T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/879
KARAR NO : 2025/359
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 18/11/2022
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili ...'ın, devirden önce ticari merkezi ---- Mahallesi----. No:---- adresinde bulunan ve ---- Ticaret Sicili Müdürlüğünün----sicil numarasında kayıtlı bulunan ----- Vergi Dairesinin ... vergi sicil numarasında kayıtlı ...'nin 4000 paya sahip münferiden yetkilisi ve sahibi olduğunu, müvekkilin yaşının ilerlemesi sebebiyle dava dışı avukatı ...'in yönlendirmesiyle ----Noterliği'nin 09/08/2019 tarih ve ----- yevmiye numaralı işlemiyle ----- şirket hisselerini devralma ve devretme konusunda vekil olarak yetkili kıldığını, müvekkilinin, ------ tanımadığını, avukatının işlerin bu şekilde daha hızlı yapılabileceğini söylemesine güvenerek, ...'in yönlendirdiği kişiye vekalet verdiğini, 26/10/2020 tarihinde ---- ile-----.Noterliği'ne giderek şirket üzerinde müvekkilinin sahip olduğu 4000 payın devrini içeren bir pay devri sözleşmesi yaptığını, Pay devrinin ne şekilde yapılacağına ilişkin Türk Ticaret Kanunu 595. Maddesinin ""(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri: rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur." şeklinde olduğunu, ilgili madde gereğince pay devri için hazırlanan sözleşmenin noterce onaylanıp genel kurulun onayına sunulması gerektiğini, müvekkilinin şirket hissesini devredebilmek konusunda yetkili kıldığı ---- müvekkilinin bilgisi dışında----- bu sözleşmeyi imzaladığını ve sahte bir genel kurul toplantı evrakı düzenlendiğini, Türk Borçlar Kanunu'nda sadakat ve özen borcu, vekilin müvekkiline karşı en önde gelen borcu olarak kabul edildiğini ve 506. maddesinde "Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verildiğini, bu itibarla vekilin, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olduğunu, ------ ilgili maddede belirtilen sadakat ve özen yükümlüğüne aykırı davranarak müvekkilinin bilgisi dışında pay devri sözleşmesini yaptığını, görevinin gereklerine aykırı davrandığını, bu nedenle hakkında görevini kötüye kullanma, dolandırıcılık ve belgede sahtecilik suçu nedeniyle ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, -----, yapılan pay devri sözleşmesini genel kurul onayına sunduğunu, 14/06/2021 tarihli ----- nolu şirket genel kurulu kararıyla müvekkilinin müdürlük görevi sona erdiğini, müvekkilinin kararın alındığı tarihte orada olmayıp, imzası ----- tarafından taklit edildiğini, alınan genel kurul kararının usulsüz bir şekilde alındığını, genel kurul kararının var olabilmesi için gerekli olan "toplantı yapılması ve usulüne uygun şekilde karar verilmesi" kurucu şartlarını taşımadığını, bu yüzden yapılan hisse devri başından itibaren hiçbir hüküm ve sonuç doğurmamadığıın, ayrıca pay devri sözleşmesinde devir karşılığında müvekkilinin 1.000.000,00 TL pay bedelini nakden ve tamamen aldığının belirtildiğini, müvekkilimin ne yapılan devir sözleşmesinden ne de yapılan ödemeden haberi olmadığını, 14/06/2021 tarihli, ----- sayılı, hisse devri konulu şirket ortaklarının şirket merkezinde düzenledikleri ve imza altına aldıkları iddia edilen belgenin sahte olduğunu, müvekkilinin sanki toplantıya katılmış gibi kendisinin imzası taklit edilerek imza atıldığını, müvekkilinin imzası ve belgedeki imza incelendiğinde imzanın sahte olduğu ortaya çıkacağını, ayrıca pay devri için müvekkilinin 1.000.000 TL bedelle hisselerini sattığı belirtilmişse de bu husus gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin, ----- hiçbir zaman böyle bir para almadığını, hatta