T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/333
KARAR NO: 2023/925
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/05/2022
KARAR TARİHİ: 21/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Manevi Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yabancı sermayeli bir şirket olarak----büyük ticari yatırımları olduğunu, bunlardan en önemlisinin, -----olup, bu lüks kompleks yapı içerisinde alışveriş merkezinin yanı sıra konut ve aynı zamanda dünya çapında bir “Otel” markası olan “-----” oteli bulunduğunu, müvekkili ---- tarafından inşa edilen -----isimli projenin internet sitesinde yer alan tanıtımı “-----” markası tüm dünyada tanınan ünlü bir marka olup, ----- kategorisinde yer aldığını, ------piyasa değeri ortalama 220 milyon amerikan doları olduğunu, mimar olan davalı, müvekkilinin şirket nezdinde 01 Ağustos 2013 tarihinde işe başlamış ve iş akdi 24 Kasım 2021 tarihinde haklı nedenle derhal feshedilene kadar müvekkilinin şirket nezdinde kıdemli müdür olarak çalıştığını, müvekkili şirket nezdinde “kıdemli müdür” olarak çalışan davalı ------yapımına başlandığı tarihten projenin hemen hemen tamamlanma aşamasına kadar geçen zaman içerisinde otelin mimari ve tasarımı ile ilgili olarak bütün işlerde görev aldığını, davalı bu üst düzey görevi dolayısıyla----- mimari ve tasarımı ile ilgili olarak her türlü teknik ve mimari bilgiye sahip olmasının yanı sıra yapım işlerine dair bütün ticari bilgilere de vakıf olduğunu, 8,5 yıllık çalışma süresi ve mesleki tecrübesi göz önünde bulundurulduğunda ----- yapımından itibaren otelin mimari ve teknik tasarımına dair her türlü teknik bilgiye sahip olmasının yanı sıra müvekkilinin rakipleri karşısında gizli kalması gereken ticari sırlarına da vakıf olduğunun tartışmasız olduğunu, davalı, 3 Kasım 2021 tarihinden itibaren 7 gün süreli bir sağlık raporu alarak müvekkili şirkete sunduğunu, 3-10 Kasım 2021 tarihleri arasında "hasta" olduğu gerekçesi ile iş yerine gelmediğini, raporunun bitmesinden itibaren ise derhal, yani 10 Kasım tarihinden itibaren, 19 Kasım 2021 tarihine kadar yıllık ücretli izin hakkını kullandığını, yıllık ücretli izin sonrası 22 Kasım 2021 tarihinde işe başlaması gereken davalı bu tarihte işe mazeretsiz olarak gelmediğini, başka diğer deyimle, davacının 22 ve 23 Kasım 2021 tarihlerinde işe mazeretsiz olarak art arda 2 gün işe gelmediği tespit edildiğini, kendisine şirket yetkilileri tarafından e-mail gönderildiğini, nerede olduğu sorulmuş ancak herhangi bir yanıt alınamadığını, 24 Kasım 2021 tarihinde müvekkili tarafından davalının 01 Kasım 2021 tarihinden itibaren -----ile aynı ticari alanlarda faaliyette bulunan, ticari rakibi ----- işe başladığı anlaşıldığını,----- aynen müvekkiline ait -----gibi lüks konaklama sunan bir şirket olduğunu bu şirketin de aynen müvekkilinin olduğu gibi dünyanın farklı ülkelerinde yatırım ve ortaklıkları söz konusu olup, şirket’in Türkiye’deki iştiraki davalının işe başladığı ---- Temmuz 2015'te ortakları, ----ve ----- ile birlikte----- adlı otelde ortaklık yapmış olup, basındaki haberlere göre otelin 2023'ün başlarında tamamlanması beklendiğini, davalının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve ayrıca kanuni düzenlemelere aykırı iş, işlem ve eylemlerini öğrenen müvekkilimiz, 22 Kasım 2021 tarihinde işe başlaması gerekirken başlamayan, 1 Kasım 2021 tarihi itibari ile --- sigorta girişi yapılan davalının iş akdini -----. Noterliği’nden keşide edilen 25 Kasım 2021 tarihli ve-----yevmiye sayılı ihtarname ile 24 Kasım 2021 tarihinden geçerli olmak üzere derhal feshedildiği bildirildiğini, davalı tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede