T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/77
KARAR NO : 2025/418
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/02/2021
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 31.03.2017 tarihinde akdedilmiş olan Hizmet Sözleşmesi ile------ Projesi kapsamında sonuç karşılığı hizmet alımı konusunda mutabakata varıldığını, Sözleşme'nin 16. Maddesinde Sözleşme'nin ------dava dışı üçüncü şahıs ile tarafı olduğu Labarotuvar Hizmetleri Sözleşmesi'nin yürürlükte kaldığı süre boyunca geçerli kalacağının düzenlendiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete iletilen 16.07.2018 tarihli, ------ sayılı yazı ile iki farklı talepte bulunulduğunu, bunlardan ilki, Sözleşme kapsamında tedarik edilen ----- ve ------ kodlu ürünlerin tedarik edildiği ------ dövizde beklenmeyen kur artışına bağlı olarak mevcut fiyatlarla ürün sağlamayacaklarını beyan etmesi sebebiyle, bu fiyatlarla ilgili Sözleşme'de güncelleme yapılması yönünde olduğunu, sonuç karşılığı Patotoji Laboratuvarı Hizmeti Sut kırılımı oranlarının 3 yıl boyunca sabit kalacağı, 3. Yılın sonunda izlenecek yolun nasıl olacağı Sözleşme'nin 10. Maddesinde açıkça belirtilmiş olması nedeniyle bu talebinin kabulü mümkün olmadığını, sözleşme'nin 10. maddesinde dövizde oluşabilecek olası artışların taraflarca birlikte değerlendirilmiş ve bu duruma özgü taraflarca ek düzenlemeye yer verildiğini, mutabık kalınan bu düzenleme haricinde davalı tarafça herhangi bir talepte bulunulmasının yerinde olmadığını, davalının diğer talebinin ise, ----- kodlu testler için müvekkil şirket'in sözleşme aşamasında ön gördüğü yıllık test miktarlarına göre teklif maliyetlerinin oluşturulduğu, fakat başlangıçta öngörülen test sayısı ile güncel olarak ön görülen test sayısı arasında fark olduğu iddiasıyla, testlerin maliyetleri için güncelleme yapılmasına yönelik olduğunu, davalı tarafa da daha önce belirtildiği üzere kendilerine taahhüt edilen tek husus Sözleşme'nin 10. maddesinde ve Sözleşme eki Şartname'de yer alan “garanti edilen” aylık SUT işlem puanları olduğunu, bu kapsamda sözleşme'nin devamı süresince yapılacak test sayıları ile ilgili olarak net bir rakamın ellerinde bulunmadığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamındaki tek sorumluluğunun garanti edilen aylık SUT işlem puanlarının gerçekleşip gerçekleşmemesine bakılmaksızın aylık minimum 500.000, yıllık minimum 6.000.000 SUT işlem puanına denk gelen hizmetin karşılığının ödenmesinin Sözleşme'nin 11, Maddesinde açıkça nezdinde kabulü mümkün olmadığını, Davalı ---- tarafından ---- Noterliği'nden 13.08.2018 tarihli ------ yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, sözleşme'nin güncel döviz kuru üzerinden ve tarafların mutabık kalacağı sözleşme bedeli üzerinden güncellenmemesi halinde sözleşmeden dönüleceğinin belirtildiğini ve akabinde sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğini, davalı tarafın Sözleşme'yi dövizdeki dalgalanmalar nedeniyle feshetmiş olması hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, basiretli tacir olarak ----- döviz kurlarında oluşabilecek değişiklikleri öngörebilmesi gerektiği ve bu hususu dikkate alarak aksiyon alması gerektiğini, sözleşmenin 10. Maddesinde kur artış oranlarına göre sonraki yıllar için ödemelerin nasıl yapılacağın düzenlendiğini, taraflar arasında mevcut Sözleşme hükümlerinin gerekleri davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini, sözleşme'ye aykırı davranılarak sözleşme süresinden önce feshedildiğini ve müvekkili şirketin zarara uğramasına sebep olunduğunu beyanla; Fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik dava 50.000,00-TL'nin müvekkili şirkete fesih bildiriminin iletildiği 27/08/2018 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine, Yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın; dilekçesinin konu kısmında ve dilekçenin 5. sayfa 9. maddesinde, davayı HMK 107. madde kapsamında belirsiz alacak davası olarak açtığını, gerek taraflar arasındaki sözleşmede, gerekse davacı tarafın sonradan 3. kişilerle imzaladığını belirttiği