T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/532
KARAR NO : 2025/474
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/08/2021
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketi yetkilisi ------.Noterliği'nin 23.09.2020 tarih ve ------ sayı ile tasdikli, 10.09.2020 tarihli 3 sayılı genel kurul kararı ile şirket hisselerinin tamamını eski ortak ------ devir aldığını, dava konusu şirketi müvekkilinin, eski ortak ------ ile birlikte kurduğunu, şirketin 01.12.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı uyarınca 990.000,00 TL bedelle, ------ ise 10.000,00 TL bedelle şirkete ortak olarak bulunmakta olduğunu, eski ortak ----- kardeşine duymuş olduğu güvene dayanarak, iş yoğunluğu sebebi ile şirket adına bir takım işlemlerin daha hızlı yerine getirilmesi amacı ile davalı------Noterliği ------- yevmiye numaralı, 28.03.2018 tarihli vekaletnamesi ile banka işlemlerinde genel yetkileri içeren vekalet verdiğini, sonrasında müvekkilinin davalı ------şirketteki hissesini, dava dışı------.Noterliği'nin 06.01.2020 tarih,-- sayı ile tasdikli 1.Genel Kurul kararı ile devrettiğini ve şirketten ayrıldığını, davalı ------şirket hisselerini devri sonrası, şirkette eski mali müşavir olarak görev alan------, mali müşavir ------ ön muhasebe görevlisi ------- isimli çalışanların şüpheli hareket ve tavırları ile şirket hesaplarındaki usulsüzlükler eski şirket yetkilisi ------- dikkatini çektiğini ve şirketin mali durumunu araştırmaya başladığını, şirket kasa dökümlerini, banka hesap kayıtlarını incelemeye alan dava dışı ----- 2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018-2019 yıllarında, şirketin kasa hesabından, 1.814.922,66-TL, banka hesabı üzerinden ise, 2.990.878,27-TL, toplamda 4.805.800,93-TL’nin,----- hesabına aktarıldığını ve aktarılan paraların hiçbir surette şirket işleyişinde kullanılmadığını tespit ettiğini, banka hesabı üzerinden; ------ (IBAN ------hesabından, ------ hesaplarına, 2017 yılında 591.300,00-TL, 2018 yılında 806.315,00-TL, 2019 yılında 1.593.263,27-TL, toplam 2.990.878,27-TL para aktarıldığını, kasa dökümleri incelendiğinde ise, 2012 yılında 52.589,48-TL, 2013 yılında 110.914,98-TL, 2014 yılında 159.797,79-TL, 2015 yılında 172.210,48-TL, 2016 yılında 282.543,57-TL, 2017 yılında 178.276,20-TL, 2018 yılında 499.501,49-TL, 2019 yılında 359.088,67-TL, toplam 1.814,922,66-TL, para aldığının tespit edildiğini, bu hesap dışında, -------, hesabına İşbankası üzerinden 2017 yılında, 1.678.700,00-TL, 2018 yılında, 2.729.250,00-TL, 2019 yılında 2.102.445,25-TL olmak üzere toplam 6.510.395,25-TL para aktarıldığının tespit edildiğini, müvekkili şirkete ait kayıt, bilgi, belge, hesap dökümleri üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu tanzim edildiğini, davalı ------yetkilisi ------- şirket hesabından kendi hesaplarına para aktarımının Mali Müşavir -------hazırlamış olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmesiyle, eski şirket yetkilisi ------ilgililer hakkında -----Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------ soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunduğunu, savcılık soruşturması halen ilgililer hakkında devam etmekte olduğunu,------ ilgili savcılık dosyasında vermiş olduğu ifadesinde ''Kardeşime güvendiğim için vekaletname verdim. Ben sürekli sahada çalışır iş getirmek için görüşmeler yapar, koordinasyon sağlardım. ------- şirketten ayrılma tarihi 06/01/2020'dir. Ama aramızdaki ayrılık fiilen 2019 yılının Ağustos ayında gerçekleşmiştir. SGK taksitlerinin aksatıldığını ve yapılandırmanın bozulduğunu, vergilerin ödenmediğini öğrendiğimde şüphelendim ve araştırma yapmaya başladım. Bu paraların kendi hesaplarına aktarıldığını 2020 yılında yapılan tespitlerle öğrendim. Eski tarihleri incelediğimde şirket hesabındaki paraların kardeşimin şahsi hesabına ve eşinin şirketine aktarıldığını tespit ettim.