ise davalının, aynı anda başka bir işverenlik nezdinde de çalıştığını inkar etmediğini, davalı haksız ve hukuka aykırı ihtarnamesinde taraflar arasındaki iş akdinin sona erme sebebinin ikale olarak sınıflandırma çabasında bulunmuş ise de taraflar arasında hiçbir koşul ve surette bir ikale anlaşması akdedilmemiştir. Netice itibariyle taraflar arasındaki iş akdi, yukarıda belirtildiği gibi, müvekkili tarafından derhal ve haklı olarak yapıldığını, yine müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen 7 Ekim 2021 tarihli e-mailde, devam eden inşaatlardaki işin tamamlanmadığı, kullanıma açılmadığı, devirlerin devam ettiği ve 2021 yıl sonuna kadar davalının desteğinin muhakkak beklendiği kendisine bildirildiğini, kötüniyetli davalının, müvekkili şirketten hukuka aykırı bir şekilde ayrılmayı esasen çok daha önceden planladığını, bu durum, davalının henüz Ekim 2021 tarihinde, hiçbir hak ve yetkisi bulunmamasına karşın müvekkiline ait ticari bilgi ve dokümanları kopyalaması ile anlaşıldığını, söz konusu veri kopyalama işlemi, müvekkili şirketin bilgi işlem sisteminde tespit edilmiş olup, davalının veri kopyalama işlemi yurt dışındaki şirket merkezi tarafından da “Güvenlik İhlali” olarak tanımlandığını, gizlilik ihlali tespitinden sonra müvekkili şirketin yetkilisi tarafından 19 Ekim 2021 tarihinde davalıya derhal bir e-mail gönderilmiş ve şirket merkezi ----- tarafından tespit edilen bu kopyalama işlemi hakkında bilgi talep edildiğini, davalı bu e-maili almasına karşın bir yanıt vermediğini, açıklama yapmadığını, Yargıtay-----. Hukuk Dairesi'nin 05 Şubat 2008 tarihli ve----- Sayılı emsal kararında, haksız rekabet hükümleri çerçevesinde manevi tazminat istenebileceği, iktisadi yönden zarara uğrama tehlikesinin varlığının dahi manevi tazminata hak kazanmak için yeterli olacağı hüküm altına alındığını, davalının, taraflar arasındaki Gizlilik Sözleşmesi hükümleri ile İş Kanunu’ndan kaynaklanan sadakat yükümlülüğüne, iyi niyet kaidesi ve ayrıca TTK’da düzenlenen haksız rekabet düzenlemelerine açıkça aykırı iş, işlem ve eylemleri nedeniyle, müvekkilimizin ticari faaliyette bulunduğu alanlarda rakip firmalar karşısındaki ticari itibarı, prestiji/saygınlığı açıkça zarara uğratıldığını, haklı ünü zedelenmiş ve çalışanları üzerindeki kurumsal otoritesi sarsıldığını, o bakımdan, yukarıda açıklanan ve re’sen dahi gözetilecek nedenlerle, müvekkili şirketin fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı ve hukuka uygun davamızın kabulü ile; müvekkilinin uğradığı manevi zarara karşılık 250.000.-TL manevi zararın, 01 Kasım 2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile bu arada vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında süresinde cevap dilekçesi verilmemiştir.Davalı vekili tarafından verilen 30/01/2023 tarihli beyan dilekçesinde ise özetle; müvekkilinin hem iş sözleşmesine hem de gizlilik anlaşmasına aykırı hareket ettiğini iddia ettiğini, müvekkili ile davalı arasında imzalanmış bir iş sözleşmesi bulunmadığını, davacı şirket işe giriş öncesi müvekkiline çalışma şartlarını içerir bir teklif formu ilettiğini ve ayrıca KVKK ve gizlilik ile ilgili tek taraflı metinler imzalatmış ise de taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir yazılı iş sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafından sunulan deliller arasında da iş sözleşmesi yer almadığı görüleceğini, rekabet yasağı TBK’da düzenlenmiş olup, aynı kanunun 445. madde 1. fıkrasında rekabet sözleşmesi ile getirilen yasakların belirtildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer bakımından coğrafi bir sınırlama getirilmediğini, Kanun