T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/695
KARAR NO : 2025/137
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/11/2021
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 19.10.2017 günü ---- plakalı aracın şoförü ---- sevk ve idaresinde iken, ---- plakalı aracın şoförü ---- sevk ve idaresindeki yol üzerinde iki aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada ağır bir şekilde yaralandığını, müvekkilinin ---- plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu, hayvancılık yaparak geçimini sağladığını, olay tarihinde müvekkilinin aylık kazancı 3.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin kaza sırasında araçta yolucu olarak bulunduğunu ve kazanın meydana gelmesinde hiç bir kusurunun bulunmadığını kaza sebebi ile ---Ağır Ceza Mahkemesi ----. sayılı ceza dosyasında tüm beyanların sabit olduğunu ve verilen kararın kesinleştiğini beyanla; müvekkilinin maddi zararları için, fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat, müvekkilinin çalışamamaktan kaynaklı kazanç kaybının, tedavi giderlerinin, zarar süresinin azami olarak hesaplanarak şimdilik 5.000,00 TL'nin, işleten ve sürücüler yönünden olay tarihini aşmamak üzere temerrüt tarihinden tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibarin işletilecek avans faizi ile kendisine ödenmesini, müvekkili lehine 70.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ---- cevap dilekçesinde özetle; Davacının HMK md.119 gereği talep sonucunu açık bir şekilde yapması gerektiğini, her halükarda raporda tespit edilen maluliyet oranı kabul etmediklerini, davacının talebine konu geçici iş görmezlik tazminatının, tedavi giderleri sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacının güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulması ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının sağlık giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, sigortalı araç sürücüsüne tam kusur atfedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, ZMSS ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışı bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminatın her halükârda verilecek bir teminat olmayıp ZMSS kapsamında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğunu, tazminata hükmedilmesi halinde, uyuşmazlığa konu kazada başvuranın müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini dosyaya sunulan ifade tutanakları incelendiğinde, davacı ----- arkadaşı olduğunu kaza günü araçla seyir halinde iken uyuşmazlık konusu kazanın meydana geldiğini beyan ettiğini, dolayısıyla başvuranın sigortalı araçta hatır için taşındığı izahtan veraset olduğunu, talep edilen faizi kabul etmediklerini, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini beyanla; Davacının talep ettiği tazminat miktarlarını açık bir şekilde belirtmesi için süre verilmesini, işbu süre içerisinde eksikliklerin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasını, maluliyetin tespitine yönelik Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını, olası tazminat hesabının TRH-2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesini, davacının teminat dışı geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi masrafı taleplerinin reddini, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilmesi durumunda müterafik kusur bulunduğu dikkate alınarak olası tazminat tutarında indirim yapılmasını müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini, talep etmiştir.
Davalı ---- ve ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; Olay tarihinde ---- Bulvarı, ----- Kavşağında müvekkil ---- sevk ve idaresinde bulunan --- plakalı araç ile maktul ----- sevk ve idaresindeki ---- plakalı araç çarpışması sonucunda konu trafik kazası meydana geldiğini, Söz konusu kazaya ilişkin ----Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----/. Sayılı davada Adli Tıp Kurumunun Trafik İhtisas Dairesi 19/06/2019 tarihli raporunda ''Sürücü ---’ın asli kusurlu olduğu Sürücü -----’ün tali kusurlu'' olduğu belirtildiğini, Kaza, aracını tüm kurallara uygun bir şekilde kullanan müvekkilin tüm dikkatine rağmen merhum diğer araç sürücüsünün kusurlu davranışı neticesinde ve meskun mahalde, gece vakti, idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında geldiği kavşakta, yanan fasılalı kırmızı ışık gereği kavşakta durup, kavşağı kontrol edip geçiş hakkına haiz araç geçtikten sonra kavşağa girmesi gerekirken, buna riayet etmeyerek, seyrine göre solundaki yoldan fasılalı sarı ışıkta kavşağa giren geçiş hakkına haiz müvekkilin kontrolündeki kamyonetin geçişini beklemeden kavşağa girmesiyle oluştuğunu, dava konusu kazada dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışıyla --- asli kusurlu olan taraf olduğunu, ---- kusuru kazaya birinci derece etken olmuştur. Davacı---- yaralanmasının basit nitelikte olması ve de ---- basit yaralama sonucu doğuran ağır kusuru dikkate alındığında davacı için manevi tazminatın takdiri müvekkillerim açısından son derece düşük olması gerekecektir. Açıklanan nedenlerle; somut olayın şartları ve kusur oranları göz önünde bulundurulmak suretiyle haksızlığı tespit edilecek manevi tazminat ve maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla; davanın öncelikle usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanması akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesine, davanın esasına ilişkin tahkikata geçilmesine karar verilmesi halinde davanın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigorta şirketine ihbarına ve taraf teşkilinin sağlanmasına, kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsü kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına; Kusur raporu ve beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar ----- kendilerine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeni ile oluşan geçici ve kalıcı maluliyet sebebi ile zararın maddi ve manevi olarak tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.
