T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/362
KARAR NO : 2025/391
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/05/2023
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari alışveriş gerçekleştiğini, söz konusu ticari alışverişler
neticesinde müvekkili şirketin kendi defterlerinde 11.877,71 TL alacağının bulunduğunu, bu cari
hesaptan kaynaklı alacağın davalı tarafça ödenmediğini, müvekkili tarafından taraflar arasındaki ticari
ilişkiye istinaden düzenlenen faturalara dayanak cari hesap alacağının tahsili için ----
İcra Müdürlüğü’nün ----- esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, davalının haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalının kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkili
şirketin defterleri incelendiğinde alacaklı olduğu gözükeceği, arabuluculuk aşamasının olumsuz
sonuçlandığını beyan ederek, davanın kabulü ile davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, asıl
davalı aleyhine alacak üzerinden %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına
hükmedilmesine, vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.Davalı taraf eldeki davaya herhangi bir cevap vermemiş, HMK 128 madde hükmü uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Dairesinin ----- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu----- İcra Dairesinin ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden; Davacı şirketin 2022 ve 2023
yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK
hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, raporumuzun 4.a.2 bölümünde açıklandığı üzere davalı şirket defterleri sunulmadığından
incelenemediği, Mal Tesliminin İspatı ve Davacı Alacağı Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme
bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, davacı şirketin ticari defterlerinde, açık hesap
alacağını oluşturan faturaların ilk faturanın ilk ödendiği ilkesi ile sondan geriye doğru
gidildiğinde, açık hesap alacağını 4 adet faturanın 11.877,71 TL’lik kısmının oluşturduğu,(bkz.
4.c) faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendiği, e-arşiv faturalarının e-fatura (ticari/temel
senaryoda düzenlenen) fatura şartlarını tabi olmadığından fatura içeriği malların davalı şirkete
tesliminin somut olarak ispatı gerektiği, teslim/tesellüme ilişkin herhangi bir belgenin
sunulmamış olması nedeniyle, dosya kapsamındaki delil durumuna göre teslimin ispata muhtaç
kaldığı,
ancak, davacının kendi defterlerinin usulüne uygun tutularak HMK 222/2 şartlarını taşıdığı,
takip konusu alacağını oluşturan faturaların kendi defterlerinde kayıtlı olduğu ve takipte talep
edilen tutar kadar alacaklı gözüktüğü, Sayın Mahkemenin HMK m.220/3 kapsamında vermiş
olduğu kesin süreye rağmen davalı şirketin defter ve belge ibraz ibrazından kaçınması ile HMK
m.222/3 ile defterlerin kesin delil olma şartlarını değiştiren “…veya diğer tarafın ticari
defterlerini ibraz etmemesi…” madde hükmü şartının davacı lehine değerlendirilip
değerlendirilmeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, mahkemece HMK 222/3 hükmünün davacı lehine dikkate alınmaması durumunda ise;
ticari defterlerin dayanak belgesi niteliğindeki davalı-----aylık KDV beyannamelerinin bağlı bulunduğu ----- Vergi Dairesi
------ VKN hesabından takip konusu faturaların yer aldığı, 2023 yılı Ocak ve Şubat
aylarına ait KDV beyannamelerin İndirilecek KDV Listelerinin istenerek, fatura içeriği KDV’
lerin indirim konusu yapılıp yapılmadığının sorulabileceği, takdirin mahkemeye ait
olduğu, faiz: Tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede
ödeme vadesi bulunmadığı ve davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine
havi ihtarname ya da eş eğer belge bulunmadığından, takip öncesinde davacı alacağının
muaccel olmadığından davacının takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı, Ancak,
Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir
olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması
münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2
kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile
dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların defter ve belgelerinin
incelenmesi, Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden
değerlendirme neticesinde;
Davacı İtirazları Yönünden: Raporumuzun 4-Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde
açıklandığı üzere, davacı şirket vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının yerinde görülmediği, bu
hususta kök rapor kanaatlerinin aynen geçerli olduğu,
