T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/288
KARAR NO : 2025/398
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/03/2024
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin, davalı borçludan olan fatura ve CARİ HESAP alacağını tahsil etmek üzere ---- İcra Müdürlüğü ------. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçilmiş olduğu, bu icra takibine yasal süresi içerisinde davalı borçlu tarafından gönderdiğimiz ödeme emrine itiraz edildiği ve takibin durdurulduğunu, ancak davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait --- marka ------ marka iş makineleri davalı tarafın yüklenici olduğu ----- doğalgaz boru hattı faz iki yapım işi için davalı tarafından çalıştırıldığını, davalı taraf ile müvekkili şirket arasında cari hesap ilişkisi oluştuğunu, daha önceki faturalar ödendiği halde süresi içinde yani yasal 8 günlük itiraz süresi içinde faturalarına itiraz etmeyerek fatura konusu işin yapıldığını kabul etiği halde icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle; ---- İcra Müdürlüğü ----Sayılı dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı-borçlunun itirazının iptali ile lehine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ve müvekkil şirket arasında iddia edildiği şekilde bir kiralama gerçekleşmediğinden, müvekkilin davacıya borcu bulunmadığını, Müvekkil şirket, -----Doğalgaz Boru Hattı Faz-2 Projesi yapım işinin yüklenicisi olduğunu, Proje kapsamındaki güzergah ve kanal açılmasına ilişkin toprak işleri 01.08.2023 tarihli sözleşmeyle -----Şirketi’ne taşere edildiğini, İşbu sözleşmeye konu kazı ve toprak işlerinin yapılması amacıyla---- İnşaat şirketi tarafından, projede çalıştırılmak üzere iş makineleri kiralandığı bilindiğini, Davacı da bu kapsamda ----- makinesi kiraladığını, Müvekkil şirket ile altyüklenici ----- arasındaki anlaşma gereği; ------ davacıdan kiraladığı iş makinelerinin 01.11.2023-10.12.2023 tarihleri arasındaki çalışmasına istinaden 40 günlük kiralama bedeli müvekkil şirket tarafından davacıya ödendiğini, şantiye şefi tarafından müvekkil şirket yetkililerine; davacı ----- müvekkile fatura kestiğini ancak söz konusu faturaya istinaden çalıştırılan iş makinelerinin alt yüklenici -----kiraladığı iş makineleri olduğunu, bu sebeple davacı ile müvekkil arasında bir sözleşme ve hakediş olmadığı, icra kurulu tarafından verilen karar gereği Kasım ve Aralık aylarındaki kiralama bedelinin müvekkilce karşılanacağı bildirildiğini, ve bu doğrultuda davacının söz konusu projedeki kasım ve aralık aylarına ilişkin olarak kestiği 06.12.2023 tarihli fatura bedeli müvekkil şirket tarafından ---- nam ve hesabına ödendiğini, Müvekkilin alt yüklenici ----- nam ve hesabına yaptığı bu ödeme haricinde, davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir yazılı sözleşme, sözlü anlaşma ve ticaret bulunmadığını, . Ancak davacı kötü niyetle, hemen bir sonraki ay için ----- firmasına kiraladığı makinelerin kiralama bedelini müvekkil şirketin bilgisi ve onayı dışında müvekkile fatura ettiğini, . Müvekkilin dava konusu olan faturadaki kiralamaya ilişkin herhangi bir bilgisi ve sorumluluğu bulunmadığını, Her şeyden önce davacı faturanın temelindeki ticari ilişkiyi ispat etmesi gerektiğini, davacının müvekkille arasındaki ilişkiye dair sunduğu tek argüman daha evvel müvekkilce kendisine kiralama bedeli olarak ödeme yapılmış olması olduğunu, . Oysa bu ödeme müvekkilin altyüklenicisi ----- nam ve hesabına yapıldığını, . Aslında davacı ve müvekkil arasında herhangi bir kiralama işi gerçekleşmediği gibi herhangi bir anlaşma/yazılı sözleşme de bulunmadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.----- Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/03/2024 Tarih, ----- Esas ve ----- sayılı karar sayılı dosyası görevsizlik kararı verilmekle dosya mahkememiz esasına yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davalı vekili takip dosyasına itiraz ettiği İncelenen davacı ticari defteri kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 624.000,00 TL alacaklı olduğu görüldüğü, İncelenen davalı ticari defteri kayıtlarına göre, davalının davacıya takip tarihi itibariyle 624.000,00 TL borçlu olduğu görüldüğü, Her iki taraf kayıtları incelendiğinde taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu anlaşıldığı Taraf kayıtlarına göre davacı 2023 yılındaki işler sebebi ile 960.000,00 TL davalıdan alacaklı olduğu Bu alacağa konu ödeme çek ile davalı tarafından 01.02.2024 tarihinde yapıldığı, . Huzurdaki davaya konu fatura 05.01.2024 tarihinde davalı kayıtlarına işlendiği, Davalının cevap dilekçesinde iddia ettiği