T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/75 Esas
KARAR NO: 2025/666
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/01/2024
KARAR TARİHİ: 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, bir dönem davalı firmanın işyerinde davalı firma ile akdedilen hizmet alım sözleşmesi muvacehesinde davalı firmada temizlik işçisi çalıştırdığı, hizmet alım sözleşmesi sona erdikten sonra davalı şirketin temizlik işlerini başka bir şirkete verdiğini, ancak müvekkili firma çalışanı olan bazı işçilerin davalı işyerinde çalışmak için müvekkili firmanın belirlediği yeni görev yerlerinde işe başlamadıkları ve davalı firmada çalışmaya devam ettiklerini, bu nedenle iş akitleri sona erdirilen işçilerden olan ----------müvekkili firma aleyhine dava açtığını ancak haksız olarak açılan davasının reddedildiğini, davalı firmanın ekte sunulan cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere 34.978,23 TL borcunu müvekkili firmaya ödemediği, ödememe gerekçesi olarak müvekkili firmaya göndermiş olduğu 26.08.2022 tarihli faturayı gerekçe gösteren davalı firmanın bu faturasının hukuka aykırı olduğunu, fatura açıklaması ------- davası "İcra dosyasının kapatılması için ödenen tutar faiz, harç ve vekalet ücreti şeklinde olduğunu, ---- yapılan ödemenin müvekkili firma ile bir ilgisi bulunmadığını, ---------- davalı şirketin yeni alt işveren şirketi Bilfinger şirketinde çalışmaya devam ettiğinin anlaşıldığını, kıdem tazminatına hak kazanmadığına ilişkin hüküm oluştuğunu, bu itibarla müvekkili firmaya gönderilen faturanın davalı şirkete iade edildiğini, müvekkili firma tarafından ----yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek -------tarihinde davalı şirkete gönderildiğini ve ödenmeyen alacaklarının ödenmesi istendiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabululculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu iddia edilen taleplerinin asılsız ve haksız ve mesnetsiz olduğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasından akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin davacı'nın çalışanı ----- ödenen tutarları için rücu yetkisinin bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında---------- temizlik hizmeti için hizmet sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme sonlanladırıldığı tarihe kadar hizmet alındığını, müvekkili şirket arasından imzalanan EK- 4 “te tedarikçinin sorumlulukları başlıklı 3.6 maddesinde müvekkili şirket ile davacı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmadığı müvekkili şirket tarafından davacı şirketin çalışanları nedeniyle herhangi bir ödeme yapılması halinde bu ödemeden davacının sorumlu tutulacağının açık olduğunu, davacı çalışanı ----- sayılı dosyasına kıdem ve ihbar tazminatına karar verildiği ve------- Sayılı dosyasına 19.810,41 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketçe hizmet sözleşmesi kapsamında yapılan ödemenin davacı şirketin hak edişinden kesildiğini, müvekkili şirket tarafından ------sayılı iade faturası düzenlendiğini, davacı tarafından söz konusu iade faturasına itiraz edilmesi amacıyla haksız olarak ------ tarihli iade faturası düzenlendiğini, müvekkili şirketin hizmet sözleşmesine uygun olarak davacı hak edişinden mahsup ettiğini, bu kapsamda davacı şirketin müvekkili şirketten bir alacağı olmadığını beyanla; müvekkili şirket aleyhindeki maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın külliyen tüm ferileri ile birlikte esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle,-----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ------- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda ,"İncelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan--------- Alıcılar hesabından takip tarihi itibariyle 102.887,40 TL alacaklı olduğu, İncelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davaya konu işçi alacak rucü bedelini 128.01.005 şüpheli ticari alacaklar kaleminde takip ettiği ve ilgili hesap bakiyesinden