T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/527
KARAR NO : 2025/691
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 03/08/2023
KARAR TARİHİ : 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket nezdinde Kobi Paket Sigortası ile sigortalı bulunan dava dışı Sigortalı-------- adresindeki işyerinde 18.06.2016 günü saat 06:35 sıralarında davalının maliki olduğu 6 m3'lük Reaktöre ait Isı Transfer Kazanının borularındaki çatlaktan sızan ısı transfer yağının alev alması ile dava dışı sigortalı işyerinde yangın meydana geldiğini ve sigortalının işyeri söz konusu yangın sebebiyle hasara uğradığını, Meydana gelen zarar miktarı ve kusur/rücu durumu ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, espit edilen zarar müvekkil sigorta şirketi tarafından ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle Davaya konu icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin 122.287,05 TL üzerinden devamı ile 20/10/2016 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline, asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davalıların menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczi ile yargılama giderleri, vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,----. İcra Müdürlüğünün ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ------ İcra Müdürlüğünün ------. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından alınan kök ve ek raporlarda özetle; Davacı sigorta şirketi nezdinde dava dışı sigortalısı ------sayılı poliçe ile Kobi Paket Sigortası mevcut olduğu, poliçede yangın teminatı yer aldığı, 18.06.2016 tarihinde meydana gelen yangın hadisesi neticesinde sigorta şirketi dava dışı sigortalısına 20.10.2016 tarihinde 108.157,00 TL hasar tazminatı ödemiş ve TTK 1472 madde kapsamında sigortalısının haklarına halef olduğu, Yangının elektrik panosundan kaynakladığı dikkate alındığında; davalının elektrik tesisatında periyodik bakım eksikliğinden kaynakladığı yönünde kanaat oluştuğu, davalının sorumluluğunun bulunacağı, Davacı taraf ek rapora yaptığı itirazda; 71.428,41 TL tutarındaki ödeme ise sigortalının Kobi Paket Sigorta Poliçesi kapsamındaki yangın ve infilak mali sorumluluğu kapsamında yapılan tazminat ödemesi olduğunu ifade etmiş ise de, Ek raporda ifade edildiği gibi yapılan ödemenin kaynağını gösteremediği, Yapılan ödemedeki 71.428,41 TL neye göre yapıldığı, bununla ilgili eksper raporu vb. bir dokümanı dosyaya sunmadığı, Sunulan deliller ile davacının 36.738,65 TL yi davalıya rücu edebileceği hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 1472. Maddesine göre; Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.Somut olayda, sigorta şirketleri tarafından dava dışı sigortalı şirkete hasar bedelleri ödenmiş olmakla birlikte, hasar bedellerinin ödenmiş olmasının tek başına davalının sorumluluğunu gerektirmeyeceğinden davalının sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir söyleyişle sigorta şirketinin sigortalıya yaptığı ödemeyi davalıdan rücuen tazminini isteyebilmesi için rizikonun meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu ispat yükü altındadır.
Rizikonun meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı sigorta şirketi nezdinde dava dışı sigortalı ----- bulunan işyerinin -------- numaralı poliçe ile KOBİ Paket Sigortası kapsamında sigortalı olduğu, poliçede yangın teminatının yer aldığı anlaşılmıştır. 18.06.2016 tarihinde meydana gelen yangın sonucu sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına 20.10.2016 tarihinde 108.157,00 TL tutarında hasar tazminatı ödediği ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğu belirlenmiştir. Usul ve yasaya uygun olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yangının elektrik panosundan kaynaklandığı ve bu durumun davalının elektrik tesisatında periyodik bakım eksikliğinden doğduğu tespit edilerek davalının sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı taraf, ek rapora itirazında 71.428,41 TL tutarındaki ödemenin sigortalının KOBİ Paket Sigortası poliçesi kapsamındaki yangın ve infilak mali sorumluluk teminatı kapsamında yapıldığını ileri sürmüşse de, bu ödemenin kaynağına ilişkin eksper raporu veya benzeri bir belge sunarak iddiasını ispatlayamamıştır. Sunulan deliller dikkate alındığında, davacının 36.738,65 TL’yi davalıya rücu edebileceği, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin rücuen davalıdan talep edilebilmesi için rizikonun meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunun yargılama sürecinde ispatlandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamış olsa da, rapora yönelik itirazlarda dava dışı sigortalı ile davalının grup şirket olduğu yönündeki iddia, davanın kusur sorumluluğuna dayandığı ve davalı şirketin kusurlu olduğu dikkate alınarak reddedilmiştir. Bu nedenle, davanın ispat edilen 36.738,65 TL yönünden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının -----. İcra Müdürlüğünün -------. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 36.738,65 TL asıl alacak, 7.292,37 TL işlemiş faiz, üzerinden devamına,
2-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 2.509,62 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.088,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 421,26 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 2.088,36 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.358,21 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.907,50 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 4.779,08 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 937,34 TL'nin davalıdan, 2.182,66 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.