T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/386
KARAR NO : 2025/419
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sürücü ---- 23.07/2020 tarihinde saat 22 de ---- plaka araç diğer davalı ------ ait ticari taksi ile çarpması ile ----- vefatına sebebiyet verdiğini, kaza nedeniyle ---- hakkında ----Asliye ceza mahkemesin de ----- sayılı ceza davası açıldığını, kusur raporu alındığını, davalı ---- kazaya sebebiyet veren ----- plaka ticari taksinin trafik kaydına göre araç maliki olması nedeniyle sigorta şirketi de kaza tarihinde geçerli olan ------ numaralı zorunlu trafik sigortası poliçesi kapsamında sorumlu olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını araç sürücüsü müteveffa ------ çarptıktan sonra durmayıp olay mahallinden kaçtığını, tüm bu nedenlerle ------ için 50.000 tl manevi tazminat 1000 tl maddi tazminat ,------ için 30.000 tl manevi tazminat olmak üzere toplam 81.000 tl nin 23/07/2020 kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan ----- için sorumluluğu poliçe kapsamıyla sınırlı olmak üzere ve ticari faiziyle birlikte )müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; ----- için 565.578,66 TL maddi tazminat, 50.000 TL manevi tazminat , ------ için 30.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 645.578,66 TL nin 23/07/2020 kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan ------ için sorumluluğunun poliçe kapsamına göre maddi tazminat için 410.000 TL ile sınırlı olmak üzere ve ticari faiziyle birlikte ) ,müştereken ve müteselsilen tahsiline Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini ıslah ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ------vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, davacılardan muammet bayram müteveffanın kardeşi olup yerleşik yargıtay kararları gereği destek tazminatına hak kazanamayacağını mütevvefanın ölümü ile kaza arasında illiyet bağı kurulamadığını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerekli olduğunu, kabul manasında olmamak üzere re'sen gözetilerek müterafik kusurun tespiti halinde hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacı tarafın manevi tazminat talebinin poliçe kapsamı dışında olduğunu kabul manasında olmamak üzere faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması, ayrıca faizin yasal faiz olması gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.Davalı asiller vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosyanın yetkili mahkemede açılmadığını, Ölümlü veya yaralamalı trafik kazalarında yetkili mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, Dava açmadan önce sigorta şirketine başvurup ilk öncelikli talebini sigorta şirketinden yapması gerekirken yapmadığını, davanın muhatabı sigorta ve kasko şirketi olduğunu, Davacının maddi tazminata ilişkin talepleri kapsamında tedavi giderlerinin, kazanç kaybının ne kadar olduğu ve buna ilişkin ispat vasıtalarının neler olduğu davacı tarafça ortaya konulması gerektiğini Manevi tazminat bakımından davacının TBK m.56'ya atfen ağır bedensel zarar dayanaklı manevi tazminat talebi bulunduğunu Kaza anında kazaya karışan aracın Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk Sigortası ve Kasko poliçesi bulunduğunu, Davacılardan ------ müteveffanın kardeşi olup yerleşik yargıtay kararları gereği destek tazminatına hak kazanamayacağını Öncelikle usule ilişkin itirazlarımızın KABULÜNE, açılan davanın tüm den reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, sürücü desteğin sigortalı araç ile yaptığı kaza sonucunda vefatı nedeniyle uğranılan destek zararının ve manevi tazminat talebinin davalılardan tahsiline yöneliktir.
Mahkememiz dosyası davalı ---- ve mirasçıları yönünden tefrik edilerek mahkememizin ------sayılı esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. ----- Adli Tıp kurumu tarafından alınan raporda özetle; Sürücü ----- %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu, Yaya------ %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, Dosya kapsamında yer alan evraklar incelendiğinde destekten yoksunluk yönünden; SGK tarafından davacılara rücuya tabi ölüm geliri bağlandığına dair herhangi bir belge ve bilgi görülmediği, davalı ----- tarafından davacılara ödeme yapılmadığı, davacıların zararından bu yönde bir tenzil yapılmadığı, Müteveffanın payının hesaplanarak devre dışı bırakıldığı, Davacı paydaş anne ----- hesaplanan zararının 565.578,66 TL, kaza tarihi itibariyle cari ZMMS Kişi Başı Ölüm ve Sakalık Teminat Limitinin 410.000,00 TL, tek paydaş olan anne ------ teminat limiti kapsamında kalan zararının 410.000,00 TL, teminat limitini aşan zararının 155.578,66 TL olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Duruşmada dinlenilen tanık -----beyanında : vefat eden müteveffa benim kardeşim olmaktadır, annemle birlikte yaşıyordu, bekardı, vefat ettiğinde 36 yaşındaydı, aile olarak bu vefat nedeni ile sıkıntılar yaşadık, annem vefatından sonra kısmi felç geçirdi, kardeşimin vefatı nedeni ile derin üzüntü yaşadık, karşı taraftan bizimle arayıp ilgilenen olmadı "şeklinde beyanda bulunmuştur.2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (------). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün kaybı veya azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Öte yandan ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır, Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Yasasında sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır, Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, -----sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve ----- sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu"hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve -----. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır kî, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur, Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.05.2011 gün ve ----- sayılı ilamı). Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Eş, çocuk, anne–baba her halükarda destek tarafından destekleneceği kabul edildiğinden bu kişilerin desteklendiklerini ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerinde gelirden varsayımsal bir pay değil de daha yüksek bir pay aldığını iddia ediyorlarsa bunu ispat etmeleri gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği üzere; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihi itibari ile uygulanması gereken Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından kaza tarihinde geçerli olan trafik sigortası teminat limiti dahilinde sorumlu olacağından, davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri sabittir. YHGK., 15.6.2011 gün ve ---- esas - ----- karar; YHGK., 22.2.2012 gün ---- esas, ---- karar; YHGK., 16.01.2013 gün, -----esas,----- karar sayılı kararları da bu yönde olup, bu kabul doğrultusunda dava dışı araç sürücüsünün dolayısıyla işletenin kusurlarının davacılar aleyhine bir durum doğurmayacağı açıktır. Davalı sigorta şirketinin kazanın oluşuna ilişkin itirazlarının iş bu dava açısından incelenmesine gerek yoktur (-/--- BAM----. HD. 18/12/2017 tarih ve-----Sayılı Kararı).
