T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/676 Esas
KARAR NO:2025/172
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ: 25/10/2021
KARAR TARİHİ: 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -------- olduğunu, davalının şirketin müdürü olduğunu, çoğunluk hissesine sahip şirket müdürü davalının şirket paralarını tahsil edip şirkete vermediğini, ortaklara haber vermeden şirketten paralar aldığını, geri iade etmediğini, kendisine -----satın aldığını, davalı kendisine emaneten devredilen ortak------- hisselerini yeniden iade etmeyerek çoğunluk hissesine sahip olarak yolsuzluk yaptığını ve görevini kötüye kullandığını, kendisinin daha önceden kardeşi ile resmi ortak olduğu ana şirket -------- çıkarları için kullandığını, bu şirket adına yurt dışına giderek mal alığı ve görünürde dava konusu şirkete aynı şirket üzerinden mal satmış gibi gösterildiği, kendisinin ve ana şirketi ------ zarar görmesin diye görünürde ayrıldığını bu şirket ile yine fiilen ortak olduğunu, yine aynı zamanda fiilen gerçekte ortak olup ------ şirketinin aynı zamanda müşteri olduğunu ve bu şirketlerden alacaklarını tahsil etmediğini, alacaklarını keyfi olarak düşürerek çıkar elde ettiğini, şirketi zarara uğrattığını, şirket adına krediler çekip, kendi çıkarları için kullanıp şirketi zarara uğrattığını, şirket defter ve belgelerinin ortaklara gösterilmediğini, gizlendiğini, çalışanlara bu yönde talimat verildiğini, şirketin bulunduğu işyerine ortakların alınmaması için işyeri merkezine yazılı talepte bulunduğunu, bir süre işyerine alınmamalarını sağlayarak şirket belge ve dosyalarını görmelerinin engellendiğini, ortaklar kurulu çağrısı ve toplantısı yapmadığını, bir kez çağrı yaptığını ve toplantı evraklar eksik diye yapılamadığını arkadan sahte belge ile toplantı yapılmış gibi evraklar düzenlendiğini, bazı şirket çalışanları ile yolsuzluğu resmi belgelerde gözükmesin diye ortaklık yaparak onların hesabına müşterilerin paralarını yatırtarak, tahsil edip çıkar sağladığını, şirket kasasına girmeden tahsil ettiğini, ortaklardan ------ ait taşınmaz ortaklardan ----- şirketten ayrılmak istemesi üzerine kredi almak ve hisse bedellerini ödemek adına davalıya usulden satış yapıldığını, kredi bedeli şirket tarafından ödenmesine rağmen taşınmazı iade etmeyerek hakkında dava açmak için şantaj olarak kullandığını, telefonların ve --------- engeli yaparak kendisi ile iletişim kurulmasını engellediğini, yolsuzluk ve şirkete verdiği zararları ödemesi istendiğini, şantajlardan yılmayacaklarını görünce şirket paraları ile avukat tutup uyduruk davaların tarafına açıldığını, çalışanların özlük, izin, çalışma saatleri gibi dosyalarını tutmadığını, şirket aleyhine açılan iş davaları nedeniyle şirketin zarara uğradığını, davalı iki ortaklı şirkette hissesinin tek başına müdür olmasını sağlayacak çoğunluğa sahip olması nedeniyle tek yetkili müdür olarak devam ettiğini, davalı şirketin hesaplarını resmi ve gayri resmi olarak ayırdığını, şirketle ilgisi olmayan şahısların hesabına bazı müşterilerden gelen paraları yatırıp daha sonra tahsil ederek şirketi dolandırdığını,--------- isimli şahsın kişisel hesaplarına yatırdığını, bu şahsın uzun zamandır kâğıt üzerinde alarm merkez müdürü olarak çalıştığını, bu kişi ile çıkar ilişkisine girdiğini, davalı ortağı olduğu ------ aldığını söylediği ürünlere ilişkin şirkete fatura kesildiğini, ancak aldığını iddia ettiği ürünlerin satışından elde edilen paranın şirketin hesabına girmediğini,----- şirketin ortağı olup hisselerini borçlarında dolayı şirket hisselerine haciz konulmaması için usulden emaneten davalıya ve davacıya hisseleri oranında devredildiğini, ----- yeniden devrini istediğinde şirketin çoğunluğu sizde olacak şirket hissesini bana devret fiyat belirleyelim diyerek zaman kazandığını, arka planda sanki ----- kalan iki ortağa satmış ve parasını ödemek için şirket adına bankadan kredi çekmiş ve ----- herhangi bir ödeme yapılmamasına rağmen parayı kendisi alarak şirkete ödediğini ve şirketi dolandırdığını, davalının, ------- isimli eski çalışanın şirketten