T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/772
KARAR NO : 2025/425
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ----, müvekkil şirket ------ Şirketinin sermaye ortağı olduğunu, bu husus müvekkil şirketin ticaret için kayıtları ile sabit olduğunu, Davalı tarafın yaklaşık 12 yıla yakın süre içinde sermaye borcunu hiç ödemediğinden ----- İcra Müdürlüğünün -----esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Davalının İcra Müdürlüğünün takipte yetkisizliği yönünden itirazda bulunduğunu bunun üzerine ----- İcra Müdürlüğü'ne ----- sayılı icra takibi numarası alındığını davalı borçlu ya ödeme emri tebliğ edildiğini davalı borcunu buna karşın haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi borca itiraz ettiğini bunun üzerine takibin durduğunu daha sonrasında müvekkilce ----- Asliye Ticaret Mahkemesi ----Esas ----- Karara sayılı dosyasından görülen davada mahkeme ----- İcra Müdürlüğünün yetkisizliğine ve HMK 14/2 gereği şirketin merkezinin kesin yetkili olması nedeniyle ----- İcra Müdürlüklerini yetkili olduğuna karar verdiğini, bunun sonucunda talepleri üzerine ---- İcra Müdürlüklerine gönderilen ------ İcra Müdürlüğü ------ sayılı dosyası ile takip numarası alındığını ve davalının dosyaya gene itirazda bulunduğunu, davalının şirket kayıtları gereğince şirket sermaye borcu olduğunun tartışmasız olduğu, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, davalının haciz işlemlerini engellemek için mernis sisteminden adresini sildirdiğini, yukarıda izah olunan nedenlerle davalı borçlunun tüm taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki malları üzerine öncelikle teminatsız, Sayın mahkemesin aksi kanatlı olması halinde mahkemenizi belirlenecek teminat miktarı karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, -----İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takibine tüm itirazların iptalini ve icra takibinin aynen devamına, takip miktarı üzerinden mahkemede takdir edilecek ( en az %20 oranında) icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/borçlu tarafa yüklenilmesine ve davalı borçlu tarafından tahsiline karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın usul yönünden zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, esasa ilişkin ise davacı şirketin 2011 yılında kurulduğunu ve 15.02.2012 tarihli genel kurul ile 250.000,00 TL olan şirket sermayesinin 150.000,00 TL ye çıkarıldığını bu durumda sermaye artırımının bir hak olması hasebiyle dürüstlük kuralına uygun olmadığını, arttırılan sermaye ödemesinin en son 21.02.2015 tarihine tekabül ettiğini müvekkilinin 2021 yılında ortaklıktan çıkarıldığını aradan geçen 6 yıl boyunca herhangi bir işlem yapmayan davacı şirketin yasal sürelere ve prosedüre aykırı olarak en büyük hissedarlardan biri olarak müvekkilin ortaklıktan çıkarma işleme yapıldığını, Ortaklıktan çıkarılma kararının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu hususun nazara alınması gerektiğini, ayrıca üzerinde durulması gereken hususun şirketin kurulduğundan beri hiçbir faaliyetinin olmaması, pasif durumda olması olduğunu bu sebeple 2012 yılında çok ciddi bir sermaye artışı yapılmasının bir gereği ve gerekçesi olmadığını, bu bağlamda tüm şirket defter ve kayıtları irdelenerek diğer hissedarların borçlarını ifa edip etmediklerinin tespiti gerektiğini, Ortaklardan biri olan ---- tüm hissedarlara hisselerini ------ bağış yapması konusunda baskı yaptığını, asıl amacın şirketi ve Lisansı kendisi yani ----ve Aile bireylerinin yöneticisi olduğu ----- bağı yaparak devretmek olduğunu, Ayrıca şirket kurulmadan önce ----- ve dava dışı kişilerinde aralarında bulunduğu bir protokol yapıldığını ve talep edilmesi durumunda bu protokolün mahkemeye sunulacağını, müvekkile bir ihtarname gönderilmediğini, borç ve ferilerinin zaman aşımına uğradığını bu sebeple davanın reddinin gerektiğini ve davacı yan hakkında 6 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,-----İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı tarafın enerji üretimi faaliyeti için 2011 yılında kurulduğu 2012 yılında Olağan üstü genel kurul kararı ile 250.000,00 TL olan sermayesini 1.750.000,00 TL çıktığını davalının sermaye arttım taahhüttü olan 205.500,00 TL ( 239.750,00 TL — 34.250,00 TL ) yi 2012 yılından beri ödemediği, davacı şirketin önce ihtar çektiği sonrasında ıskat talebinden vazgeçip ilgili tutar için icra takibi başlattığı, « Davalı ortak ------ 2021-2022-2023 yılı için yapılan Hazirun Cetvelinde isminin yer almadığı görüldüğü Davalı ortak ------ 2018-2019-2020 yılı için yapılan Hazirun Cetvelinde isminin yer aldığı görüldüğü, Davacı şirket 2011 yılında 250 Bin TL sermaye ile kurulmuş, davalı ortak kuruluşta 250 Bin TL/250 Bin TL sermayede 50 Bin adet/50.000 TL, 9625 hisseye sahipti. 30.11.2011 tarihinde hissesinin 15.750 adedini devrederek hissesi hisseye 34.750 adede, yani 9013,70'e (34.750/250.000) düştüğü,2012 Yılında yapılan genel kurulda oy birliği ile 1.500.000 TL artış ile sermaye 1.750.000 TL'ye çıkartılmış, artırılan sermayenin '4 peşin kalanı üç yıl sürede ödeneceği kararı alınmıştır. Ancak şirket enerji şirketi olduğundan, santral yatırımının yüklü sermaye gerektirdiği, yatırım yapılmadığından 2021 yılına kadar yaklaşık 10 yıl hiçbir ortak kalan YV; sermaye borcunu ödememiştir. 