T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/465 Esas
KARAR NO: 2022/859
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/04/2020
KARAR TARİHİ: 15/12/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı firma arasındaki ticari ilişki sebebiyle, davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunu, davalı şirket adına düzenlenmiş e-arşiv faturalar ve cari hesap mesnet gösterilerek ----- Esas Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, borçlu şirketin, icra takibine, asıl borca, faizine ve tüm fer'ilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, takip tutarında alacaklı bulundukları meblağın likit olduğunu, alacağın mesnedi -----Faturalar, sevk irsaliyeleri, cari hesap dökümü, ve ticari defter ve tüm ticari kayıtlarda yapılacak bilirkişi incelemesi ile de sübut bulacağını, ayrıca mükelleflerin 5.000,00 TL (KDV HARİÇ) üzeri mal ve/veya hizmet alımlarını ve satışlarını bildirme yükümlülüğü bulunduğundan, ilgili vergi dairesinden istenilecek ----- formlarıyla da alacaklı olduklarının ortaya çıkacağını, ------- formları, devletin vergi dairelerince tutulan resmi kayıtlar olduğunu, bu formların malların teslim edildiğine/teslim alındığına dair karine teşkil ettiğini, yerleşik Yargıtay Kararlarının da bu yönde görüş bildirdiğini, müvekkili şirket açısından söz konusu takibe dayanak yaptıkları ----- faturalar, Aralık 2016– Mayıs 2017 tarihleri arasında kesildiğini, ayrıca bu dönemde müvekkili şirketin merkez adresinin ----- olduğu için, belirtilen döneme ait----- formları ------ Dairesinden sorulması gerektiğini, davalı şirket açısından ise işbu ------ faturalara ilişkin olarak, Aralık 2016 – Mayıs 2017 tarihleri arasındaki ------ formlarının----- Dairesinden sorulması gerektiğini, söz konusu ----- faturaların kesildiği dönemde, davalının merkezi adresinin ------ olduğunu, KDV dahil toplam 6.699,78 TL’nin (ki bu değer harca esas değerdir) hem müvekkiline ait ----- kayıtlarında, hem de davalı şirkete ait ------kayıtlarında yer aldığının görüleceğini, 30.05.2019 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısının son tutanağında da görüldüğü üzere, davalı taraf, kendilerine arabulucu tarafından usule uygun davet gönderilmesine ve tebliğ edilmesine rağmen, mazeret bildirmeksizin katılmadığını ve anlaşmama tutanağı düzenlendiğini ileri sürerek davalarının kabulü ile davalının icra dosyasına konu yapmış bulundukları 6.699,78 TL alacaklarına vaki itirazlarının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle bu tutarın % 20'sinden az olmamak üzere İ.İ.K. Uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücretinin, karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirkete borçlarının olmadığını, aksine davacı şirketin şirketlerine faturaları ve cari hesap dökümüne göre 3.223,90 TL borçlu olduğunu, şirketlerinin söz konusu edilen dönemlerde------adında ----yayımladığını, davacı şirketin o dönemlerdeki ünvanıyla ------ dergilerine reklam veren bir müşteri konumunda olduğunu, şirketlerinin davacı şirkete 2013-2017 yılları arasında yapmış olduğu reklam hizmetleri için 9 ayrı faturayla toplam 16.531,80 TL lik iş yaptığını, davacı şirket ile olan ticari anlaşmaları söz ile yapılmış olduğunu, 2015 yılından itibaren mal ve hizmet takası şeklinde olduğunu, bu nedenden dolayı davacı şirketin kendilerine olan borcınu nakit ödeme olarak tahsil etme isteklerinin bu güne kadar olmadığını, davacı şirketten takas karşılığı olarak ürünlerin ticari maksatla olmayıp ofis içi kullanımı için alındığını, davacı şirketin dilekçesinde belirtmiş olduğu Aralık 2016 ve Mayıs 2017 tarihleri arasında 4207,03 , 974,02 ve 3844,61 TL lik toplam 3 adet faturaya herhangi bir itirazlarının olmadığını, ticari hesap dökümünü incelediklerinde de davacı şirket ile olan ticaretlerinde KDV hariç 5.000,00 TL yi geçen fatura hareketi bulunmadığını, bu faturaların tutarlarının cari hareket dökümlerinden anlaşılacağı gibi şirketleri alacaklarından düşüldüğünü, şirketlerinin alacaklı olduğu meblağ alacaklarının kaynağı olan reklam hizmetlerine ait faturaların dergilerinin basılmış örneklerindeki davacı şirkete ait reklam sayfalarının örnekleri, cari hesap dökümleri, ticari defterler ve tüm ticari kayıtlarda yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, davacı şirketin şirketlerine 18 Nisan 2020 tarihinde göndermiş olduğu en son cari hesap ---- mektubunun dönem (2019/12) şirketleri 0.01 TL alacaklı göründüğünü, aynı dönemde kendilerinin cari hesaplarına göre şirketlerinin alacağının 3.223,90 TL olduğunu savunarak davanın reddine, davacı şirketle olan anlaşmalarının takas usulü olmasına karşın, davacı şirketin iyi niyetli olmayan tavırlarında dolayı mahkemenin incelemesi neticesinde alacakları olan 3.223,90 TL'nin davacı şirketten alınarak taraflarına ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:
-----Esas sayılı dosyası , Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Dava Şartı Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Vergi Dairesi Kayıtları ve ---- Formları, Ticari Defter ve Belgeler, Müzekkere Cevapları, Faturalar, Tanık, Bilirkişi Raporu,Yemin, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
DAVACI TANIĞI ----: "Ben yaklaşık 18 yıldır davacı şirkette çalışırım. Yaklaşık 10 önce davacı şirkette pazarlama bölümünde çalışıyordum. Şu anda ithalat bölümünde çalışıyorum. Pazarlama bölümünde çalıştığım sırada davalı şirket ile de iş yapıyorduk. Davalı şirketin yayınladığı bir dergide biz reklam ve yazı yayınlıyorduk. Davalı şirket de karşılığında bizden ürün alıyordu. Davalı şirket bizden kesintisiz güç kaynağı alıyordu. Biz faturamızı davalı şirkete kesiyorduk. Ancak davalı şirketin bizden aldığı ürünleri onun gösterdiği veya bildirdiği adreslere teslim ediyorduk.-------şirket davalı şirketi adına hareket eden----- görüşüp işleri onunla yürütüyorduk. Aramızdaki ticari ilişki bu şekilde yürüyordu ancak ben alacak ve borca ilişkin somut bir bilgi sahibi değilim. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin sulh olmak istemediklerine yönelik karşılıklı beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı şirket temsicsinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ------- Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kaydı çıkartılarak dosyaya konulmuştur. Öte yandan tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden mükellef kayıtları ve ------ formları, gelir vergisi beyannamelerine ilişkin bilgi ve belgeler celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; evvelin, ------Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında kesilen faturalara bağlı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davacı vekili ve davalı şirket temsilcisi tarafından gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken deliller toplanmış ve 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 221,222 maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi ------- tarafından her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ayrıntılı raporda özetle mealen; davacı şirkete ait incelenen 2015 ve 2017 yıllarına ait ticari defterlerin usullüne uygun olarak tutulmuş olduğu, davacı şirkete ait ,2013, 2014 ve 2016 yıllarına ait ticari defterlerin ise usulüne uygun tutulmamış olduğu, davalı şirkete ait incelenen 2013 ilâ 2017 yıllarına ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlara göre 20.08.2017 tarihi itibariyle davalının davacı yandan 3.223.90 TL alacaklı bulunduğu, davacı tarafın ticari defter kayıtlana göre ise 14.08.2017 tarihi itibariyle 6.699,78 TL alacaklı olduğu fakat davalı kayıtlarında olmayan 6 adet faturadaki malların davalıya teslim edildiğinin belgelenmesi halinde davacının davalıdan bu miktarda alacaklı olacağı yönünde tespit, hesap ve görüşüyle birlikte rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede; bilindiği üzere Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz ----- 19/09/2018 Tarih, ----- Esas ve------ Karar Sayılı İlamı). İtirazın iptali davasında ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. (----- Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih,-----Esas ve ------- Karar Sayılı İlamı). Görüldüğü üzere öncelikle tarafların ticari defter ve belgelerinin birbirini doğrulamadığı gibi birbirlerinin aksi yönde kayıtlar içerdiğinden sözleşme ilişkisi ve satış sözleşmesine konu malların teslim edildiğinin davacı satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiğinden davacının talebi gereği malların davalı şirket adına teslim edildiği ileri sürülen-- Sayılı -----müzekkereler yazılmış ve cevaplar alınmıştır. Ne var ki, ilgili kurum/kişilerin verdiği yanıtlar davacının davaya konu faturalara konu ürünleri davalı adına anılan kişilere teslim ettiğini ve açık hesap ilişkisine konu alacağın işbu faturalardan kaynaklandığını açık ve net olarak tevsik etmemiştir. Zira özellikle dava dışı ------ tarafından