ayrılmasına, şirkete gelmemesine rağmen çıkar ilişkisi nedeniyle sanki işe geliyormuş gibi sigorta primlerini yatırarak şirketten yüklü tazminat almasına neden olarak şirketi zarara uğrattığını, şirketten sanki ortaklara para ödenmiş gibi kağıt üstünde borçlandırarak kendisinin gerçek anlamda para tahsil ettiğini, davalının -------- baskı kurarak şirketi almak ve şirketten aldığı paralar ortaya çıkmasın diye kendi aralarında anlaşarak davacının dışlanmasına şirketten çıkarılması konusunda baskı kurulduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle şimdilik Davalı ortak/şirket müdürünün dava konusu şirkete vermiş olduğu 10.000,00 TL zararın yasal faizi ile tazminine, davalının dava sonuna kadar şirket müdürlüğünün devamı telafisi imkânsız zararlara sebep olacağından öncelikle ve dosya üzerinden davalının yetkilerinin sınırlandırılmasını, şirket adına yapılacak tüm işler ve işlemlerin iki ortağın imzası ile yapılmasına karar verilmesini, dava konusu şirket müdürünün azli ile şirkete kayyım atanmasını ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ------hakkında, dava dışı ----------müdürlük görevinden azli" ve "belirtilen şirketin zararlarının tazmini" talepleri ile açılan işbu davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının talep ve iddialarının tümü haksız, gerçek dışı ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, esastan da taraflarınca kabul edilmemekle birlikte, şirketin zararlarının tazmini talebi yönünden zamanaşımı def'inde de bulunduklarını, davacı, dava dışı şirket adına talep ettiği tazminatı ve bu tazminatı neye dayandırdığı hususunu, somut sebep ve gerekçelerle ortaya koyamadığını, yani; hangi tarihteki neyi, neden, ne kadar, hangi gerekçe ile talep ettiğinin belli olmadığını, bu nedenle esastan da kabul etmedikleri, şirketin zararının tazmini talebine karşı, davalının hak kaybına uğramaması bakımından, zamanaşımı itirazında da bulunduklarını, davacının, şirketin kötü yönetildiğine ilişkin iddialarını ve şirketin zararına yapıldığını iddia ettiği işlemlerin neler olduğu hususlarını somutlaştırması gerektiğini, davacının her iki talebi açısından da, ispat külfeti kendisinde olduğunu, davalının müdürlükten azli için ve davacının şirket adına tazminat talep edebilmesi için haklı sebeplerin davacı tarafından somut olarak ortaya konulması ve bunların davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacı işbu davayı açmakta samimi ve iyiniyetli olmadığını, şöyle ki; davalı ---------müdürlükten azli için hiçbir sebep mevcut değilken, davacının ortaklıktan çıkarılması için gerekli yasal koşulların oluşmuş durumda olduğunu, ayrıca dava dışı şirketi zarara uğratan davalı değil, davacının kendisi olduğunu, bu nedenledir ki davacının, kendisine karşı ortaklıktan çıkarılma ve şirkete verdiği zararın tazmini davası açılmadan önce, gerçek dışı ve geçersiz iddialarla davalıya karşı bu davayı açma yoluna gittiğini, davacının dava dışı şirketin halihazırda ortağı olmasının yanı sıra, ------ yevmiye numaralı vekaletnamesi ile aşağıda belirttikleri davalar ile ilgili şirketi temsil etmek üzere görevlendirilmiş avukatıyken, -------- yevmiye numaralı "Azilnamesi" ile dava dışı şirket tarafından vekaletnamede yazılı tüm yetkilerden azledildiğini, dava dışı şirketin davacı tarafından Avukat olarak takip edilmiş olan iki davada verilen kararların, ---------- sayılı dosyaları ile icra takibine konulduğunu ve tahsilatlarının da davacı tarafından yapıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine, davacıdan yapılan tahsilatların şirkete ödenmesinin talep edildiğini, ancak tahsilatlar şirkete teslim edilmeyince, azil işlemi gerçekleştirilerek, davacıya karşı, --------- dosyaları ile icra takibine geçildiğini, davacı tarafından icra takiplerine itiraz edildiğini ve dava dışı şirket tarafından davacı hakkında itirazın iptali davaları açıldığını, konuyla ilgili olarak, dava dışı şirket tarafından davacı hakkında ------ sayılı dosyası ile şikayette de bulunulduğu, diğer taraftan davacı tarafından takip edilmiş olan ------- dosyası ile açılan davada