T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/235
KARAR NO : 2025/450
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/03/2024
KARAR TARİHİ : 10/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya karşı -----. İcra müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın soyut iddialarla takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişki dahilinde, müvekkili şirket tarafından davalıya sunulan hizmetlere istinaden farklı tarihlerde ve tutarlarda çeşitli faturalar tahakkuk ettirildiğini, davalının da ilgili faturaların kendisine veya içeriklerine hiçbir zaman itiraz etmediğini, takibe konu fatura bedellerinin bu zamana kadar ödenmediğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili, dava dilekçesinde davacı ile müvekkil arasında ticari ilişki dahilinde farklı tarihlerde sunulan hizmetlere ilişkin faturalar tahakkuk ettirildiğini iddia ettiğini, Ancak icra dosyası dayanağı yapılan faturalara icra takibi başlatılmış ise de müvekkilin böyle bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle icra takibine itirazlarının haklı ve hukuka uygun olduğunu, takip konusu faturadan da açıkça görüleceği üzere faturanın seri numarası dahi olmadığını, davacı yanın iş bu İtirazın iptali davasına konu etmediği, ve fakat aynı takip dosyası ile dayanak belge sunarak talep ettiği 14.06.2016 tarihli 13.500 TL bedelli olduğu görülen faturada ise fatura üzerinde tahrifat yapıldığını ve o şekilde icra takibi başlatıldığını, fatura aslının suretini mahkemeye sunduklarını, 14.06.2016 tarihli fatura büro masası, büro sandalyesi ve büro şef koltuğu olmasına rağmen “hizmet bedeli” şeklinde tahrifat yapıldığını ve fatura bedeli de 13.500 TL olarak değiştirildiğini, davacı yanın kasten evrakta sahtecilik suçu işlediğini, tahrif ederek ürettiği faturanın örneğini de icra dosyasına sunduğunu beyanla; davanın reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.Dosyamız arasına celp edilen ----- İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takipte ödeme emrinin davalı/borçluya tebliğ edildiği davalı tarafça takibe itiraz edildiği ve takibin durduğu, eldeki davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; " Davacı ve davalının incelenen 2019 yılı ticari defter ve kayıtlarının HMK 222. maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, davacı ticari defter kayıtlarında davalının hesap bakiyesinin 0 olduğu, davalı ticari defterinde davacı tarafından düzenlenen 24.05.2019 tarihli ----- numaralı 11.800,00 TL tutarlı Faturanın ------ sıra numarası ile kayıtlı olduğu, davacı yasal ticari defter kayıtlarında 03.05.2019 tarihli 5.000 TL ve 06.05.2019 tarihli 6.800 TL tutarlı KASA ödemesi kaydının sehven atıldığının davacı tarafından beyan edildiği (Toplam 11.800 TL ) VUK ------ sıra numaralı tebliği uyarınca işletmelerin 7.000,00 TL altındaki tüm tahsilat ve ödeme işlemleri için tahsilat makbuzunu düzenlemeleri zorunlu olduğu, (7.000,00 TL ve üzeri için banka dekontu) dosya içerisinde davalı veya davacı tarafından faturanın ödendiğine dair banka dekontu tahsilat tediye makbuzu vb. tevsik edici belgeler sunulmadığı, davalı tarafından davacının düzenlediği 24.05.2019 tarihli ---- numaralı 11.800,00 TL tutarlı faturaya 8 gün içinde itiraz edilmediği, davalının İcra takip tarihinden önce Temerrüde düştüğüne dair dosya içeriğinde bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, davacının ----- Dairesi -----Sayılı Sayılı İcra dosyası ile başlatmış olduğu takipte, 11.800,00TL kadar asıl alacağı olduğu, davacının bu tutar kadar vaki itirazın iptali ile takibin devamını talep edebileceği,"şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle;"Davacılının incelenen 2016,2019 yılı ticari defter ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, davalı ...'un incelenen 2019 yılı ticari defter ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, davalının 2016 yılı yasal ticari defteri E defter beyan sisteminde tutulduğu fakat muhasebecisi tarafından E defter beyan sistemine erişemediğinin beyan edildiği ticari defteri sunamadığı, davacı taraf ticari defter kayıtlarına göre 14.06.2016 tarih ve ------ numaralı davalıya düzenlenen 16.284 TL faturanın yasal ticari defter kayıtlarında yer aldığı, davalının 26.08.2016 tarihinde 16.300 TL davacının ------ Bankası hesabına havale yaptığı 30.09.2016 tarihinde 16 TL nin Hesap kapamaları açıklaması kapatıldığı hesap bakiyesinin 31.12.2016 tarihi itibari ile 0 olduğu, davacı ticari defter kayıtlarında davalının hesap bakiyesinin 31.12.2019 tarihi itibari ile 0 olduğu, davalı ticari defterinde davacı tarafından düzenlenen 24.05.2019 tarihli ---- numaralı 11.800,00 TL tutarlı Faturanın ------ sıra numarası ile kayıtlı olduğu, davacı yasal ticari defter kayıtlarında 03.05.2019 tarihli 5.000 TL ve 06.05.2019 tarihli 6.800 TL tutarlı KASA ödemesi kaydının sehven atıldığı, (Toplam 11.800 TL ) VUK----- sıra numaralı tebliği uyarınca işletmelerin 7.000,00 TL altındaki tüm tahsilat ve ödeme işlemleri için tahsilat makbuzunu düzenlemeleri zorunlu olduğu, (7.000,00 TL ve üzeri için banka dekontu) dosya içerisinde davalı veya davacı tarafından faturanın ödendiğine dair banka dekontu tahsilat tediye makbuzu vb. Tevsik edici belgeler sunulmadığı, davalının icra takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne dair dosya içeriğinde bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davacının ----İcra Dairesi------Sayılı İcra dosyası ile başlatmış olduğu takipte, 11.800,00TL kadar asıl alacağı olduğu, davacının bu tutar kadar vaki itirazın iptali ile takibin devamını talep edebileceği, " şeklinde rapor sunulmuştur.
Somut olayda davacı tarafın kendi ticari defter kayıtlarına göre davalıdan alacak bakiyesinin bulunmadığı, davalının davaya konu faturayı defterine kaydettiği, davacı defter kayıtlarında faturaya ilişkin 03/05/2019 tarihinde 5000 TL, 06/05/2019 tarihinde ise 6800 TL ödeme kaydı bulunduğu ve bu ödemeler ile bakiyenin sıfırlandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından defter incelemesi esnasında bilirkişiye sehven ödeme kaydı girildiği beyanı ile bilirkişinin ödeme kayıtlarına rağmen davacının davalıdan alacaklı olduğu değerlendirilmiş ise de davacı taraf kendi resmi kayıtlarına göre davalıdan alacaklı değildir, sehven kaydediliği iddia olunan bir ödeme var ise de ödeme tarihi olan 2019 yılı ile dava açılışı yılı olan 2024 yılı arasında geçen süre içerisinde defterlerinde muhasebesel bir düzeltme yapmadığı, kendi defter kayıtları ile alacağın varlığını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 11.800,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.