T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/866
KARAR NO : 2024/892
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/11/2022
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 21.03.2012 tarihinde imzalamış olduğu Kaldıraçlı
Alım-satım işlemleri çerçeve sözleşme ile davacı kurumun müşterisi olduğu, bu sözleşme ile
davalının ---- numaralı hesabı üzerinden 10 yılı aşkın süredir işlem yapmış olduğu,
17.11.2020 tarihli --- sayılı ---- Gazete de yayımlanan --- sayılı bazı alacakların
yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki Kanun’un 19.
Maddesi ile değişik 193 sayılı Gelir Vergisi kanunun geçici 67.maddesi ile getirilen
düzenleme neticesinde davacı şirket ve diğer aracı kurumlar 01.01.2021 tarihinden itibaren
----- müşterilerinin kaldıraçlı alım-satım işlemlerinden doğan stopaj vergisini “vergi
sorumlusu” olarak ilgili vergi dairesine ödemek zorunda olduğu, bu kapsamda Davalı ---- davacı Şirket nezdindeki ----- numaralı hesabında
01/2021-03/2021 dönemleri arasında gerçekleştirdiği kaldıraçlı alım satım işlemlerinden
doğan 161.954,91.-TL tutarında stopaj vergisinin 28.04.2021 tarihinde davacı Şirketçe Davalı
adına ----- Vergi Dairesi'ne ödenmiş olduğu, Müşterinin hesabında oluşan vergi borcunu "vergi sorumlusu" sıfatıyla Vergi Dairesi'ne
ödeyen davacı Şirket; ilgili tutarı davalıdan talep etmesine rağmen davalının bu tutarı davacı
Şirket'e ödememiş olduğu, davalının söz konusu borcunu davacı Şirket'e ödemekten imtina
etmesi üzerine, davacı Şirket'in toplam 176.313.18-TL tutarındaki alacağı için 05.11.2021
tarihinde ----. İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı icra dosyası
üzerinden takibe geçilmiş olduğu, ancak davalının gönderilen ödeme emrine 15.11.2021
tarihinde tamamen kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar
verildiği, işbu sebeple huzurdaki davanın ikame edildiği, Açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; Davalının ---- İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme
emrine yaptığı itirazın iptaline ve takibin takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %16.75 ve
değişen oranlarda kısa vadeli avanslar için uygulanan avans faizi ile devamına, Davalı tarafın,
davaya esas değerin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum
edilmesine, Yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin Davalı tarafa yükletilmesine
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf eldeki davaya herhangi bir cevap vermemiş, HMK 128 madde hükmü uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle,----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davalı ----’nın davacı-----. ile
21.03.2012 tarihinde (---) İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalamış
olduğu, bu sözleşme kapsamında davacı kurum bünyesinde alım-satım işlemleri
gerçekleştirdiği,
davalının yapmış olduğu işlemler sonucunda 01.01.2021-31.03.2021 arası dönem de TL
bazında 1.619.549,12.-TL kar elde etmiş olarak göründüğü,
17.11.2020 tarihinde ---- --- Gazete de yayımlanan “---- sayılı bazı
Alacakların yeniden yapılandırılması ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında
Kanun” ile Kaldıraçlı Alım-Satım işlemleri kapsamında yapılan --- ve ---- işlemleri, Gelir
Vergisi Kanunun geçici 67. Maddesi kapsamına alınmış olduğundan davalı ----
TL bazında elde etmiş olduğu 1.619.549,12.-TL karının %10 tutarından ki kısmı olan 161.954,91.-TL’yi davalı ---- adına davacı aracı kurum tarafından vergi dairesine
gönderilmesi gerektiği,
taraflararası akdedilmiş Kaldıraçlı Alım-Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin 39.
