T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/543 Esas
KARAR NO: 2022/840
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/09/2021
KARAR TARİHİ: 08/12/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şahıs arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davalı şahıs gerçek kişi tacir olup şahıs şirketine sahip olduğunu, kurulan ticari ilişkiden dolayı cari hesap ekstresi tutulduğu davacı tarafından cari hesap ekstresi tahsil edilemeyince ------ ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı icra takibi ile talep olunan borcun tamamına ve ferilerine itiraz ederek davacı şirkete herhangi bir borçlarının olmadığını iddia ettiklerini, İtiraz edilen icra takibi cari hesap ekstresine dayanmakta olduğunu, yapılan ödenen ve ödenmeyen meblağların davacı şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığını, HMK'nin m. 222 'deki şartlar gerçekleştiği takdirde ticari defterler sahibinin lehine kesin delil oluşturacağını, Ayrıca hem TTK m.82 hem HMK'nin m.222 uyarınca iki tarafta tacir olduğundan ticari işlerden dolayı çıkan uyuşmazlıklarda, ticari defterler kesin delil niteliğinde olduğunu, ----- da bu yönde olduğunu, davacı alacağının varlığı ve ulaştığı meblağ davacının ticari defter ve kayıtları ile davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle anlaşılacağı, ayrıca alacak likit olduğundan dolayı davalının borca ve tüm ferilere ilişkin itirazı yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca davacı tarafından uygulanan faiz ve faiz oranları yasaya uygun olduğunu, davacının verdiği ürünlere fatura kesildiğini, irsaliye karşılığında davalı tarafa teslim edildiğini beyan etmiş, davalı taraf gerek alacağın muaccel olması gerekse itirazlarının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle hakkında alacağın %20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın kabulüne,----itirazın iptali ve taleplerindeki miktar ve şartlar üzerinden devamına, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa vükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
6100 Sayılı HMK'nin 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Ancak davalı -----tarihli 1.celse duruşmaya katıldığı, davacı taraftan mal almadığını, aralarında bir sözleşme bulunmadığını, davacıyı tanımadığını, icra dosyasına yapmış olduğu itirazının haklı olduğunu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER: ----- Sayılı Dosyası ------ Kaydı, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Davalının---- Kaydı, Davacıya ----Kayıtları,----- Kayıtları, ----Kayıtları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava ,2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, Takibini devamı ve Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda basit yargılama usulüne göre duruşma açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin ve davalının sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekili ve davalının sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ------ üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez ----- tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde;-----Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.---- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.----- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ------- dosyasından davalı-borçlu hakkında cari hesap ilişkisi iddiası kapsamında bakiye alacağa dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Davalı taraf davaya yazılı olarak yanıt vermediğinden iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekil tarafından gösterilen deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken sair deliller toplanmış ve tarafların tacir olması yanında dava dilekçesinde ticari defterlere de dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi ------- tarafından davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda özetle mealen; davacı şirketin incelenen----- ilişkin defterlerinin açılış ve kapanış onayları ile ------onaylı yevmiye ve defter-i kebir beratlarının süresinde yapıldığı , davalının ise 2.sınıf işletme defteri tutan mükellef olduğu, dolayısıyla tutmuş olduğu işletme defterinin kullanım tekniği gereği kayıtlarında açık, cari hesap takibinin yapılamadığı ,bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan fatura ve ödeme kayıtlarının incelenemediği ,davacı şirketin ticari defterlerinde davalı taraftan ----alacaklı gözüktüğü, takip konusu faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte cari hesap hareketleri arasında ---- tarihinde-----borç dekontu açıklaması ile ------ tutarında davalı cari hesabında borç kaydı girildiği tespit edildiğini ancak bu kayıtlara ilişkin dosya kapsamında bir destekleyici belge bulunmadığı, alacağın varlığı ve miktarı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu davacı vekiline ve davalıya tebliğ edilmiş ve beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Öncelikle davalının temel ilişkiye yani sözleşme ilişkisine yönelik itiraz bulunduğundan davacının sözleşme ilişkisini ispat etmesi gerektiği her türlü izahtan varestedir. Her ne kadar davacı dosyaya iki adet satış faturası sunmuş ise de; Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır---- Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır ---- 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır ------
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz -----
Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz----- Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez -----
-----6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Buna göre davacı tarafından icra takibinde alacağın kaynağı olarak diğer ----- cari hesap alacağı gösterildiği, ancak az yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir cari hesap sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediği, açık hesap ilişkinin kabulü ihtimaline göre de düzenlenen iki adet faturanın davalıya tebliğine ve faturalara konu muhtelif gıda malzemesinden oluşan malların teslimine yönelik hiçbir bilgi ve belge sunulmadığı, davacının temel sözleşme ilişkini gösterdiği delillerle ispat edemediği, sözleşme ve alacağın ispatı bakımından usulüne uygun olarak süre verilmesine rağmen; tanık da bildirilmemiştir. Ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ve gerekçeli ve denetime açık bulunduğundan benimsenen bilirkişi raporunun da davacının alacağını ispata elverişli ve yeterli bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekiline, dava dilekçesinde yemin delilline dayandığından işbu kesin delil de hatırlatılmış, davalı yemin teklif edilmesin halinde yemini kabul edip, yemin etmeye hazır olduğunu beyan etmesine rağmen bu yönde verilen kesin süreye rağmen beyan ve talep vaki olmamıştır. Dolayısıyla ara karar gereğince yemin delilinden vazgeçmiş sayılmış ve davacının davasını ispat edemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, 4721 Sayılı TMK'nin 6. ve 6100 Sayılı HMK'nin 190, 222/3 ve 225 vd. maddeleri gereğince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderleri ise aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davacı şirket üzerinde bırakılmıştır. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi ----- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 59,30 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 21,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca----- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin ve davalının yüzlerine karşı, ; 6100 sayılı HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararın, miktar yönünden (1. 568,98 TL