T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/533 Esas
KARAR NO : 2026/405
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/06/2025
KARAR TARİHİ : 29/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; icra takibine konu borcun müvekkili şirket ile davalı (borçlu) arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmakta olduğunu, müvekkil şirketin, davalı şirket ile olan anlaşma gereğince satmış olduğu yedek parçalar ve vermiş olduğu hizmet karşılığında fatura düzenlediğini ancak davalı/borçlu düzenlenen fatura bedellerini müvekkil şirket'e ödemediği gibi kendisine ibraz edilen faturalara 8 günlük yasal süre içerisinde de itiraz etmediğini, bilindiği üzere TTK md. 21/2'ye göre "(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklinde olduğunu, yine konuya ilişkin -------- nolu ilamı, "Faturaların alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi için muhataba tebliğinden itibaren sekiz gün içerisinde itiraza uğramamış olması gerekir." şeklinde olduğunu, ilgili kanun hükmü ve Yargıtay kararı değerlendirildiğinde davalı tarafından içeriğine itiraz edilmeyen faturaların içeriğinin kabul edildiği aşikar olduğunu, kaldı ki, davalı/borçlu 25.10.2024 tarihli ödeme taahhütnamesi ile borcunu ikrar ettiğini, davalı/borçlunun, 25.10.2024 tarihli ödeme taahhütnamesi ile borcunu ikrar etmiş ise de belirttikleri üzere söz konusu borç ile ilgili bugüne kadar müvekkil şirkete ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalı tarafın haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak salt müvekkil şirketin alacağının tahsilini geciktirmek ve mağdur etmek maksadıyla hareket ettiği yadsınamaz nitelikte olduğunu, müvekkil şirketçe, yasal mevzuata uygun şekilde düzenlenen ancak davalı/borçlu tarafından ödemekten imtina edilen ve icra takibine konu edilen faturaların -31.01.2024 Tarih ---------- Numaralı 144.904,79-TL bedelli e-fatura ( bakiye 135.551,09-TL için), -31.01.2024 Tarih ---------- Numaralı 65.861,09-TL bedelli e-fatura, -31.01.2024 Tarih ---------- Numaralı 341.535,29-TL bedelli e-fatura, -02.02.2024 Tarih ----------- Numaralı 658.188,72-TL bedelli e-fatura, -04.04.2024 Tarih --------- Numaralı 39.504,73-TL bedelli e-fatura, -05.10.2023 Tarih ---------- Numaralı 330.558,29-TL bedelli e-fatura, -10.11.2023 Tarih ----------- Numaralı 350.562,38-TL bedelli e-fatura ve -16.01.2024 Tarih --------- Numaralı 10.809,97-Euro bedelli e-fatura şeklinde olduğunu, açıklanan sebeplerle müvekkili şirket tarafından, taraflar arasındaki anlaşmaya ve yasal mevzuata uygun şekilde düzenlenen yedek parça bedellerine ve hizmete ilişkin faturalar, fatura içeriğini kabul etmesine rağmen davalı/borçlu tarafından ödenmediğini, bu nedenle, alacağın tahsili amacıyla --------İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, icra takibine yetki ve borç yönünden itiraz ettiğini, itiraz üzerine dosya yetkili icra müdürlüğüne gönderildiğini, sonuç olarak --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E. sayılı dosyasından borçluya ödeme emri gönderildiğini, ancak borçlu tarafın, takibe haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, takibe haksız olarak itiraz eden borçlunun, takibe konu asıl alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği re’sen denetlenmesi gerektiğini, davacının dava konusu icra takibinde alacak ve temerrüt faizi taleplerinde bulunduğu anlaşılmakta olduğunu, davacının iddia ve taleplerinin taraflar arasındaki ticarî ilişkiye aykırı olduğu, yasal olmadığı ayrıca îzah edileceğini, bununla birlikte öncelikle taraflarınca davanın hak düşürücü sürede açılmadığı ve talebin zamanaşımına uğradığı iddialarını ileri sürmekte olduklarını, Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıkın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmünü âmir olduğunu, her ne kadar davacı tarafça dava konusu icra takibinde döviz (Euro) cinsinden talepte bulunulmuş ise de taraflar arasındaki ticarî ilişki Türk Lirası üzerinden yapıldığını, taraflar arasında gerek yurtiçinde ve gerekse de yurtdışındaki işler için yapılan alımların tamamı Türk Lirası üzerinden yapılmış olup bu durum sipariş formları ile de sabit olduğunu, davacının, müvekkili şirkete sattığı malları nereden ve hangi döviz cinsinden tedarik ettiği ve bu nedenle bir zarara uğrayıp uğramadığı müvekkil şirketin sorumluluğunda olmayıp basîretli bir tacir olarak kâr zarar maliyet hesabını yapması gereken davacı şirket