Maddesi ile davalı ---- “..Mahiyeti ne olursa olsun masraf, vergi, fon ve
yükümlerin ve sair her türlü yükümlülüklerin ödenmesi ve sorumluluğu ister Türkiye içinde
isterse Türkiye dışında olsun Müşteri’ye aittir. Müşteri, Aracı kurumun vergi, resim, harç, fon
damga vergisi, komisyon portal masrafı, kendisine ait muamele ücreti ve kendi namına
yapılan bütün masraflar için hesabını borçlandırmaya yetkili olduğunu kabul eder.” Diyerek
yetki verdiği,
davacı kurum ----31.03.2021 tarihinde Vergi
Dairesine göndermiş olduğu 161.954,91.-TL’yi yatırımcısı davalı ---- hesabına borç
olarak kaydetmiş olduğu,
davalı ----’nın bu işlemler sonucunda 31.03.2021 tarihi itibarıyla hesabının
161.954,91.-TL eksi bakiye verdiği, 04.11.2021 tarihinde hesaba işleyen 14.983,27.-TL ile
faiz ile birlikte hesabın takip tarihi olan 08.11.2021 tarihinde 176.938,18.-TL borç bakiye
verdiği,
davacı kurum tarafından -----. İcra Müdürlüğü’nün---- Esas sayılı
08.11.2021 tarihli ilamsız takipteki ödeme emrinde; davacının Kaldıraçlı Alım Satım
İşlemleri çerçeve Sözleşmesinden kaynaklanan 161.954,91.-TL asıl alacak, 14.983,27.-TL
Faiz (işlemiş Faiz 27.04.2021 - 05.11.2021 tarihleri arasında %16,75 oranında) olmak üzere
toplam 176.938,18.-TL olduğu, davacı kurumun takip talebinde yer alan ve talep ettiği asıl alacak tutarı ile davalının
hesabında yer alan borç bakiyesinin tutarsal anlamda birbiriyle uyumlu olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile davalı ----’nın davacı ----. ile
21.03.2012 tarihinde Kaldıraçlı Varlıklar (----) İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalamış
olduğu, bu sözleşme kapsamında davacı kurum bünyesinde alım-satım işlemleri gerçekleştirdiği,
davalı ----- 11.03.2021-31.03.2021 tarihleri arasında yapmış olduğu işlemlerde 2021 yılının ilk üç aylık periyodunda kur farkı sebebiyle ortaya çıkan vergi
matrahının 1.619.549,12.-TL olduğı ve bunun neticesinde de 161.954,91.-TL tutarında da
stopaj vergisi oluştuğu, taraflararası akdedilmiş Kaldıraçlı Alım-Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin 39.
Maddesi ile davalı ----’nın “..Mahiyeti ne olursa olsun masraf, vergi, fon ve
yükümlerin ve sair her türlü yükümlülüklerin ödenmesi ve sorumluluğu ister Türkiye içinde
isterse Türkiye dışında olsun Müşteri’ye aittir. Müşteri, Aracı kurumun vergi, resim, harç, fon
damga vergisi, komisyon portal masrafı, kendisine ait muamele ücreti ve kendi namına
yapılan bütün masraflar için hesabını borçlandırmaya yetkili olduğunu kabul eder.” Diyerek
yetki verdiği,
davacı Aracı Kurum tarafından davalı ----- kur farkı sebebiyle ortaya
çıkan vergi matrahından kaynaklı 161.954,91.-TL tutarındaki stopaj vergisini vergi dairesine
ödemek durumunda olduğu,
davacı kurum ---- 31.03.2021 tarihinde Vergi
Dairesine göndermiş olduğu 161.954,91.-TL’yi yatırımcısı davalı ---- hesabına borç
olarak kaydetmiş olduğu,
davalı -----’nın bu işlemler sonucunda 31.03.2021 tarihi itibarıyla hesabının
161.954,91.-TL eksi bakiye verdiği, 04.11.2021 tarihinde hesaba işleyen 14.983,27.-TL ile
faiz ile birlikte hesabın takip tarihi olan 08.11.2021 tarihinde 176.938,18.-TL borç bakiye
verdiği,
davacı kurum tarafından----İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas
sayılı 08.11.2021 tarihli ilamsız takipteki ödeme emrinde; davacının Kaldıraçlı Alım Satım
İşlemleri çerçeve Sözleşmesinden kaynaklanan 161.954,91.-TL asıl alacak, 14.983,27.-TL
Faiz (işlemiş Faiz 27.04.2021 - 05.11.2021 tarihleri arasında %16,75 oranında) olmak üzere
toplam 176.938,18.-TL olduğu, davacı kurumun takip talebinde yer alan ve talep ettiği asıl alacak tutarı ile davalının
hesabında yer alan borç bakiyesinin tutarsal anlamda birbiriyle uyumlu olduğu,
davacı----- stopaj yoluyla vergi Dairesine
ödeme yapması vergi mevzuatına uygun olduğu değerlendirilmekle birlikte, Davalı -----tarafından söz edilen vergilendirmede hata bulunduğu iddiasının çözümü ise; 213
sayılı Vergi Usul Kanunun ‘’Vergi Hatalarını Düzeltme ve Reddiyat’’ Başlıklı 116-126
maddelerine göre, “İlgili Vergi Hatasının düzeltilmesinin Vergi İdaresinden düzeltme zaman
aşımı içerisinde talep edebilir. Zaman aşımı süresi vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yılı
izleyen takvim yılının başından itibaren beş yıldır. Vergi Dairesi, mükellefin düzeltme talebine
karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunun 10. Madde gereğince otuz gün içerisinde
cevap vermek zorundadır. İdarenin otuz gün içerisinde cevap vermemesi halinde talep,
zımmen reddedilmiş sayılır. Düzeltme talebinin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması
halinde Mükellef vergi mahkemesi veya şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına (Gelir İdaresi
Başkanlığına) başvurabilir. Düzeltme talebinin kabul edilmesi halinde ise fazla ödenen vergi
mükellefe iade edilir.” Şeklinde olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları uyarınca davalı ----’nın davacı kurum----- ile
21.03.2012 tarihinde Kaldıraçlı Varlıklar (-----) İşlemleri çerçeve sözleşmesi imzalamış
olduğu, bu sözleşme kapsamında davacı kurum bünyesinde alım-satım işlemleri
gerçekleştirdiği, davalı -----’nın 11.03.2021-31.03.2021 tarihleri arasında yapmış olduğu
işlemlerde 2021 yılının ilk üç aylık periyodunda kur farkı sebebiyle ortaya çıkan vergi
matrahının 1.619.549,12.-TL olduğu ve bunun neticesinde de 161.954,91.-TL tutarında da
stopaj vergisi oluştuğu,
taraflar arası akdedilmiş Kaldıraçlı Alım-Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin 39.