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı ------ aynı zamanda kendisine verilen vekaleti kötüye kullanarak kendi çıkar ve menfaatine hesaplarına para aktararak, müvekkili şirketi zarara uğrattığını, iş bu hususun ------ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------ soruşturma numaralı dosyasından alınan 17.05.2021 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunun sonuç bölümünde ''8.886.240 - 1.453.024 = 7.433.216 TL tutarında müşteki hesabından çıkışların olduğunu, tenzil edilen 1.543.104 TL'nin tarafların ortaklık sürecinde şirket namına olan bir ödeme olabileceği düşüncesiyle yapıldıktan sonra kalan 7.433.216 TL'nin şüpheliler tarafından izaha muhtaç olduğunu, izahın yapılmadığı sürece isnat edilen suçlamaların gerçekleştiğinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.'' şeklinde bilirkişi tarafından görüş bildirildiğini, iş bu rapor ile de iddialarının doğruluğu sübuta erdiğini, bununla birlikte savcılık makamının araştırması devam etmekte olduğunu, başkaca bankalar üzerinden yapılan aktarımlar hakkında henüz bir rapor düzenlenmediğini, taraflarınca haricen yapılan araştırmalar ile davalılar adına kayıtlı tapular ve araçlar bulunduğunu, davalı -------plakalı aracın kayıtlı bulunduğu tespit edildiğini, dilekçemiz ekinde sunmuş oldukları banka kayıtları ve bilirkişi raporu şirkete ait ticari defter ve hesaplar, davalı------ait banka kayıtları ------- ticari defter ve hesapları bilirkişi heyeti tarafından incelendiği takdirde dilekçelerinde bahsetmiş oldukları iddialarının sübuta ereceğini, tüzel kişilerin ve bu kapsamda ticaret şirketlerinin de kişilik hakları TMK md. 24 kapsamında koruma altında olup kanun burada tüzel ya da gerçek kişi ayrımı yapmadığını, TMK’nın 25/son maddesinin, hem kişilik haklarının korunması hem de maddi ve manevi tazminat taleplerini kapsadığının görülmekle tüzel kişilerin kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat davası açabilmesinin mümkün olduğunun kabulü gerektiğini, Nitekim Yargıtay içtihatlarının da da bu yönde olduğunu, müvekkil şirkete yönelen haksız fiiller nedeni ile şirketin borca batık hale geldiğini, tüm ticari ve ekonomik itibarını kaybettiğini, müvekkili şirketin ticari ve hayatı sona ermekle ve kendisine yönelen haksız fiiller neticesinde batık hale gelmesi sonucunda gördüğü zararın ne büyük derecede olduğu açık ve nett olduğunu tüm bu nedenlerle davalı------müvekkili şirket ortağı olduğu 2012-2020 tarihleri arasında hem kendi şahsi hesabına hem kendi şirketi -------hesabına hem de eşi ------yetkilisi olduğu ------- hesabına müvekkili şirket hesabından aktarmış olduğu paralardan, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte, fazlaya dair hakları saklı kalmak ve sonradan talep miktarlarını arttırılmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini ile müvekkili şirkete ödenmesine ve davalıların mal kaçırma ihtimalinin yüksek olduğu gözetilerek davalı şahıslar ve davalı şirketlerin menkul, gayrimenkul malları, banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde bir taraftan müvekkillerinin davacı şirket temsilcisinden habersiz bir şekilde toplamda 11.316.196,18 TL parayı kendi hesaplarına aktardıklarını iddia etmiş ancak diğer taraftan davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, bu durum başlı başına bir çelişki olduğunu ve kabul edilemez olduğunu, söz konusu dava belirsiz alacak davası olarak açılamaz ve harcın tamamlattırılması gerektiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının talebi belirli olduğundan ve bu talep belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden dolayı belirli olan dava değeri üzerinden eksik kalan harcın tamamlatıtırılması için davacıya kesin süre verilmesini ve bu harç yatırılmadığı taktirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davası zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, davacının davası hakdüşürücü süre geçtikten sonra açtığını, hakdüşürücü süre nedeni ile davasının reddi gerektiğini, ayrıca iş bu davanın arabuluculuğa tabli olduğunu, bu aşama izlenmeden açılan davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde anlatılan bankacılık işlemlerinde müvekkillerimin hiçbir yetkisi bulunmadığını, müvekkillerinden ------ İle onun ağabeyi olan dava dışı ------ arasındaki husumete kadar her iki şirket fiilen aile şirketi olarak faaliyetlerini yürüttüğünü, ----- müvekkili ------ile ağabeyi