sözleşmelerde, Sağlık Uygulama Tebliği ( SUT ) üzerinden belirlenen fiyatlar ile diğer birim fiyatlarının belli olduğunu, döviz kuru imza tarihinden fesih tarihine kadar 17 ayda %100 artmışken, davacı tarafın sözleşmesel artış hükümlerini yok sayarak sözleşmeye aykırı davrandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme; malzeme tedariki, cihaz kurulumu ve laboratuvarda personel bulundurulması hizmeti yanında, sözleşmenin 3. Maddesi 6. paragrafında da belirtildiği üzere, laboratuvar alanlarının elektromekanik gereksinimleri ve projelendirilmesi danışmanlığı ve nihai elektromekanik çizimlerin teslimi işlerini kapsayan eser sözleşmesi niteliğinde olup, davacı tarafla sözleşme imzalandığı tarihte dolar kuru 3,64 TL iken, sözleşmenin feshi tarihinde 6.10 TL' olduğunu, huzurdaki davaya cevap hazırlanan günlerde ise dolar kurunun 8 TL'nin üzerine çıktığnı, yani sadece sözleşmenin imza ile feshi tarihleri arasındaki yaklaşık 17 aylık sürede dolar kurunun %100 arttığını, bu kadar kısa bir süre içinde döviz kurunda ve kur bazlı malzeme ve cihaz fiyatlarında %100 oranında bir artış varken, hastane ve laboratuvar açılışı için tarih verilmeyen bir işte; imza tarihinde yürürlüğe giren sözleşmedeki artış oranını dahi kabul etmeyen davacı tarafla, dava konusu sözleşmeyi ayakta tutabilmek mümkün olmadığını, davacının sözleşme fiyatlarının ilk üç yıl sabit kalacağı artış yapılamayacağı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın ısrarla sözleşmesel artışı kabul etmediğini, ilk üç yıllık artışı düzenleyen sözleşmesel düzenlemeden sonra da 4. yılda artışın nasıl olacağının da sözleşmede yer aldığını, hemen akabinde 5. ve 6. yıllarda fiyat artışının nasıl olacağının da düzenlendiğni, sözleşmede fiyatların sabit kalacağına ilişkin 10. Madde 5. Paragraftaki ibareden sonra 6. Paragrafta ilk üç yıl içerisinde artışın hangi koşulda yapılacağının da düzenlendiğini ve sabit fiyatın istisna düzenlemesi olarak "kur artışı", sözleşmede yerini bulduğunu, sözleşmeye aykırı davranan davacı tarafın kusurlu olup, müvekkili şirket sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davacı tarafa, fiyat revize taleplerini defaatle hem sözlü hem yazılı iletmelerine rağmen sonuç alınamadığını, davacının ilk üç yıl sözleşmede kesinlikle artış olmayacağını ileri sürerek taleplerinni reddettiğini, sözleşmeye aykırı hareket ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşmeye konu malzemelerin müvekkili şirkete dava dışı ----- isimli şirket tarafından temin edilip ilgili cihazlara yönelik ------- firması yetkili satıcı olduğuna dair belgelerini de tamamlamışken, davacı şirketin fiyat revizesi yapmaması nedeniyle, dava dışı ------ şirketi tarafından tedarik sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşme öncesi verilen bilgiler yönünden davacının "Culpa İn Contrahendo" sorumluluğu olup, davacının sözleşme öncesi görüşmelerde müvekkili şirkete karşı özenli ve dürüst davranmadığını, davacı şirketin müvekkili şirket nezdinde uyandırdığı güvene aykırı davranmış olup dava aşamasında da halen müzakere aşamasındaki görüşmeleri ve yazılı sözleşme maddelerini reddederek dürüstlük kuralına aykırı davranmaya devam etmekte olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da sözleşme öncesi müzakere döneminde tarafların kusurlu davranışlarından sorumlu olacağının karara bağlandığını, davacı şirketin, sözleşmeye uygun davranarak fiyat revizesi taleplerini kabul etmiş olsaydı, daha karlı bir hizmet almış olabileceklerini, zarar iddiasının gerçek olması halinde dahi, davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranışıyla ve kusuruyla zarar ettiğini ve basiretli bir tacir gibi kendi kusurunun sonuçlarına katlanması gerektiğini, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya usul yönünden itiraz ettiklerinin davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açamayacağını, sözleşmedeki artış oranının uygulanması ve sözleşmenin feshine sebep olan kusurun kime ait olduğu yönünden, döviz kurunun imza tarihinden fesih tarihine kadar 17 ayda %100 arttığını, davacı