T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/791
KARAR NO : 2025/326
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2019
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirket aleyhine, ----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası ile muhtelif tarih ve sayılı faturaya bağlı alacak bakiyesi talebi ile ilamsız icra takibi yapıldığını, Davalı borçlu şirketin iş bu ilamsız icra takibine karşılık yasal itiraz süresi içinde haksı ve kötü niyetli olarak takibe ve borca ve ferilerine itiraz etmek kaydı ile takibin durmasına sebebiyet verdiğini beyanla, davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin arabuluculuk toplantılarına yetkisiz girdiğini bu nedenle davanın ön şart eksikliğinden reddinin gerektiğini, Davacı şirketin müvekkil aleyhine 59.840,02 TL tutarında ----- icra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, takibe dayanak olduğu iddia edilen 23 adet faturanın tamamının müvekkil şirkete teslim edildiğini ve ödenmesinin de müvekkil şirketçe yapıldığını beyan ederek, davanın reddine, yapılan itirazın kabulünü, davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE; Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Müdürlüğünün ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------ İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya 10.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu asil tarafından 13.08.2018 tarihli itiraz dilekçesinde Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın 24.09.2019 tarihinde ve yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen 26.01.2021 Tarih, ---- Esas ve ---- Karar sayılı ilamı, ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesinin 19.10.2023 Tarih, ----- Esas ve ------ karar sayılı ilamı ile kaldırılarak, mahkememizin yukarıda yazılı esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda özetle; "Davacı Şirketin, 59.840,02 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırarak, itirazın iptali takibin devamı istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacının, tahsilat içermeyen, sadece fatura kayıtlarını içeren işbu ticari defter kayıtlarının, yukarıda açıklanan el ürünü C/H ve mutabakat yazışmasında mevcut tahsilatları ve gerçekleşmiş satışları yansıtmaması nedeniyle itibar edilebilir nitelikte olmadıkları, ayrıca, davacı şirketçe davalı şirket adına nakliye bedeli içerikli olarak düzenlenen KDV dahil 43.005,16 TL toplam bedelli 3 adet fatura içeriği nakliye hizmetlerinin davalı şirkete verildiğinin ve işbu nakliye hizmet fatura bedellerine hak kazanıldığının ispata muhtaç olduğu, zira davacı şirket yetkilisi ------ el ürünü Cari Hesap özetlerinde işbu faturalara ve nakliye hizmet içerikli herhangi bir kayda rastlanılmamış olup, nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği alacağının, el ürünü C/H ve Mutabakat yazışmasında yer alan 765,50 TL alacak bakiyesi ile sınırlı olabileceği" şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle; "Davacı şirketin, 9.840,02 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırarak, itirazın iptali takibin devamı istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; tespit ve değerlendirmelerimizin nihai takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, terditli olarak; davacı şirketçe davalı şirket adına düzenlenen ve ticari defterlerinde davalı şirket adına borç kaydı yapılan faturalara dayalı olarak 59.840,02 TL Talep üzerinden başlatılan takipte, gerek davalı şirketçe sunulan ve toplam 31.154.-TL toplam tutarlı tediye makbuzları gerekse davacı şirket ticari defterinde kayıtlı olduğu görülen ve aleyhine delil olarak değerlendirilen 3.000.-TL ödeme kaydı mahsup edildiğinde, davacı şirketin davalı şirketten 25.686,02 TL asıl alacak bakiyesinin mevcut olabileceği dikkate alınması halinde ketten talep edebileceği alacağının, El ürünü C/H ve mutabakat yazışmasında yer alan 765,50 TL ile sınırlı olabileceği," şeklinde rapor sunulmuştur.
Cevap dilekçesinin ekinde yer alan tediye makbuzlarının bilirkişi tarafından incelenmediğine ilişkin olarak davalı tarafın itirazı doğrultusunda bilirkişiden alınan ek raporda "dava konusu faturalara ilişkin olarak davalı 59.840,02 TL -29.654,00 TL=30.186,02 TL'lik kısmına ilişkin olarak ödeme dekontu sunamadığı, davalı tarafından sadece tediye makbuzu sunulduğu, ancak söz konusu ödemelerin ticari defterlerine kaydedilip kaydedilmediği, davacı tarafından talep edilen tutara ilişkin önceki dönemlerden devir eden bakiyenin olup olmadığı ya da davalının ticari defterlerinin sahibinin lehine delil olup olamayacağının tespit edilemediğinin" belirlendiği görülmüştür.
İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda davacı şirket yetkilisi ------ 4 sayfalık hesap mutabakatı hususnda isticvap edilmiş olup şirket yetkilisi "bana sormuş olduğunuz 4 sayfalık el yazısı benim tarafımdan yazılmıştır, yazı bana aittir, 4 sayfalık yazıya ilişkin bir alacak söz konusu değildir, bunlar takip konusu değildir, biz faturalı olan alacaklarımız için İcra takibi başlattık, davalı taraf bize peyder pey ödeme yapmakta idi, bu aşamada biz fatura kesmiyorduk, aramızdaki ilişki faturasız yürüyordu, bu 4 sayfalık hesap mutabakatı da faturasız ticari ilişkimize dahil idi, davalının düzenli ödeme yapmadığını fark edince, faturalı olarak çalışmaya başladık, faturalı alacaklarımız içinde takibi başlattık, tediye makbuzları benim çalışanlarım tarafından düzenlenmedi, ben onların imzasını biliyorum, imzalar çalışanlarımıza ait değildir, çalışanların tediye makbuzu düzenlenme yetkisi de yoktu, bu makbuzlar sahte olarak düzenlenmişti" şeklinde beyanda bulunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Tük dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve isticvap beyanı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında ticari satım ilişkisi hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, teslim edilen malların bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket yetkilisinin, davalı tarafından dosyaya sunulan hesap mutabakatına ilişkin evrakın kendisi tarafından yazıldığını, dört sayfalık mutabakatta yer alan hesapların faturasız alacaklara ilişkin olduğunu, dava konusu edilen alacakların ise faturalı alacaklara ilişkin olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki mutabakat incelendiğinde 02/01/2017-08/07/2017 tarihleri arasında muhtelif tarihlere ilişkin satış ilişkisinin gösterildiği, bu tarih aralığındaki her ay kapanışının ayrı ayrı yapıldığı, mutabakatın en son 08/07/2017 tarihinde 765,50 TL bakiye ile sonlandığı görülmüştür. Davacının isticvap beyanları dikkate alındığında davacının artık davalı ile aralarında faturalı ve faturasız iki ayrı ticari ilişki yürüdüğünü, mutabakatın faturasız alacaklara ilişkin olduğunu ve dava konusu yapılan alacakların ise mutabakatta yer almayan faturalı alacaklara ilişkin olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Davacının ticari defter kayıtları incelendiğinde taraflar arasında 01/01/2016 tarihinde başlayıp 31/05/2017 tarihinde sonlanan yoğun alışverişin olduğunu gösteren bir ticari ilişkinin olduğu, davacının kendi defter kayıtlarına göre 170.068,13 TL alacaklı olduğu, davalının bu yoğun ilişki içinde sadece 3000,00 TL'lik bir ödeme yapması, diğer borçlarını ödememesine rağmen davacının davalıya su satışı yapmaya devam ettiği,, uzun süreli ticari ilişki içinde ödeme yapılmaksızın bu denli ticari ilişkinin sürdürülmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf faturalı ve faturasız iki ayrı ticari ilişki olduğunu gösteren somut bir delil sunamamıştır. Davacının iddia ettiği şekilde bir ticari ilişkinin varlığı halinde davacının defter kayıtlarının çelişkili olacağı, gerçeği yansıtmadığı anlaşılacağından lehine delil kabul edilmesi de mümkün değildir. Hal böyle olunca aksine başkaca somut bir delil bulunmaması sebebiyle dosya kapsamındaki mutabakatın taraflar arasında tüm ticari ilişkiye ilişkin olduğu, davacı şirket yetkilisinden mutabakatın sadır olduğu, davalının mal teslimleri karşılığında peyder pey davacıya ödemeler yaptığı ve en nihayetinde davalının davacıya 765,50 TL borcu kaldığına kanaat getirilerek davanın kısmen kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının ----- İcra müdürlüğü ----- esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 765,50 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 660,62-TL harcın mahsubu ile artan 45,22-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 659,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.486,50-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 70,19-TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 765,50- TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 16,89-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 1.303,11- TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.