T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/532
KARAR NO : 2025/368
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/08/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin -----adresinde Otomatik Kepenk
İmal ve Montajı İşi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin davalı şirket için; ----- ilçesinde
bulunan ------ binasına 2 adet -----, 2 adet otomatik kepenk olmak üzere
toplamda 4 adet otomatik kapı sisteminin, satışını ve montajını yaptığını, davacının işbu 4 adet
otomatik kepenk sistemini, 05.02.2023 tarihinde tam ve çalışır vaziyette teslim ettiğini, müvekkilinin
vermiş olduğu mal ve hizmet karşılığında ise davalıya 15.02.2023 tarih, ------ seri no.lu
ve 145.627,34 TL bedelli bir adet fatura kestiğini, davalının 4 adet otomatik kepenk sistemi satış ve
montajına ait fatura için müvekkiline, 26.12.2022 tarihinde 35.000,00 TL, 14.02.2023 tarihinde
70.000,00 TL, 07.03.2023 tarihinde 10.000,00 TL, 08.03.2023 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere
toplam 125.000,00 TL ödediğini, ancak bakiye kısım olan 20.627,32 TL’yi davalının ödemediğini,
bunun üzerine bakiye fatura bedeli alacağının tahsili için davalı aleyhine ----. İcra
Müdürlüğü’nün ------ sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, davalının haksız itirazı
üzerine takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının haksız itirazının iptali ile takibin
20.627,32 TL üzerinden devamına, borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle asıl alacak
üzerinden %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama masrafı ve avukatlık
ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne
kadar davacının fatura konusu 4 adet otomatik seksiyonel kapı ve kepenk sisteminin montajının
yapıldığını, tam ve çalışır vaziyette çalıştığını teslim edildiğini iddia etse de bu iddiaların gerçek dışı
ve soyut beyanlardan ibaret olduğunu, takılan kapılardan bazıları üzerinde montaj sırasında oluşan
hasarların mevcut olduğunu, bazı kapılarda ise açılıp kapanmasında zorluklar yaşandığını, söz konusu
hususun davacı tarafa birçok kez bildirildiğini, davacının eksik ve ayıplı edim ve ifasına rağmen davacı
tarafından ödeme talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından ayıpların ve eksiklerin giderilmesi
halinde ödeme yapacağını belirttiğini, kaldı ki davacı tarafın sunduğu ürün teslim tutanağında dahi 1
adet kepenk takılıp söküldüğü, kesilip yeniden takıldığı, akabinde işlem yapılması için tekrar
söküldüğünün belirtildiğini, kapıların arızalı şekilde çalıştığına dair görüntü, resim ve videoların
dosyaya UYAP’tan sunarken hata yaşandığından bilahare fiziki olarak ibraz edileceğini, davacı tarafın
montaj sırasında oluşan hasar, eksik montajlar ve ayıplı ifalara ilişkin ifaların gerçekleştiği yerde keşif
yapılmasını talep ettiklerini, davacının icra takibini 30.627,32 TL üzerinden başlattığını, davayı
20.627,32 TL üzerinden açtığını, davacının müvekkili şirketten fazla para tahsil etmeye çalıştığını
belirtmiş olup, haksız davanın reddine, davacı tarafça açılan haksız icra takibinden ötürü %40’dan
aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa
bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle,---- İcra Müdürlüğünün ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,----İcra Müdürlüğünün ----sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden; Davacı şirketin 2023 yılına
ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, kapanış tasdik süresinin
inceleme tarihi itibariyle henüz gelmediği, ticari defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre
usulüne uygun tutulduğu,
raporumuzun 4.a.2 bölümünde açıklandığı üzere davalı defterleri sunulmadığından
incelenemediği, Davacı Alacağı Yönünden: Raporumuzun 6-Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir
şekilde açıklandığı üzere, Takip konusu alacağı oluşturan faturanın e-fatura sistemi üzerinden “Ticari Fatura” olarak
düzenlendiği ve GİB portalı (elektronik sistem) üzerinden davalı tarafa teslim edildiği, ancak
dosya kapsamında süresinde düzenlenmiş herhangi bir RED işleminin ve düzenlenen iade
faturasının bulunmadığı, davalı vekili tarafından hizmetin ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de
süresinde ayıp ihbarı, ihtarı veya tespit davası açıldığına ilişkin herhangi bir belgenin
