T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/254
KARAR NO : 2024/894
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/04/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı/borçludan; ---- Nolu 31.473,31 TL, 23/08/2022
T---- Nolu, 38.674,50 TL Tutarlı Faturalar ile 05/07/2022 T. ----
Nolu, 109.617,43 TL bedelli e-faturanın 32.667,69TL’ sından kaynaklı alacağın tahsili için
taraflarınca ---.İcra Md. ---- Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, davalı-
borçlunun haksız ve dayanaksız olarak takibe itiraz etmiş ve takip durmuş olduğunu,
Bunun üzerine zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuğa başvuru yapılmış,26/12/2022
tarihli son tutanak ile iki taraf arasında anlaşılamadığına dair son tutanak tutulmuş olduğunu,
Müvekkili şirket, aralarındaki şifahi sözleşme gereğince davalı tarafa ekli bulunan e – İrsaliyelerde
de görüleceği üzere faturadaki ürünleri davalı şirkete teslim etmiş, Alacaklı davacı müvekkili şirket
yükümlülüklerini yerine getirerek, faturalara konu bedellere hak kazanmış olup, Davalı şirket ise,
faturalar ve faturalara konu malların bedelini ve faturalara süresi içinde usulüne uygun hiçbir bir
ihbar ya da itirazda bulunmadığı gibi, faturalar ve cari hesap dökümü gereği sabit olan borcunu,
tüm şifahi taleplere karşın ödememiş olduğunu,
Davalı şirketin itirazında haksız ve kötüniyetli olduğu apaçık ortada olup, Müvekkili şirketin takip
konusu bedelde alacaklı olduğu, dosya kapsamında toplanacak deliller ve taraflara ait ticari defter
ve kayıtların incelenmesi neticesinde netlik kazanacağını, Faize ve fer’ ilere ilişkin taleplerinin
hukuka uygun olup, tazminat ve ihtiyati haciz taleplerinin de bulunmakta olduğunu belirterek,
Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; Öncelikle davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlar ile
üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları, banka hesapları üzerine teminatsız olarak yahut Mahkemece
uygun görülecek uygun bir teminat mukabilinde tedbir niteliğinde İhtiyati Haciz Konulmasına
Davalının borca ve tüm ferilere yönelik itirazının iptali ile takibinin, asıl alacağa takip tarihinden
itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden devamına, Davalı aleyhine %20’den aşağı
olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin
davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesinde ifa yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ancak müvekkili şirketin
yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin iddiaların tümüyle gerçeğe aykırı olup haksız ve
hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
dava dilekçesinin dayanağı olan sözleşmeye konu yükümlülükler davacı yanca yerine
getirilmemiş olup, Bu nedenle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, Zira
davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ürünler eksik, hatalı ve kusurlu gönderilmiş
olduğunu,
Bunun neticesinde ekte sundukları, 29/04/2023 Tarihli, ---- Nolu,
29/04/2023 Tarihli, ---- Nolu, 29/04/2023 Tarihli, -----
Nolu,29/04/2023 Tarihli, ---- Nolu, 29/04/2023 Tarihli,
---- Nolu,29/04/2023 Tarihli, ---- Nolu, 29/04/2023
Tarihli, ---- Nolu,29/04/2023 Tarihli, ----- Nolu,
Faturalardan görüleceği üzere müvekkili şirket tarafından İade Faturaları düzenlenmiş ve
davacı yana gönderilmiş olduğunu,
yani davacı ile müvekkili şirket arasındaki dosyaya konu hukuki ihtilafın, davacı tarafın ifa
yükümlülüğünü eksiksiz ve özen kuralına uygun bir şekilde yerine getirmemesinden kaynaklanmakta olup, Davacının sözleşme gereği yerine getirmesi gereken tüm
yükümlülüklerini eksiksiz ve özenli bir şekilde yerine getirdiğini ispat etmesi gerekmekte
olduğunu,
müvekkili şirketin uzun yıllardır faaliyette bulunan bir şirket olup yıllık bilançoları dava konusu
miktarın bir hayli üzerinde olduğundan, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi
gerekmekte olduğunu belirterek,
İhtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle,---- İcra müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----- İcra müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile 6100 sayılı HMK’ nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, İcra Tazminatı Talepleri
ve Taleple Bağlılığın takdiri Mahkemeye ait olmak üzere,
davacı Şirketin 102.815,50 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın
İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İTİRAZIN İPTALİ Davasında;
Davacı Şirketin Davalı Şirketten 102.815,44 TL asıl alacağı bulunduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile Mahkemece Bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak yapılan değerlendirme ile dosyaya sunulan bilgi ve
belgeler, Tarafların Tam bir mutabakat içeren Davacı Şirketin 102.815,50 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın
İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali Davasında; 02/04/2024 Tarihli KÖK Raporumuzdaki görüş ve kanaatlerimizin aynen muhafaza edilmekte
olduğu, buna göre kök raporda belirtildiği gibi;
Davacı Şirketin Davalı Şirketten 102.815,44 TL asıl alacağı bulunduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Tarafların ticari defterlerini usulüne uygun olarak sunduğu yapılan inceleme de ticari defter kayıtlarından görüleceği üzere, davacı şirketin davalı şirketten talebi gibi 102.815,44 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu
hususunda, davalı şirket ticari defter kayıtlarının davacı şirket ticari defterleriyle birbirlerini
karşılıklı olarak teyit etmesi nedeniyle tam bir mutabakat içinde oldukları tespit edilmiştir.