da, dava dışı şirket aleyhinde verilen karara karşı İstinaf Kanun Yoluna başvurulmadığı görülerek, bununla ilgili olarak da, dava dışı şirket tarafından yasal başvuru hakları kullanıldığının görüldüğü gibi, yaşanan bu sürecin ardından, davacı tarafından, mahkeme huzurundaki bu dava da dahil olmak üzere; gerçek dışı, haksız ve yasal dayanaktan yoksun iddialar ileri sürülerek arka arkaya çok sayıda dava açılmış olduğunu, davacının dava dışı şirketin her türlü bilgi, belge ve işlemlerine, gerek şirketin ortağı olarak ve gerekse şirketin Avukatı olarak istediği zaman ulaştığını ve incelediğini, aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, dava dışı şirketin Mali Müşaviri dahi, davacı tarafından davalı ile tanıştırıldığını ve davacının tanıdığı olduğu için kendisi ile çalışılmaya başladığını, davacı tarafından, sanki şirkete ait bilgi ve belgeler kendisine gösterilmiyormuş gibi bir intiba yaratılarak, işbu davada taleplerine gerekçe yaratılmaya çalışıldığını, davacının, sadece davalı ve şirket çalışanları üzerinde baskı kurmak amacı ile işyerinin bulunduğu binanın yönetiminden, işyerine serbestçe giriş çıkışını sağlayacak bir Giriş Kartı aldığını, davacının şirket çalışanı olmamasına rağmen giriş kartı almasına, şirket yetkilisi olan davalının baştan iyi niyetle yaklaştığını ve gerginlik olmaması için itirazda bulunmadığını, ancak davacının haftanın çoğu günü, istediği saatte hiç haber vermeden şirkete girip çıkmaya başladığını, sadece girip çıkmakla da kalmadığını ve çalışanlara emirler vermeye, onları azarlamaya, son olarak da bir çalışanı işten çıkartmaya kalktığını, şirketin bulunduğu binanın yönetiminden davacının şirkete giriş çıkış tarihleri istenebileceği gibi, şirket kamera kayıtlarının izlenmesi ile de iddialarında ne kadar haklı olduklarının anlaşılacağını, dava dilekçesinde, davalıya ait taşınmazların ve şirket hisselerinin başkalarına ait olduğunu, davalının ortak olmadığı şirketlerde ortak olduğu v.s. şekillerde gerçeğe ve resmi kayıtlara aykırı iddialarda da bulunulduğunu ve bu iddiaların da davalı tarafından kabul edilmediğini, resmi kayıtların açık olduğunu, aksi yöndeki iddiaların hiçbir hukuki geçerliliği bulunmadığını tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, ------ dava konusu --- kuruluşundan itibaren tüm ticari sicil kayıtları, ------- kuruluş tarihinden bugüne kadar ortak yetkililerinin, defter ve evrakları, ------ kuruluş tarihinden bugüne kadar ortak yetkililerinin, defter ve evrakları ve dava dışı ------- en son yapılan genel kurul toplantı tutanağının ve güncel ticaret sicil kayıt örneği, ------- yıllarına ait ------- alarm izleme ve güvenlik sistemine bağlı bayi ve/veya müşterilerin listesi, -------eski çalışanları olduğu bildirilen------ itibaren davanın açıldığı tarih olan ---- tarihine kadar ------ yılından itibaren tüm çalışanlarına ilişkin özlük dosyaları, ----- dava dışı ----tüm vergi kayıtları, -------- bankada hesabı bulunup bulunmadığı, bulunması halinde 2012 tarihinden itibaren hesabına gelen ve giden paraları gösterir şekilde hesap hareketleri, davalı------- bankada hesabı bulunup bulunmadığı, bulunması halinde 2012 tarihinden itibaren hesabına gelen ve giden paraları gösterir şekilde hesap hareketleri, ------- bankada hesabı bulunup bulunmadığı, bulunması halinde 2012 tarihinden itibaren hesabına gelen ve giden paraları gösterir şekilde hesap hareketleri, --- bankada hesabı bulunup bulunmadığı, bulunması halinde 2012 tarihinden itibaren hesabına gelen ve giden paraları gösterir şekilde hesap hareketleri ---- tarihinden itibaren sigorta kayıt ve tescil bilgileri, ---- dava dışı -------ait hesapların şirketin kuruluş tarihi olan 10/01/2007 tarihinden dava tarihi olan 25/10/2021 tarihine kadar ki tüm hesap hareketleri ile ----- sayılı dosyası,----------- sayılı dosyaları ---üzerinden celp edilerek incelenmiş, tarafların bildirdikleri tanıklar mahkememizce dinlenmiş, dosya mahkememizce resen seçilen bir mali müşavir bilirkişi ve bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek kök ve ek raporlar alınarak taraflara tebliğ edilmiş ve alınan bilirkişi kök ve ek raporunun uyuşmazlık noktalarını yeterince açıklığa kavuşturmadığı ve bu haliyle uyuşmazlığı çözmeye ve hüküm kurmaya yeterli olmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu şirketin tüm yasal ticari defterleri ve dosyaya celp edilen/edilecek tüm banka kayıtları üzerinde bir mali müşavir bilirkişi ve bir nitelikli hesap uzmanından oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte kök rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.
