T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/180
KARAR NO : 2025/382
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 12/03/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, bu haliyle taleplerinin HMK 107. Maddesindeki şartları taşıdığı, davalı şirket'in 2020, 2021, 2022 yıllarına ilişkin gerçek kârı, çoğunluk pay sahiplerinden oluşan yönetim kurulu tarafından yasaya aykırı işlem ve eylemlerle gerçekten düşük gösterildiğini, davalı şirket'in gerçek mali verileri davacı müvekkillerinden gizlendiğini, davanın açılması sırasında müvekkillerinin gerçek kar ve hak ettikleri kar payı tutarını tam ve kesin olarak bilmediklerini, gerçek karın ve buna bağlı hesap edilecek kar payı alacağının miktarının şu aşamada bilmelerinin imkansız olduğu kadar, bunu bilmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği de açık olduğunu, davalı şirketin davaya konu dönemlere ilişkin gerçek kar tutarının belirlenmesinin ancak sayın mahkemece tahkikat aşamasında davalı şirket ticari defter ve kayıtlan üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda mümkün olabileceğini, davalı şirket'in hem hukuki hem de fiili yönetimi ve kontrolü tamamen çoğunluk pay sahiplerinde olduğunu, davacı müvekkillerinin ise hiçbir şekilde yönetimde yer almayan azınlık pay sahibi konumunda olduğunu, davalı şirket'in kârı, davalı şirket (Yönetim Kurulu) tarafından yasaya aykırı olarak yanlış ve eksik gösterildiğini, bu usulsüz ve yasaya aykırı işlem ve eylemler somut belgeleriyle birlikte bu usulsüz işlemler sonucunda da davacı müvekkillerinin, hak ettikleri kar payından mahrum bırakıldıklarını beyanla; açıklanan nedenler ile davalarının kabulü ile davalı şirketin 2020,2021,2022 yıllarına ait dağıtılabilir karının dağıtılmasına karar verilmesi ve bu kapsamda ileride davacılara ödenmesi gereken gerçek (alacak) tutarının belirlendiği anda HMK 107/2 hükmüne göre artırılmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak HMK 107/1 maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL'nin ----- avans faizi oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline ve hisseleri oranından davacılara verilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davadaki taleplerinin, davalı şirketin 12/10/2023 tarihli genel kurul kararlarının iptaline ilişkin açmış olduğu ve ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı davasında dile getirmiş olup, açılan bu dava mükerrer olmakla derdestlik nedeni ile reddinin gerektiğini, davacı taraf karın tespiti ile dağıtımına ilişkin dava açmış bulunduğu, Anonim şirketlerde şirket bilançoları genel kurulda tartışılarak kar dağıtımının genel kurulun onayı ile yapıldığını, somut olayda müvekkili şirketin 12/10/2023 tarihli genel kurulunda kar dağıtımı kararı alındığı ve bu karar doğrultusunda kar dağıtımı yapıldığını, mahkemenin kâr oranını belirleme ve dağıtmaya yönelik bir karar vermesinin TTK'na göre mümkün olmadığını, davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, Mahkeme ara kararının 1. Notu bendinde "Davanın mahiyetine göre, TTK'nun 1521.maddesi uyarınca HMK'nun 316 ve izleyen maddelerinde düzenlenmiş basit yargılama usulüne tabi olduğuna" şeklinde karar verdiği, davacı taraf dava ile kar oranının tespiti, davacı payına düşen karın tazmini için dava açmış olduğu, HMK 316. Maddede sayılan dava türü niteliğinde bir dava olmadığı, İşbu nedenle bu ara kararına itiraz ettiklerini, davacı tarafın iddiaları soyut ve tahmine dayalı iddialar olup gerçeklik payı bulunmadığını, bir takım tahminler ve muhasebenin yapmış olduğu teknik yazım hataların ileri sürülerek gerçeklikle ilgisi olmayan bambaşka tablo ortaya konulduğunu, davacı tarafın bilgi talebine verilen cevapta da açıkça belirtildiği üzere 2022 yılında yönetim kurulu üyelerine yapılan ödeme kâr payı dağıtımı ile ilgili olmayıp yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda şirkette çalışıyor olmalarından kaynaklı olarak aldıkları ücret (maaş) ödemelerine ilişkin olduğunu, dolayısı ile 2022 yılında dağıtılmış bir kâr payı bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerine yönetim kurulu üyelikleri sıfatı ile yapılan bir ödeme bulunmadığını, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olmadığı gibi şirketin de yaptığı bir ödeme olmadığını, davacı taraf şirketin 2022 yılına ait bilançoda karı ile faaliyet raporundaki zarar göründüğü ve bunun çelişki olduğunu ileri sürmüş ise de bu hususun da doğru olmadığını, bilindiği üzere bir yıllık döneme ilişkin vergi(kurumlar vergisi) bir sonraki yıl ödendiği, 2022 yılı nedeni ile oluşan faaliyetler ile ilgili vergiler 2023 yılında ödenmiş olup aradaki farkın bundan kaynaklandığını, çoğunluk pay sahihlerine verilmiş bir borç bulunduğu iddiasının da doğru olmadığını, kayıtlarda görülen işlemlerin şirkete ait gayrimenkullerin bakım ve onarımları ile ilgili yapılan çalışmalar için yöneticilere verilmiş avanslar olup