T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/106
KARAR NO : 2025/571
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/10/2021
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dünya çapında faaliyet gösterdiğini, yüz yıldan fazla sürede güvenli sağlık hizmeti sağlayan -----şirketler grubunun iştiraklerinden olup Türkiye'de 81 dağıtım noktasında müşteriye hizmet verdiğini, davacı şirket ile davalı -----arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalının şirkette Bölge Satış Müdürü olarak işe başladığını şirketin gizli bilgileri, sırlarına erişebilen davalının, davacı ile rekabet halinde bulunan------ çalışmak üzere herhangi bir haklı sebep olmadan istifa ederek işten ayrıldığını, her iki şirketin faaliyet alanının aynı olduğunu dolayısıyla iki şirketin rekabet halinde olduğunu, davacının toptan ilaç dağıtımı ve satışı sektöründe faaliyet gösterdiğini ve sektörün önde gelen şirketleri arasında yer aldığını, davalının çalışmaya başladığı ----- Deposunun davacının ilaç dağıtım ve satış sektöründe doğrudan rakibi konumunda olduğunu,------ ortaklarının davacının eski ortaklarında olup hisselerini devretmek suretiyle davacıdan ayrıldıklarını, davalının ------ Deposu çalışmaya başlayarak iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, görev tanım formunun “yezki ve sorumluluklar” alt başlıklı bölümünde Bölge Satış Müdürünün yetki ve sorumluluklarının belirtildiğini, bu bölümde “sorumlu olduğu bölgedeki tüm eczaneleri tanımak, bilgileri öğrenmek, bu bilgileri gerektiğinde üst yönetim ve satıcılara aktarmak, eczanelerin şikâyet ve önerilerini dikkate alarak sorunu çözmek, konuyu gereken yerlere ulaştırmak v.d.” olduğunu, firmanın çalışma ortamı bölümünde pozisyonunun müşteri ilişkileri ve satış müdürüne bağlı olarak çalıştığının belirlendiğini, görev tanım formundan davacının tüm ticari sır niteliğindeki bilgilerini bilebilecek durumda olduğunun izahtan vareste olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme m. 8'de, sözleşmenin sona ermesinden sonra iş akdi feshedilen yöneticinin iki yıl suretle kendi namına işveren ile rekabet edecek bir iş yapamayacağı, aynı, benzeri bir iş nevi ile iştigal eden bir kuruluşta çalışmayacağı, ortak olamayacağı, aykırı davranması halinde işverene ayrıldığı tarihteki son brüt ücretinin iki yıllık tutarında cezai şart olarak tazminat ödeyeceği düzenlendiğini, davalının davacı ile aynı ilçe sınırlarında bulunan 3 km uzağında kurulu ----- Deposunda işe başladığı hususu göz önünde bulundurulduğunda rekabet hükmünü ihlal ettiğinin izahtan vareste olduğunu belirterek şimdilik 1.000 TL cezai şart tutarının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
ISLAH:
Davacı vekilince sunulan 14/05/2025 tarihli dilekçe ile “şimdilik 1.000,00 TL” denilmek suretiyle ikame edilen davayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 159.080,00 TL arttırarak toplamda net 160.080,00 TL olacak şekilde ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını zira davacı ile ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı haksız rekabet davası görüldüğünü, davacının bu davayı kendi menfaatine kullanmak için açtığını, esasa ilişkin olarak, davalının davacı şirkette kısa süre çalıştığını, 02.09.2019 tarihinde ------ile sınırlı olmak üzere davacı şirkette Bölge Satış Müdürü olarak işe başladığını, 23.12.2020 tarihinde şirketten ayrıldığını, davacı ile davalının bünyesinde çalıştığı şirketin iş kodları bir olsa da rekabet halinde olmalarının mümkün olmadığını, iki şirket arasındaki ihtilafın başka bir dosyaya konu olması bir yana davacının beyanlarıyla sabit olduğu üzere aralarında devasa makas farkı bulunmasına rağmen davalıya karşı dava açılmasının TMK m. 2 gereği iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davalının iş akdini sonlandırmasının işverenden kaynaklanan sebeplerden olduğunu, davalıya hiçbir zaman fazla mesai ücreti ödenmediğini, 2020 yılı Mart ayında dünyada ve Türkiye'de gelişen küresel salgın neticesinde ilaç satışlarında normalde elde edilen gelirde düşüş meydana geldiğini, davalıya bağlı olarak çalışan işçilerin prim ödemelerinin davacı yanca kesildiğini, davacının ısrarla gerçekleşmesi imkansız hedefleri ileri sürmesi üzerine işten ayrılmak durumunda kalan davalının akabinde mevcut iş yerinde çalışmaya başlamasında atfı kabil bir kusur olmadığını, davalının iş tanımı ve görev alanı sınırlı olup davacıya zarar vermesinin olası olmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin hukuka aykırı olup “kelepçeleme niteliğinde” bulunduğunu, sözleşme tek taraflı yaptırım öngördüğünden batıl olduğunu, sözleşmede belirli bir bölge öngörülmediğini, TBK m. 445'e rağmen sözleşmede yer sınırı belirlenmediğini, davacının uğradığı somut bir zararı bulunmadığını, huzurdaki davada TBK m. 444 v.d.'nde öngörülen koşulların sağlanmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı ceza koşulu (cezai şart) alacağı istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK’nın 445. maddesi “(1)Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. (2)Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.”"... rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir..."Yargıtay ------.Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli ------"...Ancak;6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak; kararlaştırılan cezai şartı fahiş olup olmadığı hususunda re'sen araştırma yapılarak bir değerlendirme yapılması, fahiş olduğu takdirde cezai şartta indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususda hiç değerlendirme yapılamadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf bu yönden kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına tek geçim kaynağı emeği ve bunun karşılığında aldığı maaşı olan işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranması karşılığında öngörülen 12 aylık brüt maaşına denk gelen cezai şartın fahiş olduğu ,hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 60 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından, 7.290-TL nin cezai şart olarak davalıdan ihtarnamenin tebliği tarihi 22.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ,fazla istemin tenkis nedeniyle reddine ,fazla istem tenkis nedeniyle reddolunduğundan davalı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmolunmamasına karar verilmiştir..." T.C. ----- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesi, -----Esas, ------ Karar
Mahkememizce aldırıla bilirkişi raporu ile taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin TBK m. 444/2 uyarınca davalının davacı şirkette edindiği bilgileri kullanmasının davacının fiili zarara uğraması aranmaksızın yakın ve önemli zararı ihtimaline sebep olacak nitelikte olduğunun kabulü, mezkür rekabet yasağı kaydının herhangi bir sınırlama olmaksızın düzenlenmiş olduğu, Rekabet yasağı kaydı aşırı nitelikte bulunursa hâkimin TBK m. 445/2 ve TMK m. 4 uyarınca rekabet yasağı kaydını sınırlayabileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce davacı tarafın tanık deliline dayandığı görülmekle tanıkların dinlenilmesine karar verilmiş olup;
------ T.C. kimlik numaralı tanık ------ beyanında "Ben bölge satış müdürü olarak davacı firmada çalışmaktayım, davalı ile 2 yıl önceye kadar aynı firmada iki yıla yakın çalıştık, davalı da bölge satış müdürüydü, bu süreçte ----- Deposu açıldı, bizimle aynı alanda çalışan bir ecza deposudur, davalı istifa ederek ------ Deposunda çalışmaya başladı, eczane anlaşmaları, pazar payları, bölge satış müdürü tarafından bilinmektedir, ikimizin de bölgeleri farklı olduğu için ayrıldığı bölgede zarar olup olmadığını bilemiyorum dedi.
Davacı vekilince tanıktan soruldu; bölge satış müdürlerinin müşterilerle birebir ilişkisi ve müşteri portföyünü taşıma ihtimali var mıdır?
Tanık cevaben; Tabii ki bu ihtimal var, çünkü davacı firmanın sunmuş olduğu ticari ilişkileri, ciro primlerini ve hizmete ilişkin bilgileri davalı bilmektedir, müşteri götürme potansiyeli de vardır dedi.
Davalı vekilince tanıktan soruldu; Ticari ilişkiler, ciro primi kapsamında davalının söz hakkı olup olmadığı, davacı şirkete başka firmalardan geçiş olup olmadığı, fazla mesai yapılıyor muydu, bunların ücreti ödeniyor muydu, satış ve fiyat konusunda davalının söz hakkı var mıydı, eczaneler ile sözleşmeler ne kadarlık sürelerde yapılmaktadır sorulmasını talep ederim dedi.
Tanık cevaben; İlaç fiyatlarının alt ve üst sınırını Sağlık Bakanlığı belirlemektedir, Eczanelerin yapmış olduğu alımlara göre bölge satış müdürünün ciro satış indirimi yapma hakkı vardır, davacı şirkete başka firmalardan geçiş muhakkak oluyordur, ancak bunlar direkt depodan depoya geçiş değildir, arada başka alanlarda çalışıyorlar, bölge satış müdürleri kendi mesailerini kendileri belirler, fazla mesaimiz yoktur, fazla mesai olmadığı için de ücret sorgulaması yapılmamaktadır, satış ve fuarlarda ücret ödemesi yapılmıyor ancak o gün kadar izin veriliyor" ifadelerine yer vermiştir.
