T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/808
KARAR NO : 2025/619
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 23/11/2023
KARAR TARİHİ : 12/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/04/2022 günü saat 00.10 sıralarında ------ İlçesi ----- Köyü mülki sınırları içerisinde bulunan ------ Devlet Hastanesi mevkii ------ yolu üzerinde icra edilen önleyici kolluk devriyesi esnasında yol kenarında düzensiz göçmen kaçakçığını icra eden - renkli bir yolcu minibüsünün yolun sağ tarafında bekleme yaptığının tespiti yapılmış, ---- müvekkil ------ düzensiz göçmenleri yakalamak için koşturmaya başladığı esnada Jandarmaya ait ------ plakalı aracın yaşanan arbedede müvekkilin ayağının üstünden geçmesi nedeni ile yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, Başvuruya konu trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağı tutulamadığını, ancak ifade tutanakları ve tedavi evrakları ile müvekkilin kaza neticesinde yaralandığı sabit olduğunu, bu doğrultuda ----- Kaymaklığı İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından disiplin soruşturması başlatıldığını, . Müvekkil lehine 24/04/2022 tarihinde " Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına " ilişkin karar verildiğini,. Müvekkil işbu soruşturmanın yürütüldüğü esnada her ne kadar karanlıkta önündeki çukuru görmeden koşturduğu esnada çukura düşerek sağ ayak bileğinin kırıldığını beyan etse de üst-alt ilişkisi gereği müvekkil olayın aslını izah edemediğini, Müvekkil meydana gelen kaza sonucu malul kaldığını, Araç sürücüsünün kusuru ile müvekkile zarar vermişse de işbu zarardan aracın ZMMS 'si olan ------. Sorumlu olduğunu,. Haksız fiiliyle vermiş olduğu zarar sonucu müvekkil uzun bir süre tedavi gördüğünü,. Müvekkil, geçirmiş olduğu kaza sonucu daimi olarak malul kaldığını tüm bu nedenlerle HMK madde 107 gereğince belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik; 100,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 50,00 TL belgelenemeyen tedavi gideri tazminatının olay tarihinden işleyecek avans faiz ile birlikte birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan, dava öncesinde müvekkil sigorta şirketine trafik sigortası genel şartları'nda bildirilen usule uygun ve trafik sigortası genel şartları ekinde başvuru için istenilen zorunlu evraklar ile başvuruda bulunmadığını, müvekkil şirket -------- dava konusu taleplerin hiçbirinden sorumluluğu bulunmadığını, jandarma genel komutanlığı'nda görevli davacı -------, 18.04.2022 tarihinde gece yarısı vaktinde önleyici devriye görevi yaptıkları esnada, kendi beyanları ile de sabit olduğu üzere, havanın karanlık olması sebebiyle çukura basarak bileğini kırdığını. bu kapsamda mezkur olay bir trafik kazası olmadığından müvekkil şirket nezdinde karayolları zorunlu mali mesuliyet trafik sigorta poliçesi ile sigortalı ------ plakalı araç sürücüsünün ve işletenin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını bu hususun bir yansıması olarak müvekkil ------ davacı yanca iddia ve talep olunan tazminattan sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu talepler, davacının kendi kusuruna isabet ettiğinden zmms sigortası kapsamında teminat dışı olup müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, mezkur olay sebebiyle davacı yanda kalıcı araz meydana gelmediğini,. ayak bileğinden yaralandığı iddia edilmiş ise de kaza tarihinden bu yana gördüğü tedaviler sayesinde kişide geçici ve veya kalıcı hiçbir araz bırakmadan iyileştiğini, dava konusu kaza görevin ifası esnasında meydana geldiğinden iş kazası mahiyetinde olduğunu, davacının, müvekkil şirket yönünden, olay tarihinden itibaren avans faiz talepleri usul ve yasaya aykırı olduğunu zira varsa müvekkil şirket yönünden sorumluluk temerrüt tarihinden itibaren olacağını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle dava şartı yokluğu sebebiyle reddine; ve ispatlanamayan davanın esastan dahi reddine, müvekkil şirket davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden dava masrafları ve ücret-i vekaletin dahi davacı tarafa tahmiline karar verilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. ------- Adli Tıp Kurumu Tarafından alınan 21/03/2025 Tarihli rapor da özetle; 23/11/2023 tarihli dava dilekçesinde davacı ------- düzensiz göçmenleri yakalamak için koşturmaya başladığı esnada Jandarmaya ait------ plakalı aracın yaşanan arbedede davacının ayağının üstünden geçmesi nedeni ile yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğinin belirtildiği, ancak dosya kapsamında belirtilen olayın meydana geldiği mahal özellikleri, aracın ve yayanın hareket doğrultusu ve konumu, çarpma noktasının konumu hususlarında herhangi bir verinin mevcut olmadığı, olayın meydana gelişini belirtir kroki ve ifade bulunmadığı anlaşılmış olup mevcut verilerle kusur durumu hususunda rapor tanzimi mümkün olmadığı hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.