maddesi çok açık olup taraflar arasında imzalanan sözleşmenin rekabete ilişkin hükmünün başından itibaren geçersiz olduğunun ortada olduğunu, Yargıtay da sözleşeme ile düzenlenen rekabet hükmüne aykırı hareket edilip edilmediğine ilişkin bir uyuşmazlıklarda; kanunun aradığı şartları taşımayan sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine kararı verildiğini, Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere davacı şirket tarafından düzenlenen ve yer, bölge gibi coğrafi sınırlamalara yer verilmeyen Gizlilik Anlaşması hukuken kesin hükümsüz olduğundan hükme esas alınamayacağını, davacı taraf müvekkilin kendilerine ait olan gizli verileri herhangi bir izin almadan kopyaladığını, bu eylemle de davacının ticari itibar ve saygınlığının zarar gördüğünü iddia ettiğini, müvekkilinin 2013-2021 yılları arasında davacı şirket bünyesinde üst düzey yönetici mimar sıfatıyla çalıştığını, bu zamana kadar şirketin Türkiye iştirakinin büyümesi ve değer kazanmasına çok önemli katkılarda bulunduğunu, davacı şirket bünyesinde çalıştığı dönemlerde hiçbir şekilde iş ahlakından kopmadığını, işlerini aksatmadığını, mesleki bilgileriyle davacı şirkete değer kazandırdığını, yıllardan beri süregelen işçi-işveren ilişkisi kapsamında Müvekkilimin davacı şirkete kattığı değerler yok sayılarak davacının ticari itibar ve saygınlığına zarar verildiği iddiası kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin 8 yılı aşkın süre boyunca davacı şirket bünyesinde mimar olarak çalıştığını, davacı şirketin iş hacminin büyüklüğü dolayısıyla da bazı projeler için gece geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldığını, söz konusu kopyalama işlemi de çalışma esnasında proje hakkındaki bilgilere erişim sağlayabilmek için yapıldığını, bu durum müvekkili tarafından saklanması gereken bir durum olmayıp sorulması halinde gerekli açıklama da yapıldığını, kaldı ki yapılan bu veri kopyalama işlemi davacı şirketin iddiasının tam aksine davacı şirketin yürüttüğü projeler üzerine çalışmak ve yapılan işlere nitelik kazandırmak amacıyla yapıldığını, bununla birlikte davacı şirketin çalışanlarına vermiş olduğu laptop ve bilgisayarlarda dışarıya veri aktarımını engelleyen yazılım programları bulunmakta olup, müvekkilinin bulunmuş olduğu pozisyonun gerekleri nedeniyle, veri aktarımının engellenmediği sayılı laptoplardan birine sahip olduğunu, söz konusu izin ve yetkinin müvekkilinin, yöneticilerinin onayı doğrultusunda davacı işverenlik bilgi işlem personelleri tarafından müvekkiline sağlandığını, söz konusu yetki sağlanmamış olsaydı zaten verinin harici bir diske aktarılması mümkün olmayacağını, müvekkilinin kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde hareket ettiğini, verileri yok etmesi istendiğinde ise yine ilgili bilgi işlem personeline iade ederek yok etme işlemini gerçekleştiğini, müvekkili hakkında davacı tarafından haksız rekabete ilişkin suç duyurusunda-----Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde----- numaralı soruşturma dosyasına vermiş olduğu beyanda söz konusu durumu açıkça belirttiğini, Savcılık soruşturmasında müvekkilinin haksız rekabet ettiği yani rekabete aykırı herhangi bir eylemi olduğu ispatlanamadığından savcılık tarafından kovuşturulmaya yer olmadığına karar verildiğini bu sebeple davacı tarafın işbu iddialarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; açıklanan nedenlerle davanın reddine ve yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kaydı, Davalı ---- Kayıtları, İşyeri Özlük Dosyası, Şirket Organizasyon Şeması, ----- Noterliği'ne Ait 25.11.2021 tarih-----Yevmiye Numaralı İhtarname Şerhi, 06.09.2021 tarihli