Mahkememizin 25/09/2024 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile "HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile,----- numarasında kayıtlı ---- bilirkişi listesinden resen seçilen, ----- numaralı ------ yönetim kayyımı olarak atanmasına," karar verilmiştir.
Davacı vekili 19/022024 tarihli ıslah dilekçesi ile davalıdan tazminini talep ettiği dava konusu şirketi uğratmış olduğu 10.000 TL'lik tazminat talebini 162,859,01 TL artırarak, 172.859,01 TL olarak ıslah etmiş olup, ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir. Dava, şirket müdürünün azli ile kayım atanması ve şirketin uğradığı zararların davalı müdürlerden tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle, dava konusu --------, davacı ve davalı olmak üzere 2 ortaklı şirket olduğu, davalı gerçek kişinin 15/05/2022 tarihine kadar müdür olarak seçildiği ve şirketin onun tarafından temsil edildiği, yargılama devam ederken davalının görev süresinin sona ermesi üzerine 23/05/2022 tarihinden itibaren davalının yeniden müdür olarak belirlendiği, davacı iddialarının davalı müdürün haksız ve hukuka aykırı işlemleri ile şirketi zarara uğrattığının belirtildiği ve oluşan zararın şirkete ödenmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.Ortakların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yöneticinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sonucunda ortağın doğrudan zarara uğraması söz konusu ise, ortak uğradığı zararın tazmin edilerek kendisine verilmesi için yönetici aleyhine tazminat davası açabilecektir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Limited şirketlere uygulanacak anonim şirketlere ilişkin hükümlerin gösterildiği dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesi gereğince, şirket yöneticilerinin sorumluluğu hakkında anonim şirketlerin bu konudaki hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Limited şirket yöneticileri hakkında da geçerli olan hükümler uyarınca şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesinde yer alan “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” hükmü uyarınca ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir -----Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı yan, özetle ortağı olduğu dava dışı limited şirket müdürü olan davalının şirket paralarını tahsil edip şirkete vermemek ve şirket paralarını kendi uhdesine geçirmek, bir kısım yolsuzluklarla şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla iş bu tazminat davasını açtığı, mahkememizce görevlendirilen ilk bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporu ile incelenen banka kayıtları uyarınca dava konusu şirketin verdiği güvenlik vs hizmetine ilişkin tahsil edilen bir kısım bedellerin dava konusu şirket çalışanlarının hesaplarına gönderildiği, söz konusu çalışanlar tarafından tahsil edilen bir kısım bedellerin ise şirket hesabı yerine davalının şahsi hesabına gönderildiği, dava dışı ----me yapıldığı ancak dava dışı---------faturalandırıldığı yönünde tespitler yapıldığı, bu rapor üzerine davacı tarafın 19/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 172.859,01 TL üzerinden davasını ıslah ettiği; Mahkememizce ilk heyettin alınan bilirkişi kök ve ek raporunun uyuşmazlık noktalarını yeterince açıklığa kavuşturmadığı ve bu haliyle uyuşmazlığı çözmeye ve hüküm kurmaya yeterli olmadığı kanaatiyle, dava konusu şirketin tüm yasal ticari defterleri ve dosyaya celp edilen/edilecek tüm banka kayıtları üzerinde bir mali müşavir bilirkişi ve bir nitelikli hesap uzmanından oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, ikinci heyetin dosyaya ibraz ettiği kök ve ek bilirkişi raporları ile şirketin iştigal konusu “alarm sistem, alarm kart ödemesi, alarm bedeli, abonelik vb.” ile ilgili ödemelerin şirket hesabına yatırılması gerektiği halde, önce farklı kişilerin, sonuç olaraksa davalının hesabına yatırıldığı, şirket kaynaklarının,
