T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/519
KARAR NO : 2025/430
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/07/2023
KARAR TARİHİ : 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından, T.C. ------- Şubesi'nin ------ seri numaralı, 01/04/2023 keşide tarihli, keşide yeri ----- olan 60.000 TL bedelli bir adet çeke dayalı olarak----. İcra Müdürlüğü'nün ------- Esas sayılı dosyasında Müvekkil şirket aleyhine "Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu" ile icra takibi başlatılmış olup; ödeme emri 15/05/2023 tarihinde Müvekkil şirket yetkilisi ------ tebliğ edildiğini, icra takibine karşı çekte yer alan imzanın Müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle 18/05/2023 tarihinde -----. İcra hukuk mahkemesi'nin-------sayılı dosyası ile dava ikame edilerek ilgili icra takibinde yer alan borca, imzaya, ödeme emrine, faize ve tüm ferilerine açıkça itiraz edildiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını. dolayısıyla müvekkil şirket ile karşı taraf arasında çek alışverişine sebebiyet verebilecek herhangi bir durum söz konusu olmadığını, karşı taraf ile şifahen yapmış olduğumuz görüşme neticesinde bu durumu kendilerine izah etmiş olduğumuzdan; karşı taraf, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığınıı bildiği halde imzası müvekkil şirket temsilcisine ait olmayan çeke dayanarak müvekkil şirketi tabir-i caiz ise sıkıştırmaya çalıştığını, takibin dayanağı çekte yer alan imza müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını. kaldı ki, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir çek alışverişi dahi yapılmadığını müvekkil şirket böyle bir çekin varlığından icra takibi ile haberdar olduğunu, müvekkil şirketin icra takibine konu çeki daha önce hiç görmediği ve ciro üzerinde yer alan imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığı hususuna binaen karşı taraf ile uzlaşma/anlaşma saikiyle tarafımızca iletişime geçilmiş ise de, bu çabamız sonuçsuz kaldığını arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmadığını, tüm bu nedenlerle müvekkil şirket aleyhine tesis edilen hacizlerin kaldırılması saikiyle------icra müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosya borcunun tamamını ödeyeceğimizden; tarafımızca icra veznesine yatırılacak olan paranın iik madde 72/3 hükmü uyarınca dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, müvekkil şirketin ------ icra müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyasında borcunun bulunmadığının tespit edilmesine, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli icra takibi başlatması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, müvekkil şirketin borcunun bulunmadığının tespit edilmesi üzerine -----icra müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyasındaki takibin iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ile müvekkil şirket arasında çek alışverişine sebebiyet verecek herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı iddia edilmiş ise de dava konusu çek incelendiğinde çekin keşideci şirket -----. tarafından davacı------ emrine düzenlendiği akabinde davacı şirket tarafından tam ciro ile ------ devredildiği açıkça ortada olduğunu Dolayısıyla müvekkil şirket ile davacı arasındaki farklı cirolar doğrudan bir ilişkiyi kestiğinden müvekkil, imzanın borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını. Zira bahse konu çek gerçekleştirilen ticaret neticesinde ------ tarafından tam ciro ile müvekkil şirkete devir ve teslim edildiğini, davacı şirket ile keşideci ya da diğer cirantalar arasında fikir ve eylem birliği içerisinde gerçekleştirilen bir sahtecilik ve dolandırıcılık faaliyeti, bu doğrultuda bir haksız kazanç elde etme amacıyla hareket edilip edilmediği de şüphe doğurması sebebiyle dava konusu çekin keşidecisi, davacı borçlu ve de diğer cirantanın da şüpheliler arasında yer aldığı geniş kapsamlı bir suç duyurusunda bulunulmuş olup ----- Cumhuriyet Başsavcılığı ------ Soruşturma numarası dosya ile müvekkil şirketin mağduriyetine yol açan pek çok şirket ve şahıs hakkında soruşturma devam ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, Çekin meşru hamili olan müvekkil şirketin herhangi bir kötüniyet ile hareket etmediği açık olup davacı şirketin aksini kanıtlar bir delil sunamadığı da görüldüğünü Bu sebeple asılsız iddialar ve haksız davalar ile müvekkil şirketin ticari itibarını zedeleyen, tahsil edemediği çek bedeline ek olarak müvekkil şirketin maddi ve manevi yönde uğradığı zararın artmasına sebebiyet veren davacı borçlu olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, işbu davanın açılması ile alacağımızın tahsilinde gecikmeye sebebiyet vererek zarara neden olan davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; dava konusu olan 01.04.2023 keşide tarihli ve 60.000 TL bedelli çek arka yüzde yer alan 1. ciranta imzası ile Davacı -----ait medarı tatbik örnek imzaların mukayesesinde İmzaların göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından dosyadaki mevcut mukayese imzalara göre birbirlerine kıyasen refleks yapılanmaları ve karakteristik özellikler bakımından farklı yapı ve görünümde imzalar oldukları, bir başka ifade ile çek arka yüzde yer alan 1.ciranta imzasının davacı ------ tarafından atılmadığı/ imzalanmadığı hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir------
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir ( -----
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır ------ Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer -----Senet borçlusu tarafından senette yer alan imzanın kendisine ait olmadığının iddia edilmesi halinde çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve------ sayılı kararında da benimsenmiştir.Dava dilekçesinin incelenmesinde davacının imza inkarında bulunduğu görülmüştür. Dosya kapsamı, deliller ve bilirkişi raporu birarada değerlendirildiğinde senetler üzerindeki imzanın davacının el ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu dolayısıyla davalıya karşı sorumlu olamayacağı kanaatine varılarak, usul ve yasaya uygun olarak hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının davasının kabulü yolunda karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi, menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir hükmünde, takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmektedir. Somut olayda davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile; ---- İcra müdürlüğünün -----Sayılı dosyası ile başlatılan takip sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 4.098,60 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,95TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.024,65 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.294,50 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.084,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair tarafların yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.