fesih beyanı, E/mail Kayıtları,-----İş Mahkemesi'nin ------ Esas dosyası, ESD Araştırması, Tanıklar, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ------; 'Ben 16/08/2021 yılından bu yana ve halen davacı şirkette bilgi işlem yöneticisi olarak çalışmaktayım, davacı şirket ----- merkezli bir şirket olup yurt dışında ve ülkemizde gayrimenkul sektörü üzerinde faaliyet göstermektedir, davalı ----- ise benden önce davacı şirkette çalışıyordu, bu nedenle kendisini tanıyorum, 01/10/2021 tarihinde davacı şirketin -----merkezinden benim yönettiğim bilgi işlem birimine şirketin bazı bilgilerinin şirketin bilgisayarından harici diske kopyalandığı bildirildi ve kopyalanan dosyalarda bize gönderildi, bu bilgide kopyalamayı yapan bilgisayarın davalı -----kullandığı bilgisayar olduğu anlaşılıyordu, bunun üzerine ben ve kendisinin yöneticisi konumunda bulunan ---- kendisinden bu durumu sorduk ve bilgi talep ettik, kendisi bize sözlü olarak birşey söylemedi bunun üzerine kendisinden yazılı olarak da insan kaynakları vasıtasıyla bilgi talep ettik ancak buna da 25/10/2021 tarihine kadar bir dönüş yapmadık, 25/10/2021 tarihinde ise yazılı olarak yöneticisine ve bana gönderdiği mail ile kopyaladığı şeylerin kişisel bilgileri, internette yaptığı araştırmalar, alışverişler gibi şirket dışı bilgiler olduğunu beyan etti, ancak kopyaladığı bilgiler ve belgeler arasında kendisinin öne sürdüğü hususlar yanında şirkete ait birçok sayıda dosyada bulunuyordu, ben bu dosyalardan kendisine bahsettiğimde ise kendisi bana yine yazılı olarak kolay erişim amacıyla bunları kopyaladığını belirtti, kendisi daha sonra 26 Ekim 2021 tarihinde kopyaladığı harici diski şirkete getirdi ve şirkete ait bilgiler bizim tarafımızdan temizlenmek suretiyle kendisine iade edildi. Bu süreçte başka bir harici diske bunları kopyalayıp kaydettiğini bilemem, ben daha sonra kendisinin bu bilgileri kullandığına ilişkin bir bilgiye de sahip değilim, davalı hatırladığım kadarıyla bu olaylardan yaklaşık bir ay sonra işten ayrıldığını sanıyorum, ama tam olarak tarihini hatırlamıyorum, ayrıca işten ayrılış sebebini ve sürecini de bilmiyorum, ben şirketin yapılan kopyalamadan dolayı maddi ya da manevi zarara uğradığını ölçebilecek durumda değilim ancak kopyalanan bilgiler şirketin ticari faaliyet alanında kendine özgü ticari önemi bulunan rakip firmanın eline geçmesi istenmeyecek nitelikte ve özellikte belgelerdir, bu nedenle kullanılması veya rakip firmanın eline geçmesi halinde haksız rekabete sebep olacak nitelikte belgeler olduğunu söyleyebilirim, benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir, 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) -----; ' Ben 2020 ile 2023 yılları arasında yaklaşık 2 yıl 8 ay süre ile davacı şirkette insan kaynakları müdürü olarak çalıştım, ben işten yaklaşık 5 ay önce ayrıldım, ben işe başladığımda davalı ----- hanım, davacı şirkette iç mimar olarak çalışıyordu, kendisi şirkette dizayn ofisinin sorumlu mimarı olarak çalışıyordu, davalı yanlış hatırlamıyorsam 2022 yılında sağlık raporları almak suretiyle işe gelmemeye başladı, ancak bu sırada davacı şirketteki sigortalılığı sürüyordu, davalının konumu gereği kendisinde şirket aracı, şirket tarafından verilen cep telefon, bilgisayar gibi eşyalar bulunuyordu, kendisi davacı şirketin kendi alanındaki bilgilerine hakimdi, davalı 2 kere rapor alıp işe gelmemesi ve yıllık izin kullanması sürecinde biz piyasadan kendisinin başka bir şirkette işe başladığını öğrendik, yabancı menşeli bir şirkette çalıştığını öğrendik, bize bu yabancı şirketin proje müdürü kendisini kendilerine ait bir projeden görmesi üzerine şaşırıp