olan------ile birlikte 22.07.1998'te kurulduğunu, şirketin işlerinin büyümesi üzerine adı geçen kişiler bu kez güvenlik hizmetlerine ilaveten temizlik ve danışmanlık gibi işlerin yürütülmesi amacıyla yeni bir şirket kurmayı planladıklarını ve yine birlikte 26.02.2013 tarihinde ------ kurduklarını, Bu şirket ------ortak kararı ile ---- eşi ----- adına kurulduğunu, ------ şirketi husumet sürecine kadar birer aile şirketler olduğunu, örneğin bir site projesinin işi alındığında bu sitede hem temizlik ve danışma hem de güvenlik personelleri çalıştırılmakta olduğunu, ------ şirketinin bünyesinde resmi olarak temizlik ve danışma personeli istihdam edilememekte aynı şekilde ----- Şirketi'nin bünyesinde de özel güvenlik görevlisi istihdam edilememekte olduğunu, buna karşılık taşeron olarak hizmet verilen iş yerleriyle ilgili olarak her türlü sözleşme ise eski şirket olan -------Şirketi adına yapılmakta olduğunu ve asıl işverenler tarafından tüm personele yapılan her türlü ödemeler ve sözleşme gereği kararlaştırılan ücretler davalı -----şirketine yapılmakta olduğunu, bu şirketten de yine şirket ortağı ve aynı zamanda müvekkili ------ ağabeyi olan ------ talimatı ile para aktarımları yapılmakta olduğunu, yani eski şirket olan davalı şirket bir nevi ana şirket mahiyetinde kullanılmakta ve aile şirketlerinin de kasası konumunda olduğunu, yani davacının iddia ettiği gibi para kaçırma para aklamanın olabilmesi mümkün olmadığını, davacının iddiaları tamamen hayal ürünü gerçeği yansıtmayan iddialar olduğunu, davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde bahsi geçen 11.316.196,18 tl gibi bir kazancı tek başına elde etmediği görüleceğini, daha da önemlisi davacı şirketin ve davacı şirketin o dönemdeki yetkilisinin sözkonusu tüm iş ve işlemlerden yani davacı şirketin tüm iddialarından ------ haberi olduğunu, davacı şirketin iddia edilen zamanlardaki şirket hisse sahibi ve müdürü ------olduğunu, davacı şirketin müdürü ile kardeşi arası ------şirketlerden hukuka aykırı bir şekilde kendi şahsi iş ve işlemleri için sürekli para çekmesi, ödemeler yapması, sürekli farklı farklı bayanlara para gönderttirmesi, elden paralar alması v.s. İşlemleri nedeni ile araları açıldığını, bu kişi sürekli nereye gittiği belli olmayan harcamalar için ve kendi aşırı lüks harcamaları için bu şirketleri kullandığını, fiiliyatta her iki şirketi de kendisi yönettiğini, şimdi de şikayetçi olup dava ikame etmekte olduğunu, yaşanılan durumun şaşılacak kadar komik olduğunu, davacı şirket borçlarının hiçbirini ödememekte ve borca batık bir durumda olduğu halde, kendisi aleyhine açılmış sayısız dava ve icra takibi olduğu halde sırf kardeşine zarar vermek için öncelikle hisselerini muvazaalı bir şekilde şoförüne devretmekte ve sonra da bu tarz bir dava ile mahkemeleri meşgul etme gayesine girmekte olduğunu, gülünç, bir durum olmakla beraber kendi kendisine deliler sunarak tek taraflı beyanları ile de mahkemeleri, bireyleri yanıltmaya çalışmakta olduğunu, davacı şirketin sürekli olarak kardeşine bıraktığı şirkete ve kardeşine nasıl zarar veririm diye sistemli bir şekilde planlar kurmakta ve bu şekilde iş ve işlemler tesis etmekte olduğunu, görüşmeye gittiği şirketleri tehdit etmekte yada aralarında husumet olduğunu iddia etmekte hatta savcılık şikayet dilekçelerini göndererek, müvekkili şirketin örgüt olduğunu dahi iddia ettiğini, gerçekten hayal gücü o kadar kuvvetlidir ki kardeşine zarar verebilmek için her türlü hukuksuz ve haksız yol ve yöntem kullanmaktan çekinmediğini, hayretler içerisinde bu hususların tamamı müvekkillerince izlenmekte ve sukunetle karşılanmaya çalışıldığını, bu dava ve atılan iftiralar ile ilgili her türlü şikayet, maddi ve manevi tazminat ve tüm haklarını saklı tuttuklarını, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde sürekli iki şirket arasında dava dilekçesinde ----- Şirketi'ne yüklü miktarda paralar aktarıldığı bunun da davalı şirketin eski sahibi ve ortağı ------ bilgisi dışında gerçekleştirildiğini ifade edildiğini, bunun tamamen gerçek dışı olduğunu, -----Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------ Soruşturma sayılı