T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1172
KARAR NO : 2025/361
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2019
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davalı ----- arasında akdedilmiş bulunan 01.06.2012 "Bitmiş Mamul Sevkiyatı Sözleşmesi" ve "Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi" uyarınca, müvekkili şirketin sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız şekilde sonlandırıldığı 2015 senesine kadar kusursuz/sorunsuz şekilde Tüm Türkiye'ye dağıtım hizmeti vermiş ve yine müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilmiş olan "Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi" gereğince de depolama hizmeti sağlamış, nihayetinde 10 sene boyunca müvekkili şirket davalı şirkete komplike lojistik hizmeti vermiş olduğunu, davalı şirket ile sayısız defa yapılan toplantılarda 10 senedir sorunsuz devam eden ticari faaliyetin uzatılacağı konusunda mutabık kalınmış ve ileriye dönük çalışma şekilleri karşılıklı olarak değerlendirilmiş, bu yönde davalı şirketçe müvekkil zorunlu düzenlemeler/ zorunlu yatırımlar yaptırılmış olduğunu, yapılan yatırımların büyüklüğü dikkate alındığında da, sürenin uzadığı üzerinde mutabık kalındığı kabul edileceğini, Aksi halin hayatın olağan akışına aykırı olup, daha önce de, verilen sözler ve yapılan karşılıklı sözlü görüşmeler doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşmelerin uzatılmış, çalışmaların devam etmiş, 10 sene boyunca tekrar eden bu şekildeki çalışma ile tabiri caiz ise bir ticari teamül meydana gelmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 10 seneyi aşkın süre devam etmesi ile sözleşmenin belirsiz süreli hale gelmiş olduğunu, ancak davalı şirketçe zorunlu tutulan iş bu yatırımların, müvekkili şirketçe yapılmasına rağmen, davalı ---- sözleşmenin uzatılacağı yönündeki vaatlerine uygun davranmadığı gibi, sözleşmeyi haksız şekilde sonlandırmış olduğunu, müvekkili şirkete sözleşmeye aykırılık vb. memnuniyetsizlik ile ilgili gönderilmiş tek bir ihtar vb. de bulunmamakta olup, hal böyle olmasına rağmen, davalı şirketin sözleşme süresi bitmeden önce ihale açtığını, müvekkili şirketle olan uzun yıllara dayalı olan çalışmasını ortada haklı hiçbir sebep yok iken sonlandırmış olduğunu, taraflar arasında uzun senelerdir devam eden sözleşmenin süresiz sözleşme niteliğini kazandığının kabulü halinde de makul bir fesih bildirim süresi olması gerektiği kabul edileceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 10 seneyi aşkın süre devam etmesi ile sözleşmenin belirsiz süreli hale geldiğini, davalı tarafça yapılan feshin, sözleşmenin "FESİH" başlıklı 9.maddesine de aykırı olduğu yapılacak inceleme ile anlaşılacağını, kaldı ki bu içerikteki sözleşme maddelerinin geçerli olmayacakları Yargıtay tarafından da kabul edilmekte olduklarını, müvekkili şirket tarafından verilen hizmetin sözleşmeye aykırı ifasına ilişkin davalı tarafça tek bir ihtarname gönderilmediği gibi, fesih ihtarnamesinde gerekçe olarak da gösterilmemiş olduğunu, davalı şirketçe zorunlu tutulan iş bu yatırımların müvekkili davacı şirketçe yapılmasına ve büyük ölçekli yatırımlar yapılmasına rağmen, davalı ----- sözleşmenin uzatılacağı yönündeki vaatlerine uygun davranmamış ve sözleşmeyi haksız şekilde sonlandırmış olduğunu, müvekkili şirketin iş bu uzun yıllara dayalı çalışmasına devam edileceğine güvenerek yaptığı yatırımlar nedeni ile maddi zarara ve sözleşmenin haksız şekilde sonlandırılması nedeni ile kazanç kaybına ve manevi zarara uğramış olduğunu, fesih nedeni ile uğranılan zararların; müvekkili şirketçe, davalı ----- arasında devam eden ticari ilişki nedeni ile ve davalı şirketin dünya standardına uyum baskısı ile zorunlu tuttuğu