beyan edilen faturaların tarih ve miktarları ile takibe konu faturaların bire bir eşleşmediği gözlemlenmiştir. Yine dinlenen tanık da taraflar arasındaki genel ticari ilişkiye yönelik beyanlarda bulunmuş olup, beyanı teslim olgusunu ispat için yeterli görülmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunda cari hesaba konu faturaların büyük çoğunluğunun (beş adet) 2016 yılına ait olması, 2015 yılına ait ------ teslim edilen ürüne konu 744,56 TL faturaya konu borcun kabul edilmesi karşısında; davacı şirketin anılan 2016 yılına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmamış olması nedeniyle ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilmesi ve alacağın ispat edildiği sonucuna da ulaşılamamıştır. Dolayısıyla davacı şirket akdi ilişkiyi kanıtlamış olsa da malların teslimi hususunun işbu delillerle kanıtlamış değildir. Bunun üzerine davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından bu husus kendisine hatırlatılmış ve yemin teklifi üzerine usulüne uygun olarak yapılan işlemler sonucunda davalı şirket temsilcisinin duruşmada yemin teklifini kabul etmesi ve dava konusu malların teslim edilmediğine ve talep edildiği kadar borcunun bulunmadığına ilişkin yemini eda ve sebat etmiştir. Öte yandan davalı şirket temsilcisi aşamalarda değişmeyen ve kararlık gösteren ve mahkememizce samimi bulunan savunmalarında davacıya şirketinin borcu olmadığını savunmakla birlikte 2015 yılından kalan 744,56 TL faturaya ilişkin borcu kabul etmesi ve işbu yıla ait davacının ticari defterlerinin de usulüne uygun olarak tutulmuş olması nedeniyle işbu miktar yönünden dava ispat edilmiş sayılmıştır. Binaenaleyh, 4721 Sayılı TMK'nin 6. ve 6100 Sayılı HMK'nin 190, 222/3, 225 vd. maddeleri gereğince ispatlanmayan 5.955,22 TL imktar alacak kısmının reddine; davalı şirket temsilcisinin beyanına ve yargılamaya göre 744,56 TL alacak yönünden ise talebin ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Bu minvalde tarafların tüzel kişi tacir sıfatları, temerrüt olgusu, faiz tür ve oranı ve taleple bağlılık ilkesi de denetlenip gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabul; kısmen reddi ile, davalı-borçlunun ------- Esas sayılı takip dosyasına 744,56 TL asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (5.955,22 TL) davanın/talebin reddine karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davacının ağırlıklı olarak haksızlığına karar verilmesi ve kabul edilen kısmın ise yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında davalının da beyanına göre karar verildiğinden davalı-borçlu yönünden icra takip dosyasına konu asıl alacak/borç likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle dinlenmemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi ------bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince; davalı-borçlunun------- Esas sayılı takip dosyasına 744,56 TL asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin (5.955,22 TL) davanın/talebin REDDİNE,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
4-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 80,92 TL harcın mahsubuyla bakiye 0,22 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile ------ uyarınca ------bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%11) üzerinden hesaplanan 145,20 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile -----bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%89) üzerinden hesaplanan 1.174,80 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç ve 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 142,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafından yapılan 195,00 TL posta ücreti ve 700,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 895,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%11) ve ret (%89) oranına göre 98,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, davalı tarafından vekille temsil dışında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-)Davacı kendisini davada vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan ------ 13/1,13/2 maddesi uyarınca kabul edilen miktar (744,56 TL) üzerinden hesaplanan 744,56 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ------ Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Yargılama giderleri ve sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararın kabul ve reddedilen kısımlar yönünden ayrı ayrı miktar itibariyle (Kabul-744,56 TL-Ret-5.955,22 TL