dosyasında verilen 08.10.2019 tarihli bir takipsizlik kararında dosyada müşteki olarak yer alan------ ifadelerine yer verildiğini, ------o dosyadaki ifadelerinde "....Ben------şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanıyım. Bu firma dışında------ Hizmetleri adında bir şirketimiz de bulunmaktadır bu firma kardeşimin eşi ----- aittir. Bu firmada 2013 yılından beri tesis, yönetim, temizlik, peyzaj işleri yürütülmektedir. Bu firma da dahil olmak üzere İKİ FİRMAMIZDA toplam 600-650 personelimiz bulunmaktadır, 55 firmaya güvenlik ve temizlik hizmeti vermekteyiz. ..." demek suretiyle her iki firmanın da aile firması olduğunu ve işlemlerin birlikte yürütüldüğünü kendisi ifade ettiğini, huzurdaki davada ise -------şirketi ile davalı şirket arasında ve sanki hiçbir bağ olmadığı izlenimi verilmek istendiğini, yıllarca iki kardeş tarafından yürütülen ve para işlerinin sadece davacı firma o tarihlerde müdürünün onayı, bilgisi, istemi ve işlemi ile yapılmasına rağmen şimdi gelipte bu şekilde dava ikame edilmesi anlaşılabilir gibi olmadığını, davacı şirket kendisinin batırtmış ve bu davayı sırf bir inat uğruna ikame ederek ne olsa şirketin hiç bir varlığı yok, karşı taraf huzursuz olsun, biz her an elimizin ensesinde olduğunu hissettirelim, biz bu şekilde varlığımızı hissettirelim diye hareket etmekte olduğunu, gerek ------ Şirketi ile ilgili olarak yapılan her türlü mali işlem davalı şirketin eski sahibi ve ortağı------bilgisi dahilinde yapıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların hukuki dayanaktan yoksun ve hiçbir maddi temeli olmayan soyut iddialar olduğunu,------bir tacir olarak sorumlu davranmamasının, hesapsızca harcamalar yapması neticesinde şirkette işler kötüye gittiğini, ihaleler kaybedildiğini ve ------ bu sonuca kendince kılıf aramakta olduğunu, gerek davacı şirketin ve gerekse müvekkili şirketlerin ticari defterleri incelendiğinde ve aynı zamanda müvekkillerin de şahsi hesapları incelendiğinde müvekkillerinin hiçbir usulsüz işlemlerinin olmadığı açıkça görüleceğini, şirketin bankacılık hesaplarının tüm şifreleri ve bu paraların yönetimi ------tarafından yapıldığını tüm bu nedenlerle davacı tarafın haksız ve hiçbir maddi delile dayanmayan davası ile ilgili olarak her türlü hukuki yola başvurma ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davada öncelikle usul hükümlerinin tatbik edilerek harcın tamamlattırılmasına, harcın tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesini, davanın esasına geçilmesi halinde ise davanın hem maddi tazminat hem de manevi tazminat davası bakımından ayrı ayrı reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenilmiş, ------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı -------Şirketi'nin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları ve kuruluş ortakları ile hisse oranları ile davalı ------Şirketi'nin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları ile kuruluş ortakları ile hisse oranları ve davacı ------Şirketin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları celp edilmiş, ----- Şirketi'nden ------ Limited Şirketi'nin 2012-2019 yıllarına ait hesap dökümleri, ------ Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden davacı -----Şirketi ile davalılar ------Şirketlerine ait tüm SGK kayıtları ve şirketlerin çalışanları ile ilgili SGK'ya yapılan ödemeler, ----- Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'ndan davacı -----Şirketi ile davalı, ---- Şirketlerine ait 2014-2018 yılları arası spotaj, muhtasar, KDV ve damga vergisi ile ilgili tüm inceleme dosyaları, ---- Şirketi'nden davacı------Şirketinin 2012-2019 yıllarına ilişkin hesap dökümlerinin gönderilmesi istenilmiş, ----Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ---- Sorusturma sayılı dosyası ile -----Sorusturma sayılı dosyası,----- Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiş, TTK'nun 83-85.maddeleri ile HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı şirketin ve davalı şirketlerin tüm yasal ticari defter kayıtları üzerinde Mahkememizce resen seçilen bir mali müşavir ve bir nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, dosyaya