T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/636
KARAR NO : 2025/682
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/09/2022
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket aleyhinde ----İcra Müdürlüğü'nün ------- Esas sayılı dosyasında açılan icra takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin müvekkili tarafından tebliğ alındığını, takibe konu olan 30/05/2022 günlü ------ seri nolu çeki imzalayan, kullananın müvekkili olmadığını, çekte yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu hususta ----- Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulacağını, imzalar karşılaştırıldığında imzalar arasında hiçbir benzerlik olmadığı açıkça görüleceğini, bu nedenle imza itirazlarının incelenerek takibin iptali ve müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile birlikte, öncelikle imzası müvekkiline ait olmadığı açık ve meblağı yüksek olan takip nedeniyle müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması için takibin geçici olarak durdurulması yönünde mahkeme aksi kanaatte ise icra dosyasına yatan paranın dava sonuna kadar ödenmemesi yönünde teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketçe icra takibine konu çeke ilişkin yapılan imza inkarı ve borçlu olmadığı iddialarının mesnetsiz ve de borcunu ödemekten imtina etmeye ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu; tamamen kötü niyetli olup alacağın tahsilini geciktirme amaçlı olduğunu, 30/03/2022 tanzim tarihli, ------ Seri numaralı ve 30/04/2022 tanzim tarihli, ------ Seri numaralı, çek suretleri incelendiğinde de görülecektir ki, borçlu şirketçe bu çekler de ciro edilerek müvekkili şirkete devredildiğini, söz konusu bu çeklerin bedellerinin tahsil edildiğini, ancak dava konusu çekin karşılıksız çıktığından ve bedel tahsil edilemediğinden tarafımızca icra takibi başlatıldıktan sonra borçlu tamamen kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açarak imza inkarında bulunma cihetine gittiğini, davacının borcu, e-arşiv fatura, cari hesap ekstresi, e-arşiv kayıtları, makbuzlar ve ticari defterlere yapılan kayıtlar ile sabit olup, müvekkil şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile
beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü
(scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar
dahilinde yapılan mukayeseli incelemede;
İnceleme konusu çekteki birinci ciranta imza ile ----- atfen atılmış imza ile ------ait mevcut karşılaştırma imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; fotokopi ve çıktı belgelerde
tespit edilebilen grafolojik tanı kriterleri dikkate alındığında; imzaların başlangıç hareketlerinde ve ara
gramalarında farklılıklar, bitiş hareketlerinde kısmi benzerlikler görüldüğü, imza boyut ve imza kısımları
arasındaki orantı ve doğrultu gibi ıslak imzalı olmayan fotokopi, çıktı gibi belgelerde saptanabilen diğer
grafolojik tanı kriterleri bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu çekte konusu çekteki birinci
ciranta imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla -------eli ürünü olmadığı kanaatini bildirilmiştir. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir -------
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir ( ------- Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır ---- Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (------ ).Senet borçlusu tarafından senette yer alan imzanın kendisine ait olmadığının iddia edilmesi halinde çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ------sayılı kararında da benimsenmiştir.
Dava dilekçesinin incelenmesinde davacının imza inkarında bulunduğu görülmüştür. Dosya kapsamı, deliller ve Atk raporu birarada değerlendirildiğinde çek üzerindeki imzanın davacının el ürünü olmadığının evrak asılları üzerinde inceleme yapılan Atk raporu ile sabit olduğu dolayısıyla davalıya karşı sorumlu olamayacağı kanaatine varılarak, usul ve yasaya uygun olarak hazırlanan Atk raporu hükme esas alınarak davacının davasının kabulü yolunda karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi, menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir hükmünde, takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmektedir. Somut olayda davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ İLE
1------ İcra müdürlüğünün ------ Sayılı dosyası ile başlatılan takip sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Davalının tazminat talebinin reddine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 4.668,65 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.167,17 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 3.501,48 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.167,17 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.247,87 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 320,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.320,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.