----- Vergi Dairesi Müdürlüğü Yazı Cevabı Yönünden: Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün yazı
cevabında her ne kadar davalı şirkete ait 2023 yılı Ocak ve Şubat KDV indirim listesinin dairelerinde
bulunmadığı bildirilmiş ise de
takip konusu alacağı oluşturan faturalar için ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne tekrar
yazı yazılarak, ------ Vergi Kimlik Numarasından, davalı tarafın 2023 yılı Ocak ve
Şubat ayı KDV beyannamesinde indirim konusu yapıp yapmadığının, Beyannameyi
düzenleyen SMMM’den (SMMM-----) -İndirilecek KDV Listelerinin
istenebileceği,2 takdirin Mahkemenin takdirinde olduğu,
sair hususların yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile Mahkemenin talebi doğrultusunda ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından dava
dosyasına gönderilen yazı cevabının ve eklerinin incelenmesinde, takip konusu alacağı oluşturan 4 (DÖRT) adet faturanın davalı şirket tarafından KDV indiriminden yararlandığının tespit edildiği,
dolayısıyla faturaların davalı şirketin kayıtlarına işlendiğinin anlaşıldığı, hiç kimsenin sebepsiz şekilde
başkasına ait faturayı kayıtlarına işleyip KDV indirim konusu yapmayacağı, her ne kadar davacı
kayıtları ibraz edilmediğinden incelenememiş olsa da, defterlerin eki ve dayanak belgesi niteliğinde
olan KDV beyannamesinde yer alan indirimin faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun kubulu
gerektiği, böylelikle faturalar içeriği malların davalı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu
kez ispat yükünün davalı şirkete geçtiği, davalı şirketin fatura içeriği malları almadığını veya fatura
bedellerini ödediğini eşdeğer somut belgelerle ispat etmesi gerektiği, ancak dosya kapsamına bu
hususta sunulan herhangi bir delilin bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde, 12.04.2023
icra takip tarihi itibariyle, davacı şirketin 11.877,71 TL tutarlı ana para alacağını talep edebileceği,
faiz konusundaki kök rapor kanaatinin aşağıdaki aynı şekliyle geçerli olduğu, Kural olarak TBK 117/gereği; “muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak
taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse bugünün geçmesiyle…”
temerrüdün başlayacağı kabul edilir.
Somut olayda, Tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede
ödeme vadesi bulunmadığı ve davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi
ihtarname ya da eş eğer belge bulunmadığından, takip öncesinde davacı alacağının muaccel
olmadığından davacının takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı, Ancak, Mahkeme’nin
kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş
olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında
hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu
değerlendirildiği, sair hususların yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 11.877,71 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.
Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından dava
dosyasına gönderilen yazı cevabının ve eklerinin incelenmesinde, takip konusu alacağı oluşturan 4 (DÖRT) adet faturanın davalı şirket tarafından KDV indiriminden yararlandığının tespit edildiği,
dolayısıyla faturaların davalı şirketin kayıtlarına işlendiğinin anlaşıldığı, hiç kimsenin sebepsiz şekilde
başkasına ait faturayı kayıtlarına işleyip KDV indirim konusu yapmayacağı, her ne kadar davacı kayıtları ibraz edilmediğinden incelenememiş olsa da, defterlerin eki ve dayanak belgesi niteliğinde
olan KDV beyannamesinde yer alan indirimin faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun kubulu
gerektiği, böylelikle faturalar içeriği malların davalı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu
kez ispat yükünün davalı şirkete geçtiği, davalı şirketin fatura içeriği malları almadığını veya fatura
bedellerini ödediğini eşdeğer somut belgelerle ispat etmesi gerektiği, ancak dosya kapsamına bu
hususta sunulan herhangi bir delilin bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde, 12.04.2023
icra takip tarihi itibariyle, davacı şirketin 11.877,71 TL tutarlı ana para alacağını talep edebileceği bilirkişi raporu da hükme esas alınarak 11.877,71 TL asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak olan 11.877,71 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 11.877,71 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 631,47 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 108,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.108,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 11.877,71 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.