gelirinin davalı menfaatine kullanıldığı, şirketin gelirinin ve/veya karının şirketin hakim ortağı ve yöneticisi davalıya transferi anlamına geldiği, sonuç olarak da yapılan bu haksız işlemlerle dava konusu şirketin toplamda 21.794.195,85 TL'lik zarara uğratıldığının tespit edildiği, her ne kadar dava konusu şirketin uğradığı zarar miktarına yönelik iki rapor arasında çelişki var gibi bir sonuç ortaya çıkmış ise de, ilk heyet tarafından hazırlanan raporun zaten Mahkememizce davanın esasını çözmeye yeterli görülmediği, HMK'nun 176. Maddesi uyarınca aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yapması mümkün olup, davacı tarafın 19/02/2024 tarihinde 172.859,01 TL'lik zarar üzerinden davasını ıslah ettiği, Mahkememizce bu bedelden fazlasına hükmedilmesinin mümkün olmadığı, kısmen hükme esas alınan ikinci bilirkişi heyeti rapou ile davalının dava konusu şirketi yüklü bir zarara uğrattığı hususunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli şekilde anlaşıldığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin ıslah talebi de göz önünde bulundurularak talebin bu yönden kabulü ile 172.859,01 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak dava konusu ---------- ödenmesine dair karar vermek gerekmiştir.Şirket yöneticisi olan davalının müdürlükten azli istemi yönünden davanın dayanağı ise TTK' nun 630/2. maddesidir Bu maddeye göre: Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.TTK'nuın 630/3 maddesine göre de: Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.Yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller ve alınan ikinci heyet bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı şirket müdürünün şirket genel kurulun 6 yılda bir kere toplantıya çağırmak suretiyle müdürün kanun tarafından kendisine yüklenen genel kurulu toplantıya çağırma görevini yerine getirmemek, detayları 22/07/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda belirtilen ve şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda tespit edilen, fiktif işlem şüphesi barındıran işlemleri gerçekleştirmek suretiyle davalının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal ettiği, aynı şekilde davalı yönetici müdürün görevini tüm özeni göstererek yerine getirmediği ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediği ve şirkete bağlılık borcunu yerine getirmediğine kanaat getirildiğinden, bu talep yönünden de davanın kabulü ile -----numarasında kayıtlı --------- olan davalı------ şirketi temsil, yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevinden TTK'nın 630/2 maddesi gereğince azline, Mahkememizin 25/09/2024 tarihli ara kararı ile görevlendirilerek yönetim kayyımı ----- görevinin, müdürlükten azil kararının kesinleşmesine kadar tedbiren devamına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile ----- müdürü olan davalı------ temsil, yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevinden TTK'nın 630/2 maddesi gereğince azline,
2-Mahkememizin 25/09/2024 tarihli ara kararı ile görevlendirilerek yönetim kayyımı -------- görevinin kararın kesinleşmesine kadar tedbiren devamına,
3-172.859,01 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak dava konusu ------ ödenmesine,
4-Karar kesinleştiğinde bir suretin------- Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
5-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 11.808,00 TL harçtan peşin yatırılan 2.843,30 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8.964,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 2.911,10 TL dava açılış masrafı ve 118.551,35 TL yargılama masrafı toplamı 121.462,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair; davacı ile davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025