T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/204
KARAR NO : 2024/898
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 23/03/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/12/2021 tarihinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, yaralanma sebebi ile ameliyat geçirdiğini, çalışma gücü kaybı olan müvekkilinin maddi tazminat hakkı doğduğunu, müvekkilinin yaralanmasının basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığını, davalı ---- kaza sebebi ile açılan ceza dosyasında cezalandırıldığını, sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını bildirdiğinden bahisle 58.002,74 TL maddi tazminatın davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuranın müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından dosyada inceleme yapılabilmesi için talep edilen eksik evraklar tamamlanmadığını, davacıda kalıcı maluliyetin oluşmadığını, hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle,------İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,-----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce maluliyet oranının tespiti amacıyla dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, alınan raporda kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile ----- ‘ın tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu görüldüğünden maluliyet
raporuna istinaden kazazede yönünden sadece Geçici İş Göremezlik zarar hesabı yapıldığı, Geçici İş
Göremezlik zarar hesabının Geçmiş (Bilinen) Dönem içerisinde sonlanan bir hesap olması sebebiyle, yapılan
hesaplamada hangi Yaşam Tablosunun kullanıldığının ve hesap yöntemi olarak Progresif Rant Yöntemi ya da
Aktüeryal Yöntem kullanılmasının ve de hesap tarihi itibariyle bilinen son güncel kazancın (Güncel Asgari Ücret
Verisinin) dikkate alınmasının hesaplamaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı,
Dosya kapsamında davacının olay tarihi itibariyle elde ettiği gelirlerini gösterir nitelikte SGK Hizmet
Dökümü, Bordro vb. herhangi bir belge tespit edilemediğinden, Geçici İş Göremezlik hesaplamasına esas alınan
gelirin Net Asgari Ücret olduğu,
Dava dışı SGK tarafından davacıya geçirmiş olduğu trafik azası sonrası rücuya tabi bir ödeme yapıldığına
dair dosya kapsamında herhangi bir belge tespit edilememiş olup, davacının hesaplanan Geçici İş Göremezlik
Zararından bu açıdan bir tenzil yapılmadığı,
Davacı ---- ’ın davalının %100 kusur oranına göre hesaplanan;
geçici İş Göremezlik zararının 12.363,59 TL olduğu,
Yargıtay kararlarına istinaden Geçici İş Göremezlik ve Tedavi Gideri zararlarının karşılanacağı kaza
tarihi itibariyle cari ZMMS Kişi Başı Tedavi ve Sağlık Giderleri Teminatı Limitinin 430.000,00 TL olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde; bir motorlu aracın karıştığı kazada, bir 3. kişinin uğradığı zarardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunların müteselsil sorumlu olarak tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren davalı zorunlu mali maluliyet sigortacısı ile kazaya karışan davacı-zarar görene karşı sigortalısı olan aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumludur. Maluliyet raporuna göre davacının davaya konu kaza sebebiyle davacının maluliyetinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu görüldüğünden maluliyet
raporuna istinaden kazazede yönünden sadece Geçici İş Göremezlik zarar hesabı yapıldığı, Geçici İş
Göremezlik zarar hesabının Geçmiş (Bilinen) Dönem içerisinde sonlanan bir hesap olması sebebiyle, yapılan
hesaplamada hangi Yaşam Tablosunun kullanıldığının ve hesap yöntemi olarak Progresif Rant Yöntemi ya da
Aktüeryal Yöntem kullanılmasının ve de hesap tarihi itibariyle bilinen son güncel kazancın (Güncel Asgari Ücret
Verisinin) dikkate alınmasının hesaplamaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı,
Dosya kapsamında davacının olay tarihi itibariyle elde ettiği gelirlerini gösterir nitelikte SGK Hizmet
Dökümü, Bordro vb. herhangi bir belge tespit edilemediğinden, Geçici İş Göremezlik hesaplamasına esas alınan
gelirin Net Asgari Ücret olduğu,
Dava dışı SGK tarafından davacıya geçirmiş olduğu trafik azası sonrası rücuya tabi bir ödeme yapıldığına
dair dosya kapsamında herhangi bir belge tespit edilememiş olup, davacının hesaplanan Geçici İş Göremezlik
Zararından bu açıdan bir tenzil yapılmadığı,
Davacı ----- ’ın davalının %100 kusur oranına göre hesaplanan;
geçici İş Göremezlik zararının 12.363,59 TL olduğu, anlaşılmakla usul ve yasa uygun maluliyet ,kusur ve aktüer bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile
1----- İcra Müdürlüğünün---- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazların 12.363,59 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 844,56 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 700,54 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 144,02 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 700,54 TL peşin harç olmak üzere toplam 880,44 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 751,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.751,00 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %21,32 oranında olmak üzere 1.012,91 TL sinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 12.363,59 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı ------. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ----- ödenmesine,
10-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 682,24 TL sinin davalılardan, bakiye 2.517,76 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.