sunulmadığı, Davalı şirketin ------ keşif yapılması talebinin kabul edilmesi sonrası dava konusu işin
ayıplı olup olmadığının tespiti için yazılan talimat bilirkişi raporu geldikten sonra hukuki ve
nihai değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, ayıp iddiasının ispata muhtaç
olduğunun değerlendirilmesi halinde, davacı şirket tarafından düzenlenen 145.627,34
TL’lik faturaya karşılık davalı şirket tarafından 125.000,00 TL ödeme yapılmış olduğundan,
15.03.2023 icra takip tarihi itibariyle, davacı şirketin 20.627,34 TL tutarlı alacağını talep
edebileceği, FAİZ: Tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede
ödeme vadesi bulunmadığı ve davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine
havi ihtarname ya da eş eğer belge bulunmadığından, takip öncesinde davacı alacağının
muaccel olmadığından davacının takip öncesi faiz talebinin edemeceği,
ancak, Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen Davacı/Alacaklının lehine hüküm
kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden
kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında reeskont avans faiz talebinin yerinde olduğu,
icra inkâr tazminatı ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde
kaldığı,Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında:
Davacı tarafından davalı aleyhine T.C. -----. İcra Müdürlüğü’nün----- sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde 30.627,34TL.lik asıl alacak ile
9,02TL.lik işlemiş faizin (toplamda 30.636,36TL.nin) talep edildiği; “borcun sebebi”
olarak “15.02.2023 tarihli 145.627,34TL. bedelli fatura” nın gösterildiği,
taraflar arasında yazılı şekilde kurulmuş bir sözleşmeye rastlanmadığı; her ne kadar
dosyaya ürün teslim tutanağı sunulmuş ise de taraflar arasında kurulan sözleşme
hükümlerinin neler olduğunun (TBK m. 1 hükmünce karşılıklı ve birbirine uygun irade
açıklamaları ile hangi hususlar üzerinde anlaşmaya varıldığının); işbu sözleşmenin TBK m. 207 hükmünce satış sözleşmesi mi, yoksa TBK m. 470 hükmünce eser sözleşmesi mi
olduğunun açıkça, uzmanlık alanımızca anlaşılamadığı;
davalı tarafından davacının eksik ve ayıplı ifada bulunduğu iddia edilmiş olup davacının
borcunu gereği gibi ifa edip etmediği, ifa edilen kısmın eksik veya ayıplı olup olmadığı, bu
kapsamda (varsa) alacağın ne kadar olduğu hususunun uzmanlık alanımızca
değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebliğe rağmen defterlerini sunmadığı, davacı defterlerinin incelendiği davacı şirketin 2023 yılına
ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, kapanış tasdik süresinin
inceleme tarihi itibariyle henüz gelmediği, ticari defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı defterleri sunulmadığından
incelenemediği, Takip konusu alacağı oluşturan faturanın e-fatura sistemi üzerinden “Ticari Fatura” olarak
düzenlendiği ve GİB portalı (elektronik sistem) üzerinden davalı tarafa teslim edildiği, ancak
dosya kapsamında süresinde düzenlenmiş herhangi bir RED işleminin ve düzenlenen iade
faturasının bulunmadığı, davalı vekili tarafından hizmetin ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de
süresinde ayıp ihbarı, ihtarı veya tespit davası açıldığına ilişkin herhangi bir belgenin
sunulmadığı, Davalı şirketin ----- keşif yapılması talebinin kabul edildiği ancak talimat mahkemesindeki keşif masrafını davalının karşılamaması nedeniyle keşfin yapılamadığı, davalının ayıp iddiasını ispat edemediği, davacı şirket tarafından düzenlenen 145.627,34
TL’lik faturaya karşılık davalı şirket tarafından 125.000,00 TL ödeme yapılmış olduğundan,
15.03.2023 icra takip tarihi itibariyle, davacı şirketin 20.627,34 TL tutarlı alacağını talep
edebileceği,, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalının -----İcra Müdürlüğünün ------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin 20.627,32 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 1.409,05 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 352,27 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.056,78 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 352,27 TL peşin harç olmak üzere toplam 622,12 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 410,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.410,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 20.627,32 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.