Hal böyle olunca, dava konusu olay tarihinde meydana gelen davacıların desteğinin işleten/sürücüsü olduğu araç ile meydana gelen kaza sonucu zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla dava açan desteğin oğlunun aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından tazminat talep edebilmesi, davacıların sigorta sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle olay tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinde yapılan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile işleten ve sürücünün kusuru ile neden olduğu kazalar sonucu meydana gelen destekten yoksun kalma zararlarının teminat kapsamında olmamasına ilişkin düzenlemenin zarar gören üçüncü kişi sıfatı ile talepte bulunan davacılar yönünden 2918 sayılı KTK.nın 90 ve 95. maddelerine göre uygulanamaması, olay tarihinden sonra 2918 sayılı KTK.nın 90 ve 92. maddelerinde yapılan değişikliklerin olay tarihinde bütün hüküm ve sonuçlarını doğuran haksız fiiller yönünden uygulanamamasına, ayrıca yine tazminatın azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin hükümlerin zarar görenlere karşı ileri sürülememesi nedeniyle, haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, haksız fiil tarihi ile işlemeye başlayan zamanaşımı, temerrüt tarihi ve diğer maddi hukuk kurallarının olay tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereğince belirlenmesi gerekmekle, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile düzenlenen teminat dışı haller zarar görenlere karşı ileri sürülemez.
Davaya konu kazada davacı ----- desteği olan oğlunun vefat ettiği, diğer davacının kardeşi olduğu, Sürücü ------ %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu, Yaya------ %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, Müteveffanın payının hesaplanarak devre dışı bırakıldığı, Davacı paydaş anne ----- hesaplanan zararının 565.578,66 TL, kaza tarihi itibariyle cari ZMMS Kişi Başı Ölüm ve Sakalık Teminat Limitinin 410.000,00 TL, tek paydaş olan anne ------ teminat limiti kapsamında kalan zararının 410.000,00 TL, teminat limitini aşan zararının 155.578,66 TL olduğu, davacının söz konusu kazadan doğan zararlarından davalıların sorumlu olduğu, alınan aktüer bilirkişi raporu tespit edildiği üzere davacı------ maddi zararının oluştuğu anlaşıldığından ve bu zarardan davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutularak davacı ----- tazminat davasının kabulüne karar verildiği verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı sigorta şirketinin temerrüde düşme tarihi 16/09/2020 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 23/07/2020 itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Manevi zararın şahsiyet haklarına vaki tecavüz dolayısı ile bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ızdırap ve elem, bir kimsemin hayattan tat almasında yaşama zevkinde bir azalma olarak tarif edildiği, bu tariften anlaşılacağı üzere, manevi tazminata temel olan düşüncenin bozulmuş olan ruhi ve bedeni kusurun kısmen ve imkan nispetinde yeniden elde edilmesini teminine yönelik olduğu, manevi tazminatın kabulundeki gayenin faili cezalandırılmak veya onu muzayaka haline düşürmek olmadığı, mağdurun mal varlığında bir çoğalma husule getirmek veya mağdurun istediği tazmin şekillerini birini kabul etmek sureti ile onun acısını gidermek ve ruhen onu tatmin etmek şeklinde tarif edildiği, hukuka aykırı bir fiilin manevvie tazminatı gerektirebilmesi için o fiilin bir şahsın şahsa bağlı haklarını başka bir deyim ile şahsi menfaatlerini ihlal etmesi gerektiği, şahsa bağlı hakkın ise herkese karşı ileri sürülebileyeceği resmi ismi, şeref ve namusu özel hayata mesleki sırra iktisadi şahsiyete yapılan tecavüzlerin de şahsiyet haklarını ihlal eden haraketler olarak kabul edildiği TBK'nun 56 maddesinde de bu gibi şahsi menfaatlerin ağır ihlali halinde kusurunda ağır olması kaydı ile manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda davacıların davaya konu kaza sebebiyle meydana gelen vefat nedeniyle duyduğu elem ve keder ile olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak manevi tazminat talebinin davacılar yönünden ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilerek hükmedilen tazminata haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
a) Maddi tazminat yönünden;
1)Davacı ------ tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne, 565.578,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ----- yönünden 23/07/2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ----- şirketi yönünden ise 16/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davacıya ödenmesine (davalı sigorta şirketi 410.000,00 TL limit ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla),
b) Manevi tazminat yönünden;
1-Davacı ----- için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ----- alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
2-Davacı----- için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ------ alınarak adı geçen davacıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden bakiye taleplerinin reddine,
3-Karar harcı 43.416,38 TL 'den davacı tarafça yatırılan 1.383,28 TL peşin harç 1.951,00 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 40.082,1 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.383,28 TL peşin harç ve 1.951,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 3.414,98 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.690,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 6.586,37 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı ------ taraf maddi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 88.836,80 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen davacı ---- verilmesine,
8-Davacı ----- manevi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ----- alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı ------ manevi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 20.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ---- alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı ------ manevi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı --- alınarak davalı ------- verilmesine,
11-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.338,93 TL'nin davalıdan, 21,07 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
12-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalı ---- vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.