kişisel harcama ve işlemler için bir ödeme veya borç verme işlemi yapılmadığını, davacılar tarafından sorulan sorulara verilen cevaplarda da detaylı olarak izah edildiği üzere; ----- şirketin kurucus----adına kurulmuş ve tüm ortakların kurucusu olduğu bir vakıf olduğu, tüm şirket ortakları anılan vakfın vakfedeni ve mütevelli heyeti üyesi olduğu, bahse konu arsa belediye tarafından kamusal hizmetler için ayrılması zorunlu bir alan olup inşaat izni sırasında belediyeye bırakılması (terki) gereken bir alan olduğunu, bu arsanın Vakıfa bağışlanarak sosyal hizmetin belediye ile yapılacak bir protokol ile Vakıf tarafından ve vakıf denetiminde yapılması için öngörülmüş bir işlem olup bu işlem nedeni ile yöneticilerin ve/veya çoğunluk pay sahiplerinin bir menfaat elde etmesinin mümkün olmadığını, Vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün denetimine tabi bir vakıf olup böyle bir şey mümkün olmadığını, bahse konu arsanın şu anda boş olup herhangi bir gelir getirmediğini, davalı şirketin ana gelir kaynağı kira geliri olduğu, son 3 yılda devletin kira artışını engelleyen kararları, vergi oranlarındaki artışları, giderlerinin gelire oranla daha fazla artması nedeniyle şirketin karlılığında azalma olduğunu, şirketin bu kriz sürecini zarar etmeden atlattığını, ortaklara kar dağıtımı bile yapıldığını beyanla; açıklanan nedenler ile usule ilişkin itirazlar kısmında açıklanan nedenlerle davanın usulden reddine, davanın usulden ret edilmeyip yargılamaya devam edilmesi halinde genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olarak davacı taraça açılmış olan ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosya sonucunun beklenilmesine, davanın usulden ret edilmeyip yargılamaya devam edilmesi halinde usul ve yasaya aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce, Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirketin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları ile ilgili Vergi Dairesinden davalı şirketin 2020-2021-2022-2023 yıllarına ilişkin vergi beyannameleri celp edilmiş, ---- ATM'nin ----- Esas, ----- ATM'nin ---- Esas, -----ATM'nin ----- Esas sayılı dosyaları ayrı ayrı UYAP sisteminden incelenmek üzere istenilmiş davanın niteliği gereği davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bir mali müşavir ve bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.
Dava, davalı şirketin 12/10/2023 tarihli genel kurul toplantısında belirlenen 2020-2021-2022 yıllarına ait dağıtılabilir kar miktarının düşük belirlendiği iddiasıyla, bu yıllara ilişkin eksik ödenen kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu uyuşmazlık, davalı şirketin 2020-2021-2022 yıllarına ait 12/10/2023 tarihli olağan genel kurulunda kar dağıtıma ilişkin alınan kararın, şirketin bilançosunun gerçeğe ve kanuna aykırı şekilde alınıp alınmadığı, davacılara, olması gerekenden eksik ödeme yapılıp yapılmadığı, mahkememizce eksik dağıtılan karın tespiti ile karın dağıtımı ve davacıya ödenmesine karar verilip verilmeyeceği hususunda toplanmaktadır.
Tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin 12/10/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2020-2021-2022 yıllarına ait dönem karının kullanım şeklinin belirlenmesine yönelik 4 nolu, maddesinde; şirketin mevcut karının brüt 7.500.000,00 TL kısmının şirketin mali ve kasa durumuna göre gerekirse taksitler halinde yönetim kurulunun uygun göreceği zamanlarda 12/10/2024 tarihine kadar yasal kesintiler yapıldıktan sonra ortaklara ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacıların söz konusu karara muhalefet şerhi koydukları, huzurdaki dava ile de kar payının eksik belirlendiği iddia ederek karın tespiti ve dağıtılmasına karar verilerek davacıların pay oranına göre hak sahibi oldukları karın davalıdan tahsili istemi ile iş bu davayı açtıkları, oysa ki 6102 sayılı TTK m.408/2-d fıkrasında finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu, şirket genel kurulunun, şirket kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organ olduğu, bu yetkisini yönetim kuruluna dahi devretmesinin mümkün olmadığı, başka bir ifade ile genel kurulun şirket kârının ne zaman, ne kadar ve nasıl dağıtılacağına karar vermeye yetkili tek organ olduğu, açılacak bir dava ile mahkemece kar oranının belirlenmesi ve dağıtımına yönelik bir kararın verilmesinin mümkün olmadığı, mahkemenin genel kurul yerine geçerek bu yönde bir hüküm kurmasının kanunen mümkün olmadığı, Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da benzer görüşte bulunulduğu, bu hususun ancak genel kurul kararının iptali istemine konu edilebileceği kaldı ki davacının söz konusu genel kurul kararının iptali için dava açtığı ve davanın halen derdest olduğu, söz konusu dava dosyasının sonucunun beklenilmesinin de sonuca etkili olmayacağı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
4-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.