kendisini tanımadığını, kaldı ki davalı henüz 20 yaşında olduğunu, böyle bir birikimi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin böyle bir parayı almadığı bankalar nezdinde yapılacak sorguyla hemen tespit edilebileceğini, müvekkilim bu devri 01/02/2022 tarihinde noterden sorgulatarak öğrendiğini, daha sonrasında yaptığı araştırmada ise ----- yukarıda ismi geçen dava dışı avukatı ...'in oğlu olduğunu öğrendiğini, ---- ve ... hakkında da ------- Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık ve belgede sahtecilik suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu tüm bu nedenlerle şirket genel kurulunca alınan 14/06/2021 tarihli ortaklar genel kurul kararının yokluğunun tespitine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya yapılan hisse devir alma sözleşmesi ile aynı tarihte, ----- Noterliği'nce ----- yevmiye no ile tanzim olunan, 09.08.2019 tarihli hisse devri için------ vekaletname verdiğini, iş bu hususun sebebi, gerek-----gerekse ...'in hisselerinin ...'a emaneten devredilmesi nedeniyle olduğunu, davacı, belirtilen hususa karşılık olarak herhangi bir bedel ödemediğini, bu sebeple davacı, kendisine emanet verilen şirketi daha sonra o an şirketin müdürü olan ----- ve pay devraldığı ------ dilediği zaman dilediği kişiye devretmek üzere söz konusu vekaleti de kendisi aynı anda verdiğini, daha sonra da, davacının bu vekaletine istinaden ----- tarafından şirket pay devri yapıldığını, davacı tarafın bu durumu bildiğini, pay devri yapıldığı zaman, şirketin eski merkezi olan ve ------ Ofisi ile yan yana olan yerde sürekli kendisi de gelip çalışmalarını yürüttiğini, pay devri sözleşmesi ile, davacı, kuruluş değeri 1.000.000,00-TL olan şirket için bir tek lira dahi ödemediğini, şirket hesapları vs. ile bu durum sabit olduğunu, ayrıca Pay devrinin resmi olarak yapıldığını, resmi olarak noter marifetiyle yapılan pay devrine karşı davacının açmış olduğu davanın usulden reddi gerektiğini, davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, zira şirket payları 3. Kişiye geçtikten sonra Yargıtay kökleşmiş kararlarına göre, ------ Gazetesi ile ilan edilen bu paylara karşı aksi ileri sürülemeyeceğini, davacının durumu bilmediğini iddia etmesi gerçeği yansıtmadığını, sayın mahkemece ------ kayıtları celp edildiği takdirde, şirket devri yapıldığı tarihten itibaren uzunca bir süre davacının aynı adrese gelip-gittiği, burada bulunduğu telefon numarasının izlenilmesi ile sabit olunacağını, davacının, devraldığı şirketin idareci ve yöneticisini tanımadığını iddia etmesinin abesle iştigal olduğunu tüm bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddi ile mahkeme masrafları ile vekillik ücretlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce; ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------- Sorusturma sayılı dosyası ve -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiş, ------ Ticaret Sicili Müdürlüğünden davalı ------Şirketi'nin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları ile davalı şirketin 14/06/2021 tarihli genel kurulu toplantısına ilişkin çağrı kayıtları, hazirun cetveli, genel kurul toplantı tutanağından bir sureti celp edilmiş ve grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava; davalı ------- Şirketi'nin 14/06/2021 tarihli ortaklar genel kurul kararı yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Limited Şirket genel kurul kararların butlanı ve iptalinde, 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 622. maddesi yollamasıyla Anonim Şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin hükümler uygulanır.
