T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/169 Esas
KARAR NO : 2026/488
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 07/03/2024
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---------- tarafından yapılan çalışmalar esnasında müvekkil şirkete ait kablolar ile alt yapı tesisine hasar verildiğini, hasarın teknik elemanlarca tutanakla tespit edildiğini, kamu hizmeti niteliğindeki iletişimin aksamaması için ivedilikle onarım yapıldığını, oluşan zararın tazmini için --------- Arabuluculuk Bürosuna yapılan başvurunun anlaşmazlıkla sonuçlandığını, hasar tespit tutanağı, hasar keşif formu ve olay yeri resimlerine istinaden --------- Caddesi adresindeki hasar nedeniyle------- İcra Dairesinin -------- E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borcun aslına ve ferilerine haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunun ve zamanaşımı sürelerinin dolmadığının açık olduğunu, icra takibine yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, 3504,69 TL tutarındaki alacağın 10.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilinin zorunlu olduğunu, --------- İcra Dairesinin ---------- E. sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMADavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; --------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas numaralı dosyası üzerinden başlatılan takibe karşı yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli davanın haksız ve hukuksuz olduğunu, müvekkil şirketin 2020 yılında üstlendiği --------- Meydan Düzenlemesi işini sözleşme ve şartnameye uygun şekilde tamamladığını, hasar oluştuğu iddia edilen ------ Mah. -------- Cd. --------- Camii karşısı adresinde müvekkil firmanın hiçbir çalışmasının bulunmadığını, çalışma sahalarının------- Başkanlığı, Yapı İşleri Müdürlüğü, --------- Belediyesi ve ---------- Büyükşehir Belediyesi kayıtlarından teyit edilebileceğini, hasar tarihi olarak belirtilen 10.04.2020 tarihinden itibaren iki yıl geçmesine rağmen hiçbir bildirim yapılmaksızın icra takibi başlatıldığını, davacının elinde müvekkilin hasara sebebiyet verdiğine dair somut bir delil veya tutanakta yer alan bir fotoğraf bulunmadığını, dava dilekçesindeki olay yeri resimlerine ilişkin beyanların gerçeği yansıtmadığını, hasarın kim tarafından meydana getirildiğinin belirsiz olduğunu, hiçbir delile dayanmayan ve iki yıl sonra başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, icra takibinin iptaline, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasıdır.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Dairesinin --------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; dosya içeriği ve mevcut delillerin incelendiği, tanık ifadeleri ile dosya muhteviyatı değerlendirildiğinde dava konusu zarara neden olanın davalı olduğu yönünde net bir kanaat oluşmadığı, zararın kaldırım çalışması yapan firma tarafından verilmiş olabileceği, mahkeme tarafından 2020 yılında --------- Caddesi üzerindeki kaldırımı yenileyen firmanın bilgisinin---------- sorulmasıyla zarara neden olan tarafın tespit edilebileceği, 10.04.2020 tarihinde --------- Mahallesi -------- Caddesi -------- Sokak ile -------- Caddesi kesişiminde davacının iletişim data hattı altyapısına kaldırım yenileme çalışması esnasında verilen zararın giderilmesi için davacı tarafından talep edilen 126 metre HDPE boru, kablo ve bağlantı parçaları değişimi işine ilişkin 3.504,69 TL tutarındaki bedelin yapılan piyasa araştırması sonucunda makul olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.Mahkememizce dava konusu olan 2020 yılında -------- mahallesi, --------- caddesi, --------- sokak ile -----------caddesi, keşisiminde bulunan bölüme yönelik olarak kaldırım yenileme çalışmasını hangi firma tarafından yaptırıldığı hususunun tespiti için ilgili yerlere müzekkere yazılmış olup davaya konu “--------- Meydan Düzenleme ve Cephe Rehabilitasyonu İnşaatı” işi İdaremizce