olduğunu, takip talebinde döviz alacağına işlenmesi talep edilen faiz türü ve oranı mevzuata aykırı olduğunu, muacceliyet ve temerrüt niteliği itibariyle farklı hukukî kavramlar olup borcun muaccel hâle gelmesi kural olarak borçluyu mütemerrit durumuna getirmeyeceğini, bu sebeple davacının faiz talebi haksız olduğunu tüm bu nedenlerle usûle ilişkin itirazları doğrultusunda davanın usûlden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin itirazlarımız doğrultusunda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce; ---------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı ve davalı tarafın sicil kayıtları, --------- Defterdarlığı'ndan tarafların 2023-2024 yılı BA-BS formları getirtilmiş,-------- İcra Dairesi'nin---------Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiş ve TTK'nun 83-85.maddeleri ile HMK'nun 222. maddesi uyarınca her iki tarafın uyuşmazlık konusu alacakla ilgili yıllara ilişkin tüm yasal ticari defterleri üzerinde Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişiden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.
Dava; ---------- İcra Dairesi'nin ---------- esas sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu cevap dilekçesinde itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir.
Celp ve tetkik edilen --------- İcra Dairesi'nin --------- esas sayılı dosyasında;
esasen takibin -------- İcra Dairesi’nin ---------- Esas sayılı dosyası 09.12.2024
tarihinde başlatıldığı ve yetki itirazı üzerine --------- İcra Müdürlüğü’nün --------- Esas sayılı
dosyası üzerinden devam ettiği, bu dosyada davacı takip alacaklısı tarafından 13/01/2025 tarihli takip talebi ile 2.569.495,12 TL ve 11.097,40 Euro toplam alacağın tahsili amacıyla,
davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlusuna 18/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği. takip borçlusu vekilinin 14/01/2025 tarihinde borca ve ferilerine karşı itiraz ettiği, buna bağlı olarak icra müdürlüğünce icra takibinin durdurulduğu, takibin durdurulması kararının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının yasal süre içersinde bu davayı açtığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler uyarınca; taraflar arasında yedek parça alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafın ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla işbu davayı açtığı, davalı vekilinin yasal süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile davanın haksız olduğu iddiasıyla reddini talep ettiği, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için mahkememizce davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelemesine karar verildiği, bunun üzerine her iki tarafın da ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz ettikleri, SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan 22/03/2026 tarihli rapora göre; "incelenen davacı taraf ticari defter ve kayıtlarında takibe konu olan faturalardan dolayı; takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 1.921.761,59 TL + 10.809,97 EURO tutarında alacaklı olduğu; davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının davalıya toplam 4.860.686,35 TL fatura
düzenlediği, işbu faturalara karşılık davalının davacıya toplam 3.397.045,80 TL ödeme yaptığı, takibe konu faturalardan kaynaklanan; takip tarihi itibarıyla davalının davacıya kaydi olarak
1.240.640,55 TL tutarında borçlu olduğu, açık hesap bakiyesi olarak; takip tarihi itibarıyla davalının davacıya kaydi olarak 1.463.640,55 TL
tutarında borçlu olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın ihracat işlemlerinden kaynaklandığı, bu kapsamda davacı defterlerinde yer alıp davalı defterlerinde bulunmayan ve davalı şirketin yurtdışı şubesi adına düzenlenen faturaların tespit edildiği, yapılan incelemede, söz konusu faturaların davalı şirketin yurtdışı şubesi adına düzenlenmiş olması nedeniyle davalı merkez ticari defterlerinde yer almadığı, ancak şubelerin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmaması
nedeniyle bu işlemlerin davalı şirket açısından geçerli olduğu, ayrıca söz konusu faturaların ihracat kapsamında düzenlendiği, mal teslimlerinin gerçekleştirildiği ve
dosyada yer alan 25.10.2024 tarihli ödeme taahhütnamesinde bu borçların davalı tarafından kabul edildiği
dikkate alındığında, davalı ticari defterlerinde kayıt bulunmamasının söz konusu alacağın varlığını ortadan
