T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/307
KARAR NO : 2025/690
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/05/2024
KARAR TARİHİ : 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin halihazır “her türlü klima bakım, onarım ve servis hizmeti ” vs işi ile iştigal ettiğini, Müvekkili tarafından, Sipariş Onay Belgeleri ve takip dayanağı faturalardan anlaşılacağı üzere davalı yana ait ---- İli, ------ ilçesi adresinde bulunan ------ Veri Merkezinde işyerinde ki , “Kapalı Devre Otomatik Dolum Arıza Gideriminin” bakım ve onarımı için servis hizmeti verildiğini, Teknik Servis Belgesi gereğince de tamiri ve onarımı yapılan ürün ve cihazlar tam ve çalışır vaziyette davalı yana teslim Edildiğini, müvekkilinin vermiş olduğu “Kapalı Devre Otomatik Dolum Arıza Giderimi” için davalı yana takip konusu iki faturadan kaynaklı olarak davalıdan 97.588,80 TL alacağının, tüm şifai taleplerine rağmen ödememesi üzerine bu kerre müvekkilim ; davalı aleyhine ----İcra müd. ----- Esas sayılı” dosyasından icra takibi başlatmış, ancak davalı yan yasal süre içerisinde icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerini hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile takibe
konu edilen alacaklar türk borçlar kanunu'nun 147. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, icra takibine dayanak faturalar müvekkil şirkete taraflar arasındaki çerçeve taahhütname/sözleşme ile belirlenen şekilde ulaştırılmamış ve dahası faturalar müvekkile hiçbir şekilde ulaşmadığını, taraflar arasında çerçeve taahhütname imzalanmış ve taahhütnamede davacı tarafından düzenlenecek faturanın müvekkil şirkete iletilmesine dair usul ve esaslar açıkça belirlendiğini, Ancak davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen e-arşiv faturalar hiçbir şekilde müvekkil şirkete ulaşmadığını, . Müvekkil şirketin kendisine sözleşme ile mutabık kalınan usulde ulaştırılmayan faturalara ilişkin, faturaların işleme alınmamasına ilişkin ise sorumluluğu bulunmadığını, Davacının talep ve iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte Davacı tarafından 2023 Aralık ayında kesilmesi gerektiği belirtilen faturalar 27 Şubat 2024 tarihinde kesildiği görülmektedir. Fatura vadelerinin 60 gün olduğu göz önünde bulundurulduğunda vade sonu 20 Nisan 2024 tarihi olacağını Oysa davacı vadenin dahi dolmasını beklemeksizin hukuka aykırı şekilde 05.03.2024 tarihinde icra takibi başlattığını, davacının icra inkar tazminat talebinin reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle zamanaşımına uğrayan talepler bakımından davanın reddine, usul ve yasaya aykırı olarak ikame edilen haksız davanın külliyen reddine, davacının haksız ve dayanaksız icra inkar tazminatı talebinin reddine, icra takibinin haksız ve kötüniyetle başlatılmış olması nedeniyle davacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------ İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan kök rapor da özetle; Davacı şirket Ticari Defterlerinin; - Süresinde açılış tasdikinin yapıldığı, - Türkiye muhasebe Standartları kurulunun düzenlemelerine uygun tutulduğu, - Ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, - 2023 ticari defterlerinin kapanış tasdikinin yapıldığı görüldüğü, davalı şirket Ticari Defterlerinin; - Süresinde açılış tasdikinin yapıldığı, - Türkiye muhasebe Standartları kurulunun düzenlemelerine uygun tutulduğu, Ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, - 2023 ticari defterlerinin e- Defter olması nedeniyle kapanış tasdikine yer olmadığı görüldüğü, Dosya sunulan davacı BS formaları incelendiğinde, davacı tarafın 2023 yılına ait davalı adına kesilen toplam 2 adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesini bildirdiği tespit edildiği, Dosya sunulan davalı BA formaları incelendiğinde davalı tarafın 2023 yılına ilişkin Aralık ayı bildirgelerinin sunulan BA formunda yer almadığı, davacı fatura tarihlerinin Aralık 2023 yılına ait olduğu, bu nedenle davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirip bildirmediğine ilişkin bir durum tespit edilemediği, Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davalı tarafından gönderilen mail yazışmalı bir bütün olarak ele alındığında taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu, davacı faturalarının davalı istekleri doğrultusunda tanzim olunduğu anlaşıldığı, Diğer yandan taraflar arasında faturalara konu işin/emtianın teslimi noktasında uyuşmazlık olmadığı da görüldüğü, Dosyaya sunulan davalı BA formunda Aralık ayına ait bildirgelerin yer almadığı, davaya konu faturaların 30.12.2023 tarihli olduğu, bu sebeple davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine faturalara dair bildirim yapıp yapmadığı hususunun tespit edilemediği, İncelenen davalı şirket ticari defter kayıtlarında davacıya ilişkin faturaların kayıt altına alınmadığı, Davacı e- Arşiv faturalarının davalıya c- Posta ile iletildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen mail yazışmalarında akdi ilişkinin kurulduğu, davacı faturalarının davalı kabulünde olduğu, faturalara konu işin/emtianın teslimi noktasında itilaf bulunmadığı, İncelenen davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 97.88.80 TL alacaklı gözüktüğü mahkememiz tarafından davacı lehine alacağa hükmedilmesi durumunda konu alacak için davacının davalıdan 4.554,14 TL işlemiş faiz talep edebileceği, davacının anılan tutarı 4.140,84 TL olarak talep ettiği hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan ek raporda özetle; ------- tarafından onarım için davacının servisine başvuru yapılmış olup 21 Aralık 2023 de davacının onarım için verdiği teklif onaylandığı, Servis formunun altında gerekli bakımın yapıldığı, tamamlandığı ve teslim alındığı yönünde ------ yetkilisinin imzası bulunduğu, Davacı tarafından yapılan servis hizmetinde ve bedellendirmede taraflar arası uyuşmazlık bulunmadığı 30 ve 31 Aralık 2023 tarihinde yapılan işe karşılık faturaların nasıl düzenleneceği hakkında karşılıklı e-mail yazışmaları bulunduğu, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davalı ------2023 yılına ilişkin BA/BS formları eklerine rastlanılmadığı hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.
Somut olayda, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 97.888,80 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın ticari defterlerinde herhangi bir kayda rastlanmadığı, davacının düzenlediği faturalara itiraz etmediği ve herhangi bir iade faturası da düzenlemediği anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra, davalı ------- tarafından onarım amacıyla davacının servisine başvurulduğu, 21 Aralık 2023 tarihinde davacının onarım için verdiği teklifin onaylandığı, servis formunda gerekli bakımın yapıldığı, işlemin tamamlandığı ve teslim alındığının belirtildiği tespit edilmiştir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, hizmetin davalıya verildiği sabit hale gelmiştir. Davacının ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından, davacının davalıdan fatura bedellerini talep etme hakkı bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı 6.666,29 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.157,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.508,36 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.157,93 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.585,53 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.109,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.