T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/444
KARAR NO : 2025/203
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2022
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkili ( eski ünvanlıyla -----) ile ----- borcu göstermek suretiyle ----İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyasıyla 28.08.2015 tarihinde icra
takibi başlattığını, müvekkil şirkete gönderilen ödeme emri 13.11.2015 tarihinde Tebligat Kanunu
35. Maddesi mucibinde muhtara tebliğ edildiğini ve müvekkil şirketin yetkililerinin haberdar
olmadıkları için takibe ve borca itiraz edemediklerini, müvekkil şirket hissedar ve yetkililerinin birkaç
kez değiştiğini, keza 03.05.2019 tarihinde şirket unvanının da değiştiğini, nihayetinde RTÜK ve
bankalar nezdinde haciz uygulamasına maruz kalan müvekkil firmanın icra dosyasına davalının vekili
Av. ... ne ait hesabına 25.04.2022 tarihinde 57.650 TL ilgili icra dosyası için ödeme
yaptığını ve 26.05.2022 tarihinde icra dosyasını kapandığını, sonrasında icra dosyası tetkik
edildiğinde takibe dayanak olan evrakın diğer borçlu ----- tarafından düzenlendiğinin görüldüğünü, dosyada mevcut başkaca bir evrakta müvekkil
şirketin borçlu olduğunu gösteren herhangi bir belge olmadığını bu sebeple icra dosyası nedeniyle
yapılan ödemenin istirdadı nedeniyle arabuluculuğa bu sebeple huzurdaki dava yoluna
başvurulduğunu ve müvekkil tarafından ödenen 57.650,00 TL meblağ üzerine bloke konulması
suretiyle tedbir konulmasına, müvekkil tarafından yapılan 57.650,00 TL ödemenin davalıdan
istirdadına, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin
davalıya tahmili ile gereğine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davalı
vekili huzurdaki davanın hukuka ve usule aykırı olup reddedilmesi gerektiğinin çünkü arabuluculuk
toplantısının usulüne uygun yapılmadığını, istirdat davalarında ispat yükünün davacı konumdaki
borçluya ait olduğunu, dava konusu ödemenin tarafların anlaşması ile haricen ve eksik ödendiğini bu
durumda istirdat davası koşullarının oluşmadığını, cebri tehdit altında değil ödemenin anlaşma
yoluyla yapıldığını ve ----- yazışmalarını ekte sunduğunu, davacı eski unvanı ------olan borçlu ile müvekkil arasında 08.04.2015 tarihli ‘’Reklam
Sözleşmesi’’ akdedildiğini, iş bu sözleşme gereği 7.000,00 TL nakit 31.004,00 TL müşteri çeki olmak
üzere toplam 38.004,00 TL tahsil edildiğini, ancak karşı tarafın sözleşmeden kaynaklanan
yükümlülüğünü yerine getirmediği ve reklamları yayınlamadığını, bunun üzerine-----
Noterliğinde ihtarname gönderildiğini, bununda sonuç vermemesi üzerine ----- İcra
müdürlüğünün ------. sayılı dosyası ile yasal takip başlatmak zorunda kaldığını, ve
sonrasında davacının da anlaşma yaparak dosyayı kapatmak istediğini, davacının dava dilekçesinde
dosya içerisinde sadece ------ ait makbuz olduğunu iddia ettiğini, ancak takip
dosyasında hem makbuz hem de reklam sözleşmesi mevcut olduğunu, Reklam sözleşmesi akdedildiği
ve makbuz verildiği tarihte şirket yetkilisi olan ---- tarafından sözleşmenin
imzalandığının görüldüğünü, --- ’ın sözleşmenin akdedildiği tarihte ----- yeni ünvanlıyla ------hem de ----- yetkilisi olduğunu söz konusu şirketlerin yetkilisi ---- ’ın o gün yanında
sadece ----- makbuzu olduğundan kaynaklı yapılan ödemelerin bu makbuz
düzenlendiğini, aynı sözleşmenin 4. Maddesinde bu ödemelerin açıkça yazıldığını, ‘’ 7.000,00 TL
nakit ve ----- banaksı 31.004,00 TL çeki alınmıştır. İbaresi ile somut olayın ispatlandığını, davacının
sözleşmedeki şartlarını yerine getirmediğini, aralarında bir ticari ilişki yokmuş gibi mahkemeyi
yanıltmaya çalıştığını belirterek davanın esastan reddini, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin
karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH:
Davacı vekilince sunulan dilekçe ile müvekkili tarafından yapılan 57.650,00 TL ödemenin dava tarihinden işleyecek reeskont avans (mümkün olmaması halinde yasal) faiziyle davalıdan istirdadına, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıya tahmili ile gereğine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacının incelenen 2015 yılı defterlerinin açılış, kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı,
TTK ve VUK hükümlerine uygun tutulduğu, davacı defter kayıtlarında davalı ile ilgili ticari
ilişkiye rastlanmadığı, davalı tarafın incelenen 2015 yılı defterlerinin açılış, kapanış tasdiklerinin zamanında
yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine uygun tutulduğu, davalı kayıtlarında davacı ile ilgili
ticari ilişkiye rastlanmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ve tahsilat makbuzu incelendiğinde tahsilat makbuzunun dava
dışı bir firmaya ait olduğu, davacı defter kayıtlarında davalı firma ile ilgili bir kayıt
bulunmadığı, sözleşme taraflar arasında yapılmış olsa da sözleşme kapsamındaki ücretin
başlangıçta davacı tarafından tahsil edilmediği, davalının -----. İcra
Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosyasıyla 28.08.2015 tarihinde “hizmet ifası
yapılmadığından iadesi talebiyle” başlattığı takip sonrası tahsil ettiği tutarı başlangıçta parayı
verdiği tahsilat makbuzu ile sabit olan dava dışı ----- şirketinden tahsil etmesi
gerektiği davacının icra yoluyla davalı tarafa ödediği 57.650 TL bedelin davalı taraftan
istirdadını talep edebileceği mütalaa edildiği, yapmış bulundukları açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve
6100 sayılı HMK ’nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece
Mahkemeye ait olmak üzere kanaat bildirir rapor sunulmuştur.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile itirazlar tek tek değerlendirilmiş, kök raporda bir değişiklik olmayacağı, istirdat talebinin reddi hususunun mahkeme taktirinde olduğu bildirilmiştir.
