T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/439 Esas
KARAR NO : 2026/420
DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 03/05/2026
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı ---------Ş. nezdinde düzenlenen ---------- numaralı ---------- poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, Sigorta başlangıç tarihi 18/12/2024 olarak bildirildiğini, müvekkilinin poliçe süresince primlerini ödemiş, poliçeye güvenerek sağlık hizmetlerinden yararlanma iradesiyle hareket ettiğini, Davalı sigorta şirketi, 30/07/2025 tarihli bildirimi ile poliçeyi “poliçe öncesi mevcut rahatsızlık / riskli tanı / beyan yükümlülüğüne aykırılık” gerekçeleriyle iptal ettiğini bildirdiğini, İptale dayanak gösterilen olgu, müvekkilin 26/06/2024 tarihinde bir çocuk hastaya kan/trombosit bağışçısı olabilmek amacıyla yaptırdığı rutin tarama niteliğindeki kan testlerinde görülen değer farklılıklar olduğunu Bu testler tanı koyma amacı taşımayan kan bağışına uygunluk bakımından yapılan rutin tarama niteliğindeki değerlendirmeler olduğunu, Davalı sigorta şirketi, iptal kararında hangi somut poliçe hükmüne, hangi açık ve yazılı soruya, hangi tıbbi teşhise ve hangi denetlenebilir değerlendirmeye dayandığını yeterli biçimde ortaya koyamadığını, Poliçe başlangıcından önce bilinen ve teşhis edilmiş bir hastalığı bulunduğu davalı tarafından usulüne uygun ve kesin delillerle ispatlanamadığını, Davalı sigorta şirketinin haksız iptali ve bu iptal dönemindeki teminat/ödeme/provizyon süreçleri nedeniyle müvekkilim , poliçe kapsamında karşılanması gereken sağlık giderlerini kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda kaldığını, tüm bu nedenlerle Davalı ---------Ş. tarafından “poliçe öncesi mevcut rahatsızlık / beyan yükümlülüğüne aykırılık” gerekçesiyle yapılan---------- numaralı --------- poliçesi iptalinin haksız ve geçersiz olduğunun tespitine, anılan poliçenin iptal edilmemiş sayılarak kesintisiz şekilde yürürlükte olduğunun ve devamına, haksız iptal nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla müvekkilin sigorta şirketine başvuru tarihinde ödemiş olduğu 199.700,46 ve sigortaya başvuru tarihinden ve dava tarihten sonra ödemek zorunda kaldığı/ kalacağı sağlık giderinin, sağlık kuruluşuna yapılan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan TAHSİLİNE, fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasına yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir SAVUNMADilekçeler teatisi ve ön inceleme tamamlanmadan dosya üzerinden karar verilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Sigorta davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç Başlıklı 1. maddesinde Kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Satıcı; "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; tüketici ise "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" ifade etmektedir. Aynı Kanunun 3. maddesinde de "Tüketici işlemi", "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukukî işlemin olması gerekir.Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken, 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu edilen ----------- poliçesi kapsamında sigortalı olan davacının tüketici konumunda olduğu dikkate alınarak davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli --------- Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026 Full & Egal Universal Law Academy