18.08.2021 tarih, ----- sayılı kararda y.kurulu ödenmeyen sermaye paylarının ödenmesi için tüm ortaklara ihtarname, 11.01.2021 tarih ----- karar ile yine tüm ortaklara kalan sermaye borçlarının ödenmeyince ikinci ihtar gönderildiği Bu karardan sonra 2021 yılı aralık ayında ise davalı hariç olmak üzere tüm diğer ortaklar sermaye borcunu ödemiş, sadece davalının iş bu dava konusu sermaye borcu kaldığı,. Şirket ortakları sermayeyi 25 Milyon TL'ye çıkarmak istese de tüm sermaye payları ödenmediğinden, yani davalı şirket ortağı 205.500 TL sermaye borcunu ödemediğinden sermaye artışı yapamamış, ancak ------ işlemi sürecini tamamlayıp ortaklıktan çıkarmak yerine 30.10.2023 tarihinde davalı ortak aleyhine bu davanın konusu icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan takip iki defa yetkisizlik sebebiyle ---- sonra ----- Adliyesine geçerli takip başlatıldığı, Davacı şirketin incelenen Ortaklar pay defterinde Davalı ------ kuruluştaki 50.000 adet hissesinin 30.11.2011 tarihinde 8.000 adedinin ------, aynı tarihte 7.750 adedinin ----- devredildiği, pay defterine göre şirkette 34.250 adet hissesinin bulunduğu (50.000-8.000- 7.750), hissenin -----.İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı dosyasından ----İcra müdürlüğünün ------ talimat sayılı dosyasından 797.500,35 TL'sine haciz konulmuş olduğu, yanı sıra 18.08.2021 tarihli genel kurul kararı ile 1.750.000 TL'ye çıkartılmasına karar verilen sermaye paylarının davalı ortak ve diğer dava dışı ortakların sayfasında da kaydedilmediği, davalının davacı şirkette halen 913,70 (239.750/1.750.000) hissedar olduğu Davalı hakkında ıskat prosedürü başlatılmışsa da tamamlanmadığı, davalının ortak sıfatının sürdüğü, Davalının bakiye sermaye borcundan sorumlu olduğu,----- İCRA DAİRESİ -----dosyasında takip öncesinde faiz talep edilmediği, takipten itibaren faiz talep edilebileceği, hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Dosya kapsamın da yapılan inceleme de Davacı şirketin incelenen Ortaklar pay defterinde Davalı ------ kuruluştaki 50.000 adet
hissesinin 30.11.2011 tarihinde 8.000 adedinin ------, aynı tarihte 7.750 adedinin ------ devredildiği, pay defterine göre şirkette 34.250 adet hissesinin bulunduğu (50.000-8.000-
7.750), hissenin ----İcra Müdürlüğü’nün -----sayılı dosyasından ------İcra
müdürlüğünün --- talimat sayılı dosyasından 797.500,35 TL’sine haciz konulmuş olduğu,
yanı sıra 18.08.2021 tarihli genel kurul kararı ile 1.750.000 TL’ye çıkartılmasına karar verilen
sermaye paylarının davalı ortak ve diğer dava dışı ortakların sayfasında da kaydedilmediği, davalının
davacı şirkette halen %13,70 (239.750/1.750.000) hissedar olduğu görülmüştür.
Iskat sonuçları itibariyle TTK md. 482/2’de aşağıdaki şekilde ortaya konulmuştur:
(2) Ayrıca, yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya ve söz konusu payı
satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa, bunları iptal
etmeye yetkilidir. İptal edilen pay senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 35 inci
maddede yazılı gazetede ve ayrıca esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan olunur.
Ayrıca işleme yönelik prosedür de TTK md. 483’de düzenlenmiştir:
II - Ispat usulü
MADDE 483- (1) Kanunun 482 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının
uygulanabilmesi için, yönetim kurulu tarafından, mütemerrit pay sahibine, 35 inci
maddede yazılı gazete ile esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan yoluyla şirketin
internet sitesinde de yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunulur. Bu ihtarda,
mütemerrit pay sahibinin temerrüde konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi, aksi hâlde,
ilgili paylar ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceği
belirtilir.
(2) Nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu davet ve ihtar, ilan yerine, iadeli
taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır. Bir aylık süre, mektubun
alındığı tarihten başlar.
(3) Mütemerrit pay sahibi, yeni pay sahibinin ödemelerinden açık kalan tutar
için şirkete karşı orumludur.
(4) 501 inci madde hükmü saklıdır.
Somut olayda yönetim kurulu tarafından ıskat prosedürünün başlatılarak gerekli ilan ve ihtarların yapıldığı, buna karşın son işlem olarak ----- kararının alınmadığı anlaşılmaktadır.-----kararı hukuki nitelik itibariyle bozucu yenilik doğuran bir karardır. Karar, ortaklığı temsilen
yönetim kurulu tarafından tesis edilen tek taraflı bir hukuki işlemdir (------ Sonuçlarını kararın alınması ve söz konusu kararın ---- edilen ortağa bildirilmesi ile doğurur
----Somut olayda ----- şartlarının bulunmasına rağmen -----
kararının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Davalı hakkında ----- prosedürü başlatılmışsa da tamamlanmadığı, davalının ortak sıfatının
sürdüğü, anlaşılmakla usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalının bakiye sermaye borcundan sorumlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
4-Karar harcı 13.967,52 TL den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.481,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.485,59 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 2.481,93 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.751,78 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.225,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 32.715,60 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerine (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.