Davacıda oluşan maluliyetin tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor tanzimi istenilmiştir.
Adli Tıp Kurumundan alınan raporda özetle; "Mevcut belgelere göre; ----- oğlu 15/08/1984 doğumlu, ----- 19/10/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve ----- sayılı ----- gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1.5 (birbuçuk) aya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli veya geçici bir süreliğine bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulmuştur.
İtirazlar doğrultusunda Adli Tıp Kurumundan yeniden maluliyetin tespiti için rapor tanzimi istenilmiştir.
Adli Tıp Kurumundan alınan Ek raporda özetle; "Mevcut belgelere göre; ---- oğlu 15/08/1984 doğumlu, -----’in 19/10/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve --- sayılı ----- gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 25/01/2023 tarih ve ----- karar numaralı mütalaasına eklenecek veya değiştirilecek herhangi bir husus bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulmuştur.
Tespit edilen maluliyet ile tarafların kazadaki kusur oranları ile zararın tespitine yönelik olarak bilirkişi heyetinden rapor tanzimi istenmiştir.
Alınan bilirkişi heyet raporunda özetle; "Müteveffa sürücü ---- plaka sayılı araç sürücüsü) ---- kazanın oluşumunda %75 (Yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, Davalı sürücü (---- plaka sayılı araç) ---- kazanın oluşumunda %25 (Yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, davacı yolcu ---- plaka sayılı araçta yolcu konumunda bulunduğı anlaşılmakla, kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, Dava konusu olay yukarıda verilen açıklamalar doğrultusunda ele alınıp değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının 19/10/2017 tarihinde yani 04/04/2015 tarihli ---- sayılı kanun değişikliğinden SONRA meydana gelmiş olduğu, söz konusu kanun değişikliğinin halen yürürlükte olduğu, bu nedenle söz konusu değişikliğe göre “Genel Sağlık Sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetleri “geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde”, başka bir ifadeyle, - eğer SGK tarafından ödenmesi gerekecek sağlık giderleri var ise- Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri doğrultusunda Tebliğe ekli listelerde belirlenmiş olan resmi fiyatlar üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerekeceği, bu meblağı aşan miktardan kusurluların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları; ----- Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun ---- tarih sayılı adli tıp raporunda “Başka birisinin sürekli veya geçici bir süreliğine bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.” hükmü bulunduğundan evde bakım gideri hesaplamasına gerek olmadığı; Davacı taraf, her ne kadar tüm tedavi masraflarını belgeleyen yazılı deliller ibraz etmemiş olsa da; -Hastanın tedavi masraflarının SGK tarafından karşılandığı ve karşılanacağı da dikkate alınarak- hastalığın şiddeti ve tedavisi sürecinde yapılan ulaşım, beslenme, barınma, tıbbi medikal ürün ve ilaç katılım payları vb. gibi masraflar için 20.000,00- TL belgelendirilemeyen tedavi gideri belirlendiği; bu giderin kusur oranına göre dağılımının %25= 5.000,00 TL ve %75 = 15.000,00 TL olduğu; davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 2.146,10 TL olduğu, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 07.04.2021 tarihi; davalı sürücü ve işletenler yönünden 19.10.2017 kaza tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.
