T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/200
KARAR NO : 2025/424
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/03/2022
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalı firmaya ticari satışlardan doğan alacağının mevcut olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla davalı şirkete karşı ------ İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini, taraflarından açılan itirazın iptali davasının, icra dairesinin yetkisizliği nedeni ile reddedildiğini, bunun üzerine dosyanın yetkili----- İcra Müdürlüğü'nün ------Sayısına kaydedildiğini ve borçluya yeniden ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlunun ödeme emrine haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağının yasal defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, davacı şirketçe gönderilen faturaların davalı tarafından kabul edilmiş ve vergi dairesine de beyan edilmiş olduğunu, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 27.12.2017 tarihinden imzalanan distribütörlük Sözleşmesinden kaynaklandığını, söz konusu sözleşmenin 7. Maddesinde, müvekkili şirket tarafından üretilen lerin tanıtımı ve nihai tüketiciye en iyi şekilde ulaştırılmasının sağlanması için distribütör tarafından bölgede yapılacak tanıtım ve reklam faaliyetlerinin müvekkili şirket tarafından destekleneceğinin düzenlenmiş olduğunu, ancak aynı maddenin “b” bendinde belirtildiği üzere, işbu faaliyetlerin müvekkili şirket tarafından bütçelendirilmesi, faaliyetlerin müvekkili şirketin bilgisi ve dahilinde yapılması şartına bağlanılmış olduğunu, sözleşmenin aynı maddesinde düzenlendiği üzere reklam tanıtım faaliyet kapsamında müvekkili şirketten talep edilecek tutar, müvekkil şirketçe her ay belirlenen market aktivite iskonto limiti ile sınırlı olacağını, öte yandan distribütör tarafından yapılmış olan aktivitelerin yapıldığı tarihinden sonraki ilk aylık mutabakata beyan edilerek onay alınmaması halinde bu aktiviteler yönünden market aktivite iskontosu uygulanması söz konusu olmayacağını, taraflar arasındaki ticari ilişki sözleşme hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin tüm iyi niyetine rağmen davacı taraf onay almadan yaptığı giderleri müvekkile fatura etmeye kalmış olduğunu, taraflar arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesi ile aynı tarihte yürürlüğe giren ek Protokol'ün 6. Maddesinde 2018 yılı için ilk 6 ay konsinye satış sistemi ile çalışılacağını kararlaştırılmış olduğunu, müvekkil şirketin davacıya iskonto ve tanıtım giderlerinden herhangi bir borcu bulunmadığı gibi başkaca herhangi bir sebepten dolayı da borcunun bulunmadığını, davacının davası usul ve yasaya uygun olmadığı gibi iddiaları da gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,-----. İcra Müdürlüğünün ------Sayılı sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---İcra Müdürlüğünün ------ sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan 31.01.2023 tarihli raporda özetle; Davacı e-defter kapsamında olup, ilgili dönemlere ilişkin e-defter ve berat dosyasının oluşturulma ve berat dosyalarının GİB sistemine yüklenme süresinde yüklediği bu defterlerin VUK'nun 215. ve müteakip maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı şirketin yasal defterlerine göre; takip tarihi itibariyle; davacının, davalıdan 52.364,79- TL asıl alacağının gözüktüğü, Tarafların 2019 yılı Form BA/BS bildirimlerinin birbirini teyit ettiği, davalı şirketin davacı şirkete 2020 yılında düzenlediği ve Form BS bildirimi ile beyan ettiği KDV hariç 46.988,00 tutarlı iki faturanın, davacı şirket tarafından kabul edilmeyerek, yasal süresi içinde ------- Noterliği'nin ihtarnamesi ile iade edilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu tespitlere göre davacının, 52.364,79-TL asıl alacaklı olduğu, davacı şirketin davalı şirkete keşide ettiği ihtarname davalı şirkete tebliğ edilememiş olduğundan, davacı şirketin takiple talep ettiği faiz alacağının yerinde olmadığı hususlarını beyan ve rapor ve etmiştir. Bilirikişi tarafından alınan raproda özetle, Davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla -----. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış olup, -----. sayılı dosyasına SMMM Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 31.01.2023 tarihli raporunda, davacı şirkete ait 2018-2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği, Davalı şirketin 2018-2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davacı Alacağı Yönünden 04.03.2020 takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 52.364,76 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde 5.363,00 TL borçlu gözüktüğü, Ticari defterlerdeki uyuşmazlık tutarının 47.001,76 TL olduğu, işbu farklılığın, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 21.11.2019 tarih, ----- no.lu 47.583,50 TL tutarlı faturanın, davalı şirket tarafından — 27.11.2019 tarih,
