T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/702
KARAR NO : 2025/342
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/09/2022
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davadışı sigortalısı -----tarafından davalı şirkete taşınmak
üzere ----- hasarsız olarak teslim edilen ----- cinsi araba emtiası, varış noktası ------ hasarlı
olarak teslim alınarak davalının katılımı ile hasar rezerv tutanağı düzenlendiğini, davacı şirkete hasarın ihbarı
üzerine açılan hasar dosyasın aldırılan ekspertiz raporu sonrası sigortalının zararının tazmin edilmesiyle elde
edilen yasal halefiyet ve alınan temlik ile akdi halefiyete dayanılarak, ödenen tazminat tutarının davalıdan
rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe borçlu/davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, başvurulan
arabuluculuk müessesinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını beyan ederek, fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı
kalmak kaydıyla; 579.893,02TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 28.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek
avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı -----vekilin cevap dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin,------ stok sahasından,------Bayisine 2 adet ------ marka binek aracını 24.02.2021 tarihinde------ plakalı oto
taşıyıcı ile taşıyarak teslim ettiğini, teslim esnasında Hasar Tespit Raporu düzenlendiğini, ezikle ilgili resimler
çekildiğini ve sadece aracın alt muhafazasında ezik bulunduğuna dair şerh düşüldüğünü, söz konusu hasarla
ilgili herhangi bir şerh bulunmadığını, eğer aracın alt muhafazasının köşelerindeki tahliye yerlerinde herhangi
bir akıntı olsa idi, bunun incelemede görülerek resimlerinin çekileceğini ve Hasar Tespit Raporuna "hasar
şerhi"nin mutlaka düşüleceğini, bu durumun, hasarın sonradan oluştuğunun en açık göstergesi olduğunu,
aracın teslimi sırasında çekilen fotoğraflarla, ekspertiz raporundaki hasar resimleri arasında çok fark
bulunduğunu, aracın alt muhafazasında tespit edilen basit ezikle, iddia edilen hasarın oluşmasının (alt
muhafaza altında bulunan radyatör borusunun ezilmesi/eğilmesi) mümkün olmadığını, zira, alt muhafazanın
bulunmasının amacının, aracı alttan gelebilecek darbelere karşı korumak olduğunu, tespitin ve ekspertizin tek
taraflı olarak müvekkilinin katılımı olmadan yapıldığını, hasar bildiriminin davacı sigorta şirketine, TTK 1475’nci maddesine aykırı olarak süresinde bildirilmediğini, geç yapılan ekspertiz çalışması ve aylar sonra
düzenlenen ekspertiz raporunun anlamlı olamayacağını, davalı Şirket tarafından tazmini talep edilen hasar
miktarının haksız, mesnetsiz ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle rucuen tazminat davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle; Davaya konu hasar bedelinin 684.273,75 TL olduğu, sigorta şirketinin sigortalısına 579.893,02
TL ödemiş olduğu, Dosyaya sunulan delillerin yetersiz olduğu nedeni ile kusurun kimde olduğu belirlenememiş
olduğu, Davacının, davalıya karşı rücu hakkı olmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle; davacının talebine konu emtiada meydana gelen zararın, davalının
sorumluluğundaki taşıma esnasında meydana geldiği, davalı taşıyıcının TTK
875’inci maddesi kapsamında meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, TTK 880’inci maddesi 2.fıkrası hükmüne göre meydana gelen hasardaki gerçek
zarar tutarının 579.893,02TL olduğu,
TTK 882’nci maddesi hükmünce davalı taşıyıcının sorumluluk sınırı 189.923,96TL
olarak hesap edildiğinden, davalı taşıyıcının zarardan dolayı tazmin etmesi
gereken tutarın 189.923,96TL ile sınırlı olacağı,Davacının TTK 1472’nci maddesi gereğince yasal halefiyetinin bulunduğunun ileri sürülemeyeceği, yasal halefiyete dayanarak rücuen tazminat talebinde
bulunamayacağı,Davacının TBK 183’üncü vd. maddeleri hükmünce almış olduğu yazılı temlik nedeniyle akdi halefiyete sahip olduğu, akdi halefiyete dayanarak davalı
taşıyıcıdan sorumlu tutulacağı 189.923,96TL hasar tazminatını talep edebileceği, mahkemenin davacı lehine hüküm kurması halinde davacının hükmolunacak alacağına, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2/2 maddesi gereğince, ödeme tarihinden itibaren, ------ reeskonta
kabul edebileceği senetler karşılığı verdiği avanslar için uyguladığı avans faizi
oranında faiz talep edebileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Dosya kapsamında yer alan ve yukarıda incelenen poliçe ile; davacı ----- tarafından, davadışı sigortalısı ----- adına; sigortalının
31.12.2020-31.12.2021 tarihleri arasında yurtiçinde muhtelif iller arasında sevk edeceği
otomobil cinsi emtianın sevkiyatı esnasında medyana gelebilecek rizikolara karşı, Emtia
Nakliyat Sigortaları Genel Şartları mucibince -----klozu da belirtilerek), 3.000.000,00TL peşin kuvertür limitiyle, her bir sevkiyatta
önceden bildirilmek ve seferlik poliçe düzenlenmek şartı ile muafiyet olmaksızın sigorta
teminatı verilen 26.01.2021 tarihli, Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi tanzim
edildiği, abonman poliçe tahtında ------ numaralı 24.02.2021 sevk tarihli seferlik
poliçe düzenlendiği, poliçe ile---- stok sahası ----- arasında ------ plakalı kamyon taşımasının teminat
altına alındığı görülmüştür.
