T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/39
KARAR NO : 2025/299
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/01/2024
KARAR TARİHİ : 25/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmaya ait ürünlerin iki koli halinde, ----- bulunan dava dışı ---- gönderimi için davalının ---- şubesine------ gönderi numarasıyla 17.03.2023 tarihinde teslim edilmiş olup, emtianın davalıya teslim edikliğine dair ambar tesellüm fişi düzenlendiğini, kolilerden birinin alıcıya teslim edildiğini, diğer kolinin telsim edilmediğini, müvekkili firma yetkililerinin davalı kargo firması yetkilileri ile görüştüğünü ve kolinin bir hafta içerisinde teslim edileceğini belirttiklerini, ancak teslimatın sağlanamadığı daha sonra kolinin kaybolduğunun ortaya çıktığını, zayi tazmini için davalıya müracaatta bulunulduğunu, tazmin talebinin reddedildiğini beyan ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile müvekkil firmanın davalı kargo şirketine teslim ettiği ürünlerin davalının hizmet kusuru sebebiyle kaybedilmesinden dolayı müvekkilin ürünlerinin iadesi, bu mümkün değilse ayıpsız misli ile iade edilmesi, bu da mümkün değilse güncel bedeller üzerinden bedelinin iadesi için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100-TL'nin kargoya veriliş tarihi olan 17.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; davanın ve ıslah taleplerinin kabulü ile 1.265,42 TL'nin 17.03.2023 tarihinden itibaren ------ reeskonta kabul edebileceği senetler karşılığı verdiği avanslar için uyguladığı avans faizi oranında davalıdan alınarak tarafımıza ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini ıslah ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin ------ Mahkemeleri olduğunu, davacı yanın talepleri bölünebilir niteliği haiz olmadığından, kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, ------ kodlu, ----- fatura seri numaralı 2 adet koliden oluşan gönderi davacı yan tarafından belirtilen alcı şahsa teslim edilmek üzere müvekkil şirkete taşımaya verildiğini, 1 adedinin testim edildiğini, diğerinin kayıp durumuna düştüğünü, davacı yanın müvekkili Şirkete tazmin başvurusunda, koli içerisinde 61 adet ürün bulunduğunu iddia ettiğini, ancak bahse konu marka model ve belirtilen sayıdaki ürünlere lişkin müvekkili Şirketin taşıma faturası ve sistemlerinde bu iddaları destekleyen hiçbir kayıt bulunamadığını, gönderici tarafindan kolinin müvekkili şirkete teslim edilmesi sırasında yalnızca "yedek makina" şeklinde beyan edildiğin ve gönderi beyanı esas olması sebebiyle, müvekkil şirkette bu yöndekayıtaltına alındığını, davacı yanın, öncelikle kaybolduğu iddia edilen koli içerisinde bulunan ürünlere ilişkin olarak ürünlerin markası,modeli, miktar gibi detaylı bilgiler ile ürünlerin bedelini ispat ile yükümlü olduğunu, davacının gönderiye ait hak sahipliğini ve ürün bedelini gösterir belgeyi ibraz etmekle yükümlü olduğunu, davacının gönderiyle ilişkili bir faturaffiş vs. dava dosyasına sunmadığından bu yükümlülüğünü talep edilen zarara konu ürün bedelini ispatlayamadığını, ticari nitelikteki gönderi için gönderen müşterinin irsaliye düzenlemediği dava dilekçesindeki beyanlarıyla da sabit olduğunu, bu durumda hiçbir kayıt yokken davacı lehine kurulacak hüküm hakkaniyetli olmayacağını tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle davacı şirkete ait emtianın nakliyesi işini üstlenen davalı kargo şirketi tarafından, emtianın zayi olması nedeniyle oluşun zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Dava konusu olayda, davacının taşınmak ve alıcısına teslim edilmek üzere, davalı kargo şirketine teslim ettiği iki adet koliden 6,Okg ağırlığında bir adedinin alıcısına teslim edilemediği, zayi hükmünde olduğu, Taşıma sırasında zayi olduğu anlaşılan eşyadan dolayı davalı taşıyıcı ------ 6102 sayılı TTK 875'inci madde kapsamında sorumlu olduğu, Davalı taşıyanın zayi konusunda makul bir izahta bulunmaması nedeniyle ağır kusurlu