T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/384
KARAR NO : 2025/389
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/06/2024
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "05.12.2023 tarihinde müvekkile ait olan -----plakalı araç park halindeyken davalı sürücü-----sevk ve idaresindeki ----- plakalı araçla park yeri ararken müvekkilin aracının sağ
tarafından vurmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Maddi hasarlı trafik kazası tespit
tutanağında, davalı sürücü %100 kusurlu olup müvekkilimizin kazada herhangi bir kusuru yoktur.
Müvekkilimize ait ---- model ----- marka aracın 05.12.2023 tarihinde kazadan sonra
onarım ve yenilenmesi yapılmış, bu süreçte aracın kullanımı mümkün olmamıştır. Müvekkil tarafından
kullanılmakta olan aracın tamir süresince başkaca bir araç kiralanmak zorunda kalınmıştır. Müvekkilin aracı
12 gün boyunca tamiri sürmüş / serviste kalmıştır. Söz konusu aracının mahrumiyetinden doğan zararları olup
bunun davalı sürücü ve araç sahibinden tahsilini talep ederiz.
Açıklanan tüm sebeplerle; davaya konu kaza sebebiyle, şimdilik 100,00 TL’lik hak mahrumiyeti
alacağının kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek bana mevduat faiziyle birlikte davalı
sürücü ve araç sahibinden tahsilini talep ederiz.
Müvekkilin aracının onarım ve yenilemesi sonucu 9.000 TL değerinde servis tarafından kaporta, boya
ve diğer işlemler yapılmıştır. Hasar gören parçalar orijinal parçaları ile değiştirilseler bile araç kazalı bir araç
kabul edileceğinden dolayı aracın satış değeri düşecek ve değer kaybına uğrayacaktır. Her bir trafik kazası
araçta değer kaybına neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bu hususta davalı ... şirketine başvurulmuş olup
ancak herhangi bir değer kaybı ödemesi yapılmamıştır. Açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle, fazlaya ilişkin dava, talep ve ileride
müddeabihi artırma haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Müvekkile ait araçta meydana gelen değer kaybı karşılığının fazlaya ilişkin dava, talep ve ileride
müddeabihi artırma haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 05.12.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası
neticesinde araç değer kaybının şimdilik 100,00 TL’lik araç değer kaybı alacağının kaza tarihinden itibaren
işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalı sürücü, araç sahibi ve aracın
sigortasından (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) birlikte ve müteselsilen tahsiline,
Aracın tamir süresince kullanılamaması nedeni ile araç mahrumiyetinden doğan zararın şimdilik 100,00
TL’sini kaza tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevcuat faiziyle beraber davalılardan araç sürücü ve araç sahibinden birlikte ve müteselsilen tahlisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH:
Davacı vekilince sunulan 05/05/2025 tarihli dilekçe ile müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybı için, her ne kadar bilirkişi raporlarında hesaplanmamışsa da dava dilekçelerinde talep edilen 100,00 TL’lik araç değer kaybı alacağının 05.12.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalı sürücü, araç sahibi ve aracın sigortasından (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) birlikte ve müteselsilen tahsiline, aracın tamir süresince kullanılamaması nedeni ile araç mahrumiyetinden doğan zararın 4.320,00 TL olarak 05.12.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle beraber davalılardan araç sürücü ve araç sahibinden birlikte ve müteselsilen tahlisine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekâletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; "Davacının aracındaki hasar için 22/02/2024 tarihinde 9.000,00 tl davacıya ödeme yapılmıştır. İşbu
ödemenin poliçe limitinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosya incelendiğinde görülmüştür ki ; başvuru sahibinin talebi haksız ve mesnetsizdir zira; müvekkil
şirkete yapılan başvuru üzerine----- Nolu dosya açılmış olup şirket tarafından yaptırılan
ekspertiz incelemesi neticesinde aracın 4.03.2020 tarihli geçmiş kazasında aynı bölge hasarı olmasından dolayı
değer kaybı oluşmadığı tespit edilmiştir. kazasının evrakları dilekçemiz ekindedir. Davacının herhangi bir
zararı ve bakiye alacak talep hakkı mevcut değildir. Dava dilekçesinde trafik kazasının meydana gelmesinde kusurun sigortalı araç sürücüsüne ait olduğu
iddia edilmiş ise de bu iddianın kabulü mümkün değildir. Bu sebeple; öncelikle kusur yönünden bilirkişi
incelemesi yaptırılarak, kazanın meydana geliş şekli, hava ve yol durumu, trafik ışıkları vs. kazaya etki eden
tüm faktörler değerlendirilerek kazanın meydana gelmesinde sürücülerin var ise kusurları ve kusur oranlarının
tespiti gerekmektedir. Değer kaybı tazminat talebine yönelik kaza tarihi itibari ile reel kayıp uygulanmalıdır.
