T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/413
KARAR NO: 2023/795
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/06/2022
KARAR TARİHİ: 16/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacının, davalı şirkete düzenli olarak ambulans hizmeti sağladığı, buna ilişkin olarak 27.12.2021 tarih ------ numaralı 13.176,00 TL bedelli e-fatura düzenlediği ve davalı tarafa faturanın tebliğ edildiğini, borcunu ödemeyen davalıya karşı davacının çabalarının da sonuçsuz kaldığını, borcun ödenmemesi sonucunda----. İcra Dairesi -----Sayılı dosyasından borçlu şirkete karşı takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 07.03.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının takibe itirazı ile takibin durduğu, davalının sırf zaman kazanmak amacıyla borca yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali, takibe devam edilmesi ve itiraz edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Taraflar arasında herhangi bir iş, hizmet sözleşmesi bulunmadığı, davalı şirketin böyle bir hizmet almasına ihtiyacı olmadığını, zaten kendisinin bu hizmeti verdiği, davacının iddia edildiği gibi davalı şirkete ambulans hizmeti vermediği, davalı şirketin hastanesinin bulunmadığı, davalı şirketin yalnızca 04.12.2017 tarihinde sedye örtüsü satın aldığı ve bedelini 28.12.2017 tarihinde banka aracılığı ile ödediğini, davacının 27.12.2021 tarihinde dava konusu faturayı tanzim ederek 06.01.2021 tarihinde davalı şirkete gönderdiğini, davalının böyle bir borcu olmadığını bildirerek 07.01.2021 tarihinde faturayı davacı şirkete iade ettiğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, Sayın Mahkemenin resen göz önüne alacağı nedenlerle davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeni ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının davasında haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20' den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:
----İcra Dairesinin -----dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Taraf Şirketlerin bağlı Bulunduğu Vergi Daireleri Mükellef Kayıtları ve BA-BS Formları, (2021 BA/BS formları) 27/12/2021 tarihli 13176 TL bedelli Fatura, Davalının Ticari Defter ve Belgeleri, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, hak düşürücü süre ve harç gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas -----.İcra Dairesinin----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış; bağlı bulundukları Vergi dairelerinden de vergi mükellef kayıtları ile özellikle uyuşmazlığa konu 2021 yılına ait BA-BS formları getirtilmiş ve dosyaya konulmuştur.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı şirketin -----. İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyasından davalı şirket hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen 27/12/2021 tarih 13.176.00 TL bedelli faturaya dayalı olarak olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz (Bkz. Yargıtay ----- HD'nin 18/11/2021 tarih ve ----- sayılı ilamı). Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2021 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari nitelikte hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunduğunun öne sürüldüğü ve bu kapsamda takibe konu fatura düzenlendiği, takibin temelininde fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya-----Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ----- tarafından davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 03.04.2023 tarihli raporda özetle; davalı tarafın ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; ---- sayılı Vergi Usul Kanununun----- sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile e-defter kullanan mükellef olduğu, dava konusu 2021-2022 yılarına ilişkin Envanter Defterlerinin noter onayları ile GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarını süresinde almış olduğu, T.T.K ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi ticari defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı, Davacı ----- ticari merkezinin ----- ilinde olması sebebiyle Sayın Mahkemenin lüzum görmesi halinde----Asliye Ticaret Mahkemesinin Talimat ile görevlendirilecek Mali Müşavir bilirkişi incelemesi ile neticeleneceği, Davacı Alacak Talebi Yönünden; Davacının----. İcra Müdürlüğünün ------ sayılı dosyasında takip dayanağı 13.176,00 TL tutarlı fatura alacağı talebine ilişkin dosya kapsamında sunulan deliller ve davalı tarafın kendi ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; davalının kendi defterlerinde davacı ------ilişkin cari hesap/açık hesap kaydının bulunmadığı, takip konusu 27.12.2021 tarih ------ numaralı 13.176,00 TL bedelli faturaya ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı yönünde rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. (HMK,266,281, 282,) Öncelikle davaya konu faturanın davalı şirket tarafından sekiz günlük süresi içinde iade edildiği ve davalı defterlerinde işbu faturanın kaydına rastlanmadığı anlaşıldığından 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddesindeki düzenlemeye göre davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde incelemeye gerek görülmemiştir. Zira Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu------.Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (---- HD'nin ------ sayılı içtihadı). Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez (----- HD'nin------ sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olaya dönersek davacının taraflar arasındaki temel sözleşme ilişkisini ve hizmet verdiğini kanıtlayamadığı, tek başına fatura düzenlenmesinin davalıyı borç altına sokmayacağı gibi söz konusu faturaya sekiz gün içinde itiraz ve iade edildiği, böylece davacının faturaya bağlı alacağını sözleşme ilişkisi ve faturaya bağlanan hukuki sonuçlar ve deliller itibariyle ispat edemediği açıkça anlaşılmıştır. Öte yandan davacı şirket tarafından dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmamıştır. Binaenaleyh; TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 161,65 TL harcın mahsubuyla 108,20 harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir olunan 13.383,93 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı ( 13.383,93 TL