T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/556
KARAR NO : 2025/205
DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/07/2020
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar -----. ile ---- ve ----- İşletmeciliği arasındaki Ticari
ilişkiden kaynaklanan Borcun Tahsil ve Tasfiyesi için 26.02.2018 Tarihli “Alacak Tahsil ve
Tasfiyesi Sözleşmesi” akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme akdedildikten sonra davalı borçlular
tarafından Müvekkili Şirkete herhangi bir ödeme sağlanmamış olduğunu,
Bu sebeple ----İcra Md. ----Sayılı Dosyasından İcra Takibi başlatıldığını, aynı
zamanda ----- İşletmeciliği Yetkilisi olan Davalı Borçlunun Takibe, borca, imzaya, faize
ve tüm ferilere itiraz ederek takibi durdurduğunu,
Her ne kadar davalı borçlu tarafından imzaya itiraz edilmiş olsa da, sözleşme hazırlandığı
esnada davalı borçlunun müvekkilinin gözetiminde sözleşmeye ıslak imzasını atmış olduğunu,
dolayısıyla imzaya yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu,
Takibe konu alacağın Likit bir alçak olup, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak zaman
kazanmak ve borcun tahsil süresini uzatmak kastıyla borca itiraz ettiğini, takipte uygulanan
faizin de Yasal olup, fahiş oranda faiz talep edilmesinin söz konusu olmadığını, Davalı ile yapılan
Arabuluculuk görüşmelerinin de Anlaşamama ile sonuçlandığını iddia ederek,
Teminatsız İhtiyati Tedbir Kararı verilmesine, Davalının Vaki itirazının iptaline ve takibin
devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve
vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı tarafından eldeki davaya herhangi bir cevap verilmemiş, HMK 128 madde hükmü uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,---- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile Dava ve İcra dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile Davacı Şirketin ibraz edilen
Ticari Defterlerindeki kayıtları ve Müstenidatları üzerinde yapılan inceleme sonucuna
göre,
Davacı Şirketin 356.542,53 TL ASIL ve 58.814,87 TL İŞLEMİŞ FAİZ olmak üzere toplam
415.357,40 TL alacak talebi üzerinden harçlandırarak İtirazın İptali istemi ile Davalı
aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali Davasında;
Davanın dayandığı Takip Dayanağı “Alacak Tahsil ve Tasfiye Sözleşmesi” Hukuki
Değerlendirmeye muhtaç olup, uzmanlık alanım dışında kalan bu hususta Takdirin
Mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile Sözleşmede davalı borçlunun davacının belirleyeceği bir kişiye yetki vermesi
gerektiğinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamında yetkilendirmeye yönelik bir belgenin
bulunmadığı,
Sözleşmenin 4. Maddesindeki düzenleme uyarınca sözleşmedeki edimlerin ifa
edilmemesi halinde alacaklının alacağını talep etme hakkı bulunduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile Sözleşmenin konusunu oluşturan “ ----” isimli restoranın kapatıldığının kabulü halinde, davacı tarafın herhangi bir kişiyi yönetim ve tahsilat konusunda yetkilendirmesinin
mümkün olmayacağı, restoranın kapanması sebebiyle kardan alacakların tahsilinin de söz
konusu olmayacağı,
Sözleşmenin 4. maddesindeki düzenleme uyarınca alacaklının alacağını talep etme
hakkı bulunduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü
(scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar
dahilinde yapılan mukayeseli incelemede;
İnceleme konusu Sözleşmedeki imzalar ile -----ait mukayese imzaları arasında yapılan
karşılaştırmada; imzalar arasında uygunluk ve benzerlikler bulunduğu, ancak mukayese imza örneğinin
sadece bir tane olduğu, kişiye ait samimi imza örneklerinin gönderilmesi halinde yeniden değerlendirme
yapılabileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce Adli Tıp Kurumundan aldırılan rapor ile inceleme konusu belgede ---- adına atılı imzalar ile ----- mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ------ eli ürünü olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Somut olay da mahkememizce alınan bilirkişi raporun da yapılan inceleme de sözleşmenin 4. maddesi uyarınca borçlular, alacaklının belirleyeceği bir kişiyi işletmenin yönetimi ve hesapların kontrolü konusunda vekaletname ile yetkilendirecegi, aynı hükümde yetkilendirmenin sözleşmenin imzalanmasını takiben derhal gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildiği, alacağın sözleşmenin imzalanmasından itibaren 2 yıl içinde ödememesi durumunda alacaklı kalan bakiye üzerinden hukuken tahsili yoluna başvurabileceği, Sözleşmenin imza tarihi 26.02.2018 olduğu, Borçlu aleyhine takip ise 14.01.2020 tarihinde başlatıldığı, dolayısıyla sözleşmede öngörülen 2 yıllık süre dolmadığı, Ancak sözleşmenin 4. maddesinin 8. fıkrasındaki düzenlemeye göre “Herhangi bir sebepten dolayı işbu sözleşmedeki edimlerin ifa edilememesi, kesintiye uğraması vb. durumların ortaya çıkması halinde, herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın, hesap kat edilerek, o zamana kadar alacağa mahsup edilen tutarlar öncelikle faiz ve fer'ilere mahsup edilmek suretiyle bakiye alacak üzerinden alacağın hukuken tahsili yoluna başvurulacaktır”. Hükmüne yer verildiğinin görüldüğü üzere, borçluların sözleşme kapsamında üstlendiği edimleri ifa etmemeleri halinde, alacaklı 2 yıllık süreyi beklemesine gerek kalmadan alacağını talep edebileceği, davalının yerine getirmekle yükümlü olduğu edimlerden biri, sözleşmenin 4. maddesinin birinci ve ikinci maddesi çerçevesinde alacaklının belirlediği bir kişiye işletmenin yönetimi ve hesapların kontrolü konusunda yetki vermek olduğu, dosya kapsamında yapılan incelemede söz konusu yetkilendirmeye ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığı, Borçlunun söz konusu yetkilendirmeyi yapmaması ise davacı alacaklıya alacağını talep etme yetkisi verdiği tespit edilmekle usul ve yasaya uygun bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı, davalının sözleşmede ki imzaya itiraz etmesi üzerine mahkememizce Adli Tıp Kurumundan aldırılan rapor ile inceleme konusu belgede -- adına atılı imzalar ile ----- mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ----- eli ürünü olduğu tespit edilmekle bilirkişi raporları da hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 28.373,06 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.016,63 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 23.356,43 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 5.016,63 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.071,03 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 3.800,00 TL bilirkişi ücreti, 458,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.258,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan 103,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 66.303,61 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.