Başvurucuya ait aracın geriye dönük hasar kayıtlarının başvurandan celbini talep etmekteyiz. Araçta
hasarlı bölgelerin önceki tarihli kazalarda hasar almış olması durumunda, mükerrer değer kaybı
oluşturmayacağından bu hususun mahkemenizce tetkik edilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından her ne kadar aracının tamirde olduğu onarım süresi içerinde kullanamadığı ve bu
süreye bağlı olarak zararının meydana geldiği iddia edilmiş ise de söz konusu zarar müvekkil şirketin
sorumluluğunda değildir. Genel Şartlar A.6 maddesi uyarınca “Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek
tazminat talepleri,” teminat dışında kalan haller kapsamıdadır. Davacı tarafından iddia edilen aracı
kullanamamasından doğan zarar da mahrumiyete bağlı dolaylı zarar niteliğinde olmasından dolayı teminat
dışında kalan haller kapsamındadır. İşbu nedenle araç mahrumiyet bedeline bağlı olarak müvekkilin
sorumluluğu bulunmadığından talebin reddi gerekmektedir. " beyanıyla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı, 05.12.2023 tarihli kazada arka tamponda oluşan kısmi hasar dışında, önceden var olan hasarları
da bu kazada olmuş gibi işlem yaptırmıştır.
Davacı ile müvekkil ...'ün yaşadığı trafik kazasında müvekkilimiz davacının aracının
arka tamponunun sol köşesine çarpmıştır. Nitekim bu, kaza tutanağında da, kaza sonrası fotoğraflarda da
görülmektedir (EK-1 ve 2);
Görüldüğü üzere sağ arka köşeye çarpma, daha doğrusu sürtme söz konusudur. Müvekkilimiz -------kendi kullandığı aracın yan tarafı ile davacının aracının tamponuna sürtmüştür. Ne var ki davacı
aracının sağ arka kapı kenarlarını (sağ arka çamurluğun kapıya yakın kısmını) dahi tamir ettirmiştir. Oysa
kazada o kısımlara herhangi bir çarpma söz konusu değildir. Davacının kazada hasar görmediği halde
yaptırdığı kısma ilişkin foto aşağıdadır;
Dolayısıyla davacının, 05.12.2023 tarihli kazada arka tamponda oluşan kısmi hasar dışında, önceden var
olan hasarları da tamir ettirdiği ve serviste kalma süresinin müvekkilimizle ilgisi olmayan bir sebeple
uzatıldığı, bundan da müvekkillerimizin sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Davacının Aracının 12 Gün Serviste Kaldığı İddiası Gerçek Değildir. Nitekim Müvekkilimizin Aracında
Daha Fazla Hasar Olduğu Halde 3 Gün Serviste Klamıştır.
Davacı mezkur kaza nedeniyle aracının 12 gün serviste kaldığını iddia etmektedir. Ancak davacının aracı
12 gün serviste kalmamıştır. Dosyaya sunulan fatura da sonradan ve danışıklı şekilde tanzim edilen gerçek
dışı bir faturadan ibarettir. Zira evvela belirtmek isteriz ki, aşağıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, tespit edebildiğimiz kadarıyla,
davacı ile araç kiralama şirketinin sahibi akraba ve arkadaştır ve düzenlenen araş kiralama faturası tamamen
gerçek dışı ve muvazaalıdır.