ibraz edilen bilirkişi heyet raporunun uyuşmazlığı çözmeye ve hüküm kurmaya yeterli görülmediğinden, bilirkişi heyetinin ek rapor yoluyla da eksiklikleri gidermeye yetkin olmadığı kanaatiyle davacı şirketin ve tüm davalı şirketlerin yasal ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce resen seçilecek, bir mali müşavir ve bir nitelikli hesap uzmanından oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda da ek rapor alınarak yine taraflara tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili 29/04/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile; dava dilekçesindeki maddi tazminata ilişkin taleplerini 14.056.380,00 TL arttırılmasını talep etmiş, talep artırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Dava, davalıların haksız eylem ve fiilleri nedeni ile davacı şirketi uğrattıkları zarara ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. Maddesi,“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız fiilden bahsedilebilmesi için kusurun yanı sıra eylemin de hukuka aykırı olması gerekir. Hukuka aykırılık ise başkalarına zarar vermeyi yasaklayan ya da zararlı sonucu önlemek amacıyla belirli bir davranışı emreden genel bir davranış kuralının ihlaliyle gerçekleşir. TBK'nın 58. maddesi gereğince de, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Bahsedilen hükümlere göre haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyenin kusuru olmalı, sonuçta bir maddi veya manevi zarar doğmalı, zarar ile işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağı bulunması gerekir. Bilindiği ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edildiği üzere manevi zarar bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, resim, isim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler kişilik değerlerini oluşturur, bu değerlere saldırı objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilmesi için objektif unsur yanında bir de subjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Subjektif unsur ise zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde ,manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi bunun sonucunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır.
Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile kısmen hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki tespitler uyarınca; davacı şirketin 22/07/1998 tarihinde ticaret siciline tescille, %50 hisse davalı -----, %50 hisse ise dava dışı ------ait olmak üzere kurulduğu, incelene ticaret sicil kayıtları uyarınca zaman içerisinde birçok hisse devirleri yapıldığı, 07/03/2013 tarihli ortaklar kurul kararı ile dava dışı ------ 10 yıl süre ile, münferiden şirketi temsil ve ilzam ile yetkilendirildiği, davalı ------en son 06/01/2020 tarihinde şirkette kalan %1 hissesini, hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ------devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı, dava dışı ------ise 10/09/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tüm hisselerini ------ devrettiği, dava tarihi itibariyle davacı şirketin tek ortağı ve münferiden temsile yetkili ortağının ------ olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirket vekilinin, davalı ------- şirket hisselerini devri sonrası, şirkette eski mali müşavir olarak görev alan ------, mali müşavir -----ön muhasebe görevlisi ------- isimli çalışanların şüpheli hareket ve tavırları ile şirket hesaplarındaki usulsüzlüklerin eski şirket yetkilisi ------dikkatini çektiği ve şirketin mali durumunun araştırılmaya başlandığı, şirket kasa dökümleri ile banka hesap kayıtlarının incelenmesi neticesinde yapılan tespitlere istinaden davalı------ şirket ortağı olduğu 2012-2020 tarihleri arasında hem kendi şahsi hesabına hem kendi şirketi davalı ------. hesabına hem de eşi olan davalı -----yetkilisi olduğu ------ hesabına davacı şirket hesabından aktarmış olduğu paralar nedeniyle haksız fiil sorumluluğuna dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunduğu, davalılardan -----davacı şirketin, 06/01/2020 tarihinde şirket ortaklığından ayrılan eski ortağı, davalı ------ davalılardan ----- eşi olduğu, davalı ------Şirketi'nin 26/02/2013 