T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/219
KARAR NO : 2025/584
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/03/2024
KARAR TARİHİ : 11/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin alacağının tahsili amacıyla tarafımızca -------. icra müdürlüğü -----. sayılı dosyası üzerinden ------- şirket hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle müvekkilin alacağına kavuşmasını engellediği açıkça ortada olduğunu takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının kalan bakiye anapara alacağı olan 36.349,23 TL üzerinden devamına ve takibin takip tarihi itibariyle 92.085,17 TL üzerinden işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, müvekkile takipten sonra yapılan 55.735,94 tl kısmi ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, davalı aleyhine 36.349,23 TL bakiye anapara alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,---- İcra Müdürlüğünün ------Sayılı sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün -------esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle;Davacı şirket Ticari Defterlerinin Süresinde açılış tasdikinin yapıldığı, Türkiye muhasebe Standartları kurulunun düzenlemelerine uygun tutulduğu, Ticari defterlerin birbirini teyit ettiği,-2021,2022,2023 ve 2024 yılları ticari defter e — Defter olması nedeniyle kapanış tasdikine yer olmadığı mahkememizce tayin edilen incelemeye davalı şirketin katılmamış, defter ve belgelerini sunmadığı, İncelenen davacı ticari defteri kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 92.085,19 TL tutarında alacaklı olduğu Davacı kayıtlarına göre davalı tarafından takip tarihinden sonra 12.02.2024 tarihinde 25.000,06 TL ve 19.02.2024 tarihinde de 30.735,88 TL ödeme yapılmıştır. Bu ödemelerin mahsubu ile davacı kendi kayıtlarında huzurdaki itirazın iptali dava tarihi itibari ile 36.349.25 TL tutarında alacaklı gözüktüğü Davalı şirketin incelemeye katılmamış, defter ve belgelerini sunmadığı, Davalı vekilinin itiraz dilekçesinde müvekkilinin davacıya hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını beyan etmiş ve takip tarihinden sonra davalı firmaya ödeme yaptığı davacı şirket hesap hareketlerinden ve dosya kapsamına sunulan ödeme dekontlarında anlaşıldığı Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı alacağının dayanağını taraflar arasındaki cari hesap kaynaklı oluştuğu Dosya sunulan e- Faturalar elektronik sistem üzerinden oluşturulduğundan davalı şirkete tebliğ edildiği anlaşıldığı Davacı faturalarına süresi içerisinde itiraz edildiğini gösterir herhangi bir belge dosyada yer almadığı Dosya sunulan davacı BS formaları incelendiğinde, davacı tarafın 2021 yılına ait davalı adına kesilen toplam 17 adet, 2022 yılına ait 44 adet ve 2023 yılına ait 42 adet Faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesini bildirdiği ve 2022 yılına ait 2 adet, 2023 yılına ait 4 adet ve 2024 yılına ait 1 davalı tarafından davacıya kesilen iade faturasında BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirdiği tespit edildiği, Davalı BS formaları incelendiğine ise yine davalı tarafın 2022 yılına ait 2 adet, 2023 yılına ait 4 adet ,2024 yılına ait 1 adet davacıya kestiği iade faturalarını bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği, davacı tarafından davalıya kesilen 2021 yılına 17 adet ,2022 yılında 28 adet ve 2023 yılında 42 adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği görüldüğü Tarafların ilgili vergi dairelerine karşılıklı beyanları 2022 yılı davacı satış faturalarının davalı tarafından vergi dairesine eksik bildirdiği görülmüştür. Diğer tüm yıllar açısından vergi dairesine bildirimleri birbiri ile uyumludur. Bu tespitler doğrultusunda taraflar arasında akdi ilişkinin mevcut olduğu davacı faturalarının tamamının davalı tarafından kabul edilerek ilgili vergi dairesine bildirildiği ifade edilebileceği davaya konu takip 09.02.2024 tarihinde yapılmıştır. Davacı takip tarihi itibari ile 92.085,19 TL alacaklı durumda olduğu bu tarihten sonra davalının 12.02.2024 tarihinde 25.000.06 TL ve 19.02.2024 tarihi itibariyle 30.735.88 TL ödeme yaptığı görüldüğü Konu ödemeler davacı şirket kayıtlarında yer almaktadır, İtirazın iptali davası bu ödemeler mahsup edilerek 36.349.23 TL üzerinden ikame edildiği davacının dava tarihi itibari ile 36.349,23 TL asıl alacağı bulunduğu sonucuna ulaşıldığı, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu dikkate alınarak ödenen miktarın BK'nın 84. Maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer'ilerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir” şeklinde olduğu, İncelenen davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 92.085,19 TL alacaklı gözüktüğü, Davalı şirketin takip tarihinden sonra 12.02.2024 tarihinde 25.000,06 TL ve 19.02.2024 tarihinde 30.735,88 TL ödeme yaptığı, bu ödemelerin mahsubu ile davacının davalıdan huzurdaki dava tarihi itibari ile 36.349,23 TL tutarında aşıl alacağı bulunduğu, Fer'i alacakların icra Müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında dikkate alınması gerektiği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Somut olayda davalı tarafın vekilinin defter incelenmesine yönelik ara kararın verildiği duruşmada hazır bulunmasına rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 36.349,23 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Davacı defter kayıtları doğrultusunda ve davacının cari hesap ilişkisi içinde davalıdan alacaklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 36.349,23 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 2.483,02 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.055,42 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.004,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.