olduğu, TTK 886'ncı maddesi gereğince sorumluluğu sınırlandırma hakkını kaybedeceği, tespit edilen gerçek zarar tutarından sorumlu olacağı anlaşılsa da dosyaya sunulu belgeler kapsamında taşıma esnasında zayi olan kolinin ispat külfetinin ortada kaldığı, TTK 880'inci maddesi kapsamında gerçek zarar tutarının tespit edilemediği, bu nedenle davacının TTK 882'nci maddesi kapsamında sorumlu olacağı tutarın 1.265,42TL olarak hesaplanacağı, ancak davacının talebinin 100,00TL dikkate alındığında davacının davalıdan 100,00TL olduğu ve taleple bağlılık ilkesi zarar tazminatı talep edebileceği mahkememizin davacı lehinde hüküm kurması halinde, hükmolunacak alacağına, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2/2 maddesi gereğince, zayi olan kolinin davalı taşıyıcıya verildiği 17.03.2023 tarihinden itibaren ----- reeskonta kabul edebileceği senetler karşılığı verdiği avanslar için uyguladığı avans faizi oranında faiz talep edebileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Dava konusu olay Yurtiçinde eşya taşıması sırasında meydana geldiğinden,
uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nın dördüncü kitabı olan Taşıma İşleri çerçevesinde
değerlendirilmesi gerekeceği açıktır.
TTK 850'nci maddenin 2.fıkrası; 'Taşıyıcı, taşıma
sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya
yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada
yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.' şeklindedir. Davalının taşıyıcı sıfatına
haiz olduğu tartışmasızdır. Taşıyıcının sorumluluğu ise 875'inci madde 1.fıkrada; Taşıyıcı,
eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde,
eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan
sorumludur.Her ne kadar 6102 Sayılı TTK. Md.875`e göre taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim
edildiği tarihten, alıcısına teslim edildiği tarihe kadar oluşan hasardan sorumlu ise de;“kayıp
ve/veya hasarın kendi kusurundan doğmayan” bir sebepten ya da “eşyada zaten mevcut olan
noksan” veya “ayıplardan” ya da “ambalajının fena yapılmasından” yahut da 6102 Sayılı
TTK Md.878 hükmü uyarınca; “eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi
tutulması, yüklenmesi veya boşaltılmasından”(Md.878/1-c)ya da eşyanın; “özellikle kırılma,
paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan
doğal niteliğinden” (Md.878/1-d) veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış
olmasından (Md.878/1-a)yahut da nakliye sürecinde oluşan hasarın “taşıyıcının en yüksek
özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir nedene bağlı
olarak meydana gelmesi” halinde (Md.876 hükmünden istifade edip) taşıyıcının kendisini
mesuliyetten kurtarabilecek olan beyyinelerden yararlanabilmesi mümkündür hükümleri bulunmaktadır. Usul ve yasaya uygun hükme esas alınan bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporunda aşıma sırasında zayi olduğu anlaşılan eşyadan dolayı davalı taşıyıcı ------6102 sayılı TTK 875'inci madde kapsamında sorumlu olduğu, davalı taşıyanın zayi konusunda makul bir izahta bulunmaması nedeniyle ağır kusurlu olduğu, TTK 886'ncı maddesi gereğince sorumluluğu sınırlandırma hakkını kaybedeceği, tespit edilen gerçek zarar tutarından sorumlu olacağı anlaşılsa da dosyaya sunulu belgeler kapsamında taşıma esnasında zayi olan kolinin TTK 880'inci maddesi kapsamında gerçek zarar tutarının tespit edilemediği, bu nedenle davacının TTK 882'nci maddesi kapsamında sorumlu olacağı tutarın 1.265,42TL olarak hesaplandığı gözetilerek usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile 1.265,42 TL nin davalıdan 17/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Karar harcı 615,40 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.071,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 1.265,42 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair taraf vekillerine (e- duruşma sistemi üzerinden) KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.