tarafın artış hükümlerini yok sayarak sözleşmeye aykırı davrandığını, bu kadar kısa bir süre içinde döviz kurunda ve kur bazlı malzeme ve cihaz fiyatlarında %100 oranında bir artış varken, hastane ve laboratuvar açılışı için tarih verilmeyen bir işte imza tarihinde yürürlüğe giren sözleşmedeki artış oranını dahi kabul etmeyen davacı tarafla dava konusu sözleşmeyi ayakta tutabilmenin mümkün olmadığını, davacının sözleşme fiyatlarının ilk üç yıl sabit kalacağı artış yapılamayacağı iddiasının gerçek dışı olduğunu, sözleşmede ilk üç yıla ilişkin artış hükmün mevcut olduğunu, sözleşmenin ilk paragrafında sözleşmenin 10. Maddesinde 6. paragrafında ilk üç yıl içinde yaşanan herhangi bir 90 günlük dönemde %25'lik bir kur artışı yaşandığında, sut kırılım oranının da ilgili yıl için revize edileceği taraflarca karara bağlandığını, davacı tarafa sözleşmesel artış maddesine dayanarak fiyat revize taleplerini noter aracılığı ile bildirilmesine ve süre verilmesine rağmen sözleşmesel edim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ve kusurlu olarak sözleşmenin sona ermesine neden olunduğunu, bunun üzerine sözleşme konusu malzeme teminini sağlayacağımızı alt taşeron firma, davacı şirketin fiyat revizesine yanaşmaması nedeniyle taraflarınca malzeme temin edemeyeceğini bildirdiklerini ve sözleşmeyi fesih etiklerini beyanla; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan sözleşme malzeme tedariki, cihaz kurulumu ve laboratuvarda personel bulundurulması hizmeti yanında sözleşmenin 3. Maddesi 6.paragrafında da belirtildiği üzere laboratuvar alanlarının elektromekanik gereksinimleri ve projelendirilmesi danışmanlığı ve nihai elektromekanik çizimlerin teslimi işlerini kapsayan eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, Davacı-karşı davalı tarafla sözleşme imzalandığı tarihteki dolar kurunun 3,64 TL iken sözleşmenin feshi tarihinde 6.10 TL olduğunu, sözleşmenin imza ile feshi tarihleri arasındaki yaklaşık 17 aylık sürede dolar kurunun %100 arttığını, sözleşmede ilk üç yıla ilişkin artış hükmünün mevcut olduğunu, ----- şirketinin bu hükmü yok sayarak ilk üç yıl artış yapmayacağını taraflarına bildirmediğini, ----- şirketinin, gerek gönderdikleri yazı ve ihtarlara verdiği cevapta, gerekse dava dilekçesinde, sözleşmesel artışı kabul etmediklerini, ----- şirketi, mahkemeye sunduğu dava dilekçesinin 2. sayfasının ilk paragrafında da sözleşmenin 10. Maddesine göre "SUT kırılım oranlarının 3 yıl boyunca sabit kalacağı, 3. yılın sonunda artış yapılabileceğini" iddia ettiğini, sözleşmenin anılan 10. maddesinin 6. paragrafında ilk üç yıl içinde yaşanan herhangi bir 90 günlük dönemde %25'lik bir kur artışı yaşandığında, sut kırılım oranının da ilgili yıl için revize edileceği taraflarca karara bağlandığını, müvekkili şirketin sözleşmeyi haklı sebeplere dayanarak fesih ettiğini, sözlü ve yazılı şekilde defaatle talep ve ihtar edilmesine rağmen ------ şirketinin sözleşmeye uygun revize taleplerine uymayacağını ve artış hükümlerini kabul etmediğini taraflarına açıkça bildirdiklerini karşı tarafın kusurlu olarak sözleşmenin sona ermesine neden olduğunu, müvekkili şirketin maddi zararlarının hesabında müvekkilinin maliyet ve karlılık marjlarının incelenmesini, şirket kayıtları ile ve şirket çalışanlarının yaptığı maliyet analizlerinin hesaplamaya esas alınmasını talep ettiklerini Müvekkil şirketin dava konusu sözleşme ile üstlendiği 3 kalem iş mevcut olduğunu, ----- koduyla sıvı bazlı sitoloji, ----- koduyla ----, ---- koduyla -- boyama olduğunu, bu işlerden bir kısmına ilişkin tedarikin dava dışı ------ firması tarafından yapılırken bir kısmı da müvekkil şirketin distribütörlüğünü yaptığı firmalardan doğrudan temin edilerek ------ Şirketi'ne tedarik edildiğini beyanla; karşı davanın kabulüne, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmen 10.000 TL Maddi tazminatın ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, davacı - karşı davalı ----- Şirketinden tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesine özetle; Davalı-karşı davacı tarafından huzurdaki