T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/130
KARAR NO : 2025/451
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 09/10/2023
KARAR TARİHİ : 10/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ----nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı davalı/borçlu ----- malik, sürücüsünün firari olduğu olduğu -----otobüsünde, 29.08.2021 tarihinde, yolcu -----otobüsten ineceği esnada, otobüsün hareket etmesi neticesinde bedensel hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonrasında tanzim edilen mütalaa edilen bilirkişi raporlarından, şikayet evraklarından, soruşturma aşamasında kusura ilişkin alınan bilirkişi raporundan ve diğer sunmuş oldukları evraklardan da anlaşılacağı üzere ----- plakalı sigortalı aracın olay yeri terk/firari sürücüsü meydana gelen trafik kazasında %100 oranında kusur olduğu denildiğini, söz konusu ------ plakalı aracın kaza tespit tutanağı ile 2918 sayılı KTK tanımlar kısmından anlaşılacağı üzere davalı/borçlu ----- araç sahibi olarak tespit olunacağı izahtan vareste olduğunu, meydana gelen olayda sürücünün kaza yerini terk etmesi (firari) ve müvekkili sigorta şirketinin kaza nedeniyle ----- bedensel zararı sebebiyle tazminat ödemesiyle K.T.K ve ZMMS Poliçe Genel Şartnamesi gereği Sigortalısına rücu hakkı doğduğunu, firari olan sürücünün gerçekleştirdiği kaza sonrası meydana gelen maluliyet sebebiyle ödenen hasar tazminat miktarı için müvekkili sigorta şirketinin davalı/borçlu ------ rücu hakkının bulunduğu kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete vaki hasar ihbarına müteakip ------ nolu hasar dosya numarasından 141.681,81-TL tazminat bedeli ödemesi ilgilisine yapıldığını, yapılan ödeme müvekkil sigorta şirketi, Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve KTK gereği doğan alacağa, TTK m.1481 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, işbu rücuen tazminat alacağımız olan 141.681,81-TL' nin ödeme tarihi olan 28.12.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili için davalı/borçlu aleyhine ----. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, -----. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyasına haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu -----. İcra Müdürlüğünün -----esas sayılı dosyasındaki haksız alacak talebine ilişkin ilgili dosyada borca itiraz ettiklerini, yapılan itirazın iptali amacıyla müvekkili aleyhinde dava açıldığını, ikame edilen işbu dava mesnetsiz, usule ve yasaya aykırı olup reddi gerektiğini, sigorta şirketinin alacağının zamanaşımına uğradığını, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya yapılan dava konusu ödemeleri dava dilekçesinin ekinde görüleceği üzere " 28.12.2022 tarihinde 141.681,81-TL tutarında tazminat ödenmiştir " şeklinde 28.12.2022 tarihinde ödediği iddia edildiğini, ancak kaza tarihinin 29.08.2021 tarihinde olmasına rağmen ödemenin 28.12.2022 tarihi yani neredeyse 1.5 yıl sonra yapılmış olması ve buna ilişkin ne icra dosyasında ne de huzurda ikame edilen dava dosyasında buna ilişkin bir ödeme dekontu bulunmadığını, davacı şirketin 28/12/2022 tarihinde yaptığını iddia ettiği ödemenin dekontunu mahkemeye sunmak mecburiyetinde olduğunu, takip dayanağı belge sunulmaksızın usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmaması sebebiyle dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketi huzurda ikame edilen itirazın iptali davasında, icra takibinde dayanmadığı belgeler dışında belgelere dayandığını, kabul anlamına gelmemekle beraber usule ilişkin itirazların sayın mahkemece kabul görmemesi durumunda dahi müvekkilinin kendisine yükletilmek istenen alacağa ilişkin hiçbir borcu ve takibe konu alacakla ilgili hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, ----- Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından ilgili Emniyet Müdürlüğüne gönderilen yazıda olay tarihinde hangi otobüslerin orada bulunduğu belirtildiğini, ilgili yazıda her ne kadar otobüs plaka ve kodları doğru yazılmışsa da şoförlerin ismi sırasıyla yazılmadığını, kazaya karıştığı iddia edilen otobüsün müvekkiline ait ----- plakalı araç olmadığını, davacı vekilince dosyaya sunulan müvekkiline ait sigorta poliçesinde görüleceği üzere müvekkilinin ----- plakalı otobüsün maliki olduğunu, müvekkiline ait otobüsü süren şoför ise dava dışı üçüncü kişi konumunda bulunan ----- olduğunu, polis memurlarınca alınan tutanakta da " 03.01.2022 günü ------ isimli şahıs polis merkezimize gelerek beyanı alınmıştır. Beyanında ----- hat numaralı ------ plaka sayılı aracı kullandığını fakat olayın olduğu gün ve saatte olayın gerçekleştiği adreste aracı kullanmadığını ve ----- isimli şahsı tanımadığını beyan etmiştir" şeklinde müvekkile ait aracın şoförünün ifade verdiğini, diğer şoför ----- kazaya karışmış olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu, ----- savcılığa verdiği ifadede " ben daha önce böyle bir olay hatırlıyorum, tam tarihini hatırlamamakla birlikte bir tarihte aşırı yoğunluk yüzünden böyle bir olay yaşanmıştı, ancak ben kusurlu olduğumu düşünmüyorum. olay şu şekilde gerçekleşti, ----- olay ile ilgisi bulunmamaktadır." şeklinde açık ve net bir biçimde müvekkile ait aracın şoförünün olayla ilgisi bulunmadığını beyan ettiğini, müvekkilinin dava konusu alacak ile hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, iş bu sebeple pasif husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ------ tarafından gönderilen yazıda araç plaka ve kodları doğru fakat şoförler yanlış yazıldığını, müvekkiline ait araç ve şoförü dava konusu kazaya karışmadığını, bu durum davacı sigorta şirketinin sigortalısının eşinin tanık beyanlarıyla da sabit olduğunu beyan ile, her ne