T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/195
KARAR NO : 2025/309
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ : 29/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde ----- numaralı Genişletilmiş Artı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ----- plakalı araç ile davalı şirkete İhtiyari Mali Sigortası ile sigortalı---- plakalı araç arasında, dava dışı ----- plakalı aracın da karıştığı zincirleme trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle müvekkili şirket tarafından 1.100.100,00 TL'si sovtaj bedeli olmak üzere 1.747.500,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, dava konusu kazanın oluşumunda, müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan----- plakalı aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu, meydana gelen kaza sebebiyle müvekkili şirketçe ödenen gerçek zarar miktarının 647.400,00 TL olduğunu, bu kapsamda, ---- plakalı aracın trafik sigortacısı olan ------tarafından ZMSS poliçe limiti kapsamında 50.000,00 TL ödenmiş olup ZMSS limiti tükendiğini, davalı, kazaya sebebiyet veren araçlardan biri olan ----plakalı aracın İMMS sigortacısı olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketçe ödenen gerçek zarar miktarı olan 647.400,00 TL'lik kısmından ZMSS poliçesi kapsamında ödenen bedelden arta kalan 597.500,00 TL'den, KTK'nın 88. Maddesi uyarınca İMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin de müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, ancak davalı tarafından İMMS poliçesi kapsamında söz konusu hasar nedeniyle 163.642,00 TL ödenmiş başkaca herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, meydana gelen zarar nedeniyle müvekkili şirketçe ödenen tazminatın İMMS poliçesi kapsamında kalan 597.500,00 TL'den 110.058,00 TL'lik kısmının rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine ---- İcra Müdürlüğü -----. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiğini, davalının takibe, borca ve ferilerine itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, dava konusu kazaya ---- plakalı ve ----- plakalı araçlar sebebiyet vermiş olup bu hususun kolluk kuvvetleri tarafından tutulan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı ve eksper raporu ile tespit edildiğini beyan ile, fazlaya ve sair hususlara ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının icra takibine yaptığı tüm itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamını, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi, talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete karşı açılan haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile dava dışı -----arasında: ---- sayılı, ----- Kasko Sigorta Poliçesi akdedildiğini, müvekkili şirketin dava konusuna ilişkin sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacının talebine ilişkin ---- sayılı hasar dosyası açıldığını ve yapılan inceleme neticesinde 28/06/2022 tarihinde 163.642,00-TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme ile müvekkili şirketin başka bir sorumluluğu kalmadığını, yapılan ödemenin kusur oranında olduğunu beyan ile, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddini, aksi halde işbu dilekçede izah edilen hususların dikkate alınmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, --- İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün -----sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan raporda," Kusur Yönünden: Davalı tarafa sigortalı araç sürücüsü ----plaka sayılı araç sürücüsü)-----%25 (Yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, Dava dışı sürücü (---- plaka sayılı araç sürücüsü) ----- %25 (Yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, davacı tarafa sigortalı dava konusu araç sürücüsü -----plaka sayılı ----- markaltip, ----- model araç sürücüsü) dava dışı ------ %50 (Yüzde elli oranında kusurlu olduğu, Hasar yönünden; 04/02/2022 tarihinde meydana gelen kaza sonucu, olaya ait trafik kazası tespit tutanağındaki tespitlerin,----- plakalı araçta meydana gelen hasar ile uyumlu olduğu, araçlardaki hasarın durumunun kazanın oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, dava konusu ---- plaka sayılı ---- markaltip, ------ model araçta meydana gelen toplam hasar tutarının (Orijinal yedek parça kullanılarak fen ve sanat kurallarına uygun olarak onarılması durumunda) KDV dahil 1.005.311,05 TL olabileceği, hesaplanan tutarın serbest piyasa koşullarında hasarın şekline, günün rayicine ve dosya kapsamına uygun olduğu, aracın rayiç değeri ve hasarlı değeri-sovtajı ile ilgili tespitler, hasar fotoğraflarındaki hasarın şekli-niteliği-boyutu ve hasar tutarı da dikkate alındığında, aracın tamirinin ekonomik olmayacağı, aracın pert-total kabul edilebileceği, Dava konusu ---- plaka sayılı ----markaltip----- model araçta meydana gelen hasar-zarar tutarının kaza tarihi itibariye, (1.750.000,00 (kaza öncesi değer)- 1.100.100,00 (hasarlı değer- sovtaj) = 649.900,00TL olabileceği, poliçe ödemeleri gereği araç malikine ödenen net tutar 647.400,00 TL olduğu anlaşıldığı, davalı tarafa sigortalı araç sürücünün kusur oranı dikkate alındığında; 647.400,00 TL Hasar-Zarar Tutarı x %25 kusur oranı= 161.850,00TL olabileceği, Kaza tarihindeki Trafik-ZMMS poliçelerinin 2022 yılında araç başına maddi hasar teminatı 50.000,00 TL, olduğu anlaşılmakla, Sayın Mahkeme tarafından cevap dilekçesinde belirtilen ödemelerin kabulü halinde poliçe limitinin tükendiğinin (161.850,00 -50.000,00x 111.850,00 TL) anlaşıldığı, Mahkeme tarafından dava-cevap dilekçesinde belirtilen ödemelerin kabulü halinde (Ödeme Tablosunda özetlenen) kalan bakiye tutar (111.850,00 TL (kusur oranında kalan hasar-zarar)- 163.642,00 TL (Davalı İMM sigortacısı tarafından ödenen)-) ödenecek bakiye bulunmadığı, Davacı sigorta vekili tarafından davalı Sigorta aleyhine ---- İcra Dairesi'nin ----- İcra Dosyası kapsamında, 115.729,76 TL Toplam Alacak (110.058,00 TL ASIL ALACAK (İstenen: Yıllık Adi Kanuni Faiz) 5.671,76 TL 14.04.2022 - 09.11.2022 arası Faiz) olan, 10/11/2022 tarihli İlamsız takip başaltılmış olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.
TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 t. ve------ sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Somut olayda davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği tazminatı rücu için , sigortalısının haklarına halef olarak kazaya karışan karşı tarafın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısına karşı dava açmış olup dava açmakta aktif husumeti bulunmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir -----
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Davacı sigorta şirketi ----- plakalı aracın kasko sigortacısıdır. Davalı sigorta şirketi de ----- plakalı aracın İMMS sigortacısıdır.
Somut olayda davacı şirkete kasko sigortası ile sigortalı olan ------ plaka sayılı aracın kazanın meydana gelmesinde %50, davalı sigorta şirketine İMMS ile sigortalı olan ----plaka sayılı aracın %25, dava dışı----- plakalı aracın ise %25 oranında kusurlu olduğu, davacının sigortalısının aracında meydana gelen hasarın 649.000,00 TL olduğu, davacının sigortalısına 647.000,00 TL ödeme yaptığı, davalı sigortanın sigortalısının kusuruna tekabül edecek zarar miktarının dava dışı ZMMS tarafından ödemenin de eklenmesi suretiyle karşılandığı, davacının davalıdan kusuruna tekabül edecek bakiye zararın kalmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı taraf müşterek ve müteselsil sorumluluk gereğince dava dışı ----- plakalı aracın kusuruna tekabül eden zararın da davalı tarafından karşılanmasını talep etmiş ise de ------ plakalı aracın eldeki davada taraf olmadığı, bu durumda müşterek ve müteselsil sorumluluktan bahsedilemeyeceğinden davacının bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.397,73-TL harcın mahsubu ile artan 782,33-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.