karşı dava 28.04.2021 tarihinde ikame edildiğini, cevap süresi içerisinde davanın açılmadığı kanaatinde olduklarını bu kapsamda Mahkemenizce öncelikle süre yönünden itirazlarının gözetilerek karşı davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı tarafın Sözleşmeyi dövizdeki dalgalanmalar nedeniyle fesih etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, basiretli tacir olarak ----- döviz kurlarında oluşabilecek değişiklikleri öngörebilmesi gerektiğini ve bu hususu dikkate alarak aksiyon alması gerektiğini, Sözleşmenin 10. maddesinde kur artış oranlarına göre sonraki yıllar için ödemelerin nasıl olacağının düzenlendiğini, bu durumun tarafların oluşabilecek döviz dalgalanmalarını öngördüklerini ve buna istinaden bir madde ile bu durumu güvence altına alındığının görüldüğünü, dolayısı ile sözleşme akdedildikten sonra olası bir döviz dalgalanmasını öngörememe nedeniyle sözleşme hükümlerinde değişikliğe gidilmek istenmesi ve istenilen sonuca ulaşılamaması üzerine Sözleşmenin feshedilmesi hiçbir suretle müvekkil şirket tarafından kabul edilebilir olmadığını, karşı dava dilekçesinde bir diğer iddianın sözleşmede ilk üç yıla ilişkin artış hükmü mevcut olduğu, müvekkil şirketin bu hükmü yok sayarak ilk üç yıl artış yapamayacağının karşı davacı şirkete bildirdiği şeklinde olduğunu, taraflar arasında akdedilen Sözleşme de " Madde 10 / Sf 7-8;"Sonuç karşılığı Patoloji Laboratuvarları Hizmeti Sut kırılımı oranları 3 yıl boyunca sabit olarak kalacaktır ve sonraki dönemler için aşağıdaki şartlar geçerlidir. Sözleşme başlangıcından itibaren ilk üç yıllık süre içerisinde herhangi bir dönemde ağırlıklı 90 günlük ----- ortalama USD (Amerikan Doları) döviz satış kurundaki %25'lik bir artış olması durumunda SUT kırılım oranları ilgili yılın en son açıklanan yıllık (EFE+TÜFE)/2 verisi oranında revize edilecektir. Sözleşmeye istinaden ilk hizmet alımından sonraki üç yıllık süre sonunda ağırlıklı son 90 günlük ----- ortalama USD ( Amerikan Doları) döviz satış kuru ile başlangıç kuru arasındaki farkın yarısı SUT kırılım oranına uygulanarak fiyatlar 4. yıl için sabitlenecektir. Dördüncü yılsonunda SUT kırılım oranları, tarafların mutabakatı ile 12 ayın sonunda açıklanan 12 aylık ortalama (EFE+ TÜFE)/2 artış oranını geçmeyecek şekilde yeniden belirlenecektir. Gerekli olması halinde sözleşme imzalandıktan 5 yıl sonra yani 6. yıl SUT kırılımı oranları tarafların mutabakatı ile 12 ayın sonunda açıklanan 12 aylık ortalama (EFE+TÜFE)/2 artış oranını geçmeyecek şekilde yeniden belirlenecektir. Sözleşmeye istinaden çıkılan ilk hizmet alımından 3 yıl sonraki dönemlerde (4. , 5. ve 6. Yıl) ağırlıklı 90 günlük ------ ortalama USD (Amerikan Doları) döviz satış kurundaki %50'lik bir artış olması durumunda SUT kırılım oranları ilgili taraflar bir araya gelerek yeni bir düzenlemeye gidilecektir." içeriğinde düzenlendiğini beyanla; Haksız ve usule aykırı olarak ikama edilen karşı davanın öncelikle usule yönelik itirazları gözetilerek usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esas incelemesi yapılarak reddine, Yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin karşı davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce taraflarca gösterilen tüm deliller toplanıp değerlendirilmiş, davacı ve davalı şirketlerin sicil kayıtları, davacı ve davalı şirketin 2017-2018 yıllarına ait BA-BS formları, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi ve ----- Noterliği'nin 13/08/2018 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarname evrakları ayrı ayrı celp edilmiş, davacı ve davalı tarafın defterleri üzerinde Mali müşavir bilirkişi inceleme yaparak rapor düzenlenmiş olup, bilirkişi heyetine bir sektör bilirkişisi nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ve harici yeni bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişi atanarak rapor tanzimi istenilmiş, alınan kök ve ek raporlar taraf vekillerine tebliğ edilmiştir.Asıl dava hukuki niteliği itibariyle, sözleşmenin haksız feshi nedenine dayalı müspet zararın tazmini, karşı dava ise sözleşmenin uyarlanmaması nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan tüm deliller, ihale şartnamesi, revize teklif mektubu, taraflar arasında akdedilen 31/03/2017 tarihli sözleşme hükümleri ve kısmen hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler uyarınca; asıl davada, davacı ------, davalı ---- ile aralarında 31/03/2017 tarihli