talepleri doğrultusunda 2013 senesinde 45 adet tenteli tırının yarı römorkları ---- denetim kurulu standartlarına göre ----kasa olarak ---- satın alındığını ve 45 adet tır----- modeli yarı römork haline getirildiğini, iş bu satın alım, yeniden düzenleme işlemi müvekkili şirkete o dönem için yaklaşık 1.700.000-USD' ye mal olmuş olup, söz konusu işlemlere dair fatura örnekleri dava dosyasına ibraz edilmekte olduklarını, iş bu 45 adet tır park gideri müvekkil şirketin uğradığı zarar kalemlerinden bir diğerini oluşturmakta ve 45 tırın kullanılmadan tır parkında beklemekte, söz konusu araçlar kiraya verilemediği gibi, tır parkı içinde kira ödenmekte olup, tır parkı için ödenen kira faturalarının da dosyaya ibraz edileceğini, müvekkili şirketin ----- operasyonunda çalıştırdığı yöneticisini ve ekibini çalışması devam edecek inancı ile çalıştırmaya devam etmiş olup, İş bu istihdam nedeni ile de artı maliyet oluştuğunu, Davalı şirketin sözleşmeyi uzatacağı yönündeki vaatlerine rağmen sürenin uzatılmaması nedeni ile işlerine son verilmek zorunda kalınan işçilere ödenen tazminat tutarlarından da davalı şirketin sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin, davalı ------ ile olan sözleşmesi ve çalışması kapsamında uzun yıllardır süregelen ve güvenilir bir ilişki içerisinde olduğundan, bu çalışmanın devamına olan güveni ve inancı ile başka ihalelere girilmemiş ve yeni firmalar ile sözleşme yapma arayışına girmemiş olduğunu, davalının haklı bir fesih sebebi olmaksızın müvekkili şirket ile çalışmasını sona erdirme kararı üzerine ihalelere katılmayan ve başka şirketler ile iş yapma imkânını da kaçıran müvekkili şirketin yoksun kaldığı kar nedeni ile oluşan zararının da tazminini talep etmenin gerekmiş olduğunu, iş bu kalem altındaki proje karı/yoksun kalınan kar başlığı altında öngörülen kar toplamı fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile ve ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile netleşeceği üzere tahminen 7.895.160,00 TL kadar olduğunu, yine müvekkili şirketin davalı ----- açmış olduğu ihalelere katılımına fırsat dahi verilmeden sözleşmenin sonlandırılması, ihaleye katılımına dahi fırsat verilmemesi diğer şirketler nezdinde ticari itibarının zedelenmesine neden olmuş olduğundan manevi tazminat talebinde bulunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili şirketten teklif dahi alınmadan uzun süredir müvekkili şirket tarafından yapılan işin bir başka şirkete verilmesinin müvekkili şirketin ticari itibarını zedelediğini, manevi olarak zarara uğrattığını, iş bu bildirim ile müvekkili şirketin ihaleye girmesine dahi fırsat verilmediğini, iş bu tutum davalı şirketten beklenmeyecek, basiretli bir tacire yakışmayan kötü niyetli tutumunun açık göstergesi olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile, müvekkili şirketin sözleşmenin haksız şekilde feshi nedeni ile uğramış olduğu zararlara karşılık şimdilik; 45 tırda yapılan değişiklik yapılması nedeni ile oluşan zarar için şimdilik 120.000,00 TL, tır parkına ödenen kira bedeli ile nedeni ile oluşan zarar için şimdilik 70.000,00 TL, çalıştırılmaya devam edilen personel nedeni ile oluşan zarar için şimdilik 5.000,00 TL, ödenmek zorunda kalınan işçilik tazminatları nedeni ile oluşan zarar için şimdilik 5.000,00 TL, sözleşmenin haksız şekilde sonlandırılması nedeni ile yoksun kalınan kar adı altında oluşan zarar ile ilgili şimdilik 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL maddi tazminatın sözleşmelerin haksız şekilde uzatılmadığı 01.06.2015 ve 30.04.2015 tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, davalı şirketin uğradığı ticari itibar kaybı nedeni ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili talepli davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinin üzerinden neredeyse 5 yıl gibi bir süre geçtikten sonra ikame edilmiş olmasının davacının işbu davadaki iddia ve taleplerinin ne denli samimiyetten yoksun olduğunu açıkça göstermekte olduğunu, davacının tüm iddiaları ve taleplerinin haksız ve mesnetsiz olup işbu davanın tümüyle reddinin gerektiğini, davaya konu Sözleşmelerin Fesih ile değil, taraflarca mutabık kalınan sürelere kendiliğinden sona erdiğini, davaya konu sözleşmelerden 01.04.2012 imza, 01.06.2012 yürürlük Tarihli Bitmiş Mamul Sevkiyatı Sözleşmesi'nin "Sözleşme'nin Süresi" başlıklı 10. Maddesi nin; "İşbu Sözleşme 01.06.2012 tarihinde yürürlüğe girer ve 01.06.2015 tarihinde kendiliğinden sona erer. Taraflardan birinin, işbu Sözleşme'nin süresinin sona ermesinden en az 2 ay önce, Sözleşme'nin aynı şartlarda yenilenmesi talebini diğer tarafa yazılı olarak bildirmesi ve diğer tarafça kabul edilmesi halinde işbu Sözleşme aynı şartlarda 2 yıl süre ile uzayacaktır." şeklinde olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket ----- tarafından keşide edilen ---- Noterliği' nin 11 Mart 2015 T-----YN.' lu ihtarnamesinde de herhangi bir fesih bildirimi yapılmadığını, yalnızca Bitmiş Mamul Sevkiyatı Sözleşmesi'nin yenilenmeyeceği ifade edilerek bahsi geçen sözleşmenin 01.06.2015 tarihinde kendiliğinden sona ereceğinin hatırlatılmış olduğunu, davaya konu bir diğer sözleşme olan 23.01.2013 imza, 01.02.2013 yürürlük tarihli Depo Yönetim ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi'nin "Sözleşme'nin Süresi" başlıklı 10. Maddesinin: "İşbu Sözleşme 01.02.2013 tarihinde yürürlüğe girer ve 31.12.2014 tarihinde kendiliğinden sona erer...Aksi taraflarca karşılıklı olarak yazılı şekilde kararlaştırılmadığı sürece Sözleşme, 31.12.2014 tarihinde kendiliğinden sona erer." şeklinde olup, tarafların daha sonra bir araya gelerek bir "Süre Uzatım Protokolü" akdettiklerini ve sözleşme süresini 30.04.2015 tarihine kadar uzatmış olduklarını, tarafların son olarak 25.03.2015 tarihinde tekrar bir araya geldiklerini ve akdettikleri "Ek Süre Uzatım Protokolü" ile Sözleşme'nin sona erme tarihini 30.05.2015 günü saat 23.59 olarak kararlaştırmış olup, Buna göre de Depo Yönetim ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi, 30.05.2015 günü saat 23.59 itibariyle kendiliğinden sona ermiş olduğunu, davacının taleplerinin temelini haksız fesih iddiasının oluşturmakta olduğunu, bilindiği üzere zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olup, buna göre davacının dava konusu taleplerde bulunabilmesinin temel koşulunun da ortada gerçekten bir fesih bulunması, söz konusu feshin haksız olması, müvekkili şirket---- kusurlu olması ve davacının zarara uğramış olması olduğunu, ancak yukarıda da ifade edildiği üzere dava konusu sözleşmelerin, taraflarca mutabık kalınan süreler sonunda kendiliğinden sona erdiklerinden; bir fesihten yahut müvekkili şirketin kusurundan bahsetmenin mümkün olmadığını, hal böyle olunca da davacının haksız ve mesnetsiz tüm tazminat taleplerinin reddinin gerekmekte olduğunu, tüm bu yukarıda yer verilen açıklamalar ve emsal Yüksek Mahkeme içtihatları göz önüne alındığında, taraflarca mutabık kalınan süreler sonunda kendiliğinden sona eren sözleşmelere ilişkin davacının her ne ad altında olursa olsun herhangi bir tazminat-alacak talebinde bulunamayacağını, bu nedenle davanın reddi gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkili Şirket ------ tarafından, davacı ile imzalı sözleşmelerin uzatılacağı yönünde vaatlerde bulunulduğu iddiasının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından bu yönde bir vaatte bulunulması gibi bir durumun asla söz konusu bile olmadığını, müvekkili