------ T.C. kimlik numaralı ------ beyanında "7 yıldır davacı firmada bölge satış müdürü olarak çalışmaktayım, davalı ile de bir buçuk yıl kadar birlikte çalıştık, işte çalıştığımız bir gün üç dört arkadaşın aynı anda işten çıktığını ------ gruptan öğrendim, bir gün öncesinde birlikte toplantıdaydık, çıkacaklarına dair bir şey söylemediler, bölge satış müdürlerinin müşteri portföyünü taşıma durumu vardır, anlaşmalar konusunda yetki bölge satış müdürlerindedir, anlaşmalar yapıldıktan sonra şirket merkezine gönderilir, zaten fiyatlar ve yapılabilecek indirimler belli olduğundan şirket merkezi bu anlaşmaları onaylar, davalının müşteri taşıma ihtimali vardır, bölge satış müdürleri şirketin satış anlaşmaları, müşteri portföyü hakkında bilgi taşıyabilir, davacı şirkete de başka şirketlerden gelenler oluyor, eczaneler ile sözleşmeler genelde bir yıllık yapılır, fiyatın net bedeli üzerinde indirim yapılmıyor ancak sözleşmelerin kapsamına göre indirim yapma hakkı satış müdüründedir, müşterinin şirketimize kazandırdığı kara göre belirli oranlarda prim indirimi yapılır, prim indirim oranlarını şirket belirlese de indirim yapılıp yapılmayacağına ilişkin yetki bölge satış müdüründedir, biz ayrıca prim aldığımızdan dolayı fuar için ayrıca fazla mesai de ödenmezdi, fuar sonrası izin kullandırılıyordu, davalının gitmesi sebebi ile davalının müşteri portföyündeki eczanenin davalı firmaya geçenler olduğunu biliyorum, eczaneler birden fazla depoyla da çalışabileceği gibi tek depoyla da çalışabiliyor ancak depo sayısı arttıkça ciro da düşüyor" ifadelerine yer vermiştir.Mahkememizce davalı tarafın tanık deliline dayandığı görülmekle tanıkların dinlenilmesine karar verilmiş olup;
------ T.C. kimlik numaralı ------ beyanında "Davalı ile davacı firmada çalışıyordum, ben de satış temsilciliği yapıyordum, davalı işten ayrıldıktan sonra ben de -----Deposunda çalışmak üzere davacı firmadan ayrıldım, işten ayrılmamın davalı ile alakası yoktur, ------ Deposunun evime daha yakın olması sebebi ile işten ayrıldım, davacı firma fazla mesai, nöbetlerde ücret ödemiyordu, davalı ile ------ Deposunda aynı bölgede birlikte çalışıyorduk, ben satış temsilcisiyim davalı da bölge satış müdürüdür, davalı ------ Deposunda da aynı bölgede çalışmaktadır, eczane istediği depo ile çalışabilir, ecza deposunun şartlarını beğeniyorsa ------ Deposu ile de çalışmaya devam edebilir, bana sorduğunuz üzere eğer eczane ile müşteri anlamında iyi anlaşabiliyorsa tabii ki davalının geçtiği depo ile de eczane çalışmak isteyebilir, davalı ciro primi indirimi isteyemez, çünkü bunu genel müdür belirliyor, davacı firmaya da başka depolardan çalışmak için gelenler oluyor, satış ve fiyat konusunda düzenlenen anlaşmalarda davalının söz hakkı vardır, ancak deponun verdiği şartlar dahilinde anlaşma yapılır, bölge müdürleri yapılan anlaşmaları getirir ve genel müdürlüğe imzalatır, eczaneler birden fazla depo ile çalışabilir, anlaşmalar bir yıl üzerinden yapılır, işten ayrılmadan önce davalının davacı firmaya bildirimde bulunup bulunmadığını bilmiyorum, davacı firmaya fazla mesaiye dair herhangi bir dava açmadım, davalı fuarlara giderdi ancak ücret alır mıydı bilmiyorum, davalıya fazla mesai ücreti ödenir miydi bilmiyorum ancak fazla mesai yaptığını biliyorum" ifadelerine yer vermiştir.