Hizmet Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin bulunduğunu, sözleşmenin ifası sırasında
davalının kur artışı nedeniyle fiyat güncellemesi talep ettiğini, sözleşmede fiyatın üç yıl
süreyle sabitlenmiş olduğunu, bu nedenle güncelleme yapılmadığını, bunun üzerine
davalının sözleşmeyi feshettiğini, feshin haksız olduğunu ve feshin iletildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile zararların tazmin edilmesini talep ettiği, karşı davada ise davalı-karşı davacı tarafın dava konusu sözleşmenin artan döviz kuru nedeniyle davacı-karşı davalı tarafça uyarlanmaması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesini talep ettiği görülmektedir.
Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır ------Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar-----). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder -----. sayılı ilamı)Davacı-karşı davalı taraf, açtığı davada, sözleşmenin süresinden önce haksız olarak feshedilmesinden ötürü uğradığı zararların tazmini talebinde bulunmuştur. Bu talepler niteliği itibariyle müspet zararlardandır. Müspet zararların istenebilmesi için sözleşmenin ayakta olması ya da sözleşme geçersiz veya feshedilmiş ise müspet zararların istenebileceğine dair sözleşmede bir hüküm bulunması gerekmektedir. Taraflar arasındaki 31/03/2017 tarihli “Hizmet Sözleşmesi” başlıklı sözleşme
davalı tarafça feshedildiği gibi, müspet zararların bu durumda da istenebileceğine dair bir sözleşmede hüküm de bulunmadığından davacının müspet zararlarını talep etme hakkı bulunmamaktadır. (---- BAM -----. HD'nin ---- Esas,----- Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.) Bu nedenle asıl davada davacı-karşı davalı tarafın müspet zarar niteliğindeki taleplerinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Karşı dava yönünden yapılan incelemede ise;Her iki taraf tacir olup, özgür iradeleri ile dava konusu sözleşmeyi imzalamışlardır. Taraflar arasında akdedilen ve dava konusunu teşkil eden 31/03/2017 tarihli “Hizmet Sözleşmesi” başlıklı sözleşme
incelendiğinde, sözleşmenin konusunun davalı tarafından davacının yürütmekte olduğu
proje kapsamında bir takım malzemelerin teminine ve görevli personel bulundurmaya
ilişkin olduğu, sözleşme bedelinin çeşitli çarpan ve oranlar kullanılarak hesaplanacağının
kararlaştırıldığı, yine sözleşmedeki oran ve çarpanların 3 yıl boyunca sabit kalacağının,
3 yıllık süre içinde Dolar kurunda %25’lik bir artış olursa oranların revize edileceği, 3 yıllık süre içinde Dolar kurunda %50’lik artış olursa oranın 4. yılın sonunda
sabitleneceğinin düzenlendiği; davacı-karşı davalı tarafın 25/07/2018 tarihli ihtarında, davalı-karşı davacının 16/07/2018 tarihli yazısı ile fiyat
güncellemesi istediğini, bu talebin kabulünün mümkün olmadığını belirttiği, davalı-karşı davacı tarafın davacı-karşı davalıya göndermiş olduğu 13/08/2018 tarihli ihtarında, fiyat teklifi
sırasında Dolar kurunun 3,07 TL olduğu, imza tarihinde 3,64 TL olduğu, ihtar tarihinde ise 6,74 TL olduğu, bu durumun sözleşmenin ifasını imkânsız kıldığı bildirilerek yeniden
fiyatlandırma yapılması istenildiği, davacı-karşı davalının 16/08/2018 tarihli cevabi ihtarında, sözleşmede dolar
dalgalanmasının öngörülmüş olduğu, sözleşme bedelinde uyarlama yapılmasının
mümkün olmadığının belirtildiği, davalı-karşı davacı tarafın ise 27/08/2018 tarihli noter ihtarı ile sözleşmeden dönülmüş
olduğunu davacı-karşı davalı tarafa bildirdiği, taraflar arasındaki yazışmalar incelendiğinde, davalı-karşı davacı tarafın sözleşmenin
uyarlanmasını talep ettiği, davacı-karşı davalı tarafın ise uyarlama talebini kabul etmediği, bu nedenle
davalı-karşı davacı tarafından sözleşmenin sona erdirildiğinin beyan edildiği görülmektedir.