şirket ------ nezdindeki şirket politika ve kuralları gereği bu çaptaki tüm ticari anlaşmalar yazılı olarak yapılmakta, sözlü olarak herhangi bir sözleşme tesis edilememekte yahut taahhüt verilememekte olduğunu, dava konusu sözleşmelerde yer alan hizmetlere yönelik olarak üçüncü kişilerle kurulan ticari ilişkilerin, müvekkili Şirket ------ tarafından açılan ihaleler neticesinde tesis edilmekte olup, sözlü olarak davacıya herhangi bir vaatte bulunulmuş olmasının zaten mümkün olamayacağını, müvekkili şirket ----- ile davacı arasındaki sözleşmelerde, sözleşmelerin sona ereceği tarihler yanında; sözleşmelerin gereği gibi ifası adına beklenen standartlar ve koşullar ile tarafların tüm hak ve yükümlülükleri açık bir şekilde yer almakta olduklarını, davacı tarafın, ülke çapında bir çok firmaya yönelik hizmetler veren ve büyük çapta sözleşmeler akdeden, taahhüt edilen ve ödenmiş sermayesi 119.350.000,00-TL ; kayıtlı sermaye tavanı 1.000.000.000,00-TL olan bir şirket olup, bu çapta bir şirket olan davacının, aynı zamanda basiretli bir tacir olarak da sözleşme ilişkisi içerisine girerken sözleşmelerin tüm şart ve koşullarını, sözleşme ile hangi yükümlülükleri yüklendiğini, hangi kriter ve standartları sağlaması gerektiğini, sözleşmelerin ifası neticesinde ne kadar bedele hak kazanacağını, yüklendiği yükümlülükler ile hak kazanacağı bedeli karşılaştırdığında neticenin ticari açıdan kendisini tatmin edip etmeyeceğini, bununla beraber sözleşmelerin süreli olduğunu ve hangi tarihte sona ereceğini, sözleşmelerin süre sonunda yenilenmeyebileceğini ve her zaman devam etmeyebileceğini, her iki taraf açısından da sözleşmelerin her zaman devam ettirilmesi gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını bilmekte ve öngörmekte olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak bu hususları bilmediğini ve/veya öngöremediğini ileri süremeyeceğini, sürse dahi bu tür bir iddianın dinlenemez olduğunu, bu nedenle de davacı tarafından sözleşmelerin ifası adına yatırımlar yapıldığı ve işçiler istihdam edildiği, mevcut sözleşmelerin varlığı nedeniyle farklı şirketlerle sözleşme ilişkisi içerisine girilmediği gibi iddialarla müvekkil Şirket ---- tazminat taleplerinde bulunulmasının mümkün olmadığını, davacının, müvekkil Şirket ------ tarafından açılan ihalelere katılım fırsatı dahi verilmediği yönündeki iddialarının da tıpkı diğer iddiaları gibi maddi gerçeklere aykırı olduğunu, zira davacı şirketin, sözleşmelerin sürelerinin sona ermesinden evvel müvekkili şirket ---- tarafından açılan ihaleye bizzat katılmış olup, bu hususun yazılı belgeler ile sabit olduğunu, müvekkili şirket ------ kamu ihale yasasına tabi bir kuruluş olmadığından, serbest ticaret hakkı ve sahip olduğu özgürlük kapsamında, müvekkili şirket ----- açmış olduğu ihalede dilediği standart ve kriterler çerçevesinde dilediği kişi ve kuruluşlarla ticari ilişki içerisine girmesinin mümkün olduğunu, nitekim somut olayda da müvekkili şirket ------ tamamen ticari nedenlerle, kendisine daha iyi şartlarda hizmet vereceğine inandığı ve daha iyi koşullar sunan farklı bir firma ile yeni sözleşmeler akdetme yolunu seçmiş olduğunu, son olarak da herhangi bir hak kaybına uğramamak adına davacının her bir alacak kalemine yönelik olarak; hak düşürücü süre yönünden ve / veya zamanaşımı yönünden ayrı ayrı itirazda bulunduklarını savunarak, haksız ve mesnetsiz davanın her bir talep yönünden tümüyle reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenilmiş ve ------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı ve davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları, ----- Noterliği'nin 14.03.2018 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarname ve buna ilişkin tebliğ şerhleri,-----Noterliği'nin 27.03.2018 tarihli ve ----- yevmiye numaralı cevabi ihtarname ve buna ilişkin tebliğ şerhi, ------taraflar arasında 01/06/2012 tarihinde imzalanan Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin feshi nedeniyle çıkarılan işçilere yapılan ödeme kayıtları ile ilgili tüm bilgi belgeler ayrı ayrı celp edilerek incelenmiş; Mahkememizce taraf ticari defterleri inceletilmek suretiyle, mali müşavir, nitelikli hesaplama uzmanı ve işletme uzmanından oluşan bilirkişi heyetinde rapor alınmış, taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda da ek rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili 25/11/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; 45 tırda yapılan değişiklik nedeni ile oluşan zarar için 3.550.773,15 TL, tır parkına ödenmek zorunda kalınan kira bedeli nedeni ile oluşan zarar için 31.05.2015-01.08.2019 tarihleri arası için 5.666.768,92 TL, ödenmek zorunda kalınan işçilik tazminatları nedeni ile oluşan zarar için 1.658.274,25 TL ve bir hesaplama yapılmayan , çalıştırılmaya devam edilen personel ödemeleri nedeni ile oluşan zarar için şimdilik 5.000,00 TL, sözleşmenin haksız şekilde sonlandırılması nedeni ile yoksun kalınan kara ilişkin zarar için şimdilik 100.000,00 TL. olmak üzere toplam 10.980.816,32 TL maddi tazminatın sözleşmelerin haksız şekilde sonlandırıldığı 01.06.2015 ve 30.04.2015 tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, davacı şirketin uğradığı ticari itibar kaybı nedeni ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Dava, sözleşmenin haksız feshine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile bilirkişi kök ve ek raporlarındaki tespitler uyarınca; davacı ve davalı şirket arasında 01.04.2012 imza, 01.06.2012 yürürlük tarihli Bitmiş Mamul Sevkiyatı Sözleşmesi ile 23.01.2013 imza, 01.02.2013 yürürlük tarihli Depo Yönetim ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça davalı şirket ile sayısız defa yapılan toplantılarda 10 senedir sorunsuz devam eden ticari faaliyetin uzatılacağı konusunda mutabık kalındığı ve ileriye dönük çalışma şekilleri karşılıklı olarak değerlendirilerek, davacı şirkete zorunlu düzenlemeler yaptırıldığı, yapılan karşılıklı sözlü görüşmeler doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşmelerin uzatıldığı ve bir ticari teamül meydana geldiği, taraflar arasındaki sözleşmelerin 10 seneyi aşkın süre devam etmesi ile sözleşmenin belirsiz süreli hale geldiği, taraflar arasındaki maillerde ve toplantılarda sözleşmenin 3 yıl + 2 yıl şeklinde uzatılacağı konusunun konuşularak bunun üzerinden planlar yapıldığı, ancak davalı şirketçe zorunlu tutulan yatırımlar, davacı şirketçe yapılmasına rağmen, davalı tarafın sözleşmeyi haksız şekilde sonlandırdığı iddialarıyla davacı şirketin fesih nedeni ile uğradığı maddi zararların tazmini ile ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat taleplerinde bulunduğu; davalı tarafın ise taraflar arasında akdedilen Bitmiş Mamul Sevkiyatı Sözleşmesinin, sözleşmenin 10. maddesinde düzenlenen sürenin sonunda; Depo Yönetim ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin ise ek süre uzatım protokolü ile kararlaştırılan sürenin sonunda; kendiliğinden sona erdiği, davacının taleplerinin temelini haksız fesih iddiası oluşturmakta ise de dava konusu sözleşmeler, taraflarca mutabık kalınan süreler sonunda kendiliğinden sona erdiklerinden; bir fesihten ve davalı şirketin kusurundan bahsetmenin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep ettiği; dosyada mübrez ve dava konusu olan sözleşmeler incelendiğinde; taraflar adi yazılı şekilde “Bitmiş Mamul Sevkiyatı
Sözleşmesi” ile “Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi” başlıklı sözleşmelerin
