T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/365
KARAR NO : 2025/548
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/11/2019
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı taraf ile 38.822,00 TL bedel mukabilinde 2 adet vibrasyonlu besleme sistemi yapımı için anlaştığını ve bu sistemi davalıya teslim ettiğini, çek mukabili 15.600,00 TL tahsilat yapıldığını, teslim tarihinin 23.08.2017 olduğunu, bakiyenin tahsil edilemediğini, kalan 23.222,00 TL için icra takibine geçildiğini borçlu davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla, İtirazın iptali ile takibin devamına, %20.den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;“ Müvekkili şirket yetkilisi ----- tarafından davacı şirket yetilişi ------- defalarca ayıp ihbarında bulunulduğu, bu ihbarlara karşılık verilmediği, 6098 sayılı TBK'nun 475 - 1 / 2 bendinde alıkonan eserin ayıp oranında bedelden indirim isteme hakkının düzenlendiği, bu nedenle bilirkişi incelemesi yaptırılarak teslim edilen ürünlerin, taraflar arasındaki anlaşmadaki özelliklere sahip olup olmadığı ve sair diğer açık örtülü gizli ayıplarının tespitini talep ettikleri, Bu nedenle, öncelikle davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise yenilik doğuran hak olarak dayanılan 6098 sayılı TBK'nun 475 - 1 / 2 bendinde alıkonan eserin ayıp oranında bedelden indirimine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,------. İcra Müdürlüğünün ------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu-----İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 30.05.2019 tarihinde davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya 11.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından 11.06.2019 tarihli itiraz dilekçesinde Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın 18.11.2019 tarihinde ve yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen 24.11.2020 Tarih, -------Esas ve ---- Esas sayılı kararı, ------ Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2021 Tarih,----- Esas, ------ sayılı kararı ile bozularak dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Mahkememizce verilen 14.06.2022 Tarih, ---- Esas ve ----- Esas sayılı kararı, ------ Bölge Adliye Mahkemesinin 03.05.2023 Tarih, ------ Esas, ---- sayılı kararı ile bozularak dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda ,", davacı ve davalı yanın 2017-2018-2019 ait ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğunu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, incelenen ticari defterlerin lehlerine kesin delil vasfına haiz olup olmadıkları konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, Davacı şirketin incelenen ticari defterlerine göre, davalının cari hesabının ----- Alıcılar hesabında izlendiği, takibe konu olan 23.08.2017 tarihli, ------- nolu ve 38.822,00 TL tutarındaki fatura ile, davalının çek ile yaptığı 15.600,00 TL tutarındaki ödemesinin davacının ticari defterlerinde kayıt altına alındığı ve 09.04.2019 takip tarihi itibariyle davalıdan 23.222,00 TL tutarınca alacağının raporlandığının görüldüğünü, davalı tarafın incelenen ticari defterlerine göre davacıya 09.04.2019 tarihi itibari ile 23.222,00 TL tutarında borcunun bulunduğunun raporlandığı, TTK. 1530. Maddesi hükümlerine göre; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte, tarafların ticari defterlerinden ve yapılan kısmi ödemeden, taraflar arasında şifahi bir sözleşmenin bulunduğu kanaati edinildiğinden, Mahkemece TTK. 1530. Maddesinin huzurdaki davada uygulama alanı bulacağı görüşünün benimsenmesi durumunda, takipten önce 4.924,35 TL toplam faizin talep edilebileceği, sonuç olarak; Davacı tarafın davalıdan 09.04.2019 takip tarihi itibariyle 23.222,00 TL tutarınca alacağının bulunduğu, Mahkemece davacının TTK. 1530. Maddesine göre takipten önce faiz isteyebileceği görüşünün benimsenmesi durumunda, davacının takipten önce 4.924,35 TL faiz isteyebileceği, davacı taraf takipten önce ve sonra reeskont faizi istediğinden davacının bu talebi ile bağlı olduğu, tarafların masraf, inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin, Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı," şeklinde rapor sunulmuştur.
Bozma sonrası Makine mühendisi bilirkişiye makineler üzerinde yerinde inceleme yapmak sureti ile rapor tanzimi için ------- Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yolu ile bilirkişi raporu düzenlenmiştir.
Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; " Keşifesnasında incelenen cıvata besleme sistemi makinasının kendisinden beklenen işlevi yerine getirmediği, tamamen ayıplı olduğu, Cıvata besleme sistemi makinasındaki ayıbın esaslı olması sebebi ile, bedel indirimi ile tolere edilemeyeceği, ------ makinasının kendisinden beklenen keşif esnasında incelenen somun besleme işlevi yerine getirmediği, tamamen ayıplı olduğu, Somun besleme sistemi makinasındaki ayıbın esaslı olması sebebi ile, bedel indirimi ile tolere edilemeyeceği, " şeklinde rapor sunulmuştur.
Talimat yolu ile alınan ek raporda özetle; " 10.06.2024 tarihli rapordaki kanaatlerin korunduğu, Keşifesnasında incelenen cıvata besleme sistemi makinasının kendisinden beklenen işlevi yerine getirmediği, tamamen ayıplı olduğu, Cıvata besleme sistemi makinasındaki ayıbın esaslı olması sebebi ile, bedel indirimi ile tolere edilemeye: Keşif esnasında incelenen somun besleme sistemi makinasının kendisinden beklenen işlevi yerine getirmediği, tamamen ayıplı olduğu, Somun besleme sistemi makinasındaki ayıbın esaslı olması sebebi ile, bedel indirimi ile tolere edilemeyeceği, Davacı tarafın keşfin icrasına katılmadığı gibi anlamsız iddialar ve gayrı ciddi beyanlar ile ek iş yükü çıkartması sebebi ile tekrar bilirkişi ine hükmedilmesi talebinin olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.İtirazlar doğrultusunda yeni bir bilirkişiden rapor alınması için ------ Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yolu ile bilirkişi raporu düzenlenmiştir.
Talimat yolu ile alınan yeni raporda özetle; " 29/04/2025 tarihli keşif mahalli incelemesi sonucu cıvata ve somun besleme sistemi makinalarının davalı yanca rapor içeriği madde 4 ve 5 te tespiti ve değerlendirmesi yapılan gerekçelerden dolayı beklenen faydayı sağlayamadığı için ayıplı mal olduğu, Davalıya davacı tarafça satımı gerçekleştirilen cıvata ve somun besleme makinalarının tasarım çıktılarının (imalat resimleri, çalışma prensipleri vb.) olmadığı, bu kapsamda tüm tasarım ve imalat bilgisinin davacı bilgisinde olduğu, tasarımın ve tasarım çıktısı olan ürünün parçalarının hangi ölçü ve tolerans değerleri ile üretildiğinin bilinmemesi, montaj prensiplerinin ve şartlarının bilinmemesi nedeniyle ürünlerin başkaca bir firma tarafından düzeltilmesinin mümkün olmadı; nleri davalının bu hali ile kullanmasının ve düzelttirmesinin mümkün olmaması ve bu hali ile davalının beklediği faydayı sağlayamayacağı kanaati oluşması nedeniyle ayıp oranında bedel indirimi hesaplanamayacağı kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.
Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir.
Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir. ( Yargıtay -----Hukuk Dairesi'nin 20/01/2020 tarih ve ----- Esas, -----Karar sayılı, ---- BAM ----. HD. ------- Karar sayılı kararı)
Davaya konu sistem üzerinde bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak, ayıplı ifa olup olmadığının ve varsa mevcut ayıplı ifa nedeniyle davacının iş bedelinden düşülmesi gereken meblağın (nefaset bedelinin) ne kadar olması gerektiğinin tespit ettirilmesi, sonrasında yapılan ihtilafsız ödemeler düşülerek davacının bakiye alacağının belirlenmesi için makinelerin bulunduğu ----- Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ve talimat mahkemesince alınan her iki bilirkişi raporunda da makinelerden beklenen faydanın mevcut hali ile sağlanamayacağı, makinelerin ayıplı üretildiği, mevcut hali ile davalının makineyi kullanamayacağı, onarımın mümkün olmadığı, dolayasıyla semenden indirilecek onarım bedeli hesaplanamayacağı tespit edilmiştir. Bu durumda davacı taraf kendi yükümlülüklerini taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğinden dolayı, davalı taraftan ödenmeyen bakiye kısmı talep edemeyeceği kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 342,15-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 273,25-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 4.058,00 TL tebligat, müzekkere ve keşif giderleri, 3.030,30 TL keşif harcı olmak üzere 7.088,30-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 28.334,02-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.