kadar ----- Büyükşehir Belediyesinin plaka ve şoförleri yazan yazısında sıralama olarak yanlış yazılmış olsa da ilgili yazının ekinden hangi plakalı aracın şoförünün kim olduğunun belirlenebilecek nitelikte olması ve savcılık tutanaklarına rağmen gerekli araştırmayı, dikkat ve özeni göstermeksizin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinden alacağını tahsil etmeye çalışılan sigorta şirketi yönünden; huzurda ikame edilen davanın usulden ve esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı sigorta şirketine yükletilmesini, davacı sigorta şirketinin gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin müvekkili aleyhine başlatmış olduğu icra takibi yönünden alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacı tarafından ödeme yapıldığı iddia edilen 28.12.2022 tarihli ödemeye ilişkin banka dekontlarının istenmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,-----. İcra Müdürlüğünün -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,----- İcra Müdürlüğünün ----- takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda," Dosya kapsamındaki mevcut verilerin değerlendirilmesi sonucu; 10/01/2021 tarihinde meydana gelen olayda; ---- Halk Otobüsü sürücüsü ----- %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı yolcu ----- olayın oluşumunda ve kendi yaralanmasında kusursuz olduğu, Davacı ------ rücuen alacağının 139.689,39 TL olduğu, Temerrüt başlangıcının 28.12.2022 ödeme tarihi ve faiz nev'inin avans faizi olduğu,----- İcra Müdürlüğü------. sayılı dosyası ile davacı tarafından başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile 139.689,39 TL asıl alacak ve 28.12.2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamının gerekeceği, davacı sigorta şirketi ödediği tazminatın heyetimizce tespit edilen 139.689,39 TL tutarını Sigorta Genel Şartları B-4.f. Maddesi gereği (olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması) davalıdan rücuen talep edebileceği" şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle; "----- %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı yolcu ---- olayın oluşumunda ve kendi yaralanmasında kusursuz olduğu, ---- Büyükşehir Belediye Başkanlığı ------sayılı cevap yazısı içeriğinde; İlgi yazı gereği yapılan incelemede 29.08.2021 tarihinde ----- nolu hatta (Davacı yolcu beyanında ------ Nolu otobüse bindiğini belirmiştir) meydana gelen trafik kazasına ilişkin araç ve şoför bilgilerinin yazı ekinde sunulduğu belirtilmiş olup, yazı ekindeki araç ve şoför bilgisi tablosu ve olay ve sefer araştırma tablosunda; olay tarihi olan 29/08/2021 tarihinde, ---- No lu hatta, ----- lu, araç sürücüsünün ----- Sicil No lu -----olduğunun belirtildiği ----- Kapı No, Sigorta yönünden: Kaza saatinde kazanın meydana geldiği duraktan davalı tarafa ait----- plakalı otobüsün saat 09.36 da geçtiği, mağdur ifadesi dikkate alındığında kazanın meydana geldiği saat 10 itibari ile duraktan saat 10.04 civarında ----- plakalı otobüsün geçtiği, Davacı sigorta şirketinin kaza saatinden çok önce duraktan geçmiş olduğu anlaşılan----- plakalı araç maliki davalı sigortalısına rücu edemeyeceği, kök raporda yer alan sigorta görüşünün revize edildiği," şeklinde rapor sunulmuştur. 2918 sayılı KTK'nun 95. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün ------sayılı ----- Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde; “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" düzenlenmiş, “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a-)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b-)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c-)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç-)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d-)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1 maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e-)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f-)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Eldeki davada davacı sigorta şirketi davalıya ait ----- plakalı aracın ZMM sigortacısı olup 29/08/2021 tarihli kaza sebebiyle dava dışı yolcu ----- yaptığı tazminat ödemesini olay yeri terk sebebiyle davalı sigortalısına rücu etmek istemektedir. Davalı sigortalı ise olay tarihinde kazaya karışan aracın kendi aracı olmadığını, kendisine ait aracın durakta olmadığını iddia etmektedir. Davacı sigortanın dava dışı yolcuya ödediği tazminatı davalı sigortalısına rücu edebilmesi için davalı sigortalının kazaya sebebiyet verdiğini ve kaza sebebiyle tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini ispat etmesi gerekmektedir. Usul ve yasaya uygun 15/05/2025 tarihli ve ---- Başkanlığının yazı cevabına göre olay günü saat 10.04 sıralarında ---- plakalı aracın ----- durağından geçtiği, dava dışı yolcunun bir önceki duraktan saat 10
civarında da bindiği , ----- durağında indiği anda kazanın meydana
geldiği, saat 10.04 civarında
kazanın olduğu duraktan -----hat otobüsü ----- plakalı aracın geçtiği, davalı tarafa ait -----plakalı ----- hat otobüsü ise kazanın
meydana geldiği ----- durağından kazadan önce saat 09.36 da
geçtiği, saat 10 civarı meydana geldiği ifade edilen kazada
olay yerinden------ plakalı otobüsün geçmediği, ------ plakalı otobüsün geçtiği kanaatine varıldığından davacı sigortanın dava dışı yolcuya ödediği tazminatı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. Maddesinde rücu hükümlerine göre rücu edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet talebinin REDDİNE,
3-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça yatırılan peşin harç ve tamamlama harçları toplamı 2.629,57- TL harcın mahsubu ile artan 2.014,17-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.