Maddesi ile davalı -----’nın “..Mahiyeti ne olursa olsun masraf, vergi, fon ve
yükümlerin ve sair her türlü yükümlülüklerin ödenmesi ve sorumluluğu ister Türkiye içinde
isterse Türkiye dışında olsun müşteri’ye aittir. Müşteri, aracı kurumun vergi, resim, harç, fon
damga vergisi, komisyon portal masrafı, kendisine ait muamele ücreti ve kendi namına
yapılan bütün masraflar için hesabını borçlandırmaya yetkili olduğunu kabul eder.” diyerek
yetki verdiği,
davacı aracı kurum tarafından davalı ----- kur farkı sebebiyle ortaya
çıkan vergi matrahından kaynaklı 161.954,91.-TL tutarındaki stopaj vergisini vergi dairesine
ödemek durumunda olduğu, davacı kurum----- 31.03.2021 tarihinde vergi dairesine göndermiş olduğu 161.954,91.-TL’yi yatırımcısı davalı ---- hesabına borç
olarak kaydetmiş olduğu, Davalı ---- bu işlemler sonucunda 31.03.2021 tarihi itibarıyla hesabının
161.954,91.-TL eksi bakiye verdiği, 04.11.2021 tarihinde hesaba işleyen 14.983,27.-TL ile
faiz ile birlikte hesabın takip tarihi olan 08.11.2021 tarihinde 176.938,18.-TL borç bakiye
verdiği,
Davacı kurum tarafından ---- İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas
sayılı 08.11.2021 tarihli ilamsız takipteki ödeme emrinde; davacının Kaldıraçlı Alım Satım
İşlemleri çerçeve sözleşmesinden kaynaklanan 161.954,91.-TL asıl alacak, 14.983,27.-TL faiz (işlemiş faiz 27.04.2021 - 05.11.2021 tarihleri arasında %16,75 oranında) olmak üzere
toplam 176.938,18.-TL olduğu,
Davacı kurumun takip talebinde yer alan ve talep ettiği asıl alacak tutarı ile davalının
hesabında yer alan borç bakiyesinin tutarsal anlamda birbiriyle uyumlu olduğu, Davacı ----- stopaj yoluyla vergi dairesine
ödeme yapması vergi mevzuatına uygun olduğu değerlendirilmekle birlikte, davalı ----- tarafından söz edilen vergilendirmede hata bulunduğu iddiasının çözümü ise; 213
sayılı Vergi Usul Kanunun ‘’Vergi Hatalarını Düzeltme ve Reddiyat’’ Başlıklı 116-126
maddelerine göre, “İlgili Vergi Hatasının düzeltilmesinin vergi idaresinden düzeltme zaman
aşımı içerisinde talep edebilir. Zaman aşımı süresi vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yılı
izleyen takvim yılının başından itibaren beş yıldır. Vergi dairesi, mükellefin düzeltme talebine
karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunun 10. Madde gereğince otuz gün içerisinde
cevap vermek zorundadır. İdarenin otuz gün içerisinde cevap vermemesi halinde talep,
zımmen reddedilmiş sayılır. Düzeltme talebinin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması
halinde mükellef vergi mahkemesi veya şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına (Gelir İdaresi Başkanlığına) başvurabilir. Düzeltme talebinin kabul edilmesi halinde ise fazla ödenen vergi
mükellefe iade edilir.” şeklinde olduğu, bilirkişi raporlarının usul ve yasaya dosya kapsamına uygun olması nedeniyle hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının dayanak belgede ki alacak tutarı kadar İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen alacak miktarının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 12.086,65 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.136,98 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 9.949,67 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 2.136,98 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.217,68 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 582,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 5.082,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair tarafları yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.