bizim şirketten birisini araması üzerine durumu öğrenmiştik, kendisini bu durumu konuşmak üzere şirket merkezine çağırdık ve bizzat kendisiyle görüştüm, kendisi bana bahsettiğim şirkette çalışmadığını ifade etti, ben öncesinde yapmış olduğumuz çalışmaya ilişkin bilgilerden bahsettim ve kendisinin rakip firma olan şirkette çalıştığını söyledim, bu sırada kendisi avukatını aramak istediğini beyan etti ve şirketten çıkarak gitti daha sonra kendisini bir daha görmedim, görüşme yaptığımız gün kendisi şirkete ait bilgisayarı masaya bıraktı, aracı ve cep telefonunu da bırakmıştı, ben bilgisayar üzerinde yapılan teknik incelemelere ve disklerdeki temizliğe ilişkin net bir bilgim yoktur ancak bu işlemler bilgisayar teslim edildikten sonra yapılmış olması gerekir ancak davacı yaklaşık 20 günlük sürede şirkete ait bilgileri başka bilgisayara kopyalamış olabilir, bu durum dolayısıyla kendisinin bahsettiğim yabancı şirketten de çıkarıldığını biliyorum zira biz bu firmanın yetkililerine de durumu ilettik ve bizde çalıştığını söylemiş olduğumuz için eş zamanlı çalışmayı kabul etmediklerinden işten çıkarılmış olduğunu düşünüyorum, ben bu süreçte somut olarak davalının bir tedarikçimizden bizim teklif rakamını kullanarak yeni geçtiği firma için iş talebinde bulunduğunu biliyorum, ben davacı şirketin bu davalının bu eylemleri nedeniyle maddi ya da manevi zarar gördüğünü bilemem, benim konumum gereği bilebileceğim bir durum değildir, ancak davacı firma sektörde bilinen ekonomik olarak güçlü, lüks konut, AVM, otel gibi inşaatlar yapan bir firmadır , ben bizden ayrıldıktan sonra davalı hiç görmedim, kendisiyle hiçbir iletişimim olmadı, kendisinin işi ve ekonomik durumuna ilişkin bir bilgim yoktur, bizde çalıştığı dönemde aylık brüt 70.000 TL civarında maaş aldığını tahmin ediyorum dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: benim yaklaşık 20 gün davalının işe gelmediğine yönelik beyanım raporlar ve yıllık izin toplamından ibarettir, bilgisayardaki bilgiler de bilgisayarın son gün geldikten sonra bilgisayarı bırakıp gittiği için belki geri döner diye bir süre beklendi, daha sonra silindi diye hatırlıyorum ama aynı gün yani son bilgisayarı bıraktığı gün silinme işlemi yapılmadığından eminim, şirkette herkes konumu ve işi gereği gereken bilgilere bilgisayarda istediği bilgilere doğrudan doğruya ulaşabilmektedir, davalı da kendi alanında şirkete ait bilgilere her zaman her yerde erişebilmekteydi, 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , 6102 Sayılı TTK'nin 56/1,e maddesi yollamasıyla 6098 Sayılı TBK'nin 58.Maddesi gereğince Manevi Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada; mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlandığı tespit edilmiş ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak taraf teşkilinin sağlandığı tespit edildikten sonra resen incelemeye tabi başta arabuluculuk dava şartı olamak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile harç ve taraf sıfatına ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle görevsizlik kararı veren mahkemece duruşma icra edilmediğinden ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak başkaca bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı şirket vekili, davalı gerçek kişi ve vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Uyuşmazlığın temelini teşkil eden haksız rekabete ilişkin hükümler dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 54/2.maddesinde; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin. 55.maddesinde ise; başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir.6102 Sayılı TTK'nin 56 /1 “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a-Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,b-Haksız rekabetin men’ini ., d-kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu davalardan haksız rekabetin tespiti, men’i ,ref’i davaları bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görülmüş, ancak maddi ve manevi tazminat davaları bakımından davacının zararı ve miktarını TBK'nin 50 maddesi gereği ispatı gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. Bununla birlikte, haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kimsenin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulü gerekmektedir. Şayet, uğranılan maddi zararın miktarı zarara uğrayan tarafından tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, TBK'nin 50/2 maddesi uyarınca somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemelidir.6102 Sayılı TTK'nin 56. maddesi, haksız rekabet sebebiyle ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kimseye, TBK'nin 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, manevi tazminat isteme hakkı da tanımış bulunmaktadır. TTK'nin 58. maddesi daha geniş bir mefhum olan şahsi menfeatin ihlali esasına dayandığı halde TTK'nin 56. maddesi ekonomik menfaat bakımından zarar uğranılmasına ve hatta böyle bir tehliye maruz kalınması esasına dayanmaktadır. Her iki kanun maddesinin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre; haksız rekabet eylemi nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının ekonomik menfaati yönünde zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterlidir.Kişilik hakkının zedelenmesi başlıklı 6098 sayılı TBK'nin 58.maddesinde; Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. düzenlemesi bulunmaktadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yargılama ışığında somut olaya baktığımızda ; davacı şirketin Mimarlık ve Mühendislik alanında uluslararası düzeyde faaliyet gösteren bir şirket olduğu, davalının ise başarılı bir Yüksek Mimar olduğu tarafların kabulünde olduğu gibi, dosya kapsamına göre de sabittir. Taraflar arasında düzenlenen belirsiz süreli iş akidine göre davalının dosyaya gelen ----- kayıtlarından da tespit edildiği üzere 01.08.2013 tarihinden iş akdinin fesih edildiği 24.11.2021 tarihine kadar davacı şirkette çalıştığı vazıhtır. Yine taraflar arasında 05.07.2013 tarihli gizlilik anlaşması imzalandığı ve davalının davacı şirkette yönetici konumunda olduğu ve davacı şirketin ticari bilgi ve sırlarına hakim bir konumu işgal ettiği de dosya kapmasında bulunan özlük dosyası, şirket şeması ----- kaydı gibi delillere göre tartışmasızdır. Davada asıl sorun davalının davacının faaliyet alanında (lüks otel,avm,konut yapım ve işletimi) kamuoyu ve dosya kapasımından maruf olduğu üzere rakibi konumunda olan dava dışı-----unvanlı firmada işe başlayıp başlamadığı ve davalının kusuruna bağlı olarak davacının ekonomik menfaati yönünde zararının veya zarar tehlikesinin doğup doğmadığı noktasındadır. Öncelikle -----kayıtlarına göre davalının dava dışı ----- unvanlı şirkette 01.11.2021 -29.11.2021 tarihleri arasında giriş/çıkış kaydının bulunduğu görülmüştür. Bu kapsamda tüm deliller toplanmış ve özellikle davacı vekili tarafından gösterilen tanıklar dinlenmiştir. Mahkememizce dinlenen davacı tanıklarının hiçbiri davalının davacının zararına olarak somut bir eyleminden bahsetmedikleri gibi şirketin bundan neşet eden bir zararının doğduğu ya da doğacağına ilişkin inandırıcı bir veri de belirtmemişlerdir. Tanık beyanlarında davalıda şirkete ait önemli bilgilerin bulunduğu bir bilgisayar olduğu ve o bilgilerin kopyalanarak davacı şirket aleyhine kullanılmasının muhtemel olduğu beyan