------ T.C. kimlik numaralı ------ beyanında "Davacı firmada davalı ile on sekiz ay birlikte çalıştık, davalı işten ayrıldıktan bir yıl sonra ben de ------ Deposuna geçtim, bölge satış müdürlerinin müşterilerle birebir ilişkisi vardı, müşteri portföyünü taşıma ihtimali vardır, eczane bölge satış müdürünün şahsı ile çalışmayı seviyorsa ve ticari durumu da uygun görülüyorsa tabii ki geçebilir, ciro primi kapsamında davalının söz hakkı yoktur, bölge satış müdürleri anlaşmalar üzerinde herhangi bir indirim yapamıyorlar, davalının davacı firmada çalıştığı bölge ile----- Deposunda çalıştığı bölgede aynı olan yerler var, davalı fazla mesai yapıyordu, davalının fuarlara gittiğini de biliyorum, fazla mesai ücreti ödenmezdi veya bunun yerine de izin verilmezdi, satış ve fiyat konusunda davalının söz hakkı yoktur, eczaneler ile sözleşmeler altı aylık ya da bir yıllık yapılır, şirket ciro prim indirimi yapma konusunda bölge satış müdürüne yetki verirse bölge satış müdürü bu indirimi yapabilir, genelde verilen bir yetkiydi, yapılan sözleşmelerin genel müdürlükçe onaylanması gerekir, sözleşmeleri genel müdürlüğün onaylamadığını duymadım, davalı firmaya beş kişi geçtik davacı firmaya da ----- Deposundan geçişler oluyordu, davacı firmaya fazla mesai ya da herhangi bir konuda dava açmadım, davalının ayrılacağını bir bir buçuk ay öncesinde şirkette duymuştum" ifadelerine yer vermiştir.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; Davalının davacı ile olan iş akdini istifa ile sona ermiş olduğu sabittir. Dolayısıyla davalının sözleşme kapsamındaki rekabet etmeme yükümlülüğü devam etmektedir, iş akdi sona erdikten sonra çalışmaya başladığı dava dışı şirketin faaliyet ve iş konularının davacı şirket ile aynı olması davalı işçinin davacı şirkette çalışırken sahip olduğu iş sırları, davacı şirketin tescilli tasarımlarına ilişkin bilgileri kullanabilme ihtimali mevcut olup bu durum davacı aleyhine zarara yolabilecektir. Davacının bu şekilde çalışması taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı ve gizlilik taahhüdüne aykırıdır. Davalının davacı firmadan ayrıldıktan sonra aynı bölgede faaliyet gösteren ve aynı konuda çalışmak üzere ------ Deposunda gölge satış müdürü olarak işe başladığı, davalının davacı müşteri portföyü hakkında bilgi sahibi olduğu anlaşıldığı bilirkişi tarafından alınan raporda taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin TBK m. 444/2 uyarınca davalının davacı şirkette edindiği bilgileri kullanmasının davacının fiili zarara uğraması aranmaksızın yakın ve önemli zararı ihtimaline sebep olacak nitelikte olduğunun kabulü, mezkür rekabet yasağı kaydının herhangi bir sınırlama olmaksızın düzenlenmiş olduğu, Rekabet yasağı kaydı aşırı nitelikte bulunursa hâkimin TBK m. 445/2 ve TMK m. 4 uyarınca rekabet yasağı kaydını sınırlayabileceğinin bildirildiği, yaplan sözleşmede son brüt ücretinin 2 yıllık tutarında cezai şart tazminatı ödeyeceği belerlenmiştir. TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları ve yukarıda bahsi geçen emsal ------. Hukuk Dairesinin kararında da açıkça bahsedildiği gibi rekabet yasağına ilişkin hüküm nedeni ile zarar görme zorunluğu bulunmamakta olup zarar göreme olasılığı yeterli olduğu dosyaya sunulan tüm deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının davasını ispat ettiği, Davalının hem davacı şirkette hem de yeni çalıştığı şirkette aldığı ücret düşünüldüğünde 6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak kararlaştırılan cezai şartı fahiş olduğunun kabulü gerekmekte olup T.C. ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi, ---- Esas, ----- Karar ilam da dikkate alınarak hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 40 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından itirazın 96.048,00 TL yönünden davanın kabulüne aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
TBK'nun 444/2 fıkrası uyarınca rekabet yasağına ilişkin anlaşmanın geçerliliği için bu bilgilere vakıf olunmasının ve bu durumun işvereni önemli bir zarara uğratacak nitelikte bulunmasının yeterli olduğu, rekabet yasağına ilişkin anlaşmanın ayrıca TBK'nun 445/1 fıkrasında düzenlenen koşulları taşıdığı, TTK'nun 446/2 fıkrası uyarınca davalının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödeyerek rekabet yasağı borcundan kurtulabileceği, davacının da tazminat değil, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarını talep ettiği, bunun için bir zarara uğradığını ispatlamasının gerekli olmadığı, mahkemece cezai şart tutarından TBK'nun 182/son fıkrasına dayalı olarak takdiren indirim yapılmış olması karşısında, reddedilen kısım bakımından davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE
1-96.048,00 TL haksız rekabetten kaynaklı cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 6.561,04 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan ve ıslah ile tamamlanan toplam 2.792,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 3.768,74 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç ve 2.733,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.851,60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 550,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.550,00 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %60 oranında olmak üzere 2.130,00 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 417,00 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %40 oranında olmak üzere 166,80 TL sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 680,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 408,00 TL sinin davalıdan, 272,00 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı ----- vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.