tarihinde ticaret sicile tescille kurulan, davalı---- ortağı ve tek yetkilisi olan, davalı ------- Şirketi'nin 19/09/2019 tarihinde ticaret sicile tescille kurulan, davalı ------ortağı ve tek yetkilisi olan şirketler oldukları, davalılar vekilinin cevap dilekçesi ile iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı ------ Şirketi ile davalı----- şirketinin husumet sürecine kadar birer aile şirketleri olduklarını, yıllarca iki kardeş tarafından yürütülen ve para işlerinin sadece davacı firmanın o tarihlerdeki müdürünün onayı, bilgisi, istemi ve işlemi ile yapıldığını, gerek -----ve gerekse ------ Şirketi ile ilgili olarak yapılan her türlü mali işlemin davacı şirketin eski sahibi ve ortağı-----bilgisi dahilinde yapıldığını,-----müvekkil ------- ağabeyi olması nedeniyle ortak olarak yer aldıkları şirketlerde davalı ------ üzerindeki manevi üstünlüğünü ve yaşça büyüklüğünü kullanarak ciddi manada savurgan harcamalar yaptığı ve bir süre sonra şirkette maddi anlamda işler kötüye gitmeye başlayınca da başta davalı ------ olmak üzere diğer şirket çalışanlarına da iftira atmaya başladığını, davalıların herhangi bir usulsüz işlemlerinin bulunmadığını, açılan davanın yasal dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep ettikleri, Mahkememizce taraf iddialarının değerlendirilebilmesi açısından davacı şirketin ve davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde iki ayrı heyete bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ilk heyetten alınan raporda; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacı şirketin zararı ile davalıların bu
zarardan sorumlu olup olmadıklarının kesin, net ve tartışmasız olarak tespit edilemediği, davacı şirketin davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışları ile davacı şirketi zarara
uğrattıklarını illiyet bağını da ortaya koyarak ispatlaması gerektiği yönünde görüş bildirildiği, dosyaya ibraz edilen ilk bilirkişi heyet raporunda yapılan tespit ve incelemelerin uyuşmazlığı çözmeye ve hüküm kurmaya yeterli görülmemesi ve bilirkişi heyetinin ek rapor yoluyla da eksiklikleri gidermeye yetkin olmadığı kanaatiyle davacı şirketin ve davalı şirketlerin yasal ticari defter ve kayıtları üzerinde yeniden inceleme yaptırılarak, yeni heyetten kök ve ek raporlar alındığı, ikinci heyetin sunduğu ve Mahkememizce de kısmen hükme esas alınan raporlarda özetle; ticari defter ve sunulan veri kayıtları tetkik edildiğinde, gerek davacı, gerek davalı
------, gerek davalı ---- gerekse dava dışı -----
hesaplarının iç içe geçmiş olabileceği,
bu şahıs ve kişilerin, zaman içinde ortaya çıkan ödemelerine ilişkin, hangi şirketin ya da şahsın ödemeleri yapılması gerekiyorsa, hangi şirkette de para varsa o şirketin hesaplarından
yapılmış olabileceğinin düşünüldüğü, davalı ----- bakımından, davacının hesaplarından
bu davalının hesaplarına aktarılan bir tutara rastlanılmadığı, bu bakımdan dosyadaki mevcut
verilerle haksız fiilin tespit edilemediği; davalı ------bakımından, davacı hesaplarından davalıya ödeme yapıldığı tespit
edilmişse de, bu tutarların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu bakımdan dosyadaki
mevcut verilerle haksız fiilin tespit edilemediği;
davalı ------bakımından, bu şirkete davacı
hesaplarından ödeme yapıldığı tespit edilmişse de, davacının ve davalının ticari defterlerine
göre, davacının havale edilen tutarın da üzerinde alacaklı olduğu, bu bakımdan dosyadaki
mevcut verilerle haksız fiilin tespit edilemediği,
bununla beraber davacı şirket davalının ticari defterlerinde de 1.554.352,00 TL alacaklı
gözüktüğünden, taraflar arasındaki kurulan hukuki ilişki kapsamında davacının alacağını
davalıdan talep edebileceği; davalılardan ------ bakımından ise kümülatif açıdan banka kayıtları ile defter kayıtlarının
yıllara sari olarak uyumsuz olduğu, 2016 yılı banka hesap hareketlerine göre davalı
borçlu görünürken ticari defterlerde alacaklı gözüktüğü, 2017 yılında ise davalının bakiyesinin dava dışı ------ hesabında gösterildiği, banka hesaplarından çıkan bedellerin ise
toplu bir şekilde personel maaşları olarak çıkıldığı, 2018 verilerine ise ulaşılamadığı,