TBK'nun 138. maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve
öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir
sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın
istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve
borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan
haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara
uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına
sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih
hakkını kullanır.
Bu hüküm nazara alındığında, bir sözleşmede sözleşmenin uyarlanması bir takım
şartların varlığına bağlıdır . Zaman içinde devam eden sözleşme ilişkisinde tarafların edimleri
arasındaki denge borçludan sonuçları yüklenmesi istenmeyecek kadar
büyük ölçüde bozulmuş olmalıdır. Buna işlem temelinin çökmesi de denir.
Edimler dengesindeki bu değişiklik sözleşme yapılırken öngörülmeyen
savaş, ekonomik kriz, yüksek devalüasyon, doğal afetler, salgın, idari
kararlarda ve hukuki düzenlemelerde değişiklikler gibi olağanüstü
sebeplerden ileri gelmelidir. Aşırı ifa güçlüğü yaratan olgu borçludan kaynaklanmamalıdır. Borçlu ifası aşırı güçleşen edimi henüz ifa etmemiş olmalı veya hakkını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Bu hallerin varlığı halinde borçlu hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını isteme, bu
mümkün değilse sözleşmeden dönme, sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmeyi fesih hakkına sahiptir. Taraflar arasındaki sözleşmeden anlaşıldığı üzere taraflar, kur artışı olacağını (üç yıl içinde %25 veya %50) sözleşme yapılırken öngörmüşler, ancak artışın
bu denli fazla olacağını öngörmemişlerdir. Bu
durum öngörülmez olarak kabul edilecek olsa bile, TBK'nun. 138. md hükmü uyarınca ifası güçleşen tarafa uyarlama talep etme hakkı vermekte olup, bu yenilik doğuran hakkın
dava açarak kullanılması gerektiği hükmün açık lafzından anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı taraf
ise uyarlamaya ilişkin dava açmak yerine sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya
koymuştur. Açtığı karşı davada ise, davacı-karşı davalının uyarlamayı kabul
etmemesi nedeniyle sona erdirilmesinin zorunlu hale geldiğini, bu nedenle uğradığı
zararın tazminini talep ettiği, ancak davalı-karşı davacı TBK'nun 138. md uyarınca uyarlama davası açması gerekli iken bu davayı ikame etmemiş ve sözleşmeyi sona erdirdiğini karşı tarafa
bildirmekle, yukarıda açıklandığı üzere, bu beyanına hukuken sonuç
bağlanması mümkün olmadığından, yerinde görülmeyen karşı davanın da hem maddi tazminat hem şartları oluşmayan manevi tazminat yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davaın ve Karşı Davanın ayrı ayrı REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın peşin yatırılan harçtan mahsubu ile arta kalan 171.265,42 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı-karşı davalı tarafa iadesine,
3-Asıl davada, davalı-karşı davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 md uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacı tarafa ödenmesine,
4-Asıl dava yönünden suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı-karşı davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Asıl dava yönünden taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Asıl dava yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Karşı dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin yatırılan harçtan mahsubu ile bakiye kalan 273,85 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
8-Karşı davada, davacı-karşı davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; davalı-karşı davacı tarafın maddi tazminat istemi yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı karşı -avalı tarafa ödenmesine,
9-Karşı davada, davacı-karşı davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; davalı-karşı davacı tarafın manevi tazminat istemi yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı karşı-davalı tarafa ödenmesine,
10-Karşı dava yönünden suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı-karşı davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Karşı dava yönünden taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
12-Karşı dava yönünden yapılan yargılama giderlerinin davalı-karşı davacı üzerinde bırakılmasına, Dair; davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.