------ fatura ile iade etmesi, sonrasında bu şekilde sürekli olarak iade kayıtlarının girilmesinden kaynaklanmış olduğu, Dosya kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 21.11.2019 tarih, ------ no.lu 47.583,50 TL tutarlı fatura ve karşılığında davalı şirket tarafından düzenlenen 27.11.2019 tarih, ------ nolu 47.583,50 TL tutarlı iade faturalarının yer almadığı, işbu faturaların dosyaya kazandırılmasından sonra, taraflar arasında imzalanan Distribütörlük sözleşmesi doğrultusunda, işbu fatura bedelinin talep edilip edilmeyeceğine ilişkin hukuki değerlendirmenin mahkememize ait olduğu 47.583,50 TL tutarlı fatura bedelinin davacı şirket tarafından talep edilebileceğine karar verilmesi halinde, 04.03.2020 takip tarihi itibariyle davacı şirketin ticari defterlerinde alacaklı gözüktüğü 52.364,76 TL tutarındaki alacağını talep edebileceği, fatura bedelinin talep edilemeyeceğine karar verilmesi halinde ise davacının talep edebileceği alacak tutarının 4.781,26 TL (52.364,76-47.583,50) olacağı değerlendirilmiştir. Davacı şirketin takip öncesindeki faiz talebinin yerinde olmadığı değerlendirildiği mahkememizce kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, 04.03.2020 takip tarihi sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında temerrüt faiz talebinin yerinde olduğu, hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda özetle; Davacı tarafından T.C. ----- İcra Müdürlüğü'nün ------. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibinin başlatıldığı; 60.809,27TL. asıl alacak ile 1.452,76 TL.lik faiz olmak üzere toplamda 62.262,03TL.nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebinin “31.12.2019 faiz başlangıç tarihli 60.809,27 TL tutarlı alacak” şeklinde gösterildiği, . Taraflar arasında adi yazılı şekilde 27.12.2017 tarihinde “Distribütörlük Sözleşmesi”nin ve “Ek Sözleşme"nin imzalandığı; sözleşmedeki irade açıklamaları incelendiğinde davacının distribütör sıfatını haiz olduğu, 27.12.2017 tarihinden imzalanan distribütörlük sözleşmesinin 7.a maddesinde, davalı tarafından üretilen ürünlerin tanıtımı ve nihai tüketiciye en iyi şekilde ulaştırılmasının sağlanması için distribütör tarafından bölgede yapılacak tanıtım ve reklam faaliyetlerinin davalı tarafından destekleneceğinin düzenlendiği; 7.b maddesinde işbu faaliyetlerin davalı tarafından bütçelendirilmesi, faaliyetlerin davalı şirketin bilgisi ve onayı dahilinde yapılması şartına bağlandığı; reklam tanıtım faaliyet kapsamında davalı şirketten talep edilecek tutarın, davalı şirketçe her ay belirlenen market aktivite iskonto limiti ile sınırlı olacağı; 7.c maddesinde distribütör tarafından yapılmış olan aktivitelerin yapıldığı tarihinden sonraki ilk aylık mutabakata beyan edilerek onay alınmaması halinde bu aktiviteler yönünden market aktivite iskontosu uygulanması söz konusu olmayacağı hususunun kararlaştırıldığı; konu edildiğinden sözleşmeye ilişkin alacak miktarının mali uzman tarafından tespit edildiği, Mali inceleme neticesinde: Davacı tarafça 20.06.2023 tarihinde, davalı tarafça 21.06.2023 tarihinde sunulan kök rapora itiraz dilekçesi ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde Davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla düzenlenen 31.01.2023 tarihli raporunda, davacı şirkete ait 2018-2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği, Davalı şirketin 2018-2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, 04.03.2020 takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 52.364,76 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde 5.363,00 TL borçlu gözüktüğü, Ticari defterlerdeki uyuşmazlık tutarının 47.001,76 TL olduğu, işbu farklılığın, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 21.11.2019 tarih, ----- nolu 47.583,50 TL tutarlı faturanın, davalı şirket tarafından 27.11.2019 tarih, ------ fatura ile iade etmesi, sonrasında bu şekilde sürekli olarak iade kayıtlarının girilmesinden kaynaklanmış olduğu, 47.583,50 TL tutarlı fatura bedelinin davacı şirket tarafından talep edilebileceğine karar verilmesi halinde, 04.03.2020 takip tarihi itibariyle davacı şirketin ticari defterlerinde alacaklı gözüktüğü 52.364,76 TL tutarı talep edebileceği, fatura bedelinin talep edilemeyeceğine karar verilmesi halinde ise davacının talep edebileceği alacak tutarının 4.781,26 TL (52.364,76-47.583,50) olacağı, Takip konusu fatura içeriğinin “pazarlama ve satış bedeli” açıklaması ile distribütör sözleşmesinin 7.b maddesi kapsamındaki reklam tanıtım faaliyet kapsamında düzenlendiğinin anlaşıldığı, davalının süresinde yapmış olduğu iade ve ihtarname marifeti ile yapılan itirazda “Yyazılı e-faturaya konu hizmeti/malı almadım...” iddiasında bulunduğu, Davalının vaki itirazı sonrası, davacının fatura içeriği belirtilen hizmeti sunduğunu ispat yükü altında olduğu, dosya kapsamında davalı adına reklam hizmeti verildiğine ilişkin somut veri olmadığı, ancak distribütörlük sözleşmesi kapsamında talep edilebilirlik yönünden ise yapılan masrafın reklam-tanıtım için yapılıp yapılmadığını tespitin uzmanlık alanımızın dışında olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme de davacı e-defter kapsamında olup, ilgili dönemlere ilişkin e-defter ve berat dosyasının oluşturulma ve berat dosyalarının GİB sistemine yüklenme süresinde olduğu, bu defterlerin VUK’nun 215. ve müteakip maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş
muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak
tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı şirketin yasal defterlerine göre; takip tarihi itibariyle; davacının, davalıdan 52.364,79 TL asıl alacağının gözüktüğü,
tarafların 2019 yılı Form BA/BS bildirimlerinin birbirini teyit ettiği, davalı şirketin davacı
şirkete 2020 yılında düzenlediği ve Form BS bildirimi ile beyan ettiği KDV hariç 46.988,00 TL
tutarlı iki faturanın, davacı şirket tarafından kabul edilmeyerek, yasal süresi içinde -----
Noterliği’nin ihtarnamesi ile iade edilmiş olduğunun anlaşıldığı, Bu tespitlerime göre; davacının, 52.364,79-TL asıl alacaklı olduğu, davacı şirketin davalı
şirkete keşide ettiği ihtarname davalı şirkete tebliğ edilememiş olduğundan, davacı şirketin
takiple talep ettiği faiz alacağının yerinde olmadığı, davacı şirketin alacağının her ne kadar 60.809,27 TL olarak talep edilmişse de davacı şirketin ticari
defterlerini talimat yoluyla inceleyen SMMM Bilirkişi raporunda, 31.12.2019 tarihi itibariyle,
davacı şirketin kendi defterlerinde 52.364,79 TL alacaklı gözüktüğünün tespit edilmiş olması
nedeniyle, davacı şirketin alacağını ispatladığına karar verilmesi halinde, 52.364,79 TL tutar
üzerinden alacak talebinde bulunabileceği, 04.03.2020 takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 52.364,76 TL alacaklı
gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde 5.363,00 TL borçlu gözüktüğü, anlaşılmıştır
Ticari defterlerdeki uyuşmazlık tutarının 47.001,76 TL olduğu, işbu farklılığın, davacı şirket
tarafından davalı şirket adına düzenlenen 21.11.2019 tarih, ------ no.lu
47.583,50 TL tutarlı faturanın, davalı şirket tarafından 27.11.2019 tarih,
------- fatura ile iade etmesi, sonrasında bu şekilde sürekli olarak iade kaydı
girmesinden kaynaklanmaktadır. Dosya kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 21.11.2019 tarih,
------ no.lu 47.583,50 TL tutarlı fatura ve karşılığında davalı şirket tarafından
düzenlenen 27.11.2019 tarih, ------ no.lu 47.583,50 TL tutarlı iade
faturalarının yer almadığı, işbu faturaların dosyaya kazandırılmasından sonra, taraflar
arasında imzalanan Distribütörlük sözleşmesi doğrultusunda, işbu fatura bedelinin talep
edilip edilmeyeceğine ilişkin hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 47.583,50 TL tutarlı fatura bedelinin davacı şirket tarafından talep edilebileceğine karar verilmesi halinde, 04.03.2020 takip tarihi itibariyle davacı şirketin ticari defterlerinde alacaklı gözüktüğü 52.364,76 TL tutarındaki alacağını talep edebileceği, fatura bedelinin talep edilemeyeceğine karar verilmesi halinde ise davacının talep edebileceği alacak tutarının 4.781,26 TL (52.364,76-47.583,50) olacağı bilirkişi tarafından değerlendirilmekle, davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşılmakla, 47.583,50 TL faturaya ilişkin yemin deliline dayanıp dayanmadığına ilişkin beyanda bulunması ve dayanıyor ise yemin metnini sunması için iki haftalık kesin süre verilmesine, karar verildiği davalı ya tebliğ edildiği hazır bulunmadığı, davalı vekilinin şirket yetkilisinin ne zaman döneceğinin belli olmadığını hazır edemeyeceğini yemin ara kararından rücu talep ettiği, yetkilinin hazır olmadığı, ne zaman döneceğinin belli olmadığı davanın sürünceme de bırakıldığı anlaşılmakla davalının yemin etmediği sonucuna varılarak bilirkişi tarafından yapılan hesaplama da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ------ İcra Müdürlüğünün ------ Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 52.364,26 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı 3.577,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 727,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.849,84 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 727,16 TL peşin harç olmak üzere toplam 807,86 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.174,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 6.177,72 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu/ nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 8.444,74 TL maktu/ nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.136,69 TL'nin davalıdan, 183,31 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.