edilmiştir. Ne var ki, Tanık ----- beyanında da geçtiği üzere davalının bilgisayarı ve harici diski şirkete iade ettiği ve şirkete ait bilgilerin temizlendiği anlaşılmıştır. Kaldı ki, gerek davacının işi ve konumu gerekse Korona virüs salgını döneminde evden çalışma yöntemiyle işler yürütüldüğünden bilgilerin bilgisayarda kayıtlı olması doğaldır. Bu bilgilerin bilgisayar vasıtasıyla davalının uhdesinde olmasından davalının o bilgileri kopyaladığı ve/veya davacı aleyhinde kullandığı sonucu çıkarılamaz. Filhakika, davalı dava dışı rakip firmada bir aylık deneme süresi bile dolmadan işten ayrıldığından, varsa bile bu bilgileri toptan rakip firmaya adeta hediye etmesi hayatın olağan akışına, ticari hayatın gereklerine ve ortalama bir insan zekasından beklenen eylem ve işlemler yönünden de inandırıcı bulunmamıştır. Görünen o ki, rakip firmanın böyle bir bilgiye ihtiyacı da yoktur. Dolayısıyla davacı şirketin ileri sürülen işbu iddialarının, tamamen şek ve şüpheye dayandığı, her iki tanık beyanından da anlaşıldığı üzere bir takım varsayımlar üzerinden davalının haksız rekabet eylemleri yapmak suretiyle şirketi zarara uğratmış olabileceği üzerinde olduğundan kesin olarak ispata muhtaç olduğu düşünülmüştür. Ancak dosya kapsamında bu yönde somut bir delile rastlanmamıştır. Mahkememizce maddi gerçeğin aydınlatılması görevinden hareketle yukarıda açıklanan tanık beyanlarının ardından, davalı vekilinin dosyaya davalının el yazısı ile sunduğu dilekçesi üzerine bizzat davalıda duruşmada dinlenip gözlenmiş ve buna göre maddi gerçeğin davalının davacı aleyhinde dürüstlük kuralına aykırı olarak haksız rekabet teşkil edecek hiçbir eylem ve işlem yapmadığı yönünde olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Mamafih, taraflar arasındaki asıl çekişmenin işçi- işveren ilişkisi kapsamında iş hukukundan kaynaklandığı, nitekim davalı tarafından davalı şirket aleyhine açılan -----İş Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasından verilen gerekçeli kararda, iş sözleşmesinin feshinde davalı haklı görülerek kıdem tazminatına hükmedildiği tespit edilmiştir. Dosyamızdaki bilgi ve belgelerden de davalının davacı şirket ile iş ilişkisini esasen dava dışı şirkette -----giriş kaydı olan 01.11.2021 tarihinden önce fiilin ve hukuken sonlandırdığı ve iş mahkemesi kabulünün olaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda anılan iş davasının 22/03/2022 tarihinde açıldığı işbu davanın ise hemen akabinde 12/05/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, olayların gerçekleşme biçimi, süreci ve tarafların konumuna göre dosyadaki deliller nazarında aslında davacı şirketin haksız rekabet iddiasına bağlı olarak ekonomik faaliyetlerini ve menfaatlerini münhal ve muhtel edecek bir eylem ve durum bulunmadığı, eldeki davanın hak arama hürriyetinden çok, dürüstlük kuralına aykırı olarak sırf davalıyı ızrar etmek amacıyla açıldığı kabul edilmiş ve buna göre haksız rekabetten dolayı davalı aleyhinde manevi tazminat yaptırımının koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacının davasını AY.36, 138/1, TMK'nin 1/1,TTK'nin 54,55 56, TBK'nin 49 ve 50. maddeleri temelinde TMK'nin 6, HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle; aynı zamanda haklı ve yerinde görülmeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. (AY, 36, 138/1,141/4, TMK,1/1, 2, 6, TTK. 18/2, 54,55,56, TBK. 49, 50, 58, 74, HMK, 29,144, 187/2, 190,198, )
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 4.269,38 TL harcçtan mahsubuyla bakiye 3.999,53 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 39.500,00 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.