TTK'nın 445. Maddesinde, 446.maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilecekleri; 447. Maddede ise, genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu düzenlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ----- sayılı kararında vurgulandığı üzere; "Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir.Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından de re'sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve ------ sayılı ilamı ile de benimsenmiştir. Şirket hukukundaki emredici hükümlere göre genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir. Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasındır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur." Genel kurul kararlarının yokluğu halinde, iptal davası değil, Genel Kurul kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir "tespit davası" açılır. Bu dava herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re'sen dikkate alınır.Genel kurul kararlarının butlanı yada yokluğunun tespiti istemi kural olarak herhangi bir süreye tabi değilse de bu hak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmayacak şekilde dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmaldır. Ögretide ve Yargıtay uygulamalarında bu hususun ileri sürülmesi bir kararın uygulanmasını ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca itiraz etmeden rıza ve tahammül gösterilip de sonradan butlanın ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararlarının butlanı eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplamayadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanı tespiti dava etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde sayılmıştır. Kesin hükümsüzlüğün ileri sürülmesi hakkının kötüye kullanılması mahiyetinde ise kesin hükümsüzlüğü ileri süren korunmaz.Eldeki davada 14/06/2021 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların incelenmesinde şirket pay sahiplerinden davacı ...'ın şirketteki tüm hissesinin ------ devrederek ortaklıktan ayrılması, pay devri sonucu ortakların sermaye payının belirlenmesi, ------ şirket müdürü olarak seçilmesi, ayrılan şirket ortağının ve dava dışı ------ müdürlük görevinden istifaları yönünde kararlar alındığı anlaşılmaktadır.Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. (HMK 219) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilen 14/06/2021 tarihli ortaklar kurul toplantı tutanağı altındaki imzanın davacı ...'a ait olmadığı iddia edilmiş olup, imzanın davacıya ait olduğunu ispat külfeti davalı şirkete aittir. Dava konusu 14/06/2021 tarihli ortaklar kurul toplantı tutanağı fotokopisi üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 24/04/2023 tarihli bilirkişi raporu uyarınca toplantı tutanağında davacı adı altında atılı imzanın davacının eli ürünü olmadığı belirtilmişse de, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün olmadığından rapor hükme esas alınamamıştır. Yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilen 14/06/2021 tarihli ortaklar kurul toplantı tutanağı altındaki imzanın davacı ...'a ait olmadığı iddia edilmiş olup, imzanın davacıya ait olduğunu ispat külfeti davalı şirkete aittir. Davalı tarafça imza inkarına konu olan ortaklar kurulu karar aslı dosyaya ibraz edilmemiş olup, Mahkememizce, ---- BAM -----. Hukuk Dairesinin ----- Esas, ----- Karar sayılı ilamında belirtilen hususlar ile davanın niteliği gereği, HMK'nun 220/1 maddesi uyarınca davacı tarafça ileri sürülen hususun ispatı için, davalı şirketin 14/06/2021 tarihli,-----karar nolu ortaklar genel kurulu kararı aslının ibrazının zorunlu olduğu kanaatiyle, davalı şirket vekiline dava konusu olan, davalı şirketin 14/06/2021 tarihli, ----- karar nolu ortaklar genel kurulu kararı aslını dosyaya ibraz etmek üzere iş bu duruşma zabtının tebliğinden itibaren ihtaratlı kesin süre verilmiş, davalı taraf verilen kesin sürede karar aslını dosyaya sunamamıştır. Davalı tarafın belge aslının kendilerinde bulunmadığı, söz konusu kararın şirketin davacının yetkili olduğu dönemde alınmış bir karar olup o döneme ilişkin defterlerin muhasebeye teslim edilmediğine yönelik savunmasına basiretli bir tacir olmanın gerektirdiği özenin gösterilmemiş olması nedeniyle itibar edilmeyerek, HMK 220/3. maddesi uyarınca dava konusu belgenin içeriği konusunda davacı tarafın beyanının doğru kabul edilmek suretiyle davalı şirketin 14/06/2021 tarihli, ------ Karar sayılı, ortaklar kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malül olduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Yukarıda açıklanan nedenlerle):
1-Davanın kabulü ile; ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ------ sicil numarasında kayıtlı davalı ...'nin 14/06/2021 tarihli, ------ Karar sayılı, ortaklar kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,
2-Karar kesinleştiğinde ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına,
3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin yatırılan toplam 133,00 TL hacın mahsubu ile bakiye 482,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 225,20 TL dava açılış masrafı ve 3.687,75 TL yargılama masrafından ibaret toplam 3.912,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avanslarında kalan ücretlerin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.