kaldırmadığı, taraf defterleri arasındaki farkın muhasebe kayıtlarından kaynaklanan bir uyumsuzluk niteliğinde
olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda, davacı ticari defter kayıtları, faturalar, ihracat işlemleri ve ödeme taahhütnamesi birlikte
değerlendirildiğinde, söz konusu alacağın ticari ilişkiye dayandığı ve dikkate alınması gerektiği, taraf defterleri
arasındaki uyuşmazlıkta davacı ticari defter kayıtlarına itibar edilmesinin uygun olacağı, açık hesap alacağını oluşturan faturaların incelenmesinde; söz konusu faturaların davacı tarafından e-fatura olarak düzenlendiği ve Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden davalıya elektronik ortamda iletildiği, bu
suretle faturaların davalıya tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, ayrıca davalı tarafından söz konusu faturalara karşı
herhangi bir iade faturası düzenlenmediği ve dosyada mevcut 25.10.2024 tarihli ödeme taahhütnamesinin incelenmesinde; davalı tarafından
borcun kalem kalem belirtilerek toplam 2.550.000,00 TL tutarında borcun kabul edildiği, bu suretle borcun
varlığının yazılı olarak ikrar edildiğinin tespit edildiği" kanaat ve tespitlerinin belirtildiği; bu durumda incelenen ticari defter ve kayıtlar ile tüm dosya kapsamı itibariyle, dosyada mübrez ve davalı tarafça da imza ve içerik inkarında bulunulmayan 25.10.2024 tarihli ödeme taahhütnamesi de dikkate alınarak, hükme esas alınan, denetime elverişli bilirkişi raporu dğrultusunda, davacının ticari alım satım ilişkisi doğrultusunda davaya konu faturalardan kaynaklı 1.921.761,59 TL ile 10.809,97 Euro tutarında alacağı talep hakkı bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmakla, davanın kabulü ile ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.921.761,59 TL ile 10.809,97 Euro asıl alacak üzerinden devamına, TL cinsinden olan alacağın takip tarihinden itibaren avans faizi, Euro cinsinden olan alacağa ise takip tarihinden itibaren 1 yıl vadeli Euro Cinsi mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına dair karar vermek gerekmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/1. maddeleri uyarınca muaccel bir borcun alacaklısı tarafından bir ihtarname ile temerrüde düşürülmeyen borçludan faiz istenemez. Alacaklı tarafından gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürücü etkisinin olduğunun kabul edilebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesi zorunludur. Bir bedel içermeyen ya da içeriğinden bedel belirlenemeyen ihtarnameler borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte kabul edilemez. Dosya kapsamında davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delil bulunmadığından ve fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihlerinin temerrüt tarihi olarak kabul edilemeyip, VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden davacı tarafın takibe konu faturalarda vade tarihlerinin yer aldığına yönelik iddiaları yerinde görülmediğinden, alacağın niteliği de gözetildiğinde davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiş, fazlaya ilişkin talebi reddedilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen 1.921.761,59 TL asıl alacağın %20'si oranında ve 10.809,97 Euro alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-Davanın kısmen kabulü ile --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.921.761,59 TL ile 10.809,97 Euro asıl alacak üzerinden devamına, TL cinsinden olan alacağın takip tarihinden itibaren avans faizi, Euro cinsinden olan alacağa ise takip tarihinden itibaren 1 yıl vadeli Euro Cinsi mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına,
2-Davacının işlemiş faiz talebin in reddine,
3-Alacak likit olduğundan kabulüne karar verilen 1.921.761,59 TL asıl alacağın %20'si oranında ve 10.809,97 Euro alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 165.025,72 TL harçtan peşin yatırılan 35.970,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 129.055,18 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 36.673,44 TL dava açılış masrafı ile 12.152,50 TL yargılama masrafı toplamı 48.825,94 TL yargılama giderinden kabul ve redde göre hesap olunan 38.338,322 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tayin olunan 356.058,63 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tayin olunan 105.130,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul ve red oranına göre hesap olunan 3.611,94 TL'sinin davalıdan, 988,06 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2026