kurulduğu; "Bitmiş Mamul Sevkiyatı Sözleşmesi”nin 10. maddesinde sözleşmenin 01.06.2012 tarihinde
yürürlüğe gireceği ve 01.06.2015 tarihinde kendiliğinden sona ereceğinin; sözleşmenin
süresinin sona ermesinden en az 2 ay önce sözleşmenin aynı şartlarda yenilenmesi talebini
diğer tarafa yazılı olarak bildirmesi ve diğer tarafça bunun kabul edilmesi halinde
sözleşmenin aynı şartlarla 2 yıl uzayacağının kararlaştırıldığı; “Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi”nin 10. Maddesinde de sözleşmenin
01.02.2013 tarihinde yürürlüğe gireceği ve 31.12.2014 tarihinde kendiliğinden sona
ereceğinin; sözleşmenin süresinin sona ermesinden en az 3 ay önce sözleşmenin uzatılması
için görüşme yapılacağının kararlaştırıldığı; yine taraflar arasında adi yazılı şekilde 06.06.2014 tarihinde “Süre Uzatım Protokolü” başlıklı sözleşmenin imzalandığı ve “Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi”nin
süresinin 30.04.2015 tarihine kadar uzatıldığının kararlaştırıldığı,
taraflar arasında adi yazılı şekilde 25.05.2015 tarihinde de “Ek Süre Uzatım Protokolü”
başlıklı sözleşmenin imzalandığı ve “Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi”nin
süresinin de 31.05.2015 tarihine kadar uzatıldığının kararlaştırıldığı,
davalı şirket tarafından -----. Noterliği’nden 11.03.2015 tarihinde davacıya gönderilen
------ yevmiye numaralı ihtarnamede özetle taraflar arasındaki “Bitmiş Mamul Sevkiyatı
Sözleşmesi” ile “Depo Yönetimi ve Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi” başlıklı sözleşmelerin
anlaşmaya varıldığı üzere süresinin sona ereceğinin beyan edildiği; buna cevaben davacı
tarafından ----Noterliği’nden 14.03.2018 tarihinde ---- yevmiye numaralı
ihtarnamenin gönderildiği, sonrasında da davalı tarafından---- Noterliği’nden
27.03.2015 tarihinde davacıya --- yevmiye numaralı ihtarnamenin
gönderildiği, sonuç olarak sözleşmelerin yukarıda bahsedildiği üzere öngörülen sürelerin dolması üzerine sona erdiği, sözleşmelerdeki sürelerin ve ihbar önellerinin her iki tarafın ortak iradesi ile kararlaştırıldığı, davalı tarafın sözleşmede öngörülen süreye uyarak sözleşmeyi yenilemeyeceğinin davacıya bildirildiği, bu durumda sözleşmeler davalı şirket tarafından sözleşme hükümlerine uygun olarak sona erdirildiğinden davacın tarafın feshin haksız olduğuna dair iddialarının yerinde görülmediği, davacının basiretli tacir olarak imzaladığı sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu ve bu iş nedeniyle yaptığı yatırımların kendi ticari tercihi olduğu, Mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporundaki sektörel bilirkişinin yaptığı benzer yöndeki tespit ve değerlendirmelere de Mahkememizce itibar edildiği, sözleşme hükümleri her iki taraf için de bağlayıcı olduğundan ve davalı tarafından gerçekleştirilen haksız bir fesihten bahsedilmesi mümkün olmadığından, davacı tarafın aksi yöndeki beyan ve iddialarına ise itibar edilememiş, benzer mahiyetteki ---- BAM ----. Hukuk Dairesinin ---- Esas, ----- Karar sayılı ilamı da nazara alınarak davacının sübut bulmayan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacı tarafça açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,
2- Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 188.617,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 md uyarınca; davacı tarafın maddi tazminat istemi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3 md uyarınca; davacı tarafın manevi tazminat istemi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 778,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
9-Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,Dair; davacı şirket yetkilisi ile vekili ve davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.