davalıya ait dolaplara konulmakla ürünlerin kontrolleri soğuk zincir bozulmadan dolapta iken yapılmaktadır dolaba koymadan önce ürünler paketli olduğu için yani kutuda olduğu için yalnızca stk larına bakıyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; faturaya konu ürünlerin -18°C sıcaklıkta donuk halde bulunduğu ve bu nedenle son kullanma tarihlerinin geçmediği, bu sıcaklık seviyesinde davalı depolarında dört günlük süre içerisinde ürünlerin bozulmasının beklenemeyeceği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen 1 ve 2 numaralı kısımlarda açıklanan bozulmaların meydana gelmiş olması halinde, davalının mal kabul esnasında yapılacak fiziki muayene ile bu bozulma emarelerini kolaylıkla tespit edebileceği, ancak mal kabul sırasında ürünlerin bozulduğuna dair herhangi bir tespitte bulunmadığı ve malın davalı tarafından teslim alındığı sabittir. Bu durum karşısında, ürünlerin davacı tarafından ayıpsız şekilde teslim edildiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca, -18°C’de muhafaza edilmesi gereken ürünlerin bozulmasının soğuk zincirin kırılmasından kaynaklanmış olabileceği, dolayısıyla bozulmanın davalı kontrolü altındaki süre zarfında meydana geldiği yönündeki teknik değerlendirmeler hükme esas alınmıştır. Tüm bu tespitler doğrultusunda, davacı şirketin davalı şirketten 19.03.2024 tarihli, ------- numaralı ve 252.263,05 TL bedelli faturadan kaynaklanan 117.966,47 TL tutarındaki kısmi alacak talebinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenlerle, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne ve asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/1. maddeleri uyarınca muaccel bir borcun alacaklısı tarafından bir ihtarname ile temerrüde düşürülmeyen borçludan faiz istenemez. Alacaklı tarafından gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürücü etkisinin olduğunun kabul edilebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesi zorunludur. Bir bedel içermeyen ya da içeriğinden bedel belirlenemeyen ihtarnameler borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte kabul edilemez. Dosya kapsamında davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delil bulunmadığından ve somut olayda TTK m. 1530 hükmü uygulanmayacağından davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiş, fazlaya ilişkin talebi reddedilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ---- İcra Müdürlüğünün------ Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 117.966,47 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı 8.058,29 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.560,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.497,97 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.560,3 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.987,92 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.524,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 12.348,91 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 11.225,40 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.287,20 TL'nin davalıdan, 312,80 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.