Poliçe özel şartları incelendiğinde MEKANİK ARIZA NOTU başlığı altında; “Sevkiyat
esnasında çarpma, çarpışma ve devrilme rizikolarından biri gerçekleşmedikçe daha
sonra ortaya çıkabilecek olan her türlü mekanik, elektrik, elektronik bozulmalar teminat
haricidir” şartı bulunmaktadır. Dosya kapsamında taşıma esnasında çarpma, çarpışma
ve devrilme türü bir olayın yaşandığına dair bir veri bulunmamaktadır. Dolayısıyla
poliçede yer alan bu özel şart nedeniyle meydana gelen mekanik hasarın poliçe teminatı
kapsamına kaldığının ileri sürülemeyeceği, bu nedenle de davacının poliçe ile teminat
sağlanmayan bir rizikonun meydana gelmesi sonucu yaptığı ödemenin bir tür hatır
ödemesi (EX-GRATIA hükmünde olacağı, bu tarz bir ödeme ile TTK 1472’nci maddesi
kapsamında yasal halefiyetin oluşmadığı, davacının da yasal halefiyete dayanarak
davalıdan rücuen tazminat talebinde bulunamayacağı görüşüne bilirkişi raporunda ulaşıldığı davanın mahiyeti gereğince taşımadan kaynaklanması nedeniyle taşıma alanında uzman bilirkişiye tevdi edildiği raporda; davacının talebine konu emtiada meydana gelen zararın, davalının sorumluluğundaki taşıma esnasında meydana geldiği, davalı taşıyıcının TTK 875’inci maddesi kapsamında meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, TTK 880’inci maddesi 2.fıkrası hükmüne göre meydana gelen hasardaki gerçek
zarar tutarının 579.893,02TL olduğu,
TTK 882’nci maddesi hükmünce davalı taşıyıcının sorumluluk sınırı 189.923,96TL
olarak hesap edildiğinden, davalı taşıyıcının zarardan dolayı tazmin etmesi
gereken tutarın 189.923,96TL ile sınırlı olacağı, davacının TTK 1472’nci maddesi gereğince yasal halefiyetinin bulunduğunun ileri
sürülemeyeceği, yasal halefiyete dayanarak rücuen tazminat talebinde
bulunamayacağı,
Ancak davacının TBK 183’üncü vd. maddeleri hükmünce almış olduğu yazılı temlik nedeniyle akdi halefiyete sahip olduğu, akdi halefiyete dayanarak davalı
taşıyıcıdan sorumlu tutulacağı 189.923,96TL hasar tazminatını talep edebileceği, taşıma bilirkişi raporunun dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olması nedeniyle hükme esas alınarak temlik sözleşmesi de dikkate alınarak davacı sigorta şirketi, sigortalısından aynı zamanda meydana gelen hasar nedeniyle, zarar sorumlusuna karşı 579.893,02TL tutarında TBK 183. vd. maddelerine göre yazılı temlik almış ve akdi halefiyet elde ettiği anlaşıldığını, bu durumda davacı her ne kadar yasal halefiyet sahip olmasa da sahip olduğu akdi halefiyete dayanarak, davalı taşıyıcının yukarıda TTK 882’nci maddesine göre hesap edilen 189.923,96TL sorumluluk sınırına kadar zarar tutarının rücuen tazmini talep edebileceği kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3.maddesi gereğince maddi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE
1-189.923,96 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 28.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 12.973,71 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.903,13 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 3.070,58 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 9.903,13 TL peşin harç olmak üzere toplam 9.983,83 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 237,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 11.237,50 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %32,75 oranında olmak üzere 3.680,28 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.387,83 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.387,83 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 510,90 TL sinin davacıdan, 1.049,10 TL sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.