takip tarihi itibariyle 34.978.23 TL alacaklı olduğu, davalı incelemeye yerinde incelemeye iştirak etmediğinden ve delil de sunmadığından karşıt incelemenin yapılamadığı, ancak----- ödeme yaptığı, davalı tarafından davacıya karşı ileri sürülen rücu hakkı doğrultusunda sorumluluk bedelinin hesaplandığı, ------ tarafından açılan hizmet tespit davasına göre, -------- yönünden hizmet süresinin 719 gün olduğu, hesaplanan davacının sorumluluk bedelinin 8.975,50 TL olduğu, davacının davalıdan işçi alacak rücü bedeli olarak 34.978,23 TL alacak talep ettiği, mahkemece kabul edilmesi halinde, davacı şirketin -------- icra dosyası yönünden sorumluluk bedelinin 8.975,50 TL olarak hesaplandığı, bu hesaplamalar doğrultusunda davacının davalıdan 34.978.23 TL - 8.975,50 TL = 26.002.73 TL alacak talep edebileceği, Mahkeme tarafından davacı lehine alacağa hükmedilmesi durumunda konu alacak için davacının davalıdan 3.400,58 TL işlemiş faiz talep edebileceği," şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek Raporda özetle"İncelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan -------- Alıcılar hesabından takip tarihi itibariyle 102.887,40 TL alacaklı olduğu, incelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davaya konu işçi alacak rucü bedelini 128.01.005 şüpheli ticari alacaklar kaleminde takip ettiği ve ilgili hesap bakiyesinden takip tarihi itibariyle 34.978,23 TL alacaklı olduğu, incelenen davalı ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya takip tarihi itibariyle 102.887,40 TL borçlu olduğu, incelenen davalı ticari defter kayıtlarına davaya konu fatura bedelinin 2023 yılı hesap bakiyesine devir olmadığı, davacının 34.978,23 TL bakiyeyi ------ Şüpheli Ticari Alacaklar kalemine virman işlemi sonrasında taraf kayıtlarının borç alcak yönünden mutabık oldukları, diğer hususlarda Kök raporda ulaşılan görüşün korunduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. -------- maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Eldeki davada davacı ile davalı arasında 02.04.2016 tarihinde Temizlik Hizmeti için Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşmenin Ek-4 maddesinde "Mal ve/veya Hizmet Satın Alma İşlemleri İçin ABB Genel Hüküm ve Koşulları"nın "Tedarikçinin Sorumlulukları" başlıklı 3.6. maddesi uyarınca; "Tedarikçinin çalışanları ve/veya taşeronları tarafından bulunabilecek iddialar ve/veya açılabilecek davalar karşısında Tedarikçi tek başına ve münhasıran sorumludur ve herhangi bir sınırlama olmaksızın, Müşteriyi bu gibi iddialardan ve/veya davalardan ve Tedarikçinin onun çalışanların veya taşeronlarının tabi olduğu herhangi bir ilgili devletin veya devlet dairesinin kanunlarının, düzenlemelerinin, uygulama, rehberlik esaslarının ve diğer gerekliliklerinin ihlalinden kaynaklanabilecek olan her türlü iddiaya, adli, kovuşturmaya, davaya, para cezasına, kayba maliyet zarar ve masrafa karşı savunacak tazmine edecek ve mağdur olmasına izin vermeyecektir. Tedarikçi Müşteri tarafından talep edilmesi durumunda tek ve yegane işveren konumunu kabul ederek ve masrafı kendisine ait olmak üzere mahkemeye çıkmayı ve Müşterinin mahkemede uygun yasal savunmasını yapabilmesi için gerekli olan talep edilen tüm bilgi ve belgeyi sağlamayı taahhüt eder. " hükmü düzenlinmiştir. Hüküm incelendiğinde davacı tedarikçinin sözleşme uyarınca çalışanlar, taşeronlar tarafından ileri sürülen iddialar ve davalardan sorumlu olacağı düzenlendiği, bu durumda işçiye karşı dış ilişkide müteselsil sorumlu olan davacı ve davalının iç ilişkide sorumluluğun sadece davacı tedarikçide olacağı yönünde sözleşme serbestisi doğrultusunda anlaştıkları anlaşıldığından davacının işçiye ödediği tazminatları anlaşmaları gereğince davalıya rücu edemeyeceği kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 682,58- TL harcın mahsubu ile artan 67,18-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde----- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı23/09/2025