T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/765 Esas
KARAR NO: 2022/900
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/10/2020
KARAR TARİHİ: 29/12/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla ----------- dosyası üzerinden davalı hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, işbu itirazın sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, edimini ifa etmeyen davalı borçlunun bilinçli olarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalışmakta ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz etmekte olduğunu, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacağının haklılığı ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin huzurdaki davaya ve icra takibine konu alacağının, davalı borçlu ile arasındaki cari hesaptan kaynaklanmakta olduğunu, davalı borçlunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini belirterek, davanın kabulü ile, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davaya konu alacağın, müvekkilince davacı tarafa ödendiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, -------------- tutarındaki tahsilat makbuzlarında görüleceği üzere, davacının dilekçesinde talep ettiği tutara denk gelen bu borçların müvekkilince ödendiğini, tahsilat makbuzları ile toplam ----- ödeme yapıldığını, bu sebepten ötürü, borçlarının olmadığına dair yapmış bulundukları itirazda haklı olduklarını, davacı şirketin, çalışanı olan -------isimli şahsa müvekkilinden aldığı ödemeleri rücu etmesi gerektiğini, davacının bünyesinde çalışan düzenli olarak müvekkili şirkete ürün getiren, ürün teslim eden, fatura bırakan, ödeme alan -----bulunmakta olduğunu, bahsi geçen şahsın, işi gereği getirdiği ürün karşılığında alması gereken ödemeyi, müvekkilinden pandemi döneminde direkt olarak elden tahsil ettiğini, ancak bunu işvereni davacı şirkete bildirmemiş olabileceğini, bu davacının kendi personeli ile yaşadığı iç problem olduğunu, müvekkilinin borcunu ödediğini gösterdiğini, davacı şirkete ait anılan ödeme makbuzlarının bahsi geçen şahıs sebebiyle davacı tarafa ulaşmama durumu ortada olduğunu belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine
%20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: ------ sayılı dosyası ----- içeriği , ---- Son Tutanağı, -----Kayıtları, ---- ve ----- Ticari Defter ve Belgeler, -----Makbuzları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, Yemin,---- Kayıtları,------- Müdürlüğü Tutanağı, -----------dosyası, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluna gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller toplanıp incelenmiş ve değerlendirilmiş, karar duruşmasında da taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ---- sayılı dosyası ------ sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ------- dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları --------- ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin ------ celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde;------Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.-------Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Uyuşmazlığa konu icra takibin dayanağı FATURALAR olduğu için faturanın hukuki niteliği, faturaya bağlanan hukuki sonuçlar ile fatura ve ticari defterler arasındaki ilişkiye dair kısaca açıklama yapılması meselinin anlaşılması için faydalı olacaktır.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır ---Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami ------ içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır --------- 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.”----- Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır ---------- Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz----- Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz----. Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez----------
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; evvelin,---------sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında kesilen faturalara bağlı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanmış, ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Tahkikat kapsamında taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken deliller toplanmış ve öncelikle 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 221,222 maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ------------ tarafından her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda özetle mealen; tacir olan her iki tarafın ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu ve usulüne uygun tutulduğu, Davacı tarafın incelenen ticari defterlerine göre; davalıdan -----takip tarihi itibariyle ----- tutarınca alacağının raporlandığı, Davalı tarafın incelenen ticari defterlerine göre; davacıya ---- takip tarihi itibariyle ----- tutarınca borcunun raporlandığı, Davalı tarafın sunmuş olduğu ticari defterlerinde; --------- tutarlı tahsilat makbuzlarının ödeme olarak ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, ancak davacı tarafça bu ödemelerin ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığı ve davacı tarafça da böyle bir ödemenin olmadığının belirtildiği, Davalı vekilince mahkemeye hitaben sunulan cevap dilekçesinde, sunulan tahsilat makbuzlarının davacı şirket personeli olduğu beyan edilen ---- tarafından verildiğinin belirtildiği, ancak davacı tarafça sunulan beyan dilekçesinde -----isminde herhangi bir personellerinin olmadığını ve tahsilat yetkisinin bulunmadığının belirtildiği, bu hususta takdirin -----ait olduğu, Sonuçta -------- icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye mal ve / veya hizmet bedeli alacağı bulunup bulunmadığı yönündeki tespit talebi hakkında ise; dava konusu tüm faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendiği ve gönderildiği, davalı tarafça e-arşiv faturalara itiraz edildiğine dair dosyada bilgi ve belgenin bulunmadığı, TARAFLARCA SUNULAN TİCARİ DEFTERLERİN DAVA KONUSU TAHSİLAT MAKBUZLARI HARİCİ BİRBİRİ İLE ÖRTÜŞTÜĞÜ, bu durumda tahsilat makbuzlarının ------ kabul edilmesi halinde, davacının davalıdan ----------alacak talebinde bulunabileceği, tahsilat makbuzlarının ----- Mahkemece kabul edilmemesi halinde, davacının davalıdan ---------- alacak talebinde bulunabileceği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek beyan ve itirazları değerlendirilirmiş ve çekişmenin tahsilat makbuzları üzerinde olduğu, tahsilat makbuzlarının davacı adına ------- tarafından verildiğinin aydınlanması halinde uyuşmazlığın çözüleceği tespit edilmşitir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede davalı taraf ödeme savunmasında bulunduğundan ve ödeme savunmasını ispat etmesi gerektiğinden buna ilişkin araştırmalar yapılması gerekmiştir. Bu minvalde tahsilat makbuzlarında adı geçen ve davacı çalışanı olduğu öne sürülen ---- isimli kişiye ilişkin ------ araştırma istenmiş ancak yapılan araştırmadan çevrede şahsın tanınmadığı bildirildiğinden bir sonuç elde edilememiştir. Yine davacı şirketin --- getirtilmiş ancak------- isimli bir çalışana rastlanmamıştır. Bunun üzerine ödeme savunmasını ispat yükü üzerinde olan davalı şirket cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından davacıya ödemeye ve ----- isimli kişiye ilişkin yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ve davalı yemin teklif ederek buna ilişkin sorularını da dosyaya ibraz etmiştir. Ne var ki davacı şirket vekili tarafından verilen dilekçeyle yemin teklifi kabul edilmemiş, yemin eda edilmemiştir. Böylece davalı şirketin esasen ödeme iddiasını ispat etmiş olduğu açıktır. ----------- dosyaya ibraz edilen ------ sayılı dosyasına göre davacı şirketin güveni kötüye kullanma suçundan tahsilat makbuzlarında adı geçen ------ isimli kişiden şikayeti üzerine iddianame düzenlendiği ve kovuşturmanın devam ettiği , işbu dosyaya göre anılan kişinin savunmasında davacı şirkette ------ yılları arasında satış ve pazarlama temsilcisi olarak çalıştığını beyan ettiği gibi yargılamanın sebebininde yapılan tahsilatların şirkete verilip verilmediği üzerinde olduğu, aynı tutanağa göre davacı şirket temsilcisini ------ isimli kişinin çalıştığını emekli olduğu için sigorta yaptırmadığını beyan ve ikrar edildiği vazıhtır. Davalının ödemeye ilişkin savunmasında ---- çalıştığını beyan ettiği --- tarihinden önceye ait olduğu da tartışmasızdır. Bu tespit ve bizatihi davacı şirketin şikayeti ve temsilci ----- ceza mahkemesindeki beyanı ile yargılama süreci birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin ------ isimli kişinin davacı şirket çalışanı olmadığı , tahsilat yetkisi bulunmadığı gibi savlarının, ihtiyati haciz gibi davalıyı ızrar edebilecek ve mahkemeyi yanıltmaya matuf taleplerinin iddia ve savunma hakkı dışında kaldığı gibi 6100 Sayılı HMK'nin 29 maddesinde düzenlenen dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğünün ve ayrıca 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 2/1,2 maddesinin açık ihlali niteliğinde olduğu da kaydedilmelidir. Filhakika, davacının davasını TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222/3, maddeleri de gözetildiğinde usulüne uygun olarak tutulan her iki taraf ticari defter ve kayıtları ve yukarıda açıklanan tahsilat makbuzlarına göre sadece ---- asıl alacak yönünden ispat ettiği, davalının ise TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222/3, 225 vd maddeleri gereğince --------- asıl alacak talebi yönünden ödeme savunmasına ispat ettiği anlaşılmıştır. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre takip tarihi itibariyle faiz tür ve oranı ile temerrütün icra takibiyle gerçekleştiğinden işlemiş faize yönelik talep gibi hususlar da gözetilmiş ve dosyaya mübrez bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının asıl alacak bakımından kısmen kabulü ile, davalı-borçlunun ------- kısmına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu ---- alacağa takip tarihinden itibaren yıllık --- değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin------- davanın/ talebin reddine, karar verilmiştir.
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; --------- kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tespit edilen kısmi alacağın varlığı ve miktarının toplanan deliller , bilirkişi raporu ve yargılama sonucunda belirlenmesi , davalının ödeme savunması ve büyük miktarın reddedilmesi karşısında davalı-borçlu yönünden icra takip dosyasına konu mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmadığından İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Öte yandan davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebi de; davanın asıl alacağa ilişkin olarak kısmen de olsa kabulüne karar verilmesi ve hüküm sonucuna yapılan yargılama ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalının soyut beyanı ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından reddedilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince; davalı-borçlunun----- takip dosyasının ---- asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazının İPTALİ ile icra takibinin işbu ------ alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin -----davanın/talebin REDDİNE,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
4-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin REDDİNE,
5-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 119,52 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 298,68 TL harcın, 15,66 TL tamamlama harcından mahsubuyla artan 194,82 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------ bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%6,96) üzerinden hesaplanan 13,13 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%93,04) üzerinden hesaplanan 1.306,87 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 119,52 TL peşin harç ve 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 181,72 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davacı tarafından yapılan 65,90 TL posta ücreti ve 700,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 765,90 TL yargılama giderinden davanın kabul (%6,96) ve ret (%93,04) oranına göre 53,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, davalı tarafından vekille temsil dışında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 1.749,73 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, maddesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; kararın kabul edilen kısmı yönünden miktar itibariyle (Kabul-1.749,73 TL TL