yüklenici ---------Ş.'ye ihale edilmiş olup, söz konusu iş kapsamında ------- Mahallesi, --------- Caddesi, --------- ile ---------- Caddesi kesişiminde bulunan kaldırım düzenleme imalatı yapıldığı bilgisinin verildiği anlaşılmıştır. Duruşmada dinlenilen tanık ----------, beyanında "Ben davaya konu hasara ilişkin tutanağı düzenleyen ekibin şefiyim ben hasar yerine gitmedim ancak ekibim arıza nedeniyle hasar yerine gittiğinde yapılan tespit neticesinde hasarın ----------- çıkmazı ile güzel tepe sokak kesişiminde olduğu bilgisi haiz olundu hasarın bulunduğu yerde kaldırım taşlarının yeni değiştirilmiş olduğu ekip tarafından görülmüştür bu hususa yönelik olarak fotoğraflarım mevcuttur, kaldırım taşlarının --------- tarafından değiştirildiği bilgisi hasarın bulunduğu yerdeki vatandaşlar ekibe bildirilmiş zaten yapılan araştırma neticesinde --------- ---------meydan düzenlemesi projesinde çalıştığı bilgisine ulaştık meydan hasar yerine yaklaşık ortalama 150 metre mesafededir, hasar yerine gittiğimizde ----------- ilişkin herhangi bir şantiye görmedik hasara ilişkin ilk ihbar ------- imam hatip lisesi ve --------- geldi okulların hatlarının kesildiği bilgisi verildi yapılan tespitte arızanın 500 metre aşağıda hasarın Su yolu çıkmazı ile güzel tepe sokak kesişiminde olduğu anlaşıldı HMK'nın 261. maddesi uyarınca beyanı tanığa okundu imzası alındı.Duruşma da dinlenilen tanık --------- beyanında; "Ben davalı inşaat firmasında ustabaşı olarak görev yapmaktayım davalı -------- -------- kontrolünde ----------- altyapı ve kaldırım işi yapıldı yaklaşık 2018 yılından 2020 yılına kadar çalışmalar sürdü hasar tarihinde de davalı inşaat alt yapı çalışmalarını yapmaktaydı ancak bana bildirmiş olduğunuz hasar yeri çalışma yeri dışında kalmaktadır Su yolu çıkmazı ile güzel tepe sokakta herhangi bir çalışma olmadı o sokaklarda başka taşeronların çalıştığını duymuştum ayrıca çalışma sürecimiz ---------- belediyesi ---------- büyükşehir belediyesi ve ----------- tarafından da kontroller yapılıyordu türktelekom tarafından yapılan işlere herhangi bir itiraz bulunmadı"şeklinde beyanda bulunmuştur.
Duruşmada dinlenilen tanık --------- Beyanında "Bizim bahsedilen ---------- caddesinde herhangi bir kaldırım çalışmamız olmamıştır ayrıca aynı mevkide olmasa yaptığımız diğer işlerde üstü yüklenici ---------- ve belediyenin ekipleri sürekli denetim halindeydi yapılan tüm kazılar ve kaldırım döşemeleri bu denetim ile yapılmaktaydı bu nedenle herhangi bir zarar verilmediği kanaatindeyim, ben daha çok lojistik alanında mozot ve emtia teslimini sağlıyordum tarafıma göstermiş olduğunuz krokinin yakınlarında bir çalışma olup olmadığını üzerinden zaman geçmesi nedeni ile hatırlamıyorum ancak ilgili cadde üzerinde çalışma yapılmadı, hasardan sonra herhangi bir bildirim yapılmadığını biliyorum bildiğim kadarıyla çalışmanın bitirilmesinden yaklaşık iki yıl sonra böyle bir dava açıldı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1). Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.
Somut olayda davacı taraf davalının yapmış olduğu kazı çalışmaları sebebiyle kablo ve tesislerinin zarar gördüğünü iddia etmektedir. Davacı tarafın haksız fiiile dayalı zarar iddiasını usulüne uygun delillerle ile ispat etmesi, davalının kablo ve tesislerine zarar verdiğini kanıtlaması gerekmektedir. Celp edilen tutanaklarda ve belediye ile yapılan yazışmalarda olay gün ve saatinde davalının kazı çalışması yaptığına ilişkin kesin bir delil, bilgi, belge olmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacının kablo ve tesislerine davalı tarafından zarar verildiği kesin delillerle ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Karar harcı 732,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 304,40 TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 3.504,90 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/05/2026
Full & Egal Universal Law Academy