Ocak/2019 da davalı -----havale edilen diğer tutarların dava dışı ------- iş
avansı olarak ticari defter kayıtlarından çıkış yapıldığı, Şubat 2019/Ağustos 2019 döneminde
davalı ------ gönderilen bedellerin ise dava dışı ------ verilen iş avansı olarak
ticari defterlere işlendiği,
iş avansı hesabında biriken tutarların Aralık 2019 da dava dışı ------ den masraf
iadesi açıklaması ile 2.000.000 TL olarak giriş yapılarak kasa hesabına işlendiği, kasa
hesabından da personel maaş bakiyesi ödemesi olarak çıkış yapıldığı,
banka hesap hareketleri yıl bazlı olarak ticari defterlerle kümülatif olarak takip
edilemediğinden, hareket bazında karşılaştırıldığında, gerek davacı, gerek davalı -----gerekse de dava dışı ------ hesaplarının iç içe geçmiş olduğunun düşünüldüğü, mevcut verilerle bu iç içe geçme kat-i olarak bir sınıflandırmaya izin vermediğinden, banka hesaplarındaki verilerle karşılaştırabilecek sıhhatte bir veri kümesi oluşturulamadığı, bu
sebeple de davalıya yapılan ödemelerden davacının haberdar olup olmadığının anlaşılamadığı,
bu bakımdan da haksız fiilin hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun kati olarak
tespit edilemediği yönünde görüş bildirildiği; dava konusuna ilişkin davacı tarafça yapılan şikayete istinaden ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ------ Soruşturma sayılı dosyasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğinin ve bu karara davacı tarafça yapılan itirazın da 24/01/2022 tarihli karar ile reddine karar verildiği, Mahkememizce dinlenen davacı tanıklarının anlatımları hep birlikte değerlendirildiğinde genel olarak tanıkların haksız fiil olgusuna ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmadığı, kulaktan dolma bilgiler verdikleri; davalı tanıklarının anlatımlarının ise dava dışı----- şirketten yüksek miktarlı şahsi harcamaları olduğu ve davalı ----- yaptığı ödeme ve havalelerin dava dışı ------- bilgi ve talimatları dahilinde olduğu, davacı ve davalı şirket hesaplarının ortak kullanıldığı yönünde oldukları, sonuç itibariyle bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler, davacı taraf iddiaları, davalı taraf savunmaları, davacı ve davalı tanıklarının anlatımları, soruşturma dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı şirket ile davalı -------.. Şirketinin hesaplarının iç içe geçerek aile şirketi şeklinde faaliyet gösterdikleri, elden ödemeler yaptıkları, şirket ortaklarının şahsi hesaplarının kullanıldığı, ödemelerin hangi şirketin ya da
şahsın ödemeleri yapılması gerekiyorsa, hangi şirkette de para varsa o şirketin hesaplarından
yapılmasının uygulama haline geldiği, kaldı ki dava konusu edilen dönemde davalı ------ değil, dava dışı ------- şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, dolayısıyla onun bilgi ve talimatı olmaksızın söz konusu ödemelerin yapılmasının da mümkün görülmediği, davacı tarafça işbu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın haksız fiil iddialarını usulüne uygun şekilde ispatlayamadığı, her ne kadar bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalı ------ Şirketinin ticari defterlerinde de 1.554.352,00 TL alacaklı
gözüktüğü ve taraflar arasındaki kurulan hukuki ilişki kapsamında davacının alacağını
davalıdan talep edebileceği belirtilmiş ise de söz konusu cari hesap alacağının işbu davanın konusu dışında kalıp ayrı bir takip/dava yoluyla talep edilmesinin mümkün olduğu, dava tarihi ve davacı tarafın öğrenme tarihleri nazara alınarak davalılar vekilinin zamanaşımı itirazının da yerinde görülmediği vicdani kanaat ve sonuçlarına varılarak, davacının sübut bulmayan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalılar aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,
2- Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 256.512,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 md uyarınca; davacı tarafın maddi tazminat istemi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3 md uyarınca; davacı tarafın manevi tazminat istemi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
8-Davalılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalılara iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.