Tarafların mükellefi bulundukları vergi dairelerinden dosyaya celp edilen
2022 yılı ba/bs formu beyannamelerinde, her ne kadar taraflar 4 adet fatura karşılığı hariç 281.245,12 TL Alım/satım tutarında mutabık olsalar da;
Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına düzenlenen faturaların tamamının 01/07/2021 tarihinden
sonra düzenlenmiş E-Faturalar olması nedeniyle, aşağıda yer verilen VUK Genel Tebliği
gereğince, şöyle ki;
“Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:-----)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair 25.01.2021 Tarihli, -----
nolu ---- yayınlanan ---- Sıra Nolu tebliğde, Elektronik belge olarak düzenlenen (e-fatura, e-
arşiv fatura gibi) belgeler, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form
Bs bildirimlerine dâhil edilmeyeceklerdir.” Hükmü uyarınca,
Davacı Şirketçe düzenlenen 2022 yılı e-faturaları ba/bs formu beyanına tabi olmadığının bildirildiği, tarafların usul ve yasaya uygun tutulmuş
birbirlerini doğrulayan/teyit eden ticari defter kayıtlarında, davacı şirketin davalı şirketten, takip ve dava tarihi itibarıyla;
102.815,44 TL asıl alacağı bulunduğu usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ile sabit olmakla malın teslimi hususunda ihtilaf bulunmadığı davalının malın ayıplı olduğunu iddia ettiği, HMK'nın 190.maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davalı Şirketçe hem takip hem de 10.04.2023 dava tarihinden sonra
düzenlenen İade faturalarının ilişkilendirildikleri davacı şirket faturalarının 2021 ve 2022 Yılında
düzenlendikleri, davalı şirketçe yasal nitelikli bir itiraza konu edilmeksizin ve benimsenerek davacı
şirket alacağı olarak ticari defterlere kaydedildikleri, işbu faturalar nedeniyle davalı şirketçe davacı şirkete herhangi bir ayıp bildirimi ve/veya fiili mal
iadesi yapılmadığı gibi, itiraza konu faturalardan 2021 Yılında düzenlenmiş olan faturaların
bedellerin dahi cari akış içinde ödenmiş, davalı şirketçe davacı şirkete ödenmeyen ve takibe konu
edilen fatura bedellerinin 31/10/2022 tarihli ----- numaralı 31.473,31 TL bedelli e-
fatura; 23/08/2022 tarihli ---- numaralı 38.674,50 TL bedelli e-fatura; 05/07/2022
tarihli ----- numaralı 109.617,43 TL bedelli e-faturanın 32.667,69TL’ lık kısmından
oldukları görülmüştür.
Davalı Şirketçe yasal itiraz süresinden sonra, hem de huzurdaki dava tarihinden bile sonra fiili
olarak herhangi bir mal iadesi ve/veya hukuken yapılmış bir ayıp tespiti olmaksızın düzenlenmiş,
ayrıca davacı şirketçe ----.Noterliği, 03/5/2023 tarih ---- YN.’ lu ihtarname ekinde yasal süresinde itiraz edilerek kabul edilmemiş işbu faturaların, davacı şirket aleyhine borç külfeti getiremeyeceği, takip ve dava tarihi itibarıyla, davacı şirkete 102.815,44 TL borçlu durumda bulunan davalı şirketin işbu iade faturalarından kaynaklı itirazlarının yerinde olmadığı, tarafların birbirlerini doğrulayan ticari defter kayıtlarının lehe delil niteliğinin
bulunduğunun dikkate alınabileceği, buna göre de davacı şirketin davalı şirketten talebi gibi
102.815,50 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ----. İcra müdürlüğünün---- Esas sayılı takip dosyasına, yapmış olduğu itirazının 102.815,44 asıl alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 5.650,71 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.226,18 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 4.424,53TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 1.226,18 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.406,08 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 478,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.478,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.