------- Adli Tıp Kurumu Tarafından alınan 18/07/2025 Tarihli rapor da özetle; 28/03/2025 tarihli ara karardan dosyanın ----- tevdi ile dosyada mevcut bulunan disiplin soruşturmasına ilişkin evraklar dikkate alınarak rapor düzenlenip düzenlenmeyeceği hususunun sorulmasının istendiği, davacı ----- disiplin soruşturması evrakı kapsamında yer alan 22/04/2022 tarihli beyanında tarlalara doğru kaçan düzensiz göçmenlerin yakalanması ve kaçmasını engellemek için şahısların peşinden gittiklerini, şahısların peşinden yaya olarak gittikleri esnada gece karanlığından dolayı önündeki çukuru fark edemediğini sağ ayağının çukura düşmesi sonucu sağ ayak bileğinin burkulduğunu belirttiği görülmüştür. Disiplin soruşturması evrakında davacının sağ ayağının çukura düşmesi olarak belirtilen olayda kusur durumunun tespiti hususu daire ve kurum görev alanı dışında kaldığı hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.
Duruşmada dinlenilen tanık ------ " Ben davacı ile aynı timde çalışıyordum. 18/04/2022 tarihinde aynı araçtaydı. Ben araç şoförüydüm. Davacı da tim elemanıydı. O gün göçmen kaçakçılığı yapan araç park halindeydi. Davacı da araçtan indi. Bizim aracımızı ve bizleri görünce kaçmaya başladılar. Olay esnasında kargaşa oldu. Davacının kaza geçirdiği anı görmedim sonradan bağırma sesi geldi. Davacının sesini duyduğumda davacı yerdeydi. Ne olduğunu sorduğumda ayağımın üzerinden geçtin dedi. Sonra onu hastaneye götürdük. Hastaneye götürünce ayağında kırık olduğunu söylediler. Sonrasında tedavi süreci başladı. Hava karanlıktı. Aracın gideceği mesafe 1 metre kadardı. Davacının araçtan indiğini görmemiştim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Duruşmada dinlenilen tanık ----- beyanında: davacı ----- benim iş arkadaşımdır, biz olay tarihinde kaçan mültecileri takip ediyorduk, yani operasyondaydık. Sonrasında mültecilerin bulunduğu aracın önüne kendi arabamızla geçerek mültecilerin bulunduğu arabayı durdurduk. Akabinde ben tim komutanımızla birlikte araçtan indim, aracı başka bir uzman jandarma kullanıyordu. Biz araçtan indik daha sonrasında arkadan bağırışma sesi geldi. Bu gelen sesin ben mültecilerin kaçmaması için yaptığımız faaliyetlerle ilgili olarak çıkan dur ihtarlarından biri sandığım için başta önemsemedim. Ancak daha sonradan öğrendim ki içinden inmiş olduğum aracın şoförü aracı tekrardan hareket ettirmiş ve davacının ayağının üzerinden geçmiş. Davacı şu anda görevine devam etmektedir. Davacının ayağı arabanın üzerinden geçmesi nedeniyle kırılmıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).
Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ( -------.).
Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). (------).
Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, -------sayılı kararı ile 25/11/2015 tarih------sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-h maddesine göre, Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı yasanın 115. maddesine ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir."düzenlemesi bulunmaktadır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve celp edilen tüm deliller bir bütün olarak incelendiğinde; ------- Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 18/07/2025 tarihli raporda, dosyada yer alan disiplin soruşturmasına ilişkin evraklar da dikkate alınmıştır. Davacı ------, disiplin soruşturması kapsamında verdiği 22/04/2022 tarihli beyanında; tarlalara doğru kaçan düzensiz göçmenlerin yakalanması ve kaçmalarının engellenmesi amacıyla şahısların peşinden yaya olarak gittikleri, gece karanlığı nedeniyle önündeki çukuru fark edememesi sonucu sağ ayağının çukura düşerek burkulduğu belirtilmiştir. Bu beyanın kazadan dört gün sonra hem davacı hem de tanık tarafından disiplin soruşturması kapsamında yazılı olarak verildiği ve imzalandığı anlaşılmıştır. Davacı, kazanın davalı sigorta şirketinin karayolları zorunlu mali sorumluluk trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olan------ plakalı araç sürücüsünün ve işletenin kusuru sonucu meydana geldiğini kesin bir delille ispatlayamamıştır. Takdiri delil niteliğindeki tanık beyanlarına, davacı ve tanığın daha önce yazılı olarak verdikleri ifadelerle çeliştiği gerekçesiyle itibar edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle, davalı sigorta şirketine husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılarak açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan Reddine,
2-Karar harcı 615,40 TL den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 345,55 TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 250,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde -----Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.