Davacının aracındaki sözde hasarın tamirinin 12 gün sürmesi tamamen gerçek dışıdır. Zira
müvekkilimizin aracında çok daha fazla hasar (sağ ön kapı, sağ arka kapı, hafif de sağ arka çamurluk) olduğu
halde (------ Servisi'nde) 3 gün tamirde kalmıştır. Davacının aracının ise hasarı çok daha küçükken,
12 gün tamirde kaldığı iddiasının gerçeklikle bağdaşır yanı bulunmamaktadır.
Bu husus (her ne kadar davacı hangi tarihler arasında aracın tamirde kaldığını dilekçesinde belirtmemiş
ise de hayatın olağan akışı içerisinde kazadan hemen sonra olması gerektiğinden, ki davacı da dava
dilekçesinde kazadan hemen sonra verildiğini iddia etmiştir), davacının aracının kaza tarihi olan 05.12.2023
ile 12 gün sonrası olan 17.12.2023 tarihleri arasına ilişkin davacıya ait ---- plakalı aracın Plaka Tanıma
Sistemi (PTS) kayıtlarının celbi ile de teyit edilecektir. Zira davacının aracı serviste kaldı ise bu süreçte trafiğe
hiç çıkmamış olması gerekmektedir. Bunun dışında, kaza tarihi 05.12.2023 olduğu halde davacının dosyaya sunduğu faturanın tarihi
14.02.2024'tür. Yani kazadan yaklaşık 2,5 ay sonrasına aittir. Bu durum dahi davacının düzenlettiği faturanın
gerçek dışılığına örnektir.
Zaten davacının aracını tamir için verdiğini iddia ettiği servisin faturası ile araç kiralama ve kaza tarihi
de çelişmektedir. Nitekim aracın tamir için verildiği -----Şirketi"ne ait servisin faturası 05.02.2024'tür.
Dolayısıyla aracın bu tarih itibariyle tamir işi bitmiştir. Ancak davacının dosyaya sunduğu sözde araç
kiralama faturası 14.02.2024'tür. Yani davacı, kendi sunduğu faturalara göre dahi, aracını servisten aldığı
tarihten sonra sözde 9 gün daha kiralık araca binmeye devam etmiştir. İş bu sebeplerle, davacının aracının 12
gün serviste kalmadığı açıktır.
Ancak burada hemen belirtmek isteriz ki davacı dava dilekçesinde, kazadan hemen sonra, yani
05.12.2023 tarihinden hemen sonra, tamir için servise verildiğini iddia ettiğinden, zaten aracın servise verildiği
iddia edilen tarih ile serviste kaldığı iddia edilen süre ve servise ilişkin fatura tarihi de çelişmektedir. Nitekim
kaza 05.12.2023'te gerçekleşmiş, kazadan hemen sonra servise verildiği ve 12 gün serviste kaldığı iddia
edildiğine göre servisten 17.12.2023 tarihinde çıkmış olması gerekirken ve servis faturası bu tarih olması
gerekirken, kazadan yaklaşık 2 ay sonrasına (05.02.2024 tarihine) servis faturası düzenlenmiştir. Dolayısıyla
davacının iddialarının zaten kendi içinde de çeliştiği ve gerçeği yansıtmadığı açıktır.
Günlük Araç Kiralama Bedeli Davacının Sunduğu Faturada Gösterilen Kadar Fahiş Derecede Yüksek
Değildir. Davacının aracının 12 gün tamirde kalmadığına, araç kiralama iddiasının da gerçeği yansıtmadığına
dair beyanlarımızı tekrarla ve asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek isteriz ki davacı her ne kadar
sözde araç kiralama faturasında günlük araç kiralama ücretinin KDV dahil 1.860,00 TL olduğunu iddia etmiş
ise de kaza tarihinde günlük araç kiralama ücreti bu kadar fahiş derecede yüksek değildir.
Nitekim kazadan yaklaşık 2,5 ay sonra, 16.02.2024 tarihinde, araç kiralama firmalarına ait internet
sitelerinden yapılan araştırmada, davacının aracından çok daha yeni model araçların, günlük araç kiralama
bedelinin 412,50 TL ile 1.035,52 TL arasında değiştiği tespit edilmiştir Dolayısıyla davacının (danışıklı) fatura
düzenlettiği şirketin fahiş günlük kiralama bedeli üzerinden fatura düzenlediği izahtan varestedir. Zaten
aşağıda açıklanacağı üzere bu sözde araç kiralamaya ilişkin tüm işlemleri muvazaalı olduğu buradan da
bellidir. " beyanıyla davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile oluşan değer kaybının araç mahrumiyet zararının tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile
----- plakalı araç sürücüsü ... meydana gelen kazada asli ve % 100 kusurlu
olduğu, -----plakalı araç sürücüsünün davaya konu kazaya karışmasında alabileceği bir tedbir
olamayacağı, bu nedenle kusursuz olduğu, Aracın hasarlanan parçalarının eski kazalarında daha önceden hasarlandığı ve tekrar değer kaybı
yaratmayacağı nedeni ile araçta değer kaybı oluşmadığı, Araç mahrumiyet kaybı bedelinin 4.320 TL olduğu, Araç mahrumiyet kaybı ZMMS ( trafik sigortası) kapsamında değerlendirilmediği için davalı ...
şirketinin sorumlu olmadığı, Karayolları Trafik kanuna göre, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Bir motorlu aracın
işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu
aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi
halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen
sorumlu olurlar maddesi uyarınca davalı ...’ün sürücüsünün kusuru oranında, %100, diğer davalı
... ile müştereken ve müteselsilen talep edilecek araç mahrumiyet bedelinden sorumlu
olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile itirazlar tek tek cevaplanarak kök raporda değiştirilecek bir hususun bulunmadığı bildirilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir.
Sorumluluk sigortaları TTK.nın 1473. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. “(1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.” şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ----- 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir (Yargıtay ----- HD'nin 23.09.2019 t. ------sayılı kararı).Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesi gereğince trafik sigortası işletene
düşen hukuki sorumluluğu poliçe limitleri dahilinde teminat altına alır ve zarar gören üçüncü şahsın gerçek zararından sorumludur.
Somut olay da bilirkişi raporu ile ----- plakalı araç sürücüsü ... meydana gelen kazada asli ve % 100 kusurlu
olduğu, ------plakalı araç sürücüsünün davaya konu kazaya karışmasında alabileceği bir tedbir
olamayacağı, bu nedenle kusursuz olduğu, Aracın hasarlanan parçalarının eski kazalarında daha önceden hasarlandığı ve tekrar değer kaybı
yaratmayacağı nedeni ile araçta değer kaybı oluşmadığı, Araç mahrumiyet kaybı bedelinin 4.320 TL olduğu, Araç mahrumiyet kaybı ZMMS ( trafik sigortası) kapsamında değerlendirilmediği için davalı ...
şirketinin sorumlu olmadığı anlaşılmakla, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olması nedeniyle hükme esas alınarak, değer kaybı tazminatı talebinin reddine, 4.320,00 TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 05/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...' den müşterek ve müteselsil alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Değer kaybı tazminatı talebinin REDDİNE,
2-4.320,00 TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 05/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...' den müşterek ve müteselsil alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 615,40 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak ve ıslah ile yatırılan toplam 500,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 312,80 TL harcın davalı ... ve ...' den müşterek ve müteselsil alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç ve 73,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 928,20 TL harcın davalı ... ve ...' den müşterek ve müteselsil alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.121,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.621,00 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %97,74 oranında olmak üzere 5.493,96 TL sinin davalı ... ve ...' den müşterek ve müteselsil alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 4.320,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...' den müşterek ve müteselsil alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 85,88 TL sinin davacıdan, 3.714,12 TL tutarlı kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı ....' nin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, değer kaybı yönünden kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere, araç mahrumiyet bedeli yönünden miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.