2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ----. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.Yukarıda bahsedilen açıklamalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde bilirkişi raporundaki belirlemelerin ve hesap yönteminin oluşa, yerleşmiş uygulamalara uygun denetime elverir gerekçeler içerdiği, 19/10/2017 olan kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken yasal mevzuat ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları dikkate alındığında; kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücü ---- % 75, davalı ---- %25 oranıhda kusurlu olduğu, davacının ----- plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu, davacıya atfedilebilecek kusur bulunmadığı, davacının kaza sebebiyle maliyetinin % 0 olduğu, iyileşmesinin bir buçuk aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği birlikte değerlendirildiğinde davacının 2.146,10 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 20.000 TL giderinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı kanaati ile davanın maddi tazminat yönünden kabulüne karar verilerek kabulüne karar verilen tazminata davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 01/04/2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren avans faiz işletilmiştir.Davalılar dava konusu kaza sebebiyle oluşan maddi ve manevi zarar yönünden davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Davalı tarafın zarardan hangi oranda sorumlu olduğu hususu ancak zarar sorumluları arasında iç ilişkide tartışılabilecek bir mesele olup; bu savunmanın, kazanın gerçekleşmesinde kusuru bulunmayan davacıya karşı ileri sürülebilecek bir yanı bulunmadığından kabulüne karar verilen tazminattan tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Davalı sigorta tarafından müterafik kusur ve hatır indirimi yapılması talep edilmiş ise de davacıya yüklenecek bir müterafik kusur bulunmadığı ve----- Ağır Ceza Mahkemesindeki taraf beyanları dikkate alındığında hatır taşıması olduğunu gösterecek bir delil bulunmadığından tazminattan indirim yapılmamıştır. Manevi zararın şahsiyet haklarına vaki tecavüz dolayısı ile bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ızdırap ve elem, bir kimsemin hayattan tat almasında yaşama zevkinde bir azalma olarak tarif edildiği, bu tariften anlaşılacağı üzere, manevi tazminata temel olan düşüncenin bozulmuş olan ruhi ve bedeni kusurun kısmen ve imkan nispetinde yeniden elde edilmesini teminine yönelik olduğu, manevi tazminatın kabulundeki gayenin faili cezalandırılmak veya onu muzayaka haline düşürmek olmadığı, mağdurun mal varlığında bir çoğalma husule getirmek veya mağdurun istediği tazmin şekillerini birini kabul etmek sureti ile onun acısını gidermek ve ruhen onu tatmin etmek şeklinde tarif edildiği, hukuka aykırı bir fiilin manevvie tazminatı gerektirebilmesi için o fiilin bir şahsın şahsa bağlı haklarını başka bir deyim ile şahsi menfaatlerini ihlal etmesi gerektiği, şahsa bağlı hakkın ise herkese karşı ileri sürülebileyeceği resmi ismi, şeref ve namusu özel hayata mesleki sırra iktisadi şahsiyete yapılan tecavüzlerin de şahsiyet haklarını ihlal eden haraketler olarak kabul edildiği TBK'nun 56 maddesinde de bu gibi şahsi menfaatlerin ağır ihlali halinde kusurunda ağır olması kaydı ile manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.Somut olayda davacının davaya konu kaza sebebiyle meydana gelen maluliyetinden duyduğu elem ve keder ile olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek hükmedilen tazminata haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren sigortalı aracın ticari araç olması sebebiyle avans faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumluluğuna ilişkin bir kloz bulunmadığından davacının davalı sigorta şirketinden manevi tazminat talebi yerinde görülmediğinden davalı sigorta yönünden manevi tazminat davası reddedilmiş ve davalı sigorta şirketi lehine de red sebebi, talebin aleyhlerine kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilen diğer davalılardan farklı olduğundan AAÜT 10/3. Maddesi uyarınca ayrıca vekalet ücretine hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminata ilişkin talebinin KABULÜ ile, 20.000 TL tedavi gideri, 2.146,10 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 22.146,10 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden(poliçe teminat limiti olan 330.000 TL ile sınırlı olması kaydıyla) temerrüt tarihi olan 01/04/2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 19/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminata ilişkin talebinin KISMEN KABULÜ ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketi yönünden talebin reddine,
3-Dosyada Adli Yardım kararı bulunduğundan, alınması gerekli karar harcı 2.879,00 -TL 'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydı yapılmasına,
4-Suç üstü ödeneğinden karşılanan; 5.312,50 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 12.000,00- TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.312,50 -TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 7.918,45- TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına, 9.394,05 TLsinin Davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 22.146,10 -TL nispi vekalet ücretinin Davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 20.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin Davalılar dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
8-Davalılar --- ve ----- manevi tazminat davasında kendilerini vekille temsil ettirdiğinden davanın reddedilen tutarı yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 20.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ----- ve ---- verilmesine,
9-Davalı ----- manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın reddedilen tutarı yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 10/3. maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine,
10-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
11-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 603,75-TL.sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 716,25 TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalılar --- ve ----- vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.