Davanın konusu, Davacı tarafından icra takip dosyası ile davalı tarafa ödediği 57.650,00 TL nin istirdadına iptaline ilişkindir. Davacı tarafın sunduğu defter kayıtları incelenmiş, defter ve belgelerinde davalı adına bir kayda rastlanmamıştır. Davalı tarafın sunduğu defter kayıtları incelenmiş, defter ve belgelerinde davacı adına bir kayda rastlanmamıştır. İncelenen tahsilat makbuzunda davalı tarafın ödemesini dava dışı firmaya (-----ödediği ( Nakit 7.000,00 TL * Çek 31.004,00 TL - Toplam 38.004,00 TL ) fakat sözleşmenin davacı firma ile imzalandığı fakat defter ve belgelerde davacı taraf ile davalı taraf arasında bir kayıt olmadığı görülmüştür.
08.04.2015 tarihinde imzalanan sözleşme -----ile müşteri sıfatıyla ----- arasında yapılmıştır. Sözleşme konusu “şirket” in “müşteri” ye vereceği ----- reklamına ilişkindir. Sözleşmede belirlenen 38.004 TL ücret 7.000 TL nakit, 31.004 TL çek ile davalı müşteri Bilgin Sigorta tarafından tarihsiz dava dışı ---- düzenlediği Tahsilat makbuzu ile yapılmıştır.
Davalı şirket dava dışı ---- şirketine ödediği sözleşme kapsamındaki bedeli ferileriyle ---- İCRA MÜD. ---- dosyası kapsamında davacı ile dava dışı ----- medyayı borçlu göstermek suretiyle talep etmiş, davacı taraf yeni hissedar olarak önceki dönemde oluşmuş bir işlemi araştıramadan cebr-i icra baskısıyla ödediğini iddia etmiştir.
Davalı şirket, karşı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediği ve reklamları yayınlamadığından icra yoluyla ödedikleri tutarın iadesini aldıklarını savunmaktadır. Davacı şirket ise hizmeti ifa ettiğini iddia etmemekte, sözleşme konusu bedeli tahsil etmediklerini, 35'e göre yapılan tebligattan haberdar olmadıklarından icra baskısı ile ödedikleri bedelin istirdadını talep etmekte, gerçekte sözleşme o zamanki ünvanlıyla kendi şirketi ile yapılmış olsa da tahsilatı kendi şirketinin yapmadığını, o dönemde sahipleri aynı olan ----- isimli şirketin tahsil ettiğini, sözleşme kapsamı hizmet verilmemiş olsa bile bedelini de tahsil eden tarafın kendisinin olmadığını, icra baskısı ile ödediği 57.650 TL'nin istirdadını talep iddia etmektedir.
Davacı taraf, kendisine ödeme yapılmadığından hizmet ifasını da yapmadığını, ancak kendisine verilmeyen bir paranın cebr-i icra yoluyla kendisinden tahsil edildiğini savunmaktadır. Dolayısıyla, davalının hizmet alamadığından avans olarak verdiği bir bedeli ispat etmesi yükü altındadır.
İncelenen davacı kayıtlarında davalı şirket ile davacı arasında ticari ilişkiye rastlanmadığı gibi dava konusu bedelin davacı şirket tarafından tahsil edildiğine ilişkin bir kayda, emareye de rastlanmamıştır. Davalı ...---- kayıtlarında davacı ----- ait hesap hareketlerine rastlanmamıştır. Davalı şirketin 2015 yılında, açılıp kapanan hesaplar da dahil olmak üzere davalının, hizmeti alamadım diyerek takip yoluyla iade isteyip tahsil ettiği tutar davacıdan alacak olarak yer alabilecek muhtemel hiçbir hesabında (159-Verilen Sipariş Avansları, 120-Alıcılar, 129-Diğer Tic. Alacaklar gibi) hiçbir hesap hareketine rastlanmadığı bu mizandan görülmektedir.
Dosyadaki delil durumuna göre davalının reklam hizmeti almak için ferileriyle birlikte iadesini aldığı 57.650 TL tutarı başlangıçta davacıya ödediğini ispatlayamadığı, ödemenin yapıldığı firmanın dava dışı ----- isimli firma olduğu anlaşıldığından davacının ödenen bu tutarın istirdadını talep edebileceği anlaşılmakla usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davacının ıslah dilekçesinde ki faiz talebi de uygun görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-57.650 TL' nin dava tarihi olan 22/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdadına,
2-Davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 3.938,07 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 984,52 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.953,55 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 984,52 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.065,22 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 546,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.546,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/03/2025
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır