T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/249
KARAR NO : 2025/371
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2024
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari münasebet bulunduğunu, davacı şirketin ekte sunulan fatura bakiye alacağını tahsil edemediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, davacı şirketin söz konusu fatura muhteviyatı hizmeti verdiğini, davalı şirketin bir kısım borcunu ödediğini, kalan bakiye borcunu ödemediğini, davalı şirketin muhasebe kayıtlarında davalı şirketin borçlu olduğunu anlaşıldığını, beyan ederek fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile davalı tarafın ----. İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile asıl alacak yönünden, takip tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazdan mütevellit davalının asıl alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, karşı vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan dava ve talep edilen alacak kalemleri için zamanaşımı itirazının olduğunu, açılan itirazın iptali davasının da süresinde açılmadığını, süresinde açılmayan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde faturalardan bahsettiğini ve alacağını ona dayandırdığını, aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte, iki taraf arasında bir ticari ilişkinin varlığı kabul edilse dahi burada davalı şirket ile takip alacaklısı davacı arasında cari işleme dayalı bir ticari ilişkinin söz konusu olacağını, belirli dönemleri kapsayan ve devam eden ticari ilişkilerden cari işlem akışının incelenmesi, alacak/borç miktarlarının tespit edilmesi ve varsa bakiye miktarın tespiti yoluna gidilmesinin gerektiğini, davalı şirketin davacı şirkete çeşitli ödemeler yaptığını, ödemelerin ticari defterlerinde bulunduğunu, bilirkişi incelemesi neticesinde bunun görüleceğini,” beyan ederek öncelikle davanın usul ve esas yönlerinden reddine, tüm beyanlarımız doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini, talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---İcra Müdürlüğü'nün ------esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; Davacı şirketin davalı şirket ile ilgili olan ticari münasebet kayıtlarını----- nolu------Şirketi isimli alıcılar hesabında takip ettiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu tespit edildiği, Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; Takibe konu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Takibe konu faturanın 2023 yılında davalıya tebliğ edildiği tespit edildiği, Davalının Ba Formları incelendiğinde; davacının davalıya 1 adet fatura düzenlediği iş bu faturalarının kdv hariç toplamının 367.500,00.-TL olduğu tespit edildiği, Davacının Bs Formları incelendiğinde; davacının davalıya a adet fatura düzenlediği iş bu faturalarının kdv hariç toplamının 367.500,00 TL olduğu tespit edildiği, Davacı şirket tarafından ibraz edilen 2023-2024 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu, davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetlerinin mahkememizin takdirinde olduğu, Tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, Davacının takibe konu ettiği faturanın, davacının ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının BA formundan anlaşıldığı üzere, iş bu faturaların davalı şirkete elektronik ortamda tebliğ edildiği, iş bu faturalar için davalının kısmı ödeme yaptığı, iş bu faturalara davalının yasal süresi içinde itiraz etmediği, Davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 108.650,00-TL ALACAKLI olduğu, Davacı şirket takip öncesi 25.950,24-TL işlemiş faiz talep etmişse de Huzurda görülmekte olan davada takibin ASIL alacak yönünden devamına karar verilmesini talep etmiş ve davayı 108.650,00-TL üzerinden harçlandırdığı, talebe bağlılık esasına göre, takip öncesi işlemiş faiz yönünden hesaplama yapılmasına gerek bulunmadığı, hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; Davalı ----- ait ticari defterlerinin, Gelir İdaresi Başkanlığının sistem kontrolünde geçen E- DEFTER kapsamında olması nedeniyle muhasebenin temel kavram ve genel kabul görmüş ilkeleri ile Türk Ticaret Kanunu ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak tutulduğu anlamına gelmekte olup açılış ve kapanış onaylarının (oluşturulduğu) bulunduğu tespit edildiği, davalının incelenen ticari defter kayıtlarına göre; davacı şirketin düzenlemiş olduğu1 adet Alış Faturası bedeli olan 433.650,00 TL borcuna karşılık yapmış olduğu toplamı 325.000,00 TL olan 3 adet ödeme kaydı kaydı düşüldüğünde davalının------.İcra Dairesi ------ esas nolu icra takip dosyasının (20.01.2024) takip tarihi itibariyle 108.650,00TL borcu olduğu Davalı -------ticari defter kayıtlarında gözüken 108.650,00 TL bakiye borcun oluştuğu en son ödemenin yapıldığı (18.01.2024) tarihinden (20.02.2024) icra takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarı 4.346,74 TL olarak hesap edildiği hususlarını beyan ve rapor etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Davacı ve davalı tarafın defterlerinin incelendiği, davacı ve davalı defterlerine göre davacının davalıdan 108.650,00 TL alacaklı olduğunun, tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğunun, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından da BA formu ile vergi dairesine bildirildiğinin tespit edildiği görülmüştür. Davalı tarafından uyuşmazlık konusu olan faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade faturası kesilmediği anlaşılmıştır.Somut olaya emsal olan Yargıtay ---- HD nin----- esas ------ karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile davalı borçlunun -----. İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 108.650,00 TL asıl alacak yönünden takibin aynen devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı 7.421.88 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.182,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.239,4 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.182,48 TL peşin harç olmak üzere toplam 754,88 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.394,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.