gibi 960.000,00 TL'lik ödeme üçüncü kişi adına yapılmış bir ödeme değildir. Davalın kendi kayıtlarındaki borç tutarına karşılık yapıldığı, Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı alacağının dayanağının aşağıda yer alan e- Faturalardan kaynaklı oluştuğu görüldüğü, Davacı faturasına konu işler ----- dogalgaz boru hattı faz iki yapım işi makine kira bedeli, ------ dogalzgaz boru hattı faz iki yapım işi makine kira bedeli” açıklamasıyla tanzim olunduğu, Dosya sunulan e- Faturalar elektronik sistem üzerinden oluşturulduğundan davalı şirkete tebliğ edildiği anlaşıldığı, Davacı faturalarına süresi içerisinde itiraz edildiğini gösterir herhangi bir belge dosyada yer almadığı, Dosya sunulan davacı BS formaları incelendiğinde, davacı tarafın 2024 yılına ait davalı adına kesilen toplam 1 adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesini bildirdiği tespit edildiği, dosya sunulan davalı BA formaları incelendiğinde ise yine davalı tarafın 2024 yılına ilişkin 1 Adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesini bildirdiği tespit edildiği, Tarafların ilgili vergi dairelerine karşılıklı bildirilen beyanları uyumlu olduğu Bu durumda davacı faturalarının davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği ve ilgili vergi dairesine davalı tarafından bildirildiği tespit edildiği, Davalı tarafından davaya konu olan faturaya istinaden 02.05.2024 tarihli ------ no.lu 624.000,00 TL tutarlı iade faturası düzenlendiği, ilgili iade faturasını -----. Noterliğinin ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı şirkete iade ettiği ancak davalı şirket tarafından düzenlenen iade faturasını kendi muavin kayıtlarına işlemediği ve davalı BS formu incelendiğinde iade faturasının ilgili vergi dairesine bildirilmediği tespit edildiği, Davalı vekilinin itiraz dilekçesinde müvekkilinin davacıya hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını beyan etmiştir. Ancak, davalı tarafından iddiasını doğrular nitelikte herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 624 000.00 TL tutarında alacak talep edebileceği sonucuna ulaşıldığı Temerrüt şartları oluşmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği, hususlarını beyan ve rapor etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının davaya konu faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, anlaşılmıştır. Somut olay da basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davalının davaya konu faturayı ticari defterlerine borç olarak kaydettiği hususu bir bütün halinde görüldüğünde davacının defterleri lehine ,davalının defterleri aleyhine delil teşkil etmekle davacı tarafça davaya konu alacağının varlığı ispat edilmiş olmakla davanın asıl alacak yönünden kabulü ile icra takibine vaki itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/1. maddeleri uyarınca muaccel bir borcun alacaklısı tarafından bir ihtarname ile temerrüde düşürülmeyen borçludan faiz istenemez. Alacaklı tarafından gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürücü etkisinin olduğunun kabul edilebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesi zorunludur. Bir bedel içermeyen ya da içeriğinden bedel belirlenemeyen ihtarnameler borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte kabul edilemez. Dosya kapsamında davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delil bulunmadığından ve davacı tarafın davalı borçlu hakkında TBK'nun 117. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığına yönelik iddiaları yerinde görülmediğinden, alacağın niteliği de gözetildiğinde davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiş, fazlaya ilişkin talebi reddedilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile; ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın asıl alacak olan 624.000,00 TL yönünden icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin asıl alacak yönünden aynen devamına, işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
4-Karar harcı 42.625,44 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.620,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.004,92 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 7.620,52 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.192,92 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.574,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